Etiketler

Ermeni soykırımına Alman katkısı*

Gerçekten de Alman subayları en azından belli bölgelerde Ermeni soykırımına bizzat katıldılar. Osmanlı Ordusu’nun  von Bronsart von Schellendorf tarafından yönetilen başkomutanlığı, 27 Mayıs 1915’te kararlaştırılan ve tüm Ermenilerin Suriye çöllerine sürülmesini esas alan tehcir yasasının taslağını hazırladı. Bazı tarihçiler von Bronsart von Schellendorf’un tehcirlerin ardındaki yönetici kişi, ‘kafa’, olduğunu iddia ediyorlar. Alman askerleri sadece Ermeni ayaklanmalarını silah gücüyle bastırmakta görev almadılar… Federal Almanya, şimdiye kadar Osmanlı İparatorluğu’nda Ermenice konuşan azınlığa soykırım yapıldığını kabul etmeyi reddetmişti. Nisan 2015’te bile Federal Hükümet sözcüsü, Cumhurbaşkanı Gauck’un; ‘biz Almanlar olarak Ermeni soykırımında taşıdığımız sorumluluğu, hatta suçu kabul etmek ve yüzleşmek zorundayız’ sözünü görelileştirerek; ‘ Cumhurbaşkanı’nın sözleri kendini bağlar.’ demişti. Bunun nedeni soykırımın zaman aşımına uğramayacak bir suç olduğu idi.  Önemli olan Almanya’nın Ermeni soykırımındaki sorumluluğu ve hatta suçunu kabul etmesi halinde kurbanların tazminat talepleriyle karşı karşıya kalıp kalmayacağı sorusuydu. Alman hükümeti hangi olay olursa olsun tazminat ödemekten sürekli olarak kaçındı ama Berlin, hiçbir maliyeti olmayan bağlayıcı özellik taşımayan kararları almaya her zaman hazırdı!


***
Alman parlamentosunda alınan Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni Soykırımı kararı, gözleri yeniden soykırımdaki Almanya’nın rolüne çevirdi.

Alman parlamentosunda alınan Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni Soykırımı kararı o dönem osmanlı ordusunda görev yapan yüksek rütbeli Alman subaylarını da kapsıyor. Tarihçilerin kanıtladığı gibi o dönem Berlin’in askeri misyonuyla Osmanlı İmparatorluğu’nda konuşlandırdığı Alman askerleri, sadece soykırımdan haberdar değillerdi kısmen de olsa aktif olarak soykırıma katıldılar. Osmanlı ordusunun genelkurmay başkanı olan bir Alman general 27 mayıs 1915’te Ermenice konuşan azınlığın tehciri ile ilgili yasa tasarısını hazırladı. Bir Alman subayı da bir tehcir kararını bizzat imzaladı. Alman makamları, Ermenice konuşan azınlığın ortak düşman Rusya yararına çalışması nedeniyle mücadele edilmesi gereken bir grup olduğundan yola çıkarak  soykırımın meşruiyetini kabul ettiler. Soykırım zaman aşımına uğramayacağı için Berlin, bu konudaki tazminat taleplerini prensip olarak rededemeyecektir. Belki de şimdiye kadar Ermeni soykırımının  kabul edilmesinin ertelenmesinin nedeni budur. 
Geçen Perşembe Alman Federal Meclisi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermenice konuşan azınlığa soykırım yaptığıyla ilgili ‘1915-1916 döneminde Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara dönük soykırımı hatırlama ve anma’ adlı bir karar tasarısını oyladı ve kabul etti. Böylece Alman parlamentosu ilk kez yaklaşık 1,4 milyon Ermeni’ye yapılanın soykırım olduğunu kabullenmiş oldu. Bu, o dönemde Alman subaylarının da soykırıma katılmış olması açısından büyük önem taşıyor.

OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDAKİ BÜYÜK ETKİ
1915 Nisan ayında Ermenice konuşan halka yönelik soykırım başladığında Alman İmparatorluğu, İstanbul’da çok etkili makamlara sahipti. Bu, on yıllarca süren çaba sonucu gerçekleştirilmişti. Almanya, Berlin’den Ortadoğu ve Hindistan’a giden karayolunu kontrolü altına alarak İngiltere ile rekabet şansına sahip olmak istiyordu.  Bu hat, şimdiki Türkiye üzerinden geçmekteydi. Daha 1882 yılında Alman hükümeti, kötü durumda olan Osmanlı ordusunun modernleştirilmesi için İstanbul’a asker göndermeye başladı. Böylece Berlin,  Osmanlı İmparatorluğu’nda güçlü bir pozisyon kazanmış oldu, Osmanlı ordusunun 1896/97’de Yunanistan’a karşı zafer kazanmasında büyük rol oynayarak başarılı olmasını sağladı. 1888 yılında Almanların yönettiği bir konsorsiyum İstanbul’dan Ankara ve Konya’ya uzanacak demiryolunun yapımını elde etti. 1899 yılında bunu Konya’dan Bağdat’a hatta İran Körfezi’ne uzanacak Bağdat demiryolu hattı izledi. 1913 yılında İstanbul’a gönderilen ikinci askeri misyon Alman-Osmanlı ilişkilerinin daha da sağlamlaşmasını sağladı.
Dünya savaşı başladığında ve Osmanlı İmparatorluğu hemen Almanlarla ittifak kurduğunda, Alman askerleri sadece Osmanlı ordusunda büyük etki sahibi olmakla kalmadı, yönetici pozisyonları da üstlendi. General Friedrich Bronsart von Schellendorf Osmanlı ordusu başkomutanı olarak görev yaptı. Otto von Feldmann Osmanlı ordusu başkomutanlığının operasyon bölümünü yönetti, albay Eberhard Graf Wolffskeel von Reichenberg, IV. Ordu başkomutan yardımcılığı yaptı. Düzenli savaş operasyonları bile Alman askerleri tarafından yönetildi. Alman askeri misyonunun resmi şefi General Otto Liman von Sanders 1915 başında Çanakkale Boğazı’nın kontrolünü Alman-Osmanlılara geçirerek Rusların Akdeniz’e geçmesini engelleyen Gelibolu çatılmasında savaşan ordunun komutanı idi.

DÜŞMANLARIMIZ TANTANA ÇIKARABİLİR
Rusya’ya karşı sürdürülen ortak savaş, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenice konuşan halkın Alman askerlerinin ve diplomatlarının da hedefi olmasına yol açtı. Ermenilerin ortak düşman Ruslara sempati duydukları tahmin edilmekteydi. Otto von Feldmann; ‘Ermenilerin savaş öncesi kendilerini Türk tebası olarak görmediği, Rusya’ya yakın durduğu net olarak kanıtlanmıştır.’ demekteydi.  Osmanlı makamları 24 Nisan 1915’te Ermenice konuşan azınlığa yönelik tutuklama kampanyası ve  tehcir başlattığında Alman makamları da aynı türden açıklamalar yaptılar. Yüzbinler yalın ayak Suriye çöllerine sürüldü, sayısız insan işkence, açlık ve susuzlukla öldürüldü. İstanbul’daki Alman konsolosu Hans Freiherr von Wangenheim 31 Mayıs 1915’te Berlin’e ‘Rusya’nın beslediği Ermenilerinin yol açtığı karmaşa Osmanlı varlığını tehdit edecek boyuta erişti’ diye yazmıştı. Bronsart von Schellendorf, Birinci Dünya Savaşı’nı dikkate alarak; ‘bu kritik durumda hükümet, Ermenileri tehlikeli ilan ederek sınır bölgelerine gönderme içerikli zor bir karar aldı.’ demekteydi.  Konsolos Von Wangenheim ise tekrar;  önlemlerin engellenemeyeceğini belirterek, ‘düşmanlarımızın büyük tantana yapacağı kararın’ kabullenilmesini talep etti.

SERT AMA YARARLI BİR KARAR
Gerçekten de Alman subayları en azından belli bölgelerde Ermeni soykırımına bizzat katıldılar. Osmanlı Ordusu’nun  von Bronsart von Schellendorf tarafından yönetilen başkomutanlığı, 27 Mayıs 1915’te kararlaştırılan ve tüm Ermenilerin Suriye çöllerine sürülmesini esas alan tehcir yasasının taslağını hazırladı. Bazı tarihçiler von Bronsart von Schellendorf’un tehcirlerin ardındaki yönetici kişi, ‘kafa’, olduğunu iddia ediyorlar. Alman askerleri sadece Ermeni ayaklanmalarını silah gücüyle bastırmakta görev almadılar. En azından onlardan biri,  Osmanlı genel kurmayında demiryolu ve taşımacılık bölümü yöneticisi olan üstteğmen Karl Anton Böttrich, Bağdat demiryolu hattında çalışmakta olan Ermeni işçilerin tehciriyle ilgili emri imzaladı. Anadolu Demiryolu İşletmeleri müdür yardımcısı Franz Günther, karardan sarsılarak tepkisini; ‘İnsanlık tarihine acaba Ermenilerin yok edilmesi gibi insanlıkdışı olaylar daha önce de gerçekleşti mi  diye bakmak gerekir’ sözleriyle gösterdi. Buna rağmen Alman ordusu, yönetici pozisyonlar üstlenen subaylarıyla soykırımı onayladı. Osmanlı İmparatorluğu’nda Almanya’nın deniz kuvvetleri ateşesi olan Hans Humann; 15 Haziran 1915’te ‘ Ermeniler Ruslarla birlikte yaptıkları komplolar nedeniyle az ya da çok yok edilecektir. bu, sert ama yararlı bir karardır.’ diyordu.

MASRAFSIZ OLSUN DA
Federal Almanya, şimdiye kadar Osmanlı İparatorluğu’nda Ermenice konuşan azınlığa soykırım yapıldığını kabul etmeyi reddetmişti. Nisan 2015’te bile Federal Hükümet sözcüsü, Cumhurbaşkanı Gauck’un; ‘biz Almanlar olarak Ermeni soykırımında taşıdığımız sorumluluğu, hatta suçu kabul etmek ve yüzleşmek zorundayız’ sözünü görelileştirerek; ‘ Cumhurbaşkanı’nın sözleri kendini bağlar.’ demişti. Bunun nedeni soykırımın zaman aşımına uğramayacak bir suç olduğu idi.  Önemli olan Almanya’nın Ermeni soykırımındaki sorumluluğu ve hatta suçunu kabul etmesi halinde kurbanların tazminat talepleriyle karşı karşıya kalıp kalmayacağı sorusuydu. Alman hükümeti hangi olay olursa olsun tazminat ödemekten sürekli olarak kaçındı ama Berlin, hiçbir maliyeti olmayan bağlayıcı özellik taşımayan kararları almaya her zaman hazırdı!

Çeviren: Semra Çelik

*German Foreign Policy internet sayfasından


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder