Etiketler

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Yunanistan Uluslararası Din Özgürlüğü Raporu

Raporda, Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu’na göre Trakya’da yaklaşık 100-120 bin nüfuslu, Yunan devletince resmi olarak tanınan “Müslüman azınlığın” yaşadığı, azınlığın statüsünün 1923 Lozan Barış Antlaşması ile tanımlandığı not ediliyor. Lozan Barış Antlaşması’nın Trakya’daki Müslüman azınlığa cami ve vakıflarını kurma ve yönetme ile iki dilli eğitim hakkı verdiği belirtilirken Yunan hükümetince atanan tayinli müftülerin aile hukuku alanında yargıçlık yetkisini kullanmalarını mümkün kıldığı ileri sürülüyor. Yunan hükümetinin Trakya’da üç müftüyü on yıl süreli olarak atadığı ve bu sürenin uzatılabileceği kaydedilen raporda, tayinli müftülerin azınlığa ait camilerde görev yapmak üzere imamlar görevlendirdiği ifade ediliyor… Yunan hükümetinin Trakya dışında yaşayan Müslümanların Lozan Barış Antlaşması ile resmen tanınan Müslüman azınlığın parçası olmaması nedeniyle bu antlaşma ile sağlanan haklardan yararlanamayacakları görüşünü muhafaza ettiğinin belirtildiği raporda, Rodos, İstanköy ve Onikiadalar’da yaşayan Türklerin din ve ibadet özgürlüğü alanında yaşadığı sorunlara yer verilmiyor.


***
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde 2015 Yunanistan Uluslararası Din Özgürlüğü raporunu açıkladı. Yunan anayasasının Yunan Ortodoks dinini ülkede “hakim” din olarak kabul ettiği belirtilen raporun giriş bölümünde, Batı Trakya Türk Azınlığı için “Trakya Müslüman azınlığı” ifadesi kullanılıyor.

Devam eden müftü sorunu

Raporda, Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu’na göre Trakya’da yaklaşık 100-120 bin nüfuslu, Yunan devletince resmi olarak tanınan “Müslüman azınlığın” yaşadığı, azınlığın statüsünün 1923 Lozan Barış Antlaşması ile tanımlandığı not ediliyor. Lozan Barış Antlaşması’nın Trakya’daki Müslüman azınlığa cami ve vakıflarını kurma ve yönetme ile iki dilli eğitim hakkı verdiği belirtilirken Yunan hükümetince atanan tayinli müftülerin aile hukuku alanında yargıçlık yetkisini kullanmalarını mümkün kıldığı ileri sürülüyor. Yunan hükümetinin Trakya’da üç müftüyü on yıl süreli olarak atadığı ve bu sürenin uzatılabileceği kaydedilen raporda, tayinli müftülerin azınlığa ait camilerde görev yapmak üzere imamlar görevlendirdiği ifade ediliyor. Raporda, Trakya Müslüman azınlığı mensuplarının müftü ve imamların doğrudan azınlık tarafından seçilmesi için ısrarlı bir şekilde talepte bulunmaya devam ettiği, buna karşılık Yunan hükümetinin, ülkedeki tüm yargıçların atandığı, müftülerin de yargıçlık yetkilerine sahip olmaları dolayısıyla atama yoluyla görevlendirildiğine yönelik açıklamada bulunduğu ifade ediliyor.

240 İmam Yasası ve devlet okullarında Yunanca dilinde İslam din dersi

Raporda, 2013 yılında kabul edilen yasanın (4115/2013 sayı ve tarihli, Batı Trakya Türk Azınlığı mensupları arasında “240 İmam Yasası” olarak bilinen yasa) Trakya’daki yalnız Yunanca dilinde eğitim verilen devlet okullarına giden Müslüman azınlığa mensup çocuklara İslam dinini öğretmek üzere din öğreticilerinin devlet memuru olarak görevlendirilmesini öngördüğü ifade ediliyor.

Yunan hükümetinin Trakya dışında yaşayan Müslümanların Lozan Barış Antlaşması ile resmen tanınan Müslüman azınlığın parçası olmaması nedeniyle bu antlaşma ile sağlanan haklardan yararlanamayacakları görüşünü muhafaza ettiğinin belirtildiği raporda, Rodos, İstanköy ve Onikiadalar’da yaşayan Türklerin din ve ibadet özgürlüğü alanında yaşadığı sorunlara yer verilmiyor.

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habip Oğlu, “ABD 2015 Yunanistan Uluslararası Din Özgürlüğü Raporu, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın din ve ibadet alanında yaşadığı ciddi sorunlara hiçbir şekilde atıfta bulunmazken geçmiş yıllardaki raporların içeriğine benzer şekilde bir kez daha Yunan hükümetinin resmi savlarını yansıtıyor. Raporun hazırlık aşamasında Batı Trakya’yı ziyaret eden ABD’li yetkililer, azınlığımızın dini liderleri olan seçilmiş müftülerimizle görüşmekten kaçınıyor, hükümetin atadığı tayinli müftüleri muhatap alıyorlar. Bu yanlı tutuma rağmen ABTTF olarak azınlığımızın sorunlarını ısrarla dile getirmekten vazgeçmeyecek, hazırlayacağımız paralel raporla ABD raporunda noksan ve taraflı aktarılan konulara dair azınlığımızın görüşünü ve haklı taleplerini aktaracağız” dedi.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder