Etiketler

Nişan Çalgıcıyan ile sözlü tarih görüşmesi

Görüşülen Kişi Künye
1936, İstanbul; T.C.; Erkek; Sanatçı, Müzisyen
Özet
1936 yılında İstanbul ilinin Üsküdar ilçesine bağlı Kuzguncuk’ta doğan Nişan Çalgıcıyan, doğduğu yerde vaftiz edilir. 5 yaşında iken ailesiyle Bağlarbaşı’na taşınan Çalgıcıyan, Surp Haç Kilisesi’ndeki ayinlere katılmaya başlar. Çalgıcıyan 14 yaşındayken kilisenin baş mugannisi vefat eder ve yerine gelen baş muganni Krikor Hapyan’dan Hamparsum notası dersleri almaya başlar .



 1956’da askerliğini yapmak üzere gittiği ve 3 sene kaldığı İskenderun’da da düzenli olarak ayinlere katılır. Tezkere aldıktan sonra 1960 yılında Bağlarbaşı Surp Garapet Kilisesi’nde baş muganni yardımcısı olarak göreve başlar. Baş muganni ayrıldıktan sonra kendisinin göreve getirildiğini söyleyen Çalgıcıyan, 1967’ye kadar aynı kilisede görev yapar (02:45).

Buradan ayrıldıktan sonra göreve başladığı Gedikpaşa Kilisesi’nde birçok talebe yetiştirir. 19 sene boyunca vazifesine devam eden Çalgıcıyan, Gedikpaşa’daki talebelerinin çoğu yurtdışına gittiği için Yeşilköy Kilisesi’ne geçiş yapar. Orada da çok kalabalık bir öğrenci grubu olur ancak 3 sene sonra Gedikpaşa Kilisesi’nin daveti üzerine yeniden oraya geri döner (04:05). 27 senedir aynı kilisede görev yaptığını, yine pek çok talebesi olduğunu söyler (04:50). Daha sonra ailesinden bahseden Çalgıcıyan, annesinin Kuzguncuk Kilisesi’nde muganniye olduğunu ve ondan çok şey öğrendiğini dile getirir. Babasının tuhafiyeci olduğunu ve dede ve babaannesi ile beraber yaşadıklarını söyler.

1943 yılında kız kardeşi dünyaya geldikten sonra 40 yaşında olan babası da muganni olur (06:45) 1965’te evlenen Çalgıcıyan, 1976’da babasını kaybeder. İki çocuk sahibi olur. Ve bir süre sonra ailesiyle Kadıköy’e taşınır (08:00) İki çocuğu da evli olup bir de torun sahibidir (08:55). 5 yaşına kadar Kuzguncuk’ta yaşayan Çalgıcıyan, semtle alakalı detaylı bilgiler verir. Daha sonra Bağlarbaşı’na taşındıklarında ikamet ettikleri evi anlatır (11:48). Varlık Vergisi ile ilgili hatırladıklarından ve II. Dünya Savaşı döneminde tanıklık ettiği hadiselerden bahseder (14:20). Kuzguncuk’taki etnik farklılıklara dikkat çekerken bundan dolayı çok problem yaşanmadığını söyler. İstanbul’da şu anda 33 civarında kilisenin ibadete açık olduğunu belirtir (17:00) Ebeveynlerinin ve büyükannesi ile büyükbabasının İstanbullu olduğunu dile getirdikten sonra ailesinin tehcirden etkilenmediğini ifade eder. Bağlarbaşı’nda çok sayıda Ermeni vatandaş yaşadığı için oraya taşındıklarını söyleyen Çalgıcıyan, dönemin etnik ve toplumsal yapısına ve ilişkilere değinir (19:05). Eşinden, çocuklarından ve damadından bahsettikten sonra soyadı hikayelerini anlatır. Eğitim hayatını yarıda bırakıp tesisat işleri ile ilgilenir.

Askere gidip geldikten sonra aynı alanda bir dükkan işletmeye başlar. Ardından birkaç farklı işte daha çalışır ve bir süre sonra emekli olur (24:43). 1980’li yılların başında Ümraniye’de, kısa süreli de olsa bir dükkan işletir. Ümraniye’nin yerleşim ve ekonomik yapısı ile ilgili bilgiler verir. Bağlarbaşı’na taşındıklarında semtte elektrik olmadığı için mum kullandıklarını ve radyo ile çok sonraları tanıştıklarını ifade eder (03:09). Su ihtiyaçlarını bahçelerindeki kuyudan giderirler. Çamlıca ve Kısıklı’daki doğal kaynak sularından istifade ettiklerini ancak şimdi bu çeşmelerin çok az aktığını söyler. İstanbul’daki diğer su kaynaklarından da bahsettikten sonra bu kaynaklara faytonla gidildiğini ifade eder (30:55). Küçükken babası ile gittiği gazinolardan ve izledikleri sanatçılardan bahseden Çalgıcıyan, büyük sanatçıları radyolardan da dinlemektedir.

Günümüzde Türk Sanat Müziği’nin rağbet görmediğini ayrıca vurgular. Kilisede okuduğu ilahilerden dolayı makamlara aşinadır. Ailesiyle gezmek için Kısıklı’ya, Beykoz’a ve Büyükdere’ye giderler (35:48). O dönem Ermeni nüfusun daha çok ticaretle ilgilendiğini ve toplumun ekonomik yapısının vasat düzeyde olduğunu; maddi olanakları iyi olan kesimin Moda, Cihangir gibi muhitlerde yaşadığını ifade eder. Kilise cemaatinin en kalabalık olduğu semtler, Feriköy, Kurtuluş ve Şişli’dir (39:34). Tekrar Varlık Vergisi’ne değindikten sonra Kuzguncuk ve Bağlarbaşı’nda Ermenilere ait birkaç yapının yıkıldığını anlatır. 1970’li yıllardan sonra Türkiye’yi terk etmeye başlayan Ermeniler, çoğunlukla Avrupa’ya göç eder (44:52).

Mahallenin alışveriş kültüründen, kunduracı ve terzi gibi mahalle esnaflarından bahseder (46:10). O yıllarda İstanbul’da hastanelere gitmenin çok mümkün olmadığını; genelde doktorların özel muayenehanelerine gidildiğini dile getirir (48:28). Askerlik döneminin çok rahat olduğunu belirttikten sonra askerdeyken yaşadığı birkaç anısını kısaca anlatır. İzin günlerinde kiliseye gittiğini de sözlerine ekler (53:37). 1945-1950 yılları arasındaki siyasi durumu özetleyen ve değerlendiren Çalgıcıyan, ailesinin siyasi görüşünden de kısaca bahseder. 6-7 Eylül Olayları ile ilgili şahit olduğu olayları hatırladığı kadarıyla aktarır. 6-7 Eylül Olayları’ndan sonra çevredeki Rumların çoğu ülkeyi terk eder (58:45).

27 Mayıs sabahı uyandığında karşılaştığı manzarayı aktarır ve bu süreçte yaşadıkları sıkıntı ve duydukları üzüntüyü ifade eder. Demokrat Parti içinde Ermeni ve Rum milletvekilleri de yer alır ve diğer cemaatlerle aralarında hoşgörü ve saygı hakimdir. Yine o dönem komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğunu ancak günümüzde gittikçe yoğunlaşan apartmanlaşmanın bu ilişkileri zedelediğini vurgular (01:04:20). Evliliklerin daha çok cemaat içinden yapıldığını söyleyen Çalgıcıyan, bu tabunun biraz da olsa yıkıldığını ifade eder. Kilise düğünlerini de kısaca anlatır. Gedikpaşa Kilisesi’nin cemaat yapısına değinerek o yıllardaki yoğunluğun artık olmadığını dile getirir. Günümüzde cemaati en kalabalık olan kiliseler Feriköy, Samatya ve Bakırköy Kiliseleri’dir (01:07:45). Dersini verdiği Hamparsum notası ve Ermeni müziğinden kısaca bahseden Çalgıcıyan, yetiştirdiği talebe sayısını belirtir. Bu alanla artık kimsenin ilgilenmediğini çünkü Ermeni müziğini öğrenmenin biraz zor olduğunu ifade eder. Cemaat mensupları, çocuklarını genelde Ermeni okullarına gönderse de çocuklar sonrasında farklı tercihlere yönelebilmektedir (01:13:30). 1967 yılında evlenen Çalgıcıyan, evlenme sürecini anlatır. İstanbul’dan başka bir şehirde yaşamak istemediğini de sözlerine ekler (01:16:42).

Diaspora Ermenileri ile İstanbul Ermenilerinin arasındaki politik problemlerden ve bunun Ermenilere yansımasından bahsettikten sonra günümüz İstanbul’unda Ermeni kimliği ile yaşamanın çok rahat olduğunu vurgular. Ayrıca Hrant Dink cinayeti ile ilgili görüşlerini kısaca ifade eder (01:21:10). Taşın Savaş’ın vesilesi ile farklı dini cemaatlere mensup müzisyenlerin performanslarını sergilediği Birlikte Yaşamak konserlerine katılır. Bu organizasyonun çok ilgi gördüğünü belirtir. Türk Müziği ile ilişkisi, Türk sanatçılarla da yakın dostluklar kurmasını sağlar (01:26:30). Ermenilerin yemek kültürü ile ilgili bilgiler verir ve yılbaşında aşure yaptıklarını söyler. Beyoğlu ve Balat Kilisesi’nde görev yapmaya devam eden Çalgıcıyan, farklı illerden gelen davetlere de icabet eder. Cemaat azaldığı için sabah, öğle ve akşam ayinleri tek ayinde birleştirilir. 1980 İhtilali ile ilgili olarak yalnızca çevresinden duydukları kadar bilgi sahibidir. O yıllarda Kadıköy’de çalışmakta olup ilçenin yerleşim yapısında zaman içinde meydana gelen değişimlere de kısaca değinir (01:31:40).
Video
Bağlantı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder