Etiketler

En Müslüman Hıristiyan ülke!

L. Doğan Tılıç
Bu coğrafya ile bir ismi birlikte anmamak; değer atfedilen bir şeyle pek çok değerin ayaklar altına alındığı bir bölgeyi birlikte anmamak için, misal Erdoğan, IŞİD’e IŞİD demeyip DEAŞ demekte ısrar ediyor. Böyle yapınca, “İslam” ile tüm dünyanın belleğine korkunç bir kötülük olarak kazınmış bir örgütü birlikte anmamış, bir araya getirmemiş oluyor! IŞİD; Irak Şam İslam Devleti’nin, kendini devlet ilan eden bir terör örgütünün Türkçe kısaltması. DEAŞ de, Al Dawla al-Islamyia fil Iraq wa’al Sham’ın, aynı örgütün Arapça adının kısaltması. İkisinde de “İslam” var yani… Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin düzenlediği “İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları” sempozyumunun açılışında, İranlı iki akademisyenin 2010 yılında yazdıkları “İslam Ülkeleri Ne Kadar Müslüman?” makalesine göndermede bulundu. O makalede, Kuran ve Hz. Muhammed’in yaşam pratiklerine referansla ekonomik, idari, insan hakları ve siyasal haklar ile uluslararası ilişkiler gibi dört ana kategoride “İslamilik” ölçüleri belirleyen yazarlar, geliştirdikleri İslamilik ölçülerine göre dünyanın 208 ülkesini değerlendirdiklerinde, “en Müslüman ülke” Yeni Zelanda çıkıyor.Kuran ve Hz. Muhammed’in yaşamına referansla oluşturulan ölçülere vurulduğunda, ilk onda “Müslüman” sayılabilecek hiç İslam ülkesi yok! Listeye ilk giren 38’inci sıradan Malezya oluyor. Türkiye de 81’inci sıradaki “komünist” Çin’in bile epey arkasında 103’üncü..

 ****
Bir coğrafya ne zamandır kanıyor. Şimdi, Suriye’de El Bab’a, Irak’ta da Musul’a dönük olarak, IŞİD’i çıkarıp atma operasyonları yapılıyor. IŞİD’in kendisine “devlet” ilan ettiği coğrafya; kanayan, insanların yurtlarını terk edip mülteci oldukları, en önemli doğal zenginlik kaynakları üzerinde oturduğu halde halklarının yoksulluktan kırıldığı coğrafya…

Bu coğrafya ile bir ismi birlikte anmamak; değer atfedilen bir şeyle pek çok değerin ayaklar altına alındığı bir bölgeyi birlikte anmamak için, misal Erdoğan, IŞİD’e IŞİD demeyip DEAŞ demekte ısrar ediyor.

Böyle yapınca, “İslam” ile tüm dünyanın belleğine korkunç bir kötülük olarak kazınmış bir örgütü birlikte anmamış, bir araya getirmemiş oluyor! IŞİD; Irak Şam İslam Devleti’nin, kendini devlet ilan eden bir terör örgütünün Türkçe kısaltması. DEAŞ de, Al Dawla al-Islamyia fil Iraq wa’al Sham’ın, aynı örgütün Arapça adının kısaltması. İkisinde de “İslam” var yani.

Aynı örgütün isminin Türkçe değil de Arapça kısaltmasını söyleyerek bir ilişkiyi yok edeceğini sanmanın kafayı kuma gömmekten başka bir anlamı yok.

Burada “ilişki”den kastım; İslam diniyle terör, şiddet ve vahşet arasında bağ kurmak değil. Özellikle tarihsel bir perspektifle bakınca, her dinle aynı ölçüde benzer ilişkiler kurabilir ya da her dini şiddetten uzak, insanı iyiye çağıran bir inanç sistemi olarak görebilirsiniz.

Irak, Suriye, Ortadoğu… Ne zamandır kanayan ve şimdi iyiden iyiye yangın yerine dönmüş olan bölgeye “İslam coğrafyası” demeniz ya da dememeniz gerçekleri değiştirmiyor. Müslümanların yaşadığı ülkelerin kahir ekseriyeti kanıyor, yanıyor, insanları kaçıyor…

Bu sonuca yol açan bir bağımsız değişken olarak din mi, yoksa din aslında bağımlı değişken de bu coğrafyaya hakim olan sosyo-ekonomik koşullar mı onun şiddetle iç içe geçen formlarını ortaya çıkarıyor? Bu, bir gazete köşesine sığmayacak kadar kapsamlı bir tartışma.



Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin düzenlediği “İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları” sempozyumunun açılışında, İranlı iki akademisyenin 2010 yılında yazdıkları “İslam Ülkeleri Ne Kadar Müslüman?” makalesine göndermede bulundu.

O makalede, Kuran ve Hz. Muhammed’in yaşam pratiklerine referansla ekonomik, idari, insan hakları ve siyasal haklar ile uluslararası ilişkiler gibi dört ana kategoride “İslamilik” ölçüleri belirleyen yazarlar, geliştirdikleri İslamilik ölçülerine göre dünyanın 208 ülkesini değerlendirdiklerinde, “en Müslüman ülke” Yeni Zelanda çıkıyor.

Kuran ve Hz. Muhammed’in yaşamına referansla oluşturulan ölçülere vurulduğunda, ilk onda “Müslüman” sayılabilecek hiç İslam ülkesi yok! Listeye ilk giren 38’inci sıradan Malezya oluyor. Türkiye de 81’inci sıradaki “komünist” Çin’in bile epey arkasında 103’üncü..

Bu makaleden hareketle, İslam’ın temel metinlerindeki ilkelere uyarsak biz de Yeni Zelanda gibi, gelişmiş Batılı ülkeler gibi olabiliriz sonucuna varmak son derece hatalı olur. Bir kere, başka yazarlar da çıkıp, İranlı yazarların “İslamilik” ölçüleri olarak sıraladıkları kriterleri, Hıristiyanlığın ya da Yahudiliğin temel metinlerine referansla o dinlerin kriterleri olarak da sayabilirler.

“İslamilik” ölçülerine vurarak, hem de bunları Kuran ve Hz. Muhammed’in yaşamından çıkardığınızı söyledikten sonra, “en Müslüman”ların ilk 38 sırasını Hıristiyan ülkelerin aldığını göstermek, kimi Müslümanların kafasını karıştırıp sorgulamalarına yol açacaksa hayırlıdır. Ancak, İslam coğrafyasında yaşanan geriliğin, kanama ve yangının nedenini İslami metinlerden çıkarılan temel değerlerden uzaklaşmak olarak açıklamaya kalktığınızda laiklikten de uzaklaşmaya başlarsınız!

Laiklik basitçe din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması değil; çok daha temelde dünyayı anlama ve anlamlandırma işinin inanç değil bilgi temelinde yapılmasıdır.

Bugün laikliğe sahip çıkmak ve onu kazanmak, bizi de içine alan etrafımızdaki felaketlerden kurtulabilmenin önkoşullarından biri oldu.


1 yorum:

  1. bahsi geçen raporun linki: http://www.ahmad-juhaidi.com/wp-content/uploads/2013/06/how-islamic-islamic-countries.pdf

    YanıtlaSil