Etiketler

“Nefret” ve “İntikam” Mutluluk Getirmez

Alİ Baturay
Ne biçim milletiz böyle? Çamur atmak  için her dönem malzeme var, Rumcular, PKK yandaşları, devlet yıkacak aykırılar ve şimdi de FETÖ’cüler... Bu ülkeyi yalnızca aynı çevreler seviyor, aynı çevreler sahipleniyor, en milliyetçi onlar, en vatansever onlar, en dindar onlar, diğerleri dolgu malzemesi hainler... Bakalım bu hedef gösterme yarışı nereye varacak? Geçmişte söylediklerinin gerçek olmadığı ortaya çıktı ; Rumcu ilan ettikler, bu ülkeyi  satacak dedikleri insanlardan kimisi  Cumhurbaşkanı, kimisi  Başbakan, kimisi  bakan oldu bu ülkede, hiçbiri  de ülkeyi satmadı… Rumculuk kıymetini yitirince başladılar PKK’cılığa... Onda da inandırıcı olamayınca darbe girişimini fırsat bilip şimdi FETÖ’cülük devreye girdi. Yapmayın be artık, sevin be insanları. Sevmeye çalışın, Türk’ü, Kıbrıslı Türkü, Kıbrıslı Rum’u, Yunanlıyı, Ermeni’yi, Yahudi’yi, Uzakdoğuluyu, Afrikalıyı... Sevin Müslüman’ı da Hıristiyan’ı da Sünni’yi de Şii’yi de Ortodoks’u da Katolik’i de... Sağcıyı da solcuyu da ortadakini de... Uğraşmayın be insanlarla... İnsanlara biraz da “insan” olarak bakmayı deneyin… “Nefret” ve “intikam” dünyada kime mutluluk getirdi ki?  (Bu da Kıbrıslı bir Türk’ün düşünceleri. Ermeni’ye, Hıristiyan’a ve Yahudi’ye her gün nefret kusan akademisyenler, yazarlar, politikacılar umarız biraz utanır. HYETERT)   

***
Türkiye’deki darbe girişimini fırsat bilip, ülkemizde insanların bir birini hedef göstermeye başlaması gerçekten üzücü.
Fırsat bu fırsat düşmanımı nasıl zorda bırakırım?” düşüncesiyle adam satmalar başladı.
Yok o geçmişte Fetullah Gülen’e övgü düzmüş, yok diğeri içindeymiş onları çok iyi biliyormuş, falan apartman Gülen Cemaati’ne ait yurtmuş...
Kıbrıslı Türklerle Rumların iki toplumlu etkinliklerine katılanları
Rumcu ilan edenler, Kürtlerle her konuşanı, her etkinlikte bir araya
geleni PKK’lı ilan edenler şimdilerde “FETÖ’cü avına çıktı.
Bunun  için de eski  defterler  karıştırmak gerek yor.
Eski  konuşmalar, eski  arkadaşlıklar, eski  fotoğraflar, bir bir ortaya serilmeye başlandı.
Bazı kesimler sabırsız, bir an önce cadı avının Kıbrıs’ta başlamasını
istiyorlar.
Askercilerle Erdoğancılar aynı safta olur mu? Her  ikisinin de ruhuna ters...
Şimdilerde oluyor, askerlere bağlılığıyla ün salanlar aynı zamanda AK Partili, Erdoğancı da oldu.
Darbe girişiminden sonra askere, orduya  ilgiler  azaldı.
Darbe girişiminin  ilk gecesi iki arada bir derede kalanlar vardı.
Darbe gerçekleşirse “askerci ”, gerçekleşmezse “Erdoğancı” olacaklardı.
Biraz beklediler ortalık sakinleşsin, film net ortaya çıksın.
Birkaç gün darbe karşıtlığı sürdü, artık kimden taraf olduklarını açık etme zamanı geldi ve şimdi de aslanların önüne sürecek kurban arıyorlar.
Ne biçim milletiz böyle?
Çamur atmak  için her dönem malzeme var, Rumcular, PKK yandaşları, devlet yıkacak aykırılar ve şimdi de FETÖ’cüler...
Bu ülkeyi yalnızca aynı çevreler seviyor, aynı çevreler sahipleniyor, en milliyetçi  onlar, en vatansever onlar, en dindar onlar, diğerleri  dolgu malzemesi  hainler...
Bakalım bu hedef gösterme yarışı nereye varacak?
Geçmişte söylediklerinin gerçek olmadığı ortaya çıktı; Rumcu ilan
ettikler, bu ülkeyi  satacak dedikleri insanlardan kimisi  Cumhurbaşkanı, kimisi  Başbakan, kimisi  bakan oldu bu ülkede, hiçbiri  de ülkeyi satmadı.
Ha, ülkeyi kötü yönetti bazıları ama iddia edildiği gibi Rum’a da
satmadı.
Halen eski çamaşırları karıştırıp Rumculuk edebiyatı yapmayan yok
değil ama pek dikkate alınmıyorlar.
Rumculuk kıymetini yitirince başladılar PKK’cılığa...
Onda da inandırıcı olamayınca darbe girişimini fırsat bilip şimdi
FETÖ’cülük devreye girdi.
Yapmayın be artık, sevin be insanları.
Sevmeye çalışın, Türk’ü, Kıbrıslı Türkü, Kıbrıslı Rum’u, Yunanlıyı, Ermeni’yi, Yahudi’yi, Uzakdoğuluyu, Afrikalıyı...
Sevin Müslüman’ı da Hıristiyan’ı da Sünni’yi de  Şii’yi de Ortodoks’u da Katolik’ide...
Sağcıyı da solcuyu da ortadakini de... Uğraşmayın be insanlarla...
İnsanlara biraz da “insan” olarak bakmayı deneyin.
Size ne be ama insanların görüşlerinden, düşüncelerinden, dininden,
mezhebinden, partisinden, derneğinden, dostluğundan, arkadaşlığından?
Yemeyin kendi kendinizi, yırtmayın bir tarafınızı.
Rahat olun siz, arayanlar bulacak işbirliiyi, suçluyu, kabahatliyi;
aradığını bulacak, bulacak olanlar.
Sizin göstermenize gerek yok ne PKK’lıyı ne de FETÖ’cüyü...
Sizin yönlendirmenize gerek yok, zaten herkes yeterince gergin, zaten herkes belirsizlikten bezgin, darbe hikayesi dinlemekten ve mobese kameralarının görüntülerini izlemekten yorgun.
Herkes şimdilerde Türkiye’de “demokrasinin” nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışıyor...
Kapatılan üniversiteler, okullar, sendikalar”, “30 güne çıkan
gözaltılar”, “el konulan üniversitelerin her türlü mal varlığı ve maddvarlığının bedelsiz hazineye devredilmesi”, “Tutukluların yakınları ile 15 günde bir 10 dakika telefonda görüşebilmesi”, “Tutukluların avukatlarıyla kameralar altında konuşabilmesi...
Olağanüstü halin özgürlükleri silip süpüren listesi uzayıp gidiyor...
Millet Türkiye’ye nasıl bir demokrasi geldiğini anlamaya çalışıyor...
Darbe girişimini, bitmek bilmez bir “intikam duygusu”, “nefret” ve
kısık demokrasi”  çağırmıştır.
Darbe girişimi sonrası da Türkiye’de “nefret” ve “intikam duygusu” ile rafa kaldırılan demokrasi” hakim oldu.
Bu halleri illa ki Kıbrıs’a da çağırmayın... Bırakın olacak olan Kıbrıs’ta yasal yolla, demokratik çerçevede olsun.
Nefret” ve “intikam” dünyada kime mutluluk getirdi ki?
Bizi“nefret”, “intikam” değil, “sevgi, “hoşgörü” ve “gerçek
Demokrasi”  kurtarabilir ve mutlu edebilir...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder