Etiketler

İslamofobi’ye karşı Doğan Grubu’ndan ABD’de tarihi panel

Vuslat Doğan Sabancı : “Barışma istiyorsak birlikte yaşamanın yollarını bulmalıyız”. “Birlikte yaşama kurallarını oluşturuyorsak kendi hitabe özgürlüğümüze sahip çıktığımız dek başkasının da ‘duyulma’ hakkına sahip çıkmalıyız. Hepimiz birlikte bu gemideyiz. Ve bu gemiden başka gidebilecek yerimiz değil. Uzlaştırma istiyorsak birlikte yaşama yollarını bulmalıyız… Bunun için kalıplaşmış fikirlerimizi ve önyargılarımızı bir kenara bırakarak; ‘korkmadan, merakla’ ötekinin sesine kulak vermeliyiz. Birbirimizi anlamaya ve dinlemeye, ‘hakiki sohbete davet’ etmeliyiz. (İslamlardan oluşan DEAŞ, Elkaide gibi örgütlerin yaptıkları yüzünden sadece Müslüman olmayanlar değil Müslümanlar bile bunlardan korkarken İslamafobyayı önlemek kolay değil. Ancak kimse Müslümanların Müslüman olmayan halklara duyduğu kin, nefretten söz etmiyor. Kimse Türk basınında bolca görülen kin ve nefret kusan İslam Hıristiyan savaşı çığırtkanlarına ses çıkarmıyor. HYETERT)

***

Vuslat Doğan Sabancı : “Barışma istiyorsak birlikte yaşamanın yollarını bulmalıyız” “DEAŞ adlı yapılanma Batılı Hıristiyan ve Yahudiler’in toplamından fazla daha fazla Müslüman katletmiştir ve katletmeye devam etmektedir. Yani Müslümanlar, bu yapının hem ilk elden hem de dolaylı mağdurlarıdır”
Batıda İslam karşıtlığının yoğunlaştığı bir dönemde Doğan Grubu ABD’de tarihi bir panel düzenledi.

Doğan Grubu’nun, ABD’nin en etkili hafıza kuruluşlarından Atlantic Council ve dünyanın en saygıdeğer kültür kurumlarından Smithsonian ile birlikte düzenlediği “Islamophobia: Overcoming Myths and Engaging in a Better Conversation” başlıklı Panel’in açış konuşmasını Özgürlük Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Kültürlü Doğan Vakfı Idare Heyeti Başkan Vekili Vuslat Doğan Sabancı yaptı. Vuslat Doğan Sabancı, demokrasinin en önemli prensiplerinden birinin de “çoğulculuk” kavramını “gerçekten içselleştirmek” olduğuna dikkat çekerek, “Barışma istiyorsak birlikte yaşamanın yollarını bulmalıyız” çağrısı yaptı.

Yönetimini de, Atlantic Council Başkanı Frederick Kempe’nin üstlendiği panele, bu alanın saygıdeğer otoriteleri olarak bilinen, din tarihçisi Karen Armstrong, eski devlet bakanı Dr. Mehmet Okumuş, Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Araştırmalar Okulu Dekanı Vali Nasr ve ünlü insan hakları aktivisti yazan Zainab Salbi katıldı.


Konuşmasını, “Başkan Obama, Birleşmiş Milletler toplantısında yaptığı son konuşmada şöyle demişti: Nasıl bir arada yaşayabileceğimiz sorusunu cevaplandırmadan, yalnızca etrafımıza duvar inşa ederek kendi toplumlarımızı aşırılıktan koruyamayız. Dünya artık çok fazla iç içe geçmiş durumda ve bunun için çok küçük” diyerek başlayan Vuslat Doğan Sabancı, “Çok doğru bir tespit” dedi ve ekledi:

“Dünya içi içe geçmiş durumda: Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan tehdit, orayla sınırlı kalmıyor, bütün dünyayı etkiliyor. Ve o tehdidin nasıl algılandığının, nasıl tanımlandığının ve nasıl çaba edildiğinin sonuçları da küresel oluyor. Korkutma küresel olduğu için barışı da sadece küresel boyutta sağlanabilir. Artık insanların kaderleri birbiriyle hiç olmadığı değin bağlı hale geldi. Obama’nın da belirttiği gibi etrafımıza duvarlar örerek kendimizi koruyamıyorsak veya en gelişmiş silah teknolojileri bile tehdidin yayılmasını durduramıyorsa durup bir düşünmemiz lüzumlu”

“Birbirimizi iyi anlamak için iyi niyetli bir mücadele göstermeliyiz”

Konuşmasının devamında, “Avrupa Suriye krizine değin her sene ortalama 1,5 milyon sığınmacı kabul ediyordu. Oysa son 2 yıldır 160 bin Suriyeli Müslüman’ı almakta isteksizler. Niçin ? Acaba başlıca rahatsız oldukları dinsel farklılık mı?” sorusunu soran Vuslat Doğan Sabancı, “Maalesef DEAŞ ve EL Kural gibi bir avuç sapkın İslam’ı kullanarak dünyaya terör ve vahşetle saldırıyor. Hepimize nefret salıyor” dedi ve şöyle konuştu:

“DEAŞ adlı yapılanma Batılı Hıristiyan ve Yahudiler’in toplamından çok daha fazla Müslüman katletmiştir ve katletmeye devam etmektedir. Yani Müslümanlar, bu yapının hem ilk elden ayrıca de dolambaçlı mağdurlarıdır.

“Çoğulculuk kavramını aslında içselleştirerek yaşamak”

Peki çözüm nedir? Çözüm birlikte yaşamayı öğrenmek. Bunun için farklılıklarımıza hürmet göstermeli, müşterek noktalarımızı hatırlamalı ve birbirimizi ilgiyle dinlemeliyiz. Hatta birbirimizi iyi anlamak için temiz kalpli bir uğraş göstermeliyiz. Ama bu birlikte yaşama kurallarını oluşturabiliriz. Yani demokrasinin en önemli prensiplerinden biri olan ‘çoğulculuk’ kavramını fiilen içselleştirerek yaşamayı…”

“Teröre aleyhinde mücadeledeki en önemli müttefikini de küstürme riski vardır”

Telefonda konuşmak için ‘mezarlığa’ gidiyorlar.
Öncelikle, “İslam’ı vahşetlerine kılıf yapmaya çalışanlar” ile “İslam dinine mensup olanları çok itinalı ve fazla hassas” bir şekilde birbirinden parçalamak gerektiğinin altını çizen Vuslat Doğan Sabancı, “Bir avuç sapkının İslam namına sergilediği barbarlık nedeniyle, milyonlarca Müslüman’ı töhmet aşağı bıraktığınızda daha iyi bir dünya belirlemek için en önemli müttefiğiniz, ortağınız olan o milyonları da kaybetmiş olursunuz. Yani İslamofobi meselesi yalnızca Müslümanlar’a adaletsizlik yapma meselesi de değildir. bununla birlikte teröre aleyhinde mücadeledeki en önemli müttefiki de küstürme riski vardır” dedi.

“Batı dünyası Müslümanlar’ın yüzde 58’ini fanatik görüyor”

Sözlerini, “İslamafobik söylem ve hareketlere izin vermeyeceğiz” diye sürdüren Vuslat Doğan Sabancı, PEW Araştırma Merkezi’nin düzenlediği bir anketin sonuçlarına kadar, Batı dünyasının Müslümanlar’ın yüzde 58’ini fanatik gördüklerini vurguladı ve ekledi:

“İslam dünyasındakiler de Batı’yı egoist, yukardan bakan ve kendi değerlerini dayatıcı olarak görüyor. Yani İslamofobi Batı karşıtlığı hatta Batı nefreti doğuruyor, bu da yine dönüp İslamofobiyi besliyor. İslamofobi yalnızca Batı karşıtlığını azdırmakla kalmıyor dahası radikallerin, İslam adına terör yaratanların eline muhteşem bir propaganda aracı da veriyor. İŞİD Avrupalı Müslüman gençleri kazanabilmek için en çok ezilmiş, hor görülen, ötekileştirilip dışlanan Müslüman kimliği üzerine oynuyor.”

“Önyargılı, yanlış bilgilerle İslam konusunda dehşet söylemleri geliştirmemelidir”

Sözlerini, “Bugün işte tam böylece toplandık. Ve bu konuda düşünmüş, yazmış, çizmiş paha biçilmez panelistlerimizle konuyu ayrıntılı olarak tartışacağız. Ben ise projektörü önce medyanın bu alandaki rolüne tutmak istiyorum” diye sürdüren Vuslat Doğan Sabancı “Medya ilk olarak İslamofobi konusunda kutuplaşmanın aracı ve amacı haline dönüşmemeli. Önyargılı, hatalı bilgilerle İslam konusunda dehşet söylemleri geliştirmemelidir.

Aksine İslam’ın kendisini doğru bir şekilde açıklayan sesinin, dünyanın farklı alanlara yönlendirilmiş yerlerinde bir avuç sapkının patlattığı bombaların sesinden çok daha gür bir şekilde çıkmasını sağlamalıdır” çağrısında bulundu.

“Basın özgürlüğünü kullanarak kimsenin haysiyetine kast edilmemelidir”

Us ve ifade özgürlüğünün en temel insan haklarından biri olduğunun altını çizen Vuslat Doğan Sabancı, “Aydınlanmanın ve ilerlemenin olmazsa olmazıdır. Ve tabii oysa serbest basın demokrasilerin bel kemiğidir. Fakat bu hak başkalarının kişisel ve dini duygularını rencide etmenin bir gerekçesi olarak kullanılmamalıdır. ‘Haysiyet’ de temel bir insan hakkıdır. Ve basın özgürlüğünü kullanarak kimsenin haysiyetine kast edilmemelidir. Soru sorma özgürlüğü üstünde titremeliyiz. İştahla savunmalıyız” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün seslere kulak verin, oysa en güzeline uyun.”

“Birlikte yaşama kurallarını oluşturuyorsak kendi hitabe özgürlüğümüze sahip çıktığımız dek başkasının da ‘duyulma’ hakkına sahip çıkmalıyız. Hepimiz birlikte bu gemideyiz. Ve bu gemiden başka gidebilecek yerimiz değil. Uzlaştırma istiyorsak birlikte yaşama yollarını bulmalıyız… Bunun için kalıplaşmış fikirlerimizi ve önyargılarımızı bir kenara bırakarak; ‘korkmadan, merakla’ ötekinin sesine kulak vermeliyiz. Birbirimizi anlamaya ve dinlemeye, ‘hakiki sohbete davet’ etmeliyiz. Bu sözlerimin en güzel ifadelerinden biri Kuran-ı Kerim’in Zümer Suresi’nin 18. ayetinde şöyle yer bulur;
“Tüm seslere kulak verin, ama en güzeline uyun”

sizlere kapaklihaber.net farkıyla sunulmuştur.


1 yorum:

  1. Bako Haram gibi zalimleri de unutmayalım. Ne gariptir ki, kafa kesenlerin, intihar bombacılarının hepsi Müslüman dahası öldürdüklerinin de çoğu Müslüman tek fark mezhepleri.

    YanıtlaSil