Süryanilerin sorunları ve çözüm önerileri "Çok
Kültürlü Yaşamda Süryaniler Sempozyumu"nda konuşuldu. Süryani milletvekili
Erol Dora, geçmişte Süryanilere yapılan ayrımcılıkla yüzleşilmeden özgür bir
politika geliştirilemeyeceğini söyledi.
Nilay VARDAR nilay@bianet.org
İstanbul - BİA Haber Merkezi 23 Mart 2012, Cuma
İstanbul'da ikinci kez Süryani toplumuna dair yapılan
"Çok Kültürlü Yaşamda Süryaniler Sempozyumu"nda, Süryanilerin
geçmişten günümüze azınlık olarak yaşadıkları sorunlar ve bu sorunların
çözümleri konuşuldu.
Güneydoğu (Turabdin) Süryani Kültür ve Dayanışma Derneği
ve Hollanda Büyükelçiliği'nin Cezayir Toplantı Salonu'nda düzenlediği
konferansın açılış konuşmasını Mardin Milletvekili Erol Dora yaptı.
"Süryanilerin tarihiyle yüzleşilmeli"
Dora, Türkiye'nin tarih boyunca Süryanileri de kapsayan
farklı inanç ve etnik gruplara kendini ifade etme özgürlüğü vermediğini ve göç
etmelerine neden olduğunu söyleyerek özgür bir politika yaratılması için
öncelikle bu tarihle yüzleşilmesi gerektiğini söyledi.
10 yıl önce böyle bir konferans yapmanın
düşünülemeyeceğini söyleyen Dora, "Geriye bakıp moralimizi bozmadan
geleceği sevgi ve barış üzerine inşa etmemiz gerek" dedi.
Dora, Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecini çok
önemsediklerine dikkat çekerek yeni anayasada Türkiye'de hiç kimseyi memnun
etmeyen vatandaşlık tanımının herkesi kapsayan herhangi bir etnik kimliği
içermeyecek şekilde değişmesi gerektiğini söyledi.
Bunun yanında Dora, yeni anayasada anadilde eğitim ve
öğretim, inanç ve düşünce özgürlüğü önündeki engellerin kalkmasının da
vazgeçilmez olduğunu ifade etti.
"Konferans Süryanileri tanıtma çabası"
Sabro Gazetesi sahibi Tuma Çelik, Süryanilerin hayatta
kalma mücadelesi verdiklerini bu yüzden diğerlerine kendilerini
anlatamadıklarını söyledi. Çelik, bu konferansın, Süryanilerin tarihlerini
tanıtamaması nedeniyle çabalamalarının bir sonucu olduğunu söyledi.
Konuşmaların ardından Süryanilerin en çok yaşadığı
Batman, Şırnak, Mardin'i kapsayan Turabdin bölgesindeki mülkiyet sorunlarıyla
ilgili belgesel izlendi.
"Süryaniler okulu olmayan tek azınlık"
İlk oturumda konuşan Muzaffer İris, Süryanilerin 1965'e kadar
kamuda görev alamadığını alabilenlerin de hala günümüzde de polis, hakim, üst
düzey asker olamadığına dikkat çekti.
1844 nüfus sayımında Osmanlı'da 35 milyon kişinin 14
milyonunun gayrimüslim olduğunu hatırlatan İris, bugün Türkiye'de nüfusun
sadece yüzde birinin gayrimüslim olmasının her şeyi açıkladığını belirtti.
"Seni gidi zilli seni" kullanımının Osmanlı
döneminde hamama giden gayrimüslimlerin takmak zorunda oldukları zilden
geldiğini söyleyen İris, "Gayrimüslimlerin ata binmesi, gösterişli kıyafetler
giymesi, Müslümanların evlerinden daha yükseğe ev inşa etmesi, açık renkle
boyamaları, kaliteli kumaş giymesi yasaktı" dedi.
İris, Süryanilerin 1928'e kadar açık okulları olduğuna
ancak günümüzde okulu olmayan tek azınlık olduğuna dikkat çekti ve bir dilin
kaybolmaması için okul açılmasının şart olduğunu söyledi.
"Süryaniler için 'Kürt Ermeni' demişlerdi"
Gazeteci Vercian Ziflioğlu, Ermeni okuluna yeni gelen iki
Süryani çocuğu kendilerine "Ermen Kürt" diye tanıttıklarını onlarla
konuşmanın okulda dışlanmaya neden olduğunu bu yüzden de "Azınlığın
azınlığı" olmanın ne demek olduğu o çocuklarla anladığını söyledi.
Ziflioğlu, Süryanilerin birçok sorunu olmasına rağmen
sadece "Mor Gabriel" sorunu varmış gibi ve özellikle geri dönüşlerle
birlikte olumlu bir hava olduğunun zannedildiğini söyledi ve Süryanilerin kendi
sorunlarından bahsetmedeki çekingenliğine dikkat çekti.
Ziflioğlu, konuşmasını "Sonbaharda 100 yıl sonra
açılan Surp Giragos kilisesinin olmayan çanına, Süryani Kilisesi'nin çanı eşlik
eti; bu anı hiç unutamam" diye bitirdi.
"Turabdin'de yazılı hukuk değil, yerel hukuk
var"
Turabdin bölgesinde Süryanilerin tapu-kadastro
sıkıntıları nedeniyle kaybettikleri mülkleri üzerine sözlü tarih çalışması
yapan Abdurrahim Özmen, bölgede gayrimüslim azınlıklar söz konusu olduğunda
yazılı hukukun değil yerel hukukun hakim olduğunu söyledi.
"Devletle yere güçler, azınlık söz konusu olunca din
üzerinden bir ittifak halindeler. Tapu kadastro nedeniyle arazi sorunu var ama
mahkemelere yansıtılamıyor; çünkü güvenilecek bir hukuk yok. Bölgedeki halk ve
yerel amirler aracılığıyla kaybettikleri toprakları geri almak için bir sürü
para vermek zorunda kalıyorlar."
Ahmet Taşğın, Süryanilerin resmi, idari, siyasi temsili
olmadığını yeniden varlıklarını konuşmak için Osmanlı Dönemi'ne dönmek
gerektiğini söyleyerek Süryanilerin yaşadığı Avrupa ülkelerinin de o dönemde
tarihi sorumluluğu olduğunu hatırlatarak artık herkesin sorunun çözümü için
çaba sarf etmesi gerektiğini söyledi. (NV)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.