İstanbul Süryani Kadim Vakfı, geçen yıl Süryanice eğitim verecek bir
anaokulu için Milli Eğitim Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Bakanlık ise
Süryanilerin azınlık statüsünde olmadıklarını ve anadil eğitimi verecekleri bir
eğitim kurumu açamayacaklarına karar verdi. Bunun üzerine vakıf, konuyu
mahkemeye taşıdı. Ankara 13. İdare Mahkemesi’nde görülen davanın ilk
duruşmasında devrim niteliğinde bir karara imza atıldı. Kararda Lozan
Antlaşması’nın azınlık haklarını düzenleyen 37 ve 44’üncü maddesinde
azınlıkların kimler olduğunun belirtilmediği bunun yerine “Müslüman olmayan
azınlıklara mensup Türk vatandaşları” ifadesinin kullanıldığı vurgulanarak
Süryanilerin de bu tanıma uyduğu için azınlık sayılabileceği ifade edildi.
Azınlık statüsündeki Süryanilerin tüm azınlık haklarından yararlanabileceğinin
belirtildiği mahkeme kararında, Süryanilerin de diğer azınlıklar gibi okul
açabileceği hükmü verildi.
Katile şartlı tahliye önlendi
ABD’deki Ermeni diasporasının yakından takip ettiği, Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan suikast dosyası 31 yıl sonra yeniden açıldı. Ankara Başsavcılığı Basın Suçları Savcısı Kürşat Kayral, Arıkan suikastini ‘İnsanlık suçu’ sayarak zamanaşımından çıkardı. Böylece Arıkan’ın katili olarak ABD’de ömür boyu hapse mahkûm olan Ermeni Soykırımı’na Karşı Adalet Komandoları (JCAG) üyesi Hampig Sasunyan’ın (50) şartlı tahliyesinin önüne geçildi.
Göçmenleşen Türkiye ve Dünya
Berkant Çağlar
Prof. Ahmet İçduygu, Türkiye’nin göç politikalarından AB ile
ilişkilerdeki Geri Kabul ve Vize Kolaylaştırma anlaşmaları gibi noktalara
uzanan bir çerçeve içinde göçün bu topraklardaki yeni anlamını anlattı...Bir
yandan, Türkiye‘nin çevresinde yaşayan Türk ve Müslüman nüfusun Türkiye’ye
gelmesinin cesaretlendirilmesi vardı. Öte yandan, Türkiye'de gayrimüslimlerin
gönderilmesi demeyim ama bazen ona da yakın politikalar vardı, onların da
gitmesi cesaretlendirildi. Varlık Vergisi, İskan Kanunu, 6-7 Eylül olayları,
Kıbrıs bahane edilerek gayrimüslimlere İstanbul'da saldırılar olması, 64'te
yine Kıbrıs olayı bahane edilerek 12 bin tane kadar Rum'un bir gecede
Yunanistan'a gönderilmesi gibi olaylar yaşandı. Bütün bunlar gayrimüslimlerin
Türkiye'de kalma cesaretini kırıyordu. Kıbrıs dönemine kadar İstanbul'da daha
çok gayrimüslim vardı. Bunun en belirgin örneklerinden birisi, Rum nüfusu Türkiye’de
artık yok denecek kadar az. Mübadele olduktan sonra bile yüz bine yaklaşan
nüfus, bugün 1500'e düşmüş durumda. Şu tahmin ediliyor; eğer bu politikalar
olmasaydı kısacası göç olgusu olmasaydı şu anda 100-150 bin olan Türkiye'deki
gayrimüslim nüfus 2 milyona yakın olacaktı. 80 ihtilali gayrimüslimleri de
etkiledi. Askerliklerini yapmadıkları için binlercesi Türk vatandaşlığından
çıkarıldı.
Ermeni Kilisesi'nde bayram yemeği
Feriköy Ermeni Kilisesi tarafından verilen yemeğe; Şişli Belediye
Başkanı Mustafa Sarıgül, Feriköy Feriköyrmeni Kilisesi Yönetim Kurulu Başkan
Vekili Vortik Papazyan, Rahip Yeğişe Uçkunyan, yönetim kurulu üyeleri ve çok
sayıda vatandaş katıldı. Yemek öncesi konuşan Şişli Belediye Başkanı Mustafa
Sarıgül, Müslüman aleminin bayramını kutlayarak herkesin güzel bir bayram
geçirmesi temennisinde bulundu. 'Çok anlamlı bir günde kilisede öğlen yemeği
yiyeceğiz' diyen Başkan Sarıgül, 'Dünya barışı ve insanlık tarihi için çok
önemli bir olay. Dünyaya getirirken hangi kökenden, hangi etnik gruptan
olacağımızı biz bilemeyiz. O Rabbimizin bize vermiş olduğu bir güzelliktir. Bu
nedenle ben Feriköy Ermeni Kilisesi'ne ve vakfımıza çok teşekkür ediyorum. Bu
ortamın bütün dünyada hakim olmasını diliyorum' dedi.
Tarihimizin en eski kurumu Rum Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu
Cem Murat Sofuoğlu
1 Ağustos 2013 tarihli Taraf gazetesinde yayımlanan
habere göre, hükümet çözüm sürecine ilişkin demokratikleşme paketinde, 42
yıldır kapalı tutulan Heybeliada Ruhban Okulu (HRO)’nun da açılmasının
bulunduğunu, Adalet Bakanı vasıtasıyla kamuoyuna bildirdi. HRO, Sultan Abdülmecit’in
iradesiyle teoloji okulu olarak 1 Ekim 1844 tarihinde açılmıştır. 1971 yılında
Anayasa Mahkemesi’nin, Özel Öğretim Kurumları Yasası’nın bazı maddelerini iptal
etmesi neticesinde HRO’nun yüksek kısmı kapatılmıştır.
Catholicos Karekin II Stands Accused
Faced with local or national crisis most Armenians go
into two modes these days: “Let’s not wash our dirty laundry in public” or
“Exposure is the first step in resolving a crisis.” In the past few months a
scandal—immense, terrifying and excoriating—has crashed into our national
public arena. It’s no less than the management style and reputation of the
Catholicos of All Armenians Karekin II. As catholicos, he is not just the
spiritual leader of the Armenian Apostolic Church, but is almost as important
to the Armenian Nation as the president of Armenia. A smear on the catholicos
is a smear on our Nation—even on those who are members of the Cilicia See, are
Catholic, Protestant… atheist.
Belge Yayınevini Yaşatalım
Değerli okurlar, Belge yayınevi çok güç durumda. Belge yayınevinin kapanması hem Türk yayıncılığı için, hem de insan ve azınlık hakları savunucuları için yeri doldurulmaz bir kayıp olacaktır.Belge yayınevinin kurucusu ve sahibi Ragıp
Zarakolu, yöneticisi ise oğlu Deniz Zarakolu. Ragıp Zarakolu, gazeteci, yazar,
yayıncı ve insan Hakları savunucusu. Yayınevi mahkemelik olmak pahasına pek çok
yaraya parmak bastı, pek çok tabuyu kırdı.
İngiliz evrimci biyolog ve yazar Richard Dawkins'in attığı bir tweet ortalığı karıştırdı.
Dawkins'in bugün paylaştığı, "Dünyadaki tüm
Müslümanların aldığı Nobel ödülü sayısı Cambridge Üniversitesi bünyesindeki
Trinity Koleji mensuplarının aldığından azdır. Gerçi onlar (Müslümanlar) da
Orta Çağ'da harika şeyler yaptılar" tweet'i büyük gürültü kopardı...
"Cambridge Trinity Koleji ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa dışında
dünyadaki tüm ülkelerden daha fazla Nobel ödülüne sahip." "Neden bir
başka gruptan değil de Müslüman Nobellilerden bahsettim? Çünkü sık sık a)
toplam sayıları b) bilimleri hakkında sık sık övünmeler duyuyoruz."
Yair Auron: Ermeni Soykırımını ilk tanıyanlar Yahudiler olmalıydı
Dr. Yair Auron’un kapsamlı arşiv araştırmaları zemininde
yazdığı «Kabul edilemez kayıtsızlık» kitabının Ermenice versiyonu geçtiğimiz
günlerde Erivan’da tanıtılmıştı. Buluşmada İsrail eski Knesset üyesi, eski
Göçmenlik İşleri bakanı Yair Tsaban da hazır bulundu. Cumhurbaşkanı Serj
Sarkisyan «Kabul edilemez kayıtsızlık» eserinin Ermenice versiyonunun
yayınlanması, gerçekleştirdiği değeri ölçülemez çalışmaları ve katkıları
vesilesiyle Yair Auron’a teşekkür etti... Yair Auron’un kanaatince, Ermeni
Soykırımını ilk tanıyanlar Yahudiler olmalıydı, dedi.
Krikoyla korunan kilise kurtarılıyor
Sinan Aydın
Erzurum'daki Öşvank Kilisesi, Kültür Bakanlığı'nın
ihalesiyle yeniden ibadete ve turizme kazandırılıyor. Dünya Anıtlar Kurulu'nun
en tehlikeli 100 anıt eser arasında gösterdiği kilisenin 1.5 metre boyundaki
bir sütunu 2008'de çalındı. Köylüler de tarihi eserin çökmemesi için sütunun
yerine dev bir kütük koydu. Ancak kütük de çürüyünce, bu kez belediye destek
için yanına bir de kriko yerleştirdi. Kilise için harekete geçen Kültür ve
Turizm Bakanlığı ihale açtı.
Feast of the Holy Council of Ephesus
On Saturday, August 10, the Armenian Church will observe
the Feast of the 200 Fathers of the Holy Council of Ephesus (431 A.D.)—the last
of three ecumenical councils accepted by the Armenian Church. During the meeting in Ephesus (a city in Asia Minor),
bishops addressed theological questions regarding Christ’s nature and declared
Mary as the Mother of God (Theotokos).
Post-Kemalist yol ayrımında Türkiye
İnsan hakları,demokrasi ve serbest piyasa kurumlarının
oturduğu hep özlediğimiz liberal demokratik bir rejim mi? Yoksa eski düzenin
sadece aktörlerinin yer değiştirdiği yine demokrasi-dışı bürokratik güçlerin
egemenliğini sürdürdüğü,hür ve adil seçimlerin sadece göstermelik yapıldığı
yeni bir vesayet rejimi mi? Ben de bundan böyle Al-Monitor okurlarına günümüz
Türkiyesi’nin gerçeklerini tüm çıplaklığıyla her hafta anlatacağım. Bugünü
anlamak için önce düne bakalım.Dünden bugüne Türkiye’nin nereye gittiğini anlamaya
çalışalım… Dindarlara, Kürtlere, Alevilere, Hıristiyanlara ve
Yahudilere “ikinci sınıf yurttaş” gözüyle bakan ve yeri geldiğinde de bu
kesimlere zulmeden o totaliter rejimin tarihe karışması Türkiye’nin büyük
çoğunluğunu memnun etti.
Yunanistan’da Suriyeli bir Ermeni
Pelin Cengiz
Midislli- Her seyahat bir keşif. Bir yere varmaktan öte,
katedilen yol ve o yol boyunca keşfettikleriniz, seyahatin sonunda biriktirdikleriniz
oluyor. İşte bu kez biriktirdiğimiz hikâye, yolu Suriye’den Yunanistan’a uzanan
bir müzisyenin hayat hikâyesi oldu. Yunanistan’ın Türkiye’ye bakan adalarından
biri olan Midilli’nin küçük köylerinden biri olan Avlonas’ta geçen hafta Suriyeli
bir Ermeni müzisyenin konserini izledik. 30 yıldır Atina’da yaşayan Haig Yazdjian’ın hayat
hikâyesi, en az müziğinin katettiği yolculuğu kadar ilginç.
Mezopotamya'da 4 no'lu soykırım
M. Serdar Korucu / serdarkorucu@hotmail.com
Az duyulan… Az bilinen…
Az konuşulan bir soykırım onlarınki. Binlerce yıldır aynı topraklarda
kalmış, yaşam savaşı vermiş olmalarına rağmen. 7 Ağustos, Dünya Süryanilerince
“Süryani Soykırımı Günü” olarak anılıyor.Süryaniler için bu topraklarda
karanlık günler Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş günlerinde başladı. Diğer Hıristiyan halklar gibi. Ama bir farkla… Onların
yaşadıkları trajedi her zaman İstanbul’dan gelen emirlerle yaşanmadı. Çoğu
zaman yanı başlarında buldular katillerini.
Kilise bakımsızlıktan dökülüyor
Kayseri'nin Germir Mahallesi’nde bulunan Ortodoks Rumlara
ait Panaya Kilisesi bakımsızlıktan dökülüyor. Bir zamanlar definecilerin harap
ettiği, daha sonra uzun süre ahır olarak kullanılan kilise, bütün bu
tahribatlara rağmen ayakta durmak için direniyor.
ԽՈՐՀՈՒՐԴ ԽՈՐԻՆ.....
Խորհուրդ՝ որովհետեւ այս օրերուն մամուլի էջերուն մէջ ինչպէս նաեւ համացանցի կայքէջերուն վրայ կը հանդիպինք խորհրդաւոր երեւոյթներու, Հայց. Եկեղեցւոյ
եւ
հոգեւորականութեան
արժանապատութիւնը
յուզող
անբաղձալի
երեւոյթներու
կապակցութեամբ:
Դժբախտաբար,
պէտք
է
խոստովանիլ,
որ
այդ
բոլորին
առիթ
եւ
տուն
տուող
շարժառիթներուն
գլխաւոր
հեղինակն
է
նոյն
ինքն
հոգեւորականութիւնը,
մեծէն
մինչեւ
փոքրը:
Նորվան արքեպիսկոպոսի հրաժարականն ընդունվեց
Հուլիսի 30-31-ին Մայր Աթոռ Սուրբ Էջմիածնում, Ն.Ս.Օ.Տ.Տ. Գարեգին Բ Ծայրագույն Պատրիարք և Ամենայն Հայոց Կաթողիկոսի բարձր նախագահությամբ, գումարվեց Գերագույն
հոգևոր
խորհրդի
հերթական
ժողովը`
ընդլայնված
կազմով:
ԳԵՐԱԳՈՅՆ ՀՈԳԵՒՈՐ ԽՈՐՀՈՒՐԴԸ ԸՆԴՈՒՆԵՑ ԻՐ ՈՐՈՇՈՒՄՆԵՐՈՒՆ ՍՏՈՐՆԱԳՈՅՆԸ
“Գարեգին Բ կաթողիկոսի նախաձեռնությամբ հուլիսի 30-ին սկսվեց
Գերագույն
հոգևոր
խորհրդի
ժողով:
Ժողովի
զոհասեղանին
էր
դրված
Ֆրանսիայի
թեմի
առաջնորդ
Նորվան
արքեպիսկոպոսի
վիրավորված
արժանապատվության
իսպառ
ոչնչացման
հար-ցը”(30.07.2013
Հրապարակ):
Ermenistan uzmanı doktor komutan
Ceyda Karaaslan
Yüksek Askeri Şura kararlarıyla sürpriz bir şekilde Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanan Org. Hulusi Akar'ın aynı zamanda "Doktor" unvanı taşıdığı ortaya çıktı. Org. Akar, Tümgeneral olduğu dönemde Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk İlke ve İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde doktora yaptı. Org. Akar'ın uzmanlık alanı Ermenistan Sorunu ve ABD'deki Ermeni lobisinin Türk Amerikan ilişkilerine etkisi. (Atama sürpriz değil, 2015 hazırlığı. HYETERT)
Devlet Müslüman Ermenilerin Peşinde
Din değiştirerek Müslüman olmuş Ermenilerin nüfus kağıtlarına kimliklerinin anlaşılmasını sağlayan bir damga vurulmuş... 1916 yılı itibarıyla din değiştiren Ermenilerin, sadece nüfus kayıtları değil, nüfus cüzdanları öyle düzenlenecektir ki, bu kişilerin Ermeni oldukları anlaşılacaktır. İşte Türkiye’de bugün devam eden uygulama budur. İttihatçı zihniyet tüm bir Cumhuriyet boyunca iktidarda kalmıştır. Bugün değişen çok şey yoktur. Konunun özeti şudur ki bu devlet, vatandaşına güvenmemek üzerine kurulmuştur.
Kodlama ve Azınlık Hakları
Murat Bebiroğlu
Değerli okurlar, Müslüman olmayan azınlıkların kodlama yoluyla izlenmesi, fişlenme olarak nitelendiğinden olacak büyük bir şaşkınlık ve öfke yaratmış görünüyor. Konu komplo teorileri üretmeye de çok uygun. Fişleme -genel olarak- derin devletin yasal olmayan yollardan vatandaşları hakkında bilgi toplaması, izlemesi ve gereğinde aleyhinde kullanması anlamına geliyor. Neredeyse bir, bir buçuk asırdan beri potansiyel iç düşman olarak görülen azınlıkların fişlenmesi de hiç garip değil. Müslüman Olmayan azınlıkların izlenmesi değil, izlenmemesi garip olurdu.
Değerli okurlar, Müslüman olmayan azınlıkların kodlama yoluyla izlenmesi, fişlenme olarak nitelendiğinden olacak büyük bir şaşkınlık ve öfke yaratmış görünüyor. Konu komplo teorileri üretmeye de çok uygun. Fişleme -genel olarak- derin devletin yasal olmayan yollardan vatandaşları hakkında bilgi toplaması, izlemesi ve gereğinde aleyhinde kullanması anlamına geliyor. Neredeyse bir, bir buçuk asırdan beri potansiyel iç düşman olarak görülen azınlıkların fişlenmesi de hiç garip değil. Müslüman Olmayan azınlıkların izlenmesi değil, izlenmemesi garip olurdu.
Kayısı, Ermenistan, sinema ve gerçek isimlerimiz
Ermeniler
için kayısı önemli bir meyve. Oldukça önemli. Neredeyse kutsal, hatta basbayağı
kutsal. Ermenistan'da bağı bahçesi olan bir evde yaşayan herkesin ilk yaptığı
şey, eğer yoksa oraya en az bir kayısı ağacı dikmek oluyor. Turistik pazarlarda
satılan el yapımı kayısı çekirdeğinden küpeler, kül tablaları, hatta köylülerin
ilk hasattan yaptıkları kayısı rakıları bir tarafa insanların diline pelesenk
olmuş, “bir kayısı yersen, dokuz hastalıktan uzak kalırsın” ya da çok mutlu
görünüyorsun anlamında “keyfin kayısı” sözleri aslında işin romantik tarafı.
Tarihsel olarak bakarsak, Akadlar M.Ö. III. yüzyılda kayısıya ‘Armanu' (yani
Ermeni), Ermenistan'a da ‘Armani' (Kayısı ülkesi) adını veriyorlardı. Yazının
Devamı: http://www.zaman.com.tr/yorum_kayisi-ermenistan-sinema-ve-gercek-isimlerimiz_2116958.html
Doğu Süryani Soykırımı
Genelde
Süryani soykırımı deyince; ülkemizde aynı halka mensup olan Asur/Süryani
ve Arami/Süryani soykırımı bilinmektedir. Sanki Nasturiler ve Keldaniler
başka bir halkmış gibi algılanır ya da hiç bilinmez. Günümüz
Asuri/Süryani halkı kadim Asur, Kalde ve Babil uygarlıklarının mirasçısıdır. Bu gün
Turabdin (Mardin ve civarı) bölgesi halen en eski Hıristiyanlığın mirasçısı
durumundadır. Nasturilere
(Doğu Süryanileri, Asurlar) yönelik ilk katliamlar 1843-1846 yıllarında
yapılmıştır.
Ermeni Satranççılar, Hatay’da gerçekleştirecek Dünya 20 Yaş Altı Satranç Şampiyonasına katılıyor
Büyük usta
(GM) Samvel Ter-Sahakyan, uluslararası usta
(IM) Vahe Bağdasaryan ve FIDE
ustası Mari Gevorgyan, Türkiye’nin Hatay kentinde gerçekleştirilecek Dünya 20
Yaş Altı Satranç Şampiyonasına katılacaklar.
Çiftlikköy Kara Kilise İçin Kolları Sıvadı
Çiftlikköy
Belediye Başkanı Metin Dağ, ilçede bulunan Bizans dönemine ait Kara Kilise'nin
restorasyonu için gereken neyse yapacaklarını söyledi.Yalova'daki en eski
Bizans Dönemi yapıları arasında yer alan Kara Kilise'nin restore edilerek ile
kazandırılması için Çiftlikköy Belediyesi kolları sıvadı. Kültür ve Turizm
Bakanlığı başta olmak üzere ulusal ve uluslararası kuruluşlarla da görüşmeler
başlatıldı. Konuyla ilgili bilgi veren Çiftlikköy Belediye Başkanı Metin Dağ,
"Kara Kilise ilçemizdeki en önemli tarihi yapılardan birisidir. Bu tarihi
yapının restorasyonu ve ilimize kazandırılması için çalışmalara başladık.
Երուսաղեմի պատրիարքը՝ Վեհափառ հայրապետին. «Մայր եկեղեցին կարիք չունի գարշապար լիզողների»
Օգոստոսի
երեքին Երուսաղեմի հայոց պատրիարք
Նուրհան արքեպիսկոպոս Մանուկյանը նամակ է
հղել Ն. Ս.
Օ.Տ. Տ.
Ամենայն հայոց կաթողիկոս Գարեգին
Բ-ին, որտեղ
տարակուսանք է հայտնել
Հայ առաքելական եկեղեցու
Ֆրանսիայի թեմի առաջնորդ Նորվան
արքեպիսկոպոս Զաքարյանի հրաժարականի վերաբերյալ
Գերագույն հոգեւոր խորհրդի հաղորդագրության
կապակցությամբ:
Arınç'tan önemli açıklamalar
Bu karar yargı kararı. 3 erkten birisi olan bağımsız kararın
aldığı bir sonuçtur. Bugün verilen kararla mahkeme dosyayı kapatmış oldu. Yine
temyiz incelemesi yapılacaktır. Bu kararların pek çoğunda sadece tek suç yok
birden fazla suçla isnat edilenler var. Ana tema Ergenekon silahlı terör örgütü
kurmak, yardım etmek, kişisel verileri vermek, uyuşturucu maddeleri temin
etmek, silahlı terör örgütüne silah temin etmek gibi suçlar var. Bu bir yargı
kararıdır. Beğensek de beğenmesek de uymak zorundayız. Temyiz hakkı da
savunmaya dönük bir haktır. Yargıtay'ın vereceği karar da kesinleşmiş bir karar
olacaktır.
Ergenekon'da kararlar açıklandı
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Orgeneraller Şener
Eruygur ve Hurşit Tolon ile Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Dursun Çiçek ve Veli
Küçük ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırıldı. Ergenekon Davası'nın bugünkü duruşmasında
karar okunmaya başladı. Mahkeme 21 kişi hakkında beraat kararı verdi. Duruşmada
arbede çıktı, avukatlar salonu terk etti.
Ermenistan Süryanileri 7 Ağustos’ta «Süryani Soykırımı Günü»nü anacak
7 Ağustos «Süryani Soykırımı Günü» sadece 1915’te değil,
1895’ten beri Osmanlı İmparatorluğunda onlara yönelik eziyetler ve acımasız
tutumu yansıtmaktadır. Açıklama 5 Ağustos’ta düzenlenen basın toplantısında
Ermenistan Süryanileri Birliği Bşk. Arsen Mikhailov’dan geldi. ″Hepimiz
etrafımızda süregiden, bu güne dek son bulmayan Süryani Soykırımına ilişkin
yüksek sesle ifade etmeli ve bu korkunç olaylardan insanlığı haberdar
etmeliyiz.″ diyen Arsen Mikhailov, kimi ülkelerde hala etnik temelde Süryani
katlinin devam ettiğini kaydetti.
Ermenistan Süryani Toplumu: Türkiye’ye Soykırıma ilişkin talep sunulması durumunda Süryaniler ellerini katlayıp oturmaz
Süryani Soykırımına ilişkin olarak Khosroev ″Biz hepimiz
Ermeniler ve Süryaniler, özellikle devleti olmayan Süryaniler aşağılık
kompleksinden muzdaribiz. İnşaallah Ermeni Soykırımının 100. Yıldönümü sadece
etkinliklerle sınırlı kalmaz″ dedi. Khosroev, tüm dünyayı silkelenme zorunda
bırakacak bir olayın gerçekleşmesi umudunu ifade etti. Sanatçı, ABD’nin Ermeni
Soykırımını tanıması durumunda, ki bu Süryanilerle de ilgili olur, zira son 5-6
yıldır Süryanilerin, Yunanlıları soykırımları, Ermeni Soykırımı çerçevesinde
gözlemlenmekte olduğu kanaatini belirterek
″Dünya Türkiye’ye talepler sunarsa, Süryaniler de buna kayıtsız
kalmazlar″ dedi.
Բ Ն. Ս. Օծութիւն Տ. Տ. Գարեգին Կաթողիկոս Ամենայն Հայոց Մայր Աթոռ, Ս. Էջմիածին՝Հայաստան,
Վեհափառ Տէր, իպուածով ձեռքս անցաւ, տակաւին երէկ տեղի ունեցած ԳերագոյնԴ Հոգեւոր Խորհուրդի Հաղորդագրութիւնը, ուր մասնակից
ժողովականները »Յետ քննարկութեան ընդունած են Նորվան Արք. Զաքարեանի հրաժարականը եւ ... խնդրանք ներկայացուցած են Վեհիդ
հաստատելու
զայն
Նորվան Սրբազանը հակադարձում է Մայր Աթոռին
Նորվան Արքեպիսկոպոս Զաքարյանը հայտարարություն է տարածել,
ուր
ասվում
է.
«Յուլիս
30-31ին
Մայր
Աթոռ
Ս.
Էջմիածնի
մէջ
Գերագոյն
Հոգեւոր
Խորհուրդի
ժողովէն
ետք
հրապարակուած
հաղորդագրութիւնը
կարդացինք։
Այնտեղ
գրուած
էր
ի
միջի
այլոց
մեր
հասցէին
ուղղուած
հետեւեալ
տողերը.-
«Գերագոյն
Հոգեւոր
Խորհուրդը
նաեւ
ափսոսանք
յայտնեց
հրաժարականում
Մայր
Աթոռ
Սուրբ
Էջմիածնի
եւ
Ամենայն
Հայոց
Կաթողիկոսի
հասցէին
ուղղուած
անհիմն
գնահատականների
առնչութեամբ»։
'Devlet Müslüman Ermenileri 1916'da nüfus kâğıtlarıyla fişledi'
Akçam, "Bu uygulamanın en azından Müslümanlaşmış Ermenilere yönelik 1916'da başladığı biliyorum. Uygulama Ermeni soykırımı sırasında başladı" dedi. "Hükümetin din değiştirmiş olmalarına rağmen Ermenilere hâlâ güvenmediğini" belirten Akçam, "Ermenilerin serbest dolaşımını engellemek için nüfus kâğıtlarına, Ermeni olduklarının anlaşılmasını sağlayacak bir kayıt düşme kararı alındığını" yazdı. Akçam'ın alıntıladığı 22 Mayıs 1917 tarihli bir telgrafa göre "din değiştiren Ermenilerin nüfus teskerelerinin arkasına ikamet ettikleri kasaba ve mahallenin isimleri yazılarak zâbıta idârelerince mühürlendi."
BDP’den ’Soy kodu’ önergesi!
Tan, Başbakan Erdoğan'a yönelttiği "İçişleri Bakanlığı, Osmanlı dönemi belgelerinden yararlanılarak, soy durumlarının Milli Eğitim Bakanlığı'na verilmekte olduğunu açıkladı. Toplanan verilerin, Milli Eğitim yetkililerinin açıkladığı gibi 1, 2, 3 olarak kodlandığı doğru mudur? Bu kodlar neden 'gizli' tutulmaktadır? Kendi soyuna ait koda sahip olmayan bir vatandaşın Rum, Ermeni veya Yahudi okullarına kayıt yaptıramayacağı doğru mudur? Söz konusu iddialar doğru ise, bu kodlar hangi amaçlarla verilmektedir? Söz konusu bu kodlara sadece Milli Eğitim Bakanlığı çalışanları mı ulaşmakta yoksa Emniyet, MİT ve Jandarma gibi kurumlar da ulaşabilmekte midir?Laiklik, demokrasi ve ayrımcı kodlama
Soli Özel/ sozel@htgazete.com.tr
Her şey dalga dalga toplumun üzerine geliyor aslında. Bunca zaman olmayan bir gerçekliğe yani devletin gerçekten laik olduğuna inandıktan sonra işin aslını öğrenmek vicdan sahibi olanlara zor geliyor. Böyle dertleri olmayanlar, ki herhalde sayıları küçümsenmeyecek kadar yüksek, bu türden tatsız sürprizlere şaşırmıyorlar. Türkiye'nin Müslüman olmayan vatandaşlarına uygulanan kodlamadan bahsediyorum.
Her şey dalga dalga toplumun üzerine geliyor aslında. Bunca zaman olmayan bir gerçekliğe yani devletin gerçekten laik olduğuna inandıktan sonra işin aslını öğrenmek vicdan sahibi olanlara zor geliyor. Böyle dertleri olmayanlar, ki herhalde sayıları küçümsenmeyecek kadar yüksek, bu türden tatsız sürprizlere şaşırmıyorlar. Türkiye'nin Müslüman olmayan vatandaşlarına uygulanan kodlamadan bahsediyorum.
Assyrian Genocide Monument Unveiled in Belgium
AINA) -- A monument to the victims of the Turkish Genocide of Assyrians in World War One was unveiled on August 4 in Belgium, on the site of the Sanctuary of Banneux, near Liege. The monument was carved from a 12 ton stone by renowned Assyrian artist Moushe Malke. The monument was a joint initiative of of the Syriac Institute of Belgium and Assyrian Genocide Research Center. The Turkish genocide of Assyrians occurred between 1915 and 1918 and claimed the lives of 750,000 Assyrians (75%), as well as 1.5 million Armenians and 500,000 Pontic Greeks.
Ermeni Cemaati'ni üzen 'ocakbaşı' tartışması
Erhan Öztürk
Malkara'daki tarihi Ermeni mezarlığının yerine ocakbaşı yapılması tartışma yarattı. Mazlum-Der'in raporuna göre alandan çıkarılan kemikler çöpe atılıyor. Tekirdağ Malkara'da "Meşatlık" adı verilen ilçeye 1.5 kilometre uzaklıktaki tarihi Ermeni mezarlığının bulunduğu arazi, 2010'da belediyenin meclis kararı ile hizmet ve tesis alanı olarak kullanıma uygun görüldü. Tekirdağ Müze Müdürlüğü de projede sakınca görmeyip herhangi bir tarihi eser bulunduğunda haber verilmesi gerektiğini belirtti.
Malkara'daki tarihi Ermeni mezarlığının yerine ocakbaşı yapılması tartışma yarattı. Mazlum-Der'in raporuna göre alandan çıkarılan kemikler çöpe atılıyor. Tekirdağ Malkara'da "Meşatlık" adı verilen ilçeye 1.5 kilometre uzaklıktaki tarihi Ermeni mezarlığının bulunduğu arazi, 2010'da belediyenin meclis kararı ile hizmet ve tesis alanı olarak kullanıma uygun görüldü. Tekirdağ Müze Müdürlüğü de projede sakınca görmeyip herhangi bir tarihi eser bulunduğunda haber verilmesi gerektiğini belirtti.
Soykırımla Silinen Batı-Ermenistan'ın Tarihsel Gerçekliği İnkar Edilemez!
Hovsep Hayreni
Belçika Ermeni Demokratlar Derneği adına katıldığımız Brüksel Konferansı'nda yüz yıl önceki tarihin dersleriyle mazlum halklar arası birlik ve dayanışmayı teşvik eden mesajlar vermiştik [1]. 1915 öncesi Batı Ermenistan-Kuzey Kürdistan bileşkesine atıfta bulunan ve Kürt aydınlarından o tarihsel gerçekliğe saygılı yaklaşım talep eden bir cümlemiz, daha sonra Radikal yazarı Ayşe Hür'ün yaptığı değinme [2] vesilesiyle, hem kendisine hem bize yönelik haksız suçlamalara yol açtı. Konferans tebliğimizi belki de hiç okumamış bazıları, o sözleri “gelecekte Kürtleri kovma yoluyla büyük bir Ermenistan kurma arzusu”na yordular. Ve tam da duyarlılık beklentimizin tersine etik ölçüleri hiçe sayarak tarihsel Batı Ermenistan gerçekliğini inkara devam ettiler. O coğrafyada Kürtlerin “hancı”, Ermenilerin “yolcu” olduğunu söyleyecek kadar alaya aldılar tarihi.
Belçika Ermeni Demokratlar Derneği adına katıldığımız Brüksel Konferansı'nda yüz yıl önceki tarihin dersleriyle mazlum halklar arası birlik ve dayanışmayı teşvik eden mesajlar vermiştik [1]. 1915 öncesi Batı Ermenistan-Kuzey Kürdistan bileşkesine atıfta bulunan ve Kürt aydınlarından o tarihsel gerçekliğe saygılı yaklaşım talep eden bir cümlemiz, daha sonra Radikal yazarı Ayşe Hür'ün yaptığı değinme [2] vesilesiyle, hem kendisine hem bize yönelik haksız suçlamalara yol açtı. Konferans tebliğimizi belki de hiç okumamış bazıları, o sözleri “gelecekte Kürtleri kovma yoluyla büyük bir Ermenistan kurma arzusu”na yordular. Ve tam da duyarlılık beklentimizin tersine etik ölçüleri hiçe sayarak tarihsel Batı Ermenistan gerçekliğini inkara devam ettiler. O coğrafyada Kürtlerin “hancı”, Ermenilerin “yolcu” olduğunu söyleyecek kadar alaya aldılar tarihi.
Ermeni katliamlarında Kürtlerin rolü üzerine bir tartışma
Alişan Akpınar
Ayşe Hür, Kürt-Ermeni ilişkileri üzerine üst üste üç yazı kaleme aldı. Bu yazılardan ilki Radikal gazetesinde 14.07.2013 tarihinde, ikincisi 21.07.2013’te, üçüncü yazı ise 28.07.2013 tarihinde yayınlandı. Bu yazıların, Kürt-Ermeni ilişkileri üzerine canlı ve yaratıcı bir tartışma ortamı yaratacağına dair bir umut beslesem de maalesef böyle bir şey olmadı. Birkaç karşıt yazı ve sanal alemdeki ölçüsüz bazı tepkiler dışında pek bir şey çıkmadı. Uzun yıllardır Türkiye’de, her hangi bir konuda yaratıcı bir tartışma ortamı oluşturmak veya izlemek imkânsız hale gelmiş durumda.
Ayşe Hür, Kürt-Ermeni ilişkileri üzerine üst üste üç yazı kaleme aldı. Bu yazılardan ilki Radikal gazetesinde 14.07.2013 tarihinde, ikincisi 21.07.2013’te, üçüncü yazı ise 28.07.2013 tarihinde yayınlandı. Bu yazıların, Kürt-Ermeni ilişkileri üzerine canlı ve yaratıcı bir tartışma ortamı yaratacağına dair bir umut beslesem de maalesef böyle bir şey olmadı. Birkaç karşıt yazı ve sanal alemdeki ölçüsüz bazı tepkiler dışında pek bir şey çıkmadı. Uzun yıllardır Türkiye’de, her hangi bir konuda yaratıcı bir tartışma ortamı oluşturmak veya izlemek imkânsız hale gelmiş durumda.
Belçika'da Asuri-Süryani Soykırım Anıtı dikildi
Ali Güler - Liege
Belçika'nın Liège bölgesine bağlı Sprimont belediyesinde, Asuri-Süryani, Soykırım Anıtı (Seyfo) dikildi. Avrupa'nın birçok ülkesinden yüzlerce kişinin katılımıyla yapılan açılışa katılan Ermeni, Kürt kurum temsilcileri ile Belçikalı siyasetçiler, dayanışma mesajı verdi. Burada yapılan konuşmalarda, Türkiye'nin 1915 yılında, Ermeni, Asuri-Süryani halklarına yönelik yaptığı katliam ile yüzleşme çağırısı yinelendi.
Belçika'nın Liège bölgesine bağlı Sprimont belediyesinde, Asuri-Süryani, Soykırım Anıtı (Seyfo) dikildi. Avrupa'nın birçok ülkesinden yüzlerce kişinin katılımıyla yapılan açılışa katılan Ermeni, Kürt kurum temsilcileri ile Belçikalı siyasetçiler, dayanışma mesajı verdi. Burada yapılan konuşmalarda, Türkiye'nin 1915 yılında, Ermeni, Asuri-Süryani halklarına yönelik yaptığı katliam ile yüzleşme çağırısı yinelendi.
Öldürmek mi? Yaşatmak mı?
Ohannes Conkar
Haydi şimdi barış zamanı. Tüm halkların kardeşliği için, barış ve kardeşlik zamanı. Kalplerimizin vicdanını görünür kılma zamanı. Bu toprakların ne dinci gençliğe ihtiyacı var. Ne de eli silahlı ülkücülere. İnsan olma zamanı, insanlık zamanı. Önemli olan, ne ölmek, ne de öldürmek. Yaşama, yaşatma ve yaşatmak zamanı. Halkların demokrat olma zamanı. Başkalaştırmadan, ötekileştirmeden, halkının yaşam standını yükseltme. Fikir ve düşünce hürriyetini, vicdanımızı insanların kalbine yerleştirme zamanı. Bu dünya hepimize yeter. Yeter ki o kardeşliği yakalayalım. Yaşayalım ve yaşatalım.
Haydi şimdi barış zamanı. Tüm halkların kardeşliği için, barış ve kardeşlik zamanı. Kalplerimizin vicdanını görünür kılma zamanı. Bu toprakların ne dinci gençliğe ihtiyacı var. Ne de eli silahlı ülkücülere. İnsan olma zamanı, insanlık zamanı. Önemli olan, ne ölmek, ne de öldürmek. Yaşama, yaşatma ve yaşatmak zamanı. Halkların demokrat olma zamanı. Başkalaştırmadan, ötekileştirmeden, halkının yaşam standını yükseltme. Fikir ve düşünce hürriyetini, vicdanımızı insanların kalbine yerleştirme zamanı. Bu dünya hepimize yeter. Yeter ki o kardeşliği yakalayalım. Yaşayalım ve yaşatalım.
Erdoğan'a soy kodu sorusu
Tanrıkulu, Başbakan Erdoğan’dan “soy kodu” uygulamasıyla
ilgili şu soruların yanıtını istedi: “Toplanan veriler, Milli Eğitim
yetkililerinin açıkladığı gibi 1, 2, 3 olarak mı kodlanmaktadır? Bu kodlar
neden gizli tutulmaktadır? Azınlık
vatandaşların ırk ve milliyet bilgileri hazır bir veri tabanında kayıtlı mıdır?
Kayıtlı değilse başvuru sonrasında mı araştırma yapılmaktadır? Nüfus kayıtlarında yer alan bu bilgilerin
sadece Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kullanıldığı bilgisi şüpheli değil
midir? Bu kayıtların kullanıldığı her türlü işlemde, emniyet, tapu, yargı,
istihbarat gibi alanlarda da bu bilgiler kullanılmakta mıdır? Bu bilgilere Emniyet Müdürlüğü, MİT, Jandarma
İstihbarat kurumları tarafından ulaşılabilmekte midir?
Trabzon’a yapılan haksızlık ve Ermeniler
Ahmet Hakan
Söz konusu Trabzonspor olduğunda alabildiğine genellemeler yapılabilmekte, bunda da hiçbir beis görülmemektedir. Fakat bakıyoruz, Trabzonspor’un başındaki isim, bu haksızlığı da gayet sakil bir şekilde ifade etmeyi tercih ediyor. “Bize üvey evlat muamelesi yapamazsınız” diyeceğine... “Ne yani? Biz Rum takımı mıyız, Ermeni takımı mıyız?” diyor. Sanki “Rum takımı” olsa, “Ermeni takımı” olsa...Haksızlığa uğramayı, üvey evlat muameleyi görmeyi hak etmiş olacak. Dışlaya dışlaya memleketimizde az sayıda bıraktığımız kalan son Rum ve Ermeni vatandaşlarımızı fena halde rencide ediyor. Bir haksızlığa isyan ederken başka bir haksızlığa imza atıyor. Kim ne derse desin! Bu tutum, Trabzon’a ve Trabzonspor’a hiç mi hiç yakışmıyor.
Söz konusu Trabzonspor olduğunda alabildiğine genellemeler yapılabilmekte, bunda da hiçbir beis görülmemektedir. Fakat bakıyoruz, Trabzonspor’un başındaki isim, bu haksızlığı da gayet sakil bir şekilde ifade etmeyi tercih ediyor. “Bize üvey evlat muamelesi yapamazsınız” diyeceğine... “Ne yani? Biz Rum takımı mıyız, Ermeni takımı mıyız?” diyor. Sanki “Rum takımı” olsa, “Ermeni takımı” olsa...Haksızlığa uğramayı, üvey evlat muameleyi görmeyi hak etmiş olacak. Dışlaya dışlaya memleketimizde az sayıda bıraktığımız kalan son Rum ve Ermeni vatandaşlarımızı fena halde rencide ediyor. Bir haksızlığa isyan ederken başka bir haksızlığa imza atıyor. Kim ne derse desin! Bu tutum, Trabzon’a ve Trabzonspor’a hiç mi hiç yakışmıyor.
Kış gelmeden Ermenistan'a bahar gelir mi?
Mehmet Fatih Öztarsu
Navasardyan gibi pek çok bürokratın ülkede inanılmaz yatırımlara sahip olduğunu belirten medya organları, bu durumun bir nebze kabul edilebilir olduğunu ancak Navasardyan ve diğer elitlerin toplu taşıma ücretlerine yapılan zam konusunda ısrarcı olmasının halk tarafından hazmedilemeyeceği vurgulandı... Başta Başbakan Tigran Sarkisyan olmak üzere pek çok bakan ve belediye başkanının istifasını isteyen halk, kendilerini ekonomik darboğazda tutan yöneticilerin görevlerini başarısızlıkla sürdürmeleri halinde farklı açılımlar yapabilir. Yazının Devamı: http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/kis-gelmeden-ermenistana-bahar-gelir-mi-03.08.2013-549627
Navasardyan gibi pek çok bürokratın ülkede inanılmaz yatırımlara sahip olduğunu belirten medya organları, bu durumun bir nebze kabul edilebilir olduğunu ancak Navasardyan ve diğer elitlerin toplu taşıma ücretlerine yapılan zam konusunda ısrarcı olmasının halk tarafından hazmedilemeyeceği vurgulandı... Başta Başbakan Tigran Sarkisyan olmak üzere pek çok bakan ve belediye başkanının istifasını isteyen halk, kendilerini ekonomik darboğazda tutan yöneticilerin görevlerini başarısızlıkla sürdürmeleri halinde farklı açılımlar yapabilir. Yazının Devamı: http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/kis-gelmeden-ermenistana-bahar-gelir-mi-03.08.2013-549627
The Sorry State of Turkish Media
Author Daron Acemoglu
And James Robinson
We are still optimistic that what started as peaceful
protests in Istanbul’s Gezi Park in Taksim Square and then turned into
widespread protests against the Justice and Development Party’s increasingly
authoritarian rule can strengthen Turkish democracy. But before this part
protest part political movement can achieve this, it has to overcome a huge
barrier: the Turkish media.
Trabzonspor Başkanı'ndan skandal açıklama: Trabzonspor Rum takımı mı? Ermeni takımı mı?
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, yaptığı
skandal açıklamalar bugün bir yenisini daha ekledi. Hacıosmanoğlu, CHP'ye
yüklendiği açıklamasında "onların takımları Fenerbahçe de Trabzonspor Rum
takımı mı? Ermeni takımı mı? İsrail takım mı? Demek ki Trabzonspor sizin
takımınız değil" dedi. (Ne yazık ki 21. Yüzyılda bu kafalar hala var. HYETERT)



















