Etiketler

Jordi Savall ve Vakfı’ndan sözde “Ermeni Soykırımı”na destek!

Yalçın Çetinkaya*
Jordi Savall, dünya çapında, çok önemli bir Katalan müzisyen ve müzikbilimcidir. Özellikle Avrupa ortaçağından itibaren müzik tarihi açısından antik sayılabilecek müzikleri araştırması ve o dönemlere ait otantik sazlarla icrâ etmesi sayesinde müzik tarihi yeni ve zengin bir muhteviyata sahib oldu… Öte yandan, 21 Nisan 2015 tarihinde Jordi Savall Vakfı'nın yöneticisi Manuel Forcano, Barcelona´da “sözde Ermeni soykırımı” anısına gerçekleştirilen bir etkinlikte, sözde soykırım anısına; “Özellikle Müzik ve Edebiyat Açısından Soykırımın Kültürel Sonuçları” başlıklı bir sunum yaptı. Yani bütün bunlar, Jordi Savall ve Vakfı'nın sözde Ermeni soykırımını tanıdığını ve desteklediğini açıkça göstermektedir… Bu arada Jordi Savall'ın henüz geçtiğimiz hafta Katalunya'nın Prades köyündeki bir manastırda bir konser verdiğini ve geleneksel hale getirdiği bu konserinin bu yılki temasının, “Türklerin Ermenilere Yaptığı Katliam” olduğunu, Jordi Savall'ın ertesi gün televizyonda aynı konu ile ilgili röportaj verdiğini taze bir bilgi olarak duyurayım. Bakalım Jordi Savall'ın bu yaptıkları karşısında biz ne yapacağız, merak ediyorum. Kültür sanat önemli ama bu tür yalan ve iftiraların kültür ve sanat aracılığıyla propagandasının yapılmaması, kültür sanatın bu tür yalanlara alet edilmemesi ve sanatını bu yalan ve iftiralara alet edenlerin, bu iftiraya ortak olarak “Türklerin Ermenilere Yaptığı Katliam” temalı konserler verenlerin, Türkiye'ye gelip istediği gibi konser verememesi gerekir. Bilmem yanılıyor muyum ve bilmem çok mu abarttım ! (Bu görüş hem sanatçı, hem de öğretim üyesi olan bir kişiye ait. Gerisini siz düşünün. HYETERT)



***
Jordi Savall, dünya çapında, çok önemli bir Katalan müzisyen ve müzikbilimcidir. Özellikle Avrupa ortaçağından itibaren müzik tarihi açısından antik sayılabilecek müzikleri araştırması ve o dönemlere ait otantik sazlarla icrâ etmesi sayesinde müzik tarihi yeni ve zengin bir muhteviyata sahib oldu. Dünyanın her yanında müzik dinleyicileri, müzik bilimcileri, müzik tarihçileri Jordi Savall'ın bu çalışmaları neticesinde dönem müziklerini dinleyebilme imkânı da bulabildi. Jordi Savall, sadece batı müziği değil aynı zamanda Osmanlı ve antik doğu müzikleri hakkında da aynı çalışmaları yaptı. “Hesperion” adlı topluluğuyla birlikte gerçekten önemli ve müzikbilimsel açıdan değerli çalışmalara imza attı, çok sayıda albüm yayınladı. Hatta bu albümlerden iki tanesini de bana gönderdi. Osmanlı müziklerini seslendirirken de, ülkemizin yurtdışına açılabilmiş değerli sâzende ve hânendelerini de topluluğuna davet ederek ortaya güzel işler çıkardı. Jordi Savall'ın bütün bu yaptıklarını takdir etmemek haksızlık olur. Jordi Savall, kendi adına bir vakıf kurmuş ve bu çalışmalarını da bu sayede gelecek nesillere aktarmaya çalışıyor.
Barcelona'da doktora yapan bir arkadaşımızın daha geçen yıl, olay gerçekleşir gerçekleşmez aktardığı bir bilgiye göre, Jordi Savall, 14-15-16 Ağustos 2015 tarihinde Katalunya'nın Poblet kasabasında bulunan Poblet Manastırı'nda, üçüncüsü gerçekleştirilen “antik müzik” festivali kapsamında konserler verdi. İlk günkü konser, Katalan teolog, dilbilimci ve felsefeci Ramon Lull'un yediyüzüncü ölüm yıldönümü anısına yapılan bir konserdi ve bu konsere bizden Ud sanatçısı Yurdal Tokcan ve Kanûn sanatçısı Hakan Güngör de icrâlarıyla katkıda bulundular. Bizim Türk sanatçıları için Jordi Savall gibi önemli bir müzisyen ve müzikbilimcinin topluluğu içinde olmak ve onunla birlikte çalmak gerçekten önemli. Ancak Jordi Savall ve vakfı, ertesi gün “sözde Ermeni soykırımının 100. yılı anısına “Ermeni Ruhu” başlıklı bir konser daha verdi ve Jordi Savall bu konseri sadece Ermeni sanatçılardan meydana gelen bir grupla birlikte gerçekleştirdi. Tabii Yurdal ve Hakan, bu konserde çalmadılar. Ama doğrusu Türk sâzendelerin, Ramon Lull gibi bir Katalan felsefeci adına verilen konsere eğer Osmanlı mûsikîsine ait birşeyler çalmayacaklarsa neden davet edildiklerini merak ediyorum. Öte yandan Yurdal da Hakan da gerçekten çok iyi icrâcılardır, buna bir diyeceğim yok, kaldı ki Yurdal ve Hakan başta olmak üzere daha pekçok Türk sâzende ve hânendenin Jordi Savall tarafından birlikte icrâ etmek üzere davet edildiğini bilirim. Herhalde Jordi Savall'ın niyeti, sözde Ermeni soykırımını bir konserle hatırlattığını bu sazendelerimize de göstermek idi, bilemiyorum. Neyse, son günkü konser de Bach temalı bir konserdi.
Öte yandan, 21 Nisan 2015 tarihinde Jordi Savall Vakfı'nın yöneticisi Manuel Forcano, Barcelona´da “sözde Ermeni soykırımı” anısına gerçekleştirilen bir etkinlikte, sözde soykırım anısına; “Özellikle Müzik ve Edebiyat Açısından Soykırımın Kültürel Sonuçları” başlıklı bir sunum yaptı. Yani bütün bunlar, Jordi Savall ve Vakfı'nın sözde Ermeni soykırımını tanıdığını ve desteklediğini açıkça göstermektedir.
Jordi Savall değerli ve önemli bir sanatçı, müzikbilimci. Türkiye'ye de defalarca geldi, burada konserler verdi ve aldığım bir duyuma göre İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda 22 Ekim 2016 günü bir konser verecek. Sözde Ermeni soykırımını destekleyen biri olarak Jordi Savall gibi bir sanatçının, Türkiye'den yapılan konser davetlerini reddetmesi beklenirdi. Ben de bundan birkaç yıl, yani geçtiğimiz yılki olaydan önce Jordi Savall ve Hesperion'u Yenikapı Mevlevîhânesi'nde bir konser vermek üzere davet etmek istemiştim. Ancak yanlış hatırlamıyorsam sadece kaşe olarak 35-40 bir Euro gibi bir para istedi ve bunu karşılayamayacağımız için vazgeçmek zorunda kaldık. Eğer sözde Ermeni soykırımını destekliyor, bu desteğinizi gösterir mahiyette “Ermeni Ruhu” başlıklı konserler ve konferanslar veriyorsanız, bu desteğiniz ve düşünceleriniz, kazanacağınız birkaç bin eurodan daha değerli olmalı ve Türkiye'ye gelmemelisiniz. Eğer gelmeyi göze alıyor ve geliyorsanız, sahnede konsere başlamadan önce ve düzenleyeceğiniz bir basın toplantısıyla Türk halkına durumu izah etmeli ve özür dilemelisiniz.
Jordi Savall gibi uluslararası şöhrete sahib bir kişinin ve kendi ismini taşıyan vakfının, sözde Ermeni soykırımına destek veren konser ve konferanslar vermeden önce: “Tamam, biz bu (sözde) Ermeni soykırımını destekliyor olabiliriz, (ki bu kararlarını sadece Ermenilerin tekyanlı, subjektif propagandalarıyla ve onları destekleyen Fransa ve ABD gibi ülkelerin baskılarıyla değil, objektif kaynaklara ve tarihçilere müracaat ederek ve doğru bilgilenerek vermeleri gerekirdi), ama bizim pekçok Türk dostumuz var, Türkiye'ye konserler vermek üzere davet ediliyoruz, (sözde) Ermeni soykırımına verdiğimiz bu destekle Türk dostlarımızı rencide ederiz” diye düşünmesi gerekirdi. Çünkü Jordi Savall gibi uluslararası düzeyde bir müzisyenin, müzik diliyle bunu yapması, düşündürücüdür. Uluslararası düzeyde bir kültür sanat adamının, bu şekilde politize olması ve sanatını bu tür propagandalara alet etmesi de üzücüdür.
Ayrıca Jordi Savall tarafından davet edilen Türk sanatçılarının da, şanları yürüsün diye bu daveti kabul etmeleri yakışıksız bir durumdur. Sanatçı, ülkesinin değerlerini temsil eden kişidir ve bu değerlere aykırı davrananlara, kişisel şan ve şöhretlerini bir yana bırakarak tepki vermeleri ve konserlere katılmamaları gerekir. Temsil ettikleri ülke ve o ülkenin değerleri, bu sanatçıların şanlarından, şöhretlerinden, “Jordi Savall ile çaldım” havalanmalarından daha önemli ve değerlidir.
Ayrıca Madrid Büyükelçiliğimizin ve varsa Barcelona Başkonsolosluğumuzun ve diğer bütün ülkelerdeki büyükelçilik ve konsolosluklarımızın da bu tür sanatçılara karşı mesafe koymasını ve kendilerinden özür taleb etmelerini bekleriz. İBB Kültür Daire Başkanlığı ve Cemal Reşit Rey Konser Salonu yönetimi de, bu özrü yerine getirmediği takdirde 22 Ekim 2016 tarihli Jordi Savall konserini iptal etmelidir. Biz de böylece en az Jordi Savall kadar millî değerlerimiz olduğunu ve bu değerlere bağlı olduğumuzu göstermiş oluruz.
Antik müzik alanında dünyanın en tanınmış, en prestijli sanatçısı olan Jordi Savall'ın, bizim için çok hassas olan sözde soykırımı konser ve konferans gibi etkinliklerle açıkça desteklemeleri kabul edilemez ve ülkemize hakarettir. Jordi Savall ve vakfının yöneticileri Türkiye'den ve Türk halkından özür dilemeli ya da birkaç bin Euro uğruna hiç değilse kendileriyle çelişmemelidirler. Türk halkı onurludur… özrü kabul eder ve bu ifadeleri affedip hemen unutur. Eğer kendileri de onurluysa, Ermenistan'ın bu sözde soykırım yalanına inandıkları ve destekledikleri için özür dilemelidirler. Yoksa Türkiye'ye gelip konser vermeleri durumunda kendileriyle çelişeceklerdir. Bu arada Jordi Savall'ın henüz geçtiğimiz hafta Katalunya'nın Prades köyündeki bir manastırda bir konser verdiğini ve geleneksel hale getirdiği bu konserinin bu yılki temasının, “Türklerin Ermenilere Yaptığı Katliam” olduğunu, Jordi Savall'ın ertesi gün televizyonda aynı konu ile ilgili röportaj verdiğini taze bir bilgi olarak duyurayım.
Bakalım Jordi Savall'ın bu yaptıkları karşısında biz ne yapacağız, merak ediyorum. Kültür sanat önemli ama bu tür yalan ve iftiraların kültür ve sanat aracılığıyla propagandasının yapılmaması, kültür sanatın bu tür yalanlara alet edilmemesi ve sanatını bu yalan ve iftiralara alet edenlerin, bu iftiraya ortak olarak “Türklerin Ermenilere Yaptığı Katliam” temalı konserler verenlerin, Türkiye'ye gelip istediği gibi konser verememesi gerekir. Bilmem yanılıyor muyum ve bilmem çok mu abarttım !


(*)Yalçın Çetinkaya
1960 yılında Tekirdağ’da doğdu. Müziğe 11 yaşında başladı ve 12 yaşından itibaren, başta çocuk şarkıları olmak üzere çeşitli formlarda besteler yaptı. İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nı bitirdi. M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde İslâm Felsefesi alanında yüksek lisans yaptı. 100. Yıl Üniversitesi Müzik Bölümü’nün kuruluşuna katkı sağladı ve bir süre araştırma görevlisi olarak çalıştı. İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Türk Mûsikîsi alanında doktora yaptı. Beş yıl boyunca Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmenliğini yürüten Doç. Dr. Yalçın Çetinkaya, Haliç Üniversitesi Konservatuarı’nda öğretim üyesi ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda öğretim görevlisi olarak dersler verdi. ‘Memleket Meseleleri’ başlıklı röportajlarıyla, Yazarlar Birliği Röportaj Ödülü’ne lâyık görüldü. Reklâmcılık ve Manipülasyon, İhvân-ı Safâ’da Müzik Düşüncesi, Memleket Meseleleri ve Müzik Yazıları adlı yayınlanmış dört kitabı bulunuyor. Müzik Felsefesi, Müzik Sosyolojisi gibi alanlarda çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunan Çetinkaya, halen İTÜ Türk Musikîsi Devlet Konservatuarı Müzikoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder