Ulusun resmi dili olmaz; herkesin ana dilinde eğitim hakkı
olur (ana dilini öğrenme hakkı değil, bu bir azınlık hakkıdır) okullarda
herhangi bir dilin edebiyatı değil; tüm dillerden eşit sayıda temsilcinin bir
araya gelerek belirlediği bir kurulun hazırladığı (yani ne Türk, ne Kürt, ne
Ermeni, ne Çerkez, ne Süryani, ne Rum vs. ama hepsinden biraz.) bir edebiyat
kitabı okutulur. Herkes kendi ana dilinde ama aynı edebiyat kitabını okur.
Tarih kitabı da öyle hazırlanır. Her dilden, dinden, kültürden tarihçilerin
ortaklaşa hazırladığı ne Türk, ne Kürt, ne Yunan, ne Ermeni vs. tarihi olmayan
bir Tarih. Tabii herkes bu aynı tarihi, tıpkı aynı fiziği kendi ana dilinde
okuduğu gibi, kendi ana dilinde okur. Dil sadece bir araçtır, içeriği
belirlemez. Bu sistemde okullar ayrı değildir. Bu fiziksel bir ayrılık olarak
anlaşılmamalıdır, içeriksel bir ayrılık yoktur. Herkes aynı eğitimi kendi ana
dilinde görür. Dilin (aynı şekilde dinin, kültürün vs.) politik bir anlamı
yoktur. Devlet Dil körüdür veya diller karşısında tarafsızdır. Böyle bir ülkede
politik azınlık olmaz; çünkü artık politik olarak tanımlanmış bir çoğunluk
yoktur.