Etiketler

Türkkaya Ataöv’den Ermeni mektubu

“Luther ve Gandhi üstüne iki kitabı olan Prof. Eric Erikson klinik bilgi ve deneyimlerin kimi ulusların davranışlarına uygulanabileceği yorumunun öncüsüdür.
(1) Kişi, küme ve ulusların yalnız dosta değil, düşmana da gereksinimi var. Ermeni ulusu da bu yoldan içte bütünleşiyor, gücünü dışa karşı da gösteriyor.
(2) Ulusun başından acılar geçer. Ağırlıklı olanı “seçilmiş acı”dır. Ermenilerinki: 24 Nisan 1915.
(3) Ulus sağlam direkli koca bir çadıra benzer. Ama direk sarsılınca çadır da sallanır. Çadır yıkılırsa yurttaş kimliğini yitirir. Ermenilerin başına, kendi saldırganlıklarından ve yabancı kışkırtmalarından ötürü, kendi çadırı 1915’te yıkıldı.
(4) Ermeniler bu acıları yaşarken ve sonra, hep Türkleri suçladılar. Bu tek yanlı tavır bir tür bencilliktir.
Psikiyatri adı: “kendini hep mağdur görme bencilliği”.

***

Ermenilerin, “Soykırım” iddialarını bu sütunda çok tartıştım.
Tarihimizle Yüzleşmek kitabımda da iki ayrı bölüm halinde hem tarihte neler olduğunu hem de sorunun güncel boyutlarını uzun uzun irdeledim.
Sonuç olarak bu olayın, kökleri 18’inci yüzyıla kadar giden bir milliyetçilik sorununun Birinci Dünya Savaşı koşullarında ortaya çıkan bir görüntüsü olduğu, “karşılıklı kırım”, “mukatele” diye nitelenebileceği, bir “soykırım” olmadığı görüşündeyim.
Esas olarak bütün azınlıkların eşit haklarından yana olduğum, ayrıca Ermenilerle komşuluk ve sınıf arkadaşlığı yaparak büyüdüğüm, aralarında çok sevdiğim insanlar olduğu için de bu tartışmalar sırasında hep bir rahatsızlık ve üzüntü duydum.
Şimdi Almanya Parlamentosu’nun aldığı “Soykırım” kararı hem yanlış olduğu hem de konuyu yeniden gündeme getirdiği için beni yine çok rahatsız etti.
Konuyu yeniden bu sütunda tartışıp tartışmamak hususunda kararsızken değerli bilimci Türkkaya Ataöv’den bir mektup aldım.
Ermenilerin, aidiyet duygusunu yavaş yavaş yitiren diasporanın milliyetçilik bilincini canlı tutmak için bir araç olarak kullandıklarını düşündüğüm “Soykırım” iddialarına, bu açıdan bakan bir yaklaşımı özetliyordu.

***

“Ermeni sorununda bizden yana çıkan tarihle hukuktan başka bir de ruhbilimsel, giderek psikiyatrik bir yaklaşımı var:
Luther ve Gandhi üstüne iki kitabı olan Prof. Eric Erikson klinik bilgi ve deneyimlerin kimi ulusların davranışlarına uygulanabileceği yorumunun öncüsüdür.
(1) Kişi, küme ve ulusların yalnız dosta değil, düşmana da gereksinimi var.
Ermeni ulusu da bu yoldan içte bütünleşiyor, gücünü dışa karşı da gösteriyor.
(2) Ulusun başından acılar geçer. Ağırlıklı olanı “seçilmiş acı”dır.
Ermenilerinki: 24 Nisan 1915.
(3) Ulus sağlam direkli koca bir çadıra benzer. Ama direk sarsılınca çadır da sallanır. Çadır yıkılırsa yurttaş kimliğini yitirir.
Ermenilerin başına, kendi saldırganlıklarından ve yabancı kışkırtmalarından ötürü, kendi çadırı 1915’te yıkıldı.
(4) Ermeniler bu acıları yaşarken ve sonra, hep Türkleri suçladılar. Bu tek yanlı tavır bir tür bencilliktir.
Psikiyatri adı: “kendini hep mağdur görme bencilliği”.
Oysa, onların yaptıkları çok kötü şeyler var.
Başkalarına verdikleri zararın konuşulmasını bile yasaklıyorlar.
Ayrıca, kendi acılarını abartıyor, büyütüyor, uydurma belgelerle katlıyorlar. Sanki düşman kapkara, kendi bembeyaz.
Yeni kuşaklarını da, dünyayı da bu propagandayla eğitiyor.
Artık tarihte gerçekten ne olduğu önemsiz; gerçeğin yerini tek yanlı, eksik ve yanlışlarla dolu bir masal alıyor.
Bugünkü sorun bu.
Bunları Merkel, Obama, Hollande ve Putin de bilmez.”

***

Ataöv’ün burada özetlediği yaklaşım, Sosyal Psikolojinin, “En güçlü grup bilinci, ortak bir düşmana karşı oluşur” ilkesinin Ermeni olayına uygulanması.
Ne yazık ki tarihi, barış ve dostluk için değil, çatışma ve düşmanlık için kullanma çabaları hiçbir zaman gündemden düşmüyor...
Üzülüyorum!


1 yorum:

  1. Merak ettik. Yazar "komşuluk ve sınıf arkadaşlığı yaparak büyüdüğü ve çok sevdiği" o Ermenilere acaba bir gun olsun ( ustu kapali yada acik bicimde ) sormus mudur acaba " o tarihte bizzat sizin aile cevrenizin basina gelenleri yada bildiklerini bir de sen anlativer " diyerek ?. Biz buna hic tanik olmadik. Isin aci tarafi su ki cevabi okumus yada cahil herkes pekala bilir. Dolaysiyla bir de meseleyi kaynagindan duyup vicdanina mi yoksa soylentiye mi kulak asmak arasindaki o zor secimi yapmaya yanasmaz.

    YanıtlaSil