Melih Altınok / melih.altinok@tg.com.tr
Ermeni danışman en çok solcuları ve gayrimüslimleri rahatsız etti
Bir Ermeni olan Etyen Mahçupyan’ın Başbakan baş danışmanı olmasının muhafazakârlar ve milliyetçilerden ziyade solcuları ve gayrimüslimleri rahatsız etmesi aslında bu tercihin ne denli doğru olduğunun da göstergesi. Zira Mahçupyan, ülkenin demokratikleşmesine ve sivilleşmesine katkı yapacak kesimlerin değiştiği tezinin doğrulanması anlamına gelecek bu örneği ilk görenlerdendir. Ülkede yaşanan değişim sürecinin karakteristiğini, ideolojik bariyerlerini ve cemaat ilişkilerini aşan bireylerin fikri etkinliğinde arayan Mahçupyan bu yeni dönemin cesur mimarlarındandır...
***
Dört yıl önce eski Taraf’ta Başbakanın solcu, Alevi,
gayrimüslim gibi AK Parti’nin tabanından olmayan kesimlerden danışmanlara da
ihtiyacı olduğunu yazmıştım. Böylece “dönemin başbakanı” Tayyip Erdoğan farklı
kesimlerin reflekslerinden ve hassasiyetlerinden daha fazla haberdar
olabilecekti. Tabii yazı özellikle sol kesimlerde infaal oluşturdu.
Hatta gazetelerinden ayrılışımı her hafta bir sayfa manşetiyle sindirmeye
çalışanlar, sürmanşetten resmimi basıp altına “baba beni danışman yap”
yazdılar.
Yıllardır insanlara sefaleti paylaşmayı vadetmekten
zihinsel fukaralıkları müzminleşenlerin “mayışlı” devlet işine vuslat muamelesi
çekmeleri psikanalizin konusudur. 300-500 kişilik partilerinin iktidarı için
bile fraksiyon çatışmalarına giren, işi birbirlerini öldürmeye kadar vardıran
güç fetişistlerin gözünde siyasi makamlar tabii ki ikbal kapısıdır. Bir köşe
yazarı ve televizyoncu için, siyasilere danışman olmanın, maddi ve manevi
olarak yaşam konforundan vazgeçmek anlamına gelen bir fedakârlık olduğunu
düşünemezler bile. Her şeyi göze alıp bu işlere talip olmanın prosedüründe köşe
yazısıyla başvurunun yer almadığını da zaten akıl edemezler. Çünkü siyasetin
işleyişi konusunda cahil oldukları kadar mantıksızdırlar da.
Elbette sefaletin müritlerinin bu danışmalık mevzuundaki
histerik tutumlarının politik duruşlarıyla da alakası vardır. Çünkü bir
başbakanın tabanının dışındaki aktörlere de “danışmayı” seçmesi, toplumsal
konsensüsün yaygınlaşması potansiyeli taşır. Siyasal iktidarın temsil etmediği
kesimlerin taleplerinin yönetim süreçlerinde etkili olması çoğulculuğa katkı
yapar. Dolayısıyla bu uzlaşı, kendilerini toplumdaki çelişkilerin azalmasına değil,
keskinleşmesine vakfedenleri rahatsız eder.
Muhafazakâr bir iktidarın danışma kadrosunda Alevilerin,
solcuların, gayrimüslimlerin, Kürtlerin… olması yurttan sesler korosunun
“dışlanıyoruz” ezgisine gürültü yapar.
Öyle ya kim gelecekten umutlu insanları, ölmeye,
öldürmeye, hapse girmeye ve bir ömrü çocukça devrim hayalleriyle heba etmeye
ikna edebilir ki?
Ermeni danışman en çok solcuları ve gayrimüslimleri
rahatsız etti
Bir Ermeni olan Etyen Mahçupyan’ın Başbakan baş danışmanı
olmasının muhafazakârlar ve milliyetçilerden ziyade solcuları ve
gayrimüslimleri rahatsız etmesi aslında bu tercihin ne denli doğru olduğunun da
göstergesi.
Zira Mahçupyan, ülkenin demokratikleşmesine ve
sivilleşmesine katkı yapacak kesimlerin değiştiği tezinin doğrulanması anlamına
gelecek bu örneği ilk görenlerdendir. Ülkede yaşanan değişim sürecinin
karakteristiğini, ideolojik bariyerlerini ve cemaat ilişkilerini aşan
bireylerin fikri etkinliğinde arayan Mahçupyan bu yeni dönemin cesur
mimarlarındandır. Kimilerinin kolaycılığa kapılıp “kutuplaşma” diye yaftaladığı
bu dönemi onun farklılıkları meşrulaştıran sağlıklı bir tartışma süreci olarak
tanımlaması-olumlaması da statükoyla mesafesini açıkça ortaya koyar.
İşte bu son gelişme vasıtasıyla da, siyasal iktidarın
değişime ayak uydurma ve çoğulculaşma hamlelerine karşı duruşun kimlerden
geldiğini gördük. Muhafazakârlar, Mahçupyan’ın danışmanlığına verdikleri
tepkilerle bir aydının etnik ve dinî kökenini değil fikirlerini önemsediklerini
gösterdiler. Kendilerine solcuyum diyenler ise, “satılmış Ermeni” söylemleriyle
karşı duruşlarının temeline etnik mensubiyeti yerleştirdiklerini açık ettiler.
Cemaat çevrelerinin “Mahçupyan’ın baş danışmanlığı
yüzüncü yılında bir 1915 özrünün geleceğinin işaretidir” şeklinde yorumları da
ırkçı yaklaşımlarının yanı sıra acizliklerinin göstergesi. Yoksa eski
yazarlarının “Ermeni olduğu halde” baş danışman olmasının hikmetini
muhafazakârlara arkaik milliyetçiliğin dehlizlerinde resmetmeye çalışırlar
mıydı?
Cesur bir aydına her zaman ihtiyaç vardır
Etyen üzerine dönen tartışmalar onun etnik ve dinî
aidiyetiyle alakalı olsa da demokratlar için değerli bir aydın olmasının
nedenleri bambaşka.
Her zaman takdir ettiğimiz entelektüel birikimi şöyle
dursun, benim için Etyen’in en önemli vasfı cesareti. Çünkü bir aydının
toplumsal açıdan işlevselliğinin en önemli şartı bu. Etyen doğru gördüğü
fikirleri, kariyerine ve iyi ilişkilerine zarar vereceği kaygısıyla
inceltmiyor. “Ne derler” diye eğilip bükülmediği için de tartışmaları
derinleştiriyor ve öncü oluyor. Aykırı fikirlerin dillendirilmesinin önünü
açarak, suskunluk sarmalının derinleşmesine engel oluyor.
Başbakan Ahmet Davuoğlu böyle bir aydına baş danışmalık
teklif ederek çok doğru bir adım attı. Ali Sarıkaya, Taha Özhan, Hatem Ete,
Osman Sert ve Ertan Aydın gibi entelektüel seviyesi yüksek isimlerle kurduğu
ekibini daha da güçlendirdi. Mahçupyan’ın yürütmenin politikalarına yapacağı
katkılar, yeni Türkiye’nin demokratik, çoğulcu, şeffaf ve sivil dünyaya
entegrasyonunu hızlandıracak.
26.10.2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.