Nalbandyan, Washington ziyareti kapsamında Ulusal Basın Kulübü'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı... Nalbandyan, Washington'un Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesinden yana olduğunun hatırlatılması üzerine, "ABD'nin, Türkiye Ermenistan ilişkilerinin ön koşulsuz olarak normalleşmesi konusundaki duruşunu paylaşıyoruz" dedi... Nalbandyan, Ermenistan'ın Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi için hiçbir zaman 1915 olaylarına ilişkin iddialarını ön koşul olarak öne sürmediğini ve Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi konusunda herhangi bir ön koşullarının bulunmadığını savundu. Bir gazetecinin "Ermenilerin Türkiye'den toprak talep etmesi" ile ilgili sorduğu soruya Nalbandyan, bu iddianın Türkiye'de ortaya atıldığını öne sürerek, "Ermenistan Cumhuriyeti hiçbir zaman Türkiye'den toprak talebinde bulunmadı" yanıtını verdi. (Bir de bunu resmi çevrelere anlatabilseler. Devlet başkanı toprak talebimiz yok diyor, bakan yok diyor yine de var diye iddia eden sözüm ona bilim adamları ve yazarlar var. HYETERT)
Vakıflar'dan Ermeni Cemaatine Çözüm Önerisi
Sibel Kurtoğlu
"Mülk ilk sahibinde olsa sorun kolayca
çözülebilecekti. Mülk, özel mülk olduğu için kanuni düzenlemeye tabi
tutulamıyor. Vatandaşın mülkünü alıp, cemaat vakfına vermek mümkün değil. Ama
Ermeni cemaatinin haklı olduğu bir taraf var. Ermeni cemaati haklı, 'Bu mülkün
bedelini ödedik. Yargıtay içtihatı ve iade ile ilgili mahkeme kararı da hukuki
değil. Haksızlığımız giderilsin' diyor. Burada durdukları yer doğru. Tuzla'daki
araziyi Ermeni cemaatine satan kişi, mülk tekrar kendisine geçince başkalarına
satmış. Bu satış gerçekleştiği için de mülkün eski malikinden hukuki yollarla
alınması imkanı da ortadan kalkıyor… Mülkün geri alınabilmesi mümkün değil.
Burada özel hukuk kuralları geçerli. İlk malikinden mülkün bedelinin tahsili
için dava açılabilir. Mahkeme de mülkün bedelini, Ermeni cemaatine satan ilk
malikinden tahsili noktasında karar verir. Ama sanırım Ermeni cemaati, bunu
istemiyor. Mülkümüzü geri verin' diyorlar. Buranın çocuk kampı olarak
yaşatılması için bedeline razı değiller. Bedeline razı olsalar, kesinlikle
mahkemeye gidildiğinde mahkeme onlara bedelinin verilmesiyle ilgili kararı
çıkarır. Bu yol hala açık. Mülkün bedelini dava açıp alabilirler."
Ermeni sorununu tarihçilere bırakmak
Prof. Dr. Hakan Özoğlu
Papa ve Avrupa Parlamentosu’nun da 'soykırım' kelimesini
telaffuz etmesinden sonra, olayın tarihçilere bırakılması tezi tekrar gündeme
geldi… Lafı hiç uzatmadan söyleyeyim: Profesyonel tarihçiler bile “soykırım mı,
değil mi?” sorusuna tartışmasız bir cevap verme ehliyetine sahip değildir. Çünkü bu cevap ne olursa olsun subjektif
olmak mecburiyetindedir. Daha önemlisi “soykırım” kelimesinin taşıdığı hukuki
anlamdır. Tarihçinin görevi yargılamak değil, delil toplamaktır. Yani
tarihçilere bırakılması gereken, arşivlerden bilgi ve belge toplamak ve
bunların güvenilirliğini profesyonelce değerlendirmek olmalıdır. “Bu kadar
politize olmuş bir konuda bir tarihçiler kurulunun ortak bir sonuca varması
bile hemen hemen imkânsızdır.”… "Soykırım" konusunda ise en yalın
biçimiyle söyleyeyim: Bu kelime hukuki bir değer taşımaktadır ve profesyonel
tarihçilerin bu konuda kesin ve bağlayıcı bir sonuca varma ehliyeti yoktur.
Ama, genelde Türk entelektüellerin görevi; Ermeni “soykırımını” kesinlikle
kabul etmeyen Türk milliyetçilerine rağmen, dedeleri katliamlardan geçmiş
Ermenilerin 1915 olaylarını “soykırım” olarak ilan etme haklarının olduğunu
halka anlatmaktır.
Cumhurbaşkanlığı Sofrası Sona Erdi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Sofrası sona erdi... Cumhurbaşkanı Erdoğan tarihçilerle birlikte Birinci Dünya Savaşı ve 1915 olaylarını masaya yatırdı... Sofradaki konuların detaylarını açıklayan Armağan,
“Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada en önemli husus olarak Ermeni soykırımı
iddialarını dile getirdi. Gerekse Putin’in açıklamalarından duyduğu üzüntüyü
dile getirdi. Gerekirse Türkiye’nin Rusya ile diplomatik ilişkilerini gözden
geçirebilecek kadar işin ucunun gidebileceğini, bu konuda geri adım
atmayacağını ve bu konuda Türkiye’nin siyasi düzlemde de olsa akademik düzlemde
de olsa tavrını netleştirmesi gerektiğini ifade etti. Bir uzlaşma, yumuşama
‘biraz onlar öldürdü biraz biz öldürdük’ şeklindeki bir yaklaşımın asla doğru
olmadığını net bir şekilde tavır konulmasının hayati bir öneme sahip olduğunu
belirtti” diye konuştu.
Başbakanlığın kitabına göre Ermeni kıyımı ‘aksaklık’mış!
Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar
Başkanlığı “Bin yıllık Komşumuz Ermeniler ve Bir Asırlık Mesele:
Demokratikleşme Sürecinde Yeni Yaklaşımlar” isimli kitap yayımladı. Kitaba göre
Ermenilerin zorla yurtlarından edilmesi sırasında yaşananlar “istenmeyen bazı
aksaklıklar”… Ölen Ermenilerin korunmadığı ve aç bırakıldığı ise Başbakanlığın
yayımladığı kitapta itiraf ediliyor: “Osmanlı Hükümetinin tehcir edilen
Ermenilerin bakımı, koruması ve yeterli beslenmesi yönünde planlama yapılmasına
rağmen uygulamada istenmeyen aksaklıklar ve suistimaller Ermenilerin çoğunun bu
döneme ait zihinlerinde kazınmış acı hatıralara sahip olmasına sebep
vermiştir.”
Ամերիկա Եւ Հայաստան Առեւտուրի Եւ Ներդրումներու Համաձայնագիրի Նախագիծը Ստորագրեցին
ԵՐԵՒԱՆ, «Երկիր».-
Մայիս 7ին, Հայաստանի նախագահ Սերժ Սարգսեանի գլխաւորած պատուիրակութեան հետ Ուաշինկթըն
գտնուող արտաքին գործոց նախարար Էդուարդ Նալբանդեան եւ Միացեալ Նահանգներու առեւտուրի
ներկայացուցիչի տեղակալ Տեն Մուլանի, Հայաստանի նախագահին ներկայութեամբ, ստորագրեցին
Հայաստանի Հանրապետութեան եւ Ամերիկայի Միացեալ Նահանգներու միջեւ առեւտուրի եւ ներդրումներու
շրջանակային համաձայնագիրի նախագիծը:
Türkiye'nin Lüksemburg Büyükelçisi Geri Çağrıldı
Türkiye, Lüksemburg'un sözde Ermeni soykırımına ilişkin
karar tasarısını kabul etmesi üzerine büyükelçiyi geri çağırdı. Lüksemburg
Parlamentosu'nun yayınladığı deklarasyonda Osmanlı topraklarında yaşayan
Ermenilere 1915 yılından sonra yapılan "trajik olayların" bir
"soykırım" oluşturduğu vurgulanmış, Lüksemburg sözde Ermeni
soykırımını tanıyan 22.ülke olmuştu. Bu gelişmeler üzerine Türkiye, Lüksemburg
büyükelçisini geri çağırdı.
Savaş muharibi: Dünyaya barış ve milletlere dostluk
1926 yılında doğan Hovsepyan, 1944 yılında askere sevk
edildi ve askerlik hizmetini 1950 yılında tamamladı. Haçik Hovsepyan,
Macaristan, Çekoslovakya, Avusturya cephelerinde savaştığını, savaş sonrasında
askerliği Almanya’da sürdürdüğünü belirtti. Hovsepyan ″9 Mayıs benim için çok
şey ifade etmekte. Bu Zafer günüdür ve Şuşi’nin Kurtuluş Günüdür″ dedi ve Büyük
Anayurt Savaşına Ermenilerin katılımından gurur duyduğunu ifade etti. Halkların
dostluğunun önemini vurgulayan muharip herkese barış ve milletlere dostluk
diledi.
Kamp Armen'den talep: Yıkım dursun, hafıza mekanı olsun
Selin Giritli
‘Bizden arkaya
hiçbir şey bırakmamak gibi bir duygu veriyor bana burası. Hatıraları
yıkıyorsunuz’ "Kamp Armen'e mi
geldiniz?" diye soruyor Kubilay. Henüz adını bilmiyorum. "Evet"
diyorum. "Bir yardım eder misiniz o zaman?" Arabasının bagajını
açıyor. Birkaç damacana su, birkaç poşet çıkarıyor. "Şunları içeri
taşıyalım mı?" Poşetlerde yiyecekler, kağıt bardaklar var. Tuvalet kağıtları
sonra. Taşıyoruz. Kampın bahçesine ilk adım atınca sağdaki duvarda
"Hepimiz Ermeniyiz. Hepimiz Hrant'ız" yazdığını görüyorum. Az ileride
"Tarihine sahip çık" yazıyor. Hemen yanında "Direne direne
kazanacağız!" Binanın üzerine ise genişçe bir döviz asılmış: Soykırım
sürüyor, diyor.
Erdoğan'dan Abdullah Gül'e Ermenistan eleştirisi
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan , 3’üncü Cumhurbaşkanlığı
Sofrası’nda tarihçileri ağırladı… Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
Mustafa Armağan, “Sayın Erdoğan, gerek Putin’in açıklamasına yönelik gerek
diğer parlamentoların yaklaşımlarına karşı net şekilde Türkiye’nin tavrını
ortaya koyması gerektiğini ifade etti. Ayrıca tarihçilerin bu konuda yapacağı
çalışmaların önünü açacağını, Genelkurmay’ın askeri arşivlerini açmaya hazır
olduklarını da bildirdi… Bir önceki Gül dönemine ilişkin eleştiri ve serzeniş
yakaladım. Sayın Gül’ün Erivan’a gidip maç seyretmesi gibi yaklaşımların
‘ortamı yumuşatmayı amaçlarken karşı tarafın eline koz verdiğini ve bizim
üzerimize gelmeyi sağladığına’ vurgu yaptı. Bursa’da yapılan maçtan sonra bir
sonuç çıkmadığını ifade etti; ‘Ortalığı yumuşatmaya çalışarak işin içinden
çıkamayız’ dedi. Erdoğan, Rusya Federasyonu’nun Moskova’da 9 Mayıs Zafer
Bayramı’nın 70. yıldönümü vesilesiyle düzenleyeceği törene katılmayacağını,
Türkiye’nin törende büyükelçi veya maslahatgüzar düzeyinde temsil edileceğini
konuklara ifade etti.”
'Ermeni olduğumu hiçbir zaman fark etmedim'
Aslıgül Atasagun Çebi
Cine 5'te "Dün, Bugün, Yarın" programında Ermeni
kimliği ve 1915 olaylarıyla ilgili konuşan duayen foto muhabiri Ara Güler,
"Bana kimsenin sen Ermenisin demesi için hiç bir sebep olmadı" dedi… 1915
olaylarının ailesinde hiç konuşulmadığını belirten Ara Güler, “Babam benden
daha Türk’tü, ben ondan daha Türküm. Biz Atatürk devrinin çocuğuyuz. Babam
eczacı olduğu için Çanakkale savaşında bulundu, yaralıları taşırdı, iki kez de
yaralandı. Bunlar yeni çıktı, son 10 senedir konuşuluyor, eskiden böyle şeyler
yoktu. Hiç kimse bana “sen Ermenisin” demedi, bunu söyleyen olursa döverim”
dedi. ( Kişi ben neyim diyorsa odur!!!! HYETERT)
Gasp ve İşgal Edilmiş Bir Coğrafyanın Yetim Çocukları Ermeniler
Zeynep Tozduman
7 Haziran 2015 seçimlerine 32 gün kala, Ermeni halkına ait
olan Tuzla Ermeni yetimhanesini yıkmaya kalkanlar, iktidardan aldıkları güçle
tarihsel ve kültürel soykırım yapmaya devam ediyorlar. İstanbul’un her yerini
ranta açan bu ülkede; maddi- manevi değerler, geçmiş anılar, emperyal çıkarlar
uğruna hep ayaklar altına alınıyor. Acıma duygusunun, vicdanların, insanlığın,
olmadığını yüz yıl sonra tekrar göstermek için midir? Yüreklerimize acımasızca
bu kazmaları vurmalar. Bana bu olay, 1919 -1922 Osmanlı döneminde soykırıma karışanların
Divan-ı harb-i Örfi mahkemelerinin, yargılamalarını hatırlattı. Bu
yargılamaların çoğunda; insanlara yönelik toplu cinayetler değil, malların
yağma ve talan edilmesine yönelik soruşturmalardı. Bu yargılamalarda esas olan
soykırıma bulaşmış olan sanıklar değil, soykırıma uğrayan mağdurların emval-i
metrukelerinin devlet ile şahısların eline geçmesindeki kavgada diyebiliriz
kısaca...
Tehcirde 32 gazeteci öldü
Ferhat Erdoğan/İstanbul
Gazeteci Necati Abay, 1915 olayları sırasında hayatını
kaybeden gazetecilerin kimliğini araştırdı. Uzun süren araştırmalar sonunda
Abay, 32 gazetecinin ismini tespit etti. Abay’ın oluşturduğu isim listesi
Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından referans alınarak 7 Ermeni gazeteci,
“Öldürülen Gazeteciler Listesi”ne konuldu. Tehcir kurbanı Ermeni gazeteciler,
ya gözaltına alındıktan bir süre sonra cesetleri bulundu ya da kendilerinden
bir daha haber alınamadı. Halen mezarlarının nerede olduğu ise bilinmiyor. İşte
o listeye konulan Ermeni gazeteciler: “Rupen Zartaryan, Armen Doryan, Yervant
Srmakeşhanlıyan, Levon Larents, Rupen Sevag, Taniel Varujan, Kirkor Zahrap.”
Lebanese Sunni Muslim Leader Speaks out on Armenian Genocide and Turkey’s Founder Ataturk
By Appo Jabarian / Executive Publisher & Managing Editor USA Armenian Life Magazine. www.armenianlife.com
During the April 24 Friday prayer, Lebanese Sunni Muslim
theologian and Imam of Al-Quds Mosque in Sidon Sheikh Maher Hammoud focused on
the Armenian Genocide. According to ermenihaber.am and Turkish news outlet
islamianaliz.com, Sheikh Hammoud noted: “the genocide that took place in the
Ottoman Empire should not be tied with Islam because while facing years of
decline, the Ottoman Empire was also under outside influences.” “When talking about Armenian Genocide, first and foremost
it should be underlined that Islamic religion was not the responsible entity,”
stated Sheikh Hammoud.
Ermeni sürgününün perde arkası
100. Yılında Ermeni Sürgünü’nün Perde Arkası ve Almanların
İslam Alemi’ni Ayaklandırma Planı, Kerem Çalışkan’ın kaleminden okuyucuya aktarılıyor. Kerem Çalışkan’ın “Alman Cihadı ve Ermeni Sürgünü” adlı
kitabı Remzi Kitabevi’nden çıktı. Kitap 100 yıl önce I. Dünya Savaşı’nda
Almanların Osmanlı toprakları üzerinden yürüttüğü ‘Drang Nach Osten’ (Doğu’ya
Hücum) politikasının ‘kan ve ateş’ dolu macerasına ışık tutuyor.
Gerçek 51. İncil’in çevirisinin yapıldığı ilk dillerden biri Ermeniceydi.
İncil’in, yazılı eserler tarihi boyunca en yaygın basımı,
en yaygın dağıtımı ve en yaygın çevirisi yapılan kitaplardan biri olduğu
genellikle tartışmasız kabul edilen bir gerçektir. Eski Ahit ilk olarak
İbranice, bazı bölümleri Aramice yazılmış olsa da, Yeni Ahit ortaya çıktığında
Yunanca, Yakın Doğu’nun en çok konuşulan diliydi. O tarihlere gelindiğinde Eski
Ahit de İ.Ö. 132 yılı civarında Yunancaya çevrilmişti. Bu Yunanca çevirinin bir
versiyonu (ihtiyaç duyulan çevirmen sayısını belirtmek üzere, Latince “yetmiş”
anlamına gelen) Septuagint olarak adlandırılmıştır. Yüzlerce yıl önce Babil’de
sürgünde oldukları sırada Yahudi Diyasporası, el yazması Eski Ahit’in “Targum”
(Ermenicede “çevirmek”/”tercüme etmek” anlamına gelen “targmanel” ya da
“tarkmanel” fiilinin kökünü oluşturan sözcüktür) olarak adlandırılan Aramice
versiyonlarını üretmişlerdir.
Gerçek 50. Sarkis Torosyan orduda çok sayıda yüksek rütbeli Osmanlı Ermenisinden biriydi.
Her ne kadar 1. Dünya Savaşı gerek yurt içinde, gerekse
Avrupa’nın müdahalesi açısından dikkatleri başka yöne çeken önemli bir faktör
olsa da, Ermeni Soykırımı karanlık perdeler ardında gizlice yapılan bir iş
değildi. Ülke çapında ilan edilen “muvakkat” Tehcir Kanunu (27 Mayıs 1915) ve
Emlak-ı Metruke Kanunu (26 Eylül 1915) Osmanlı yetkilileri tarafından,
Ermenileri ve Hıristiyan azınlıkları tarihsel anayurtlarından göçertmek,
evlerine, tarlalarına, kiliselerine, hastanelerine, okullarına el koymak için
hukuki araç olarak kullanıldı.
Gerçek 49. Kilikya Ermenileri 13. yüzyılda Moğollarda ittifak kurmuştu.
Cengiz Han’ın adı hâlâ Avrasya’da, orta çağda ordularıyla
geniş alanları istila edip yağmalayan Moğol hükümdarı ve talancısı kimliğinin
bir paradigması olarak ününü korur. Moğol İmparatorluğu 1200’lü yılların
başlarında Orta Asya’dan dört bir yana, Orta Doğu’ya, Yakın Doğu’ya, bugün
büyük bölümü Rusya ve Çin topraklarında olan bölgelere yayılmış, bir uçta
Hindistan’dan, diğer uçta Avrupa’nın doğu kısmına kadar uzanan bir coğrafyaya
hakim olmuştur. Sonraki bir buçuk yüz yıl boyunca Moğol istilalarına acımasız
yağmalar eşlik etmiş olsa da, egemenlikleri altındaki geniş topraklar aynı
zamanda ticaret, döneme ait fikir ve teknolojilerin karşılıklı alışverişi
sayesinde önemli gelişmelere de sahne olmuştur.
Selçuk - Patrik ile Aziz Yuhanna Ayini Selçuk'ta Yapıldı
Ortodokslar için kutsal sayılan Efes antik kenti içindeki
Meryemana Kilisesi'nde yapılan ayini Patrik Bartholomeos yönetti. Ortodokslar
için kutsal sayılan Efes antik kenti içindeki Meryemana Kilisesi'nde yapılan
ayini Patrik Bartholomeos yönetti. Bugün akşam saatlerinde İzmir'in Selçuk
İlçesi'ne gelen bir grup Yunan ve Rus Ortodoks alınan özel izinle Efes antik
kenti içindeki Meryemana Kilisesi'nde ayin yaptı. İstanbul Rum Ortodoks
Patrikhanesi Patriği Bartholomeos'un yönettiği Aziz Yuhanna Yortusu ayinine
Türkiye'deki kiliselerin papazları ile Yunanistan ve Rusya'dan ayin için gelen
yaklaşık 200 Ortodoks katıldı. Yarın sabah Selçuk'taki St. John Kilisesi'nde yapılacak ayin
öncesi Meryemana Kilisesi'nde ayin yapan Patrik Bartholomeos, ayin sonrası
kendilerine özel izin verilmesini dini özgürlüklerin simgesi olarak
değerlendirdi.
‘Ermeni malı yağmalandı’
Nevzat Onaran
1915’den bugüne, milleten Türk ve dinen Sünni Müslüman
olmayanın imhası programına devam edildi. Asırlık geçmişte yapısal bir
değişiklik olmadı. İttihat ve Terakki’den AKP’ye yani Talât’tan Tayyip’e aynı
program uygulanmıştır ve halen de uygulanmaktadır. Zaman zaman yapılan
değişikliklerin aslında ciladan öte bir anlamı olmamıştır. 1915’de
temellendirilen Türk milliyetçiliği ekonomi politiğin hedefi, ‘öteki’nin
demografik ve ekonomik yapıdan tasfiyesidir. Amaç, kültürde, dilde ve ekonomide
‘öteki’ kimlik varlığını yok etmek, ‘tek’leştirmek yani milleten Türkleştirmek
ve dinen Sünni Müslümanlaştırmaktır!
Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nda yıkım şimdilik durduruldu
Gökhan Tan
Tuzla Çocuk Kampı’na (Kamp Armen) bu sabah yıkım için iş
makinaları girdi. Ermeni toplumu için sembolik anlamı olan ve devlet tarafından
el koyulduğu 1983’ten beri beş kez el değiştiren Tuzla Çocuk Kampı’na (Kamp
Armen) bu sabah yıkım için iş makineleri girdi. Dozerler, 5 odayı, şapeli ve
çevre duvarlarını yıktı. 8 bin 900 metrekarelik alana sahip kampın yaklaşık
yarısı yıkılmış durumda. Kamp Armen olarak bilinen Tuzla Çocuk Kampı'nda sabah
saatlerinde başlayan yıkım, yıkımı durdurmaya gidenler sayesinde şimdilik
durduruldu. Yıkım şimdilik durmuş olsa da bölgede bekleyiş devam ediyor.
Lüksemburg Parlamentosu, Türkiye’yi Ermeni Soykırımı’yla yüzleşmeye davet etti
1915 Ermeni Soykırımı’na ilişkin olarak sunulan tasarıyı
kabul eden Lüksemburg Parlamentosu, Türkiye’ye tarihsel gerçeklikle yüzleşme
çağrısında bulundu Lüksemburg
Parlamentosu, 1915 Ermeni Soykırımı’nı resmen tanıyan tasarıyı dünkü oturumunda
oy birliğiyle kabul etti. Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerçekleştirilen
Ermeni Soykırımı’nın bu yıl yüzüncü yıl dönümü olduğu kaydedilen tasarıda,
Birleşmiş Milletler tarafından 1948 tarihinde kabul edilen Soykırım Suçunun
Önlenmesi ve Cezalandırılması Konvansiyonu’nda yer alan hususların esas
alındığı belirtildi.
“Kendimi vebal altına girmiş hissetmiyorum”
Gökhan Tan
Tuzla Çocuk Kampı (Kamp Armen) binalarını yıktıran mal
sahibi Fatih Ulusoy, “Binanın geçmişini bilmediğim için kendimi vebal altına
girmiş hissetmiyorum. Madem Ermeniler için bu kadar önemliydi, neden burayı
satın almadılar. Şimdi yıkılmasın istiyorlar Amaçlarını anlamıyorum” diyor. Yarıya
yakın bölümü dün yıkılan Tuzla Çocuk Kampı (Kamp Armen), Ermeni toplumu için
sembolik anlamı büyük olan ve mahkeme kararıyla el konulduğu 1983’ten beri
defalarca el değiştiren bir taşınmaz. Yıkım kararını veren kişi ise Tuzla Üç
Meşe mevkiindeki 8 bin 900 metrekarelik bu parselin son sahibi İşadamı Fatih
Ulusoy. Ulusoy, Kamp Armen’in
yetimhaneye ait olduğunu bilmediğini, yıkımdan sonra öğrendiğini bu nedenle
kendini vebal altında kalmış hissetmediğini söylüyor.
ՈՒԽՏԻ ՀԱՐԻՒՐԱՄԵԱԿ, ՅԵՏՈՅ ԻՆ՞Չ
Լսո՞ւմ էք մարդիկ,
լսո՞ւմ էք, ազգեր,
Այս ողբագիրքս
դասագիրքն է ձեր...
Թող անցեալ վէրքը դասագիրք դառնայ
Մանուկ ներկայի սեղանի վրայ:
(Յովհաննէս Շիրազ)
Հարցականի տակ
դրինք 100-ամեակը, որովհետեւ տօնախմբութիւնները անցան, բայց ո'չ ցաւը: Անգամ մը եւս մեր յարգանքի համազգային արտայայտութեամբ,
փառաշուք հանդիսութիւններով, գրական եւ գեղարուեստական աննախընթաց երեկոներով, համազգային
լայնատարած ցոյցերով, արժանաւորապէս յարգեցինք յիշատակը մեր մէկուկէս միլիոն նահատակներուն:
Kültürü Yıkmak, Belleği Aşağılamak…
Ali Bayramoğlu |
Yeni Şafak
Gayrimüslim mallarına bitmek bilmez el koyma serüveni bu
ülkede, her devirde yeni tekniklerle devam etmiştir. 1936'da vakıfların devlete
verdiği beyannamede yer almayan, o tarihten sonra edinilmiş tüm vakıf
mallarına, 70'li ve 80'li yıllarda el konulması bunun en çarpıcı örneklerinden
birisidir. Devletin el koyduğu Ermeni malları arasında Tuzla Çocuk Kampı şüphe yok
ki en simgesel yerlerden birisiydi... yeni
mal sahibi, okulu dozerlerle yıkmaya başladı… Burada sadece bir bellek
yıkılmayacak, yıkımla bir bellek tahkir edilmeyecek, aynı zamanda el koyma,
simgeleri imha etme süreci bir tür devam edecek… Birileri buradan çıkan
sese kulak vermeli… Cumhurbaşkanı, başbakan, AB Bakanı, Dışişleri Bakanı
bu sesi duymalı… 1915 taziyesi yetmiyor… Mesele imhaya son
vermektir. Bir kaç gün sonra gerçekten çok geç olacak…
Kamp Armen ya da Garabet'in tarifiyle 'çocuk evimiz'
Kemal Gökhan Gürses / kgg@mucizelerdukkani.com.tr
Hani çok zengindir ya Ermeniler; onlardan birisi de
Garabet Orunöz’ün babasıdır. Güç bela kalkıp Malatya’dan gelirler buraya.
Garabet’in babası hem oğlu okuyabilsin hem de insan gibi barınabilsin diye
getirir buraya oğlunu ve tembihler: “Sakın ha, bana onların yanında baba deme.
Amca de ki, seni yetim sansınlar. Yoksa bakarsın almazlar seni kampa...”. “7
yaşında yetim kalışımın öyküsü” der evi, vatanı, toprağı, kendi elleriyle inşa
ettiği bu kampı anlatırken Garabet. “Çocuk evimizdir bizim, biz yetimhane
demeyi sevmeyiz buraya...”
Cumhuriyetçi Seçmen, "Hristiyan Devleti" İstiyor
Cumhuriyetçi
seçmenlerin yüzde 57'si ABD anayasasının kaldırılarak Hristiyanlık temelli bir
sistem istiyor. ABD'de Cumhuriyetçi seçmenler arasında yapılan bir ankete
katılanların yüzde 57'sinin anayasanın kaldırılarak Hristiyanlık temelli bir
devlet kurulmasını istediği ortaya çıktı. Cumhuriyetçilere oy veren seçmenler arasında yapılan
kamuoyu anketine katılanların sadece yüzde 30'u Hristiyanlığın resmi din haline
gelmesine karşı çıkarken yüzde 57'si anayasanın tasfiye edilerek Hristiyanlık
temelli bir devlet düzeni kurulmasından yana görüş belirtti.
Hıdırellez Kutlamaları
Aziz George
Kilisesi'nde "Hıdırellez" kutlama görüntüleri- Vatandaşların
dileklerini "Dilek Kutusu"na bırakmaları Hatay'da Hıdırellez
kutlamaları İskenderun İlçesi'nde bulunan Aziz George Kilisesi'nde Hristiyan ve
Müslüman vatandaşların katılımıyla "Hıdırellez" kutlandı.Yüzlerce
Hristiyan ve Müslüman, Hıdırellez'i kutlamak için Numune Mahallesi'nde bulunan
Aziz George Kilisesi'nde toplandı.
Moskova’da 9 Mayıs’ta gerçekleştirilecek törende 27 ülke lideri katılacak
Moskova’da 9 Mayıs’ta gerçekleştirilecek II. Dünya Savaşı
Zaferinin 70. Yıldönümü kutlama törenine 27 ülke cumhurbaşkanı ve başbakanı katılacak.
TASS’ın aktardığı habere göre bilgi RF cumhurbaşkanı yardımcısı Yuri
Ushakov’dan geldi.
Tekgozyan ve Restropa İstanbul’da
Ermenistan edebiyatının önde gelen yazarlarından
Hovhannes Tekgozyan ile Latin edebiyatının önemli temsilcisi ve Hezeyan adlı
romanıyla yakın tarihte Türkiyeli okurlarla buluşan Lauro Restropa İstanbul
Tanpınar Edebiyat Festivali-2015 etkinlikleri kapsamında Türkiye’de.
Ani Ören Yeri'ne Turist İlgisi
Türkiye-Ermenistan sınırında bulunan Anı Ören Yeri'ne,
yerli ve yabancı turistler yoğun ilgi gösteriyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü
Hakan Doğanay, yaptığı açıklamada, Ani'nin bir dünya kenti olduğunu söyledi. Doğanay,
"Ören yerinde şuanda 21 adet tarihi kalıntı mevcut. Bu kalıntılardan
birçoğunun restorasyonu tamamlandı. Ani Türkiye için çok önemli bir antik
şehir. Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında
bulunan be yer Kars'a çok şey katıyor. Bahar aylarında yerli ve yabancı turistler
burayı ziyaret ediyor. Kars Ani'siz, Ani de Kars'sız olamaz. Ani bir dünyadır
ama dünya bir Ani değildir" dedi.
'Muhaliflerden' kaçan Ermeniler: Halep'te saygı görüyorduk, sorunumuz yoktu
IŞİD'in ele geçirdiği Halep'ten kaçarak Erivan'a yerleşen
Ermeniler, Ermenistan'da hayatın zor olduğunu, Halep'teyken saygı gördüklerini
ve hiç sorunları olmadığını söylüyor.The Irish Times'a konuşan Suriye'den Ermenistan'a kaçmış
Ermeniler, Halep'ten güçlükle kaçtıklarını anlatarak, Halep'deki Ermeni
mahallesine karşı yoğun saldırılar yaşandığını aktarıyor."Halep'teki Ermeniler iyi yaşıyordu, saygı
görüyorduk ve sorunumuz yoktu. Kendi okullarımız, kiliselerimiz ve kültür
merkezlerimiz vardı" diyen 60 yaşındaki Arşag Agopyan, oradayken toprağı
bulunduğunu, üzüm ürettiğini söylüyor.
Encountering The Past in Turkey 11-12-13 May 2015
London School of
Economics and Political Science (LSE)
In the past ten years something unexpected, but long
overdue, started to unfold in Turkey. A new interest in history emerged in a
country that had erased its Ottoman past. More surprising, the most traumatic
aspects of Turkish history, especially those that were considered taboo, or
simply denied until recently, became issues of public debate. Even though still
a minority, citizens of diverse backgrounds have begun commemorating the
Armenian Genocide, the Dersim and Maraş massacres, the Wealth Tax, and expulsions
of Greeks. At the face of an official policy of denial, increasing number of
activists, artists, scholars, and citizens demand a deeper understanding and
recognition of past atrocities in order to atone and seek justice.
Gerçek 48. Etiyopya’nın bir önceki ulusal marşını bir Ermeni bestelemişti.
Gerçek 47. Gomidas Vartabed Soğomon Soğomonyan olarak doğdu.
Gerçek 46. İlk Ermenice kitap 1512’de Venedik’te basıldı.
Ermenice yazılı eserlerin tarihi İ.S. 5. yüzyıla kadar
uzanır. Mesrop Mashtots’un ardından önemli eserlerin çevirisi de, özgün
Ermenice edebi eserlerin, şiir ya da tarih kitaplarının, teolojik kitapların
hayvan derisi üzerine elle yazımı da kesintisiz devam etti. Kiliselerin,
manastırların duvarlarındaki kitabeler (ya da üzerlerine çiziktirilmiş
grafittiler) de eksik olmadı. Bütün bunlara Ermeni alfabesiyle yazılan e-posta
ve text mesajları da eklendi – tabii bunların biraz daha yakın tarihlere ait
olduğu bir gerçek!
Gerçek 45. Modern Türk dili bir Ermeniye çok şey borçludur.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş
yalnızca savaş ve Anadolu ile Küçük Asya’da dökülen kanlar eşliğinde
gerçekleşme kalmadı, aynı zamanda Mustafa Kemal’in uçlardaki modernleşme ve
ilerleme vizyonu öncülüğünde, sözcüğün tam anlamıyla, siyasi ve sosyal, aynı
zamanda kültürel ve ekonomik alanda devrimleri de beraberinde getirdi. Yeni Türkiye’nin unsurlarından biri de, yeni bir dildi.
Eskisi, yani Osmanlıca Türkçesi, büyük ölçüde Farsça ve Arapçadan esinlenmiş
bir dildi; ama aynı zamanda İmparatorluğun, Rum olsun, Ermeni olsun, Slav
ailesinden olsun, çok-dilli uyruklarının etkisini de taşıyordu. Bu durum
1920’lerde değişmeye başladı ve Türk Dil Kurumu’nun çalışmalarıyla hâlâ da değişim
süreci devam ediyor.
Ergenekon aşılmadan Ermeni meselesi çözülmez
Bünyamin
Köseli
Ufuk Uras, 24
Nisan’da Erivan’daydı. Dünya liderlerinin katıldığı Global Forum’da konuşma
yaptı… Uras’a göre Türkiye ve Ermenistan arasındaki krizin en büyük sebebi
İttihat ve Terakki zihniyeti. Bu zihniyetin, meseleyi nasıl da bir çözümsüzlük
sürecine ittiğini şöyle anlatıyor: “Ben bu İttihat ve Terakki zihniyetinin bu
topraklar için nasıl da tehlikeli olduğunu (başbakanlığı döneminde) Erdoğan’a
anlattım. Niye kendimize bu zihniyeti örnek alıyoruz? Erdoğan’ın taziyesi,
ilişkilerin düzelmesi adına güzel bir adımdı. Aslında iki ülke arasında ilişkilerin
düzelmemesi için hiçbir sebep yok. Azeri ve Ermeni ayrımı yapmadan bir tutum
alınabilir. Osmanlı torunlarına bir çağrı yapılabilir. Ermenistan’da ‘Toprak
isteriz!’ diyen marjinal Ermenilere bunun reel olmadığını anlattık. Meseleye,
ortak bir vatan mefhumu üzerinden gidilmeli. Türk bayrağını yakan Ermenileri
eleştirdik. Bayrak yakarak olmaz. Bayrakların renkleri birleştirilmeli.
Ermenistan’da ana eğilim zaten böyle dar bir pencereden bakmıyor.”
Ermeni Soykırımını Tanıyan Avusturya’nın Merkez Bankası Sitesi Hacklendi
Sözde Ermeni soykırımını tanıyan Avusturya
Cumhuriyeti’nin web sitelerine saldıran Türk Hack Team üyesi hackerlar, ülkenin
Merkez Bankası’nın web sitesi olan ‘oenb.at’ adresini hackleyerek saatlerce
erişime kapattı. Grup adına konuşan ZoRRoKiN lakaplı yönetici, sözde soykırımı
tanıdığını beyan eden tüm ülkelere siber saldırılarına şiddetli bir şekilde
devam edeceklerini kaydetti. "Avusturya’yı kendi kapitalizmlerinin
kalbinden vurduk" diyen ZoRRoKiN, “Sırada Almanya var. Aziz milletimize
belirtmeliyiz ki vatanımız için elimizden gelenin en fazlasını yapacağımıza söz
veriyoruz” ifadesini kullandı. (Aferin size (!) bu yolda devam edin. Korsanlık yakışır size. HYETERT)
69 yıl sonra yeniden Meclis'te azınlık milletvekili
Ayşe ARMAN
Duyduğumuzda şaşırdık. Çünkü alışkanlığımız yok. 69
yıldır bu topraklarda, azınlık milletvekili adayı görmemişiz... İşte Selina
Doğan bir ilk! 69 yıl sonraki bir ilk. Üstelik kadın. CHP 2. bölge 1. sıra
adayı. Bu ne demek? Direkt milletvekili demek. Yakışır! Türkiye'ye yakışır. Son
derece iyi eğitimli, bütün ötekileştirilenler için mücadele etmeye hazır,
harika bir kadın... Ona şans diliyoruz!
Live Broadcasts of Washington Genocide Centennial Services
The Armenian-American community will gather in
Washington, D.C., this week for the national observance of the centennial of
the Armenian Genocide. Special events are scheduled for May 7 to 9—including an
ecumenical prayer service at the National Cathedral, a Pontifical Divine
Liturgy, a memorial concert, and an awards banquet honoring those who helped
the survivors. His Holiness Karekin II, the Supreme Patriarch and Catholicos of
All Armenians, and His Holiness Aram I, the Catholicos of the Great House of
Cilicia, both will be in the United States to lead the Washington
commemoration. They will be joined by Armenians from across the U.S., under the
auspices of the Eastern and Western Dioceses, and the Eastern and Western Prelacies.
AK Parti sayesinde 60 yıl sonra bir Ermeni milletvekili olacak
AK Parti İstanbul 2. Bölge 12. sıra milletvekili adayı
Markar Esayan, seçim çalışmaları kapsamında Bakırköy meydanındaki partililerini
ziyaret etti… Esayan, şunları söyledi:
“Bu Ak Parti sayesinde oldu. Diğer partiler de AK Parti’nin dönüştürdüğü bu
süreçte bu yükü sırtlarında hissettiler. CHP ve HDP de bir Ermeni vatandaşı
aday gösterdi. Dolayısıyla bu da Türkiye’nin ne kadar hızlı bir şekilde normalleştiğini,
tabu olan konuların ne kadar hızlı bir şekilde dönüştüğünü, tabu olmaktan
çıktığını gösteriyor. Bu AK Parti’nin başarısıdır. Ermeni Cemaati’nde ve bütün
farklı dinlerdeki cemaatlerde çalışmalar yapıyoruz. Ruhani önderlikleri ve
sivil toplum kuruluşlarını dolaştık. AK Partiye çok büyük bir teveccüh var.”
Genocide Centennial Observed in New York City
By Florence Avakian
An estimated 15,000 people from all over America's east coast took part in the Armenian Genocide Centennial gathering in Times Square, New York City, on Sunday, April 26, 2015—the largest such gathering in the history of the event.
Rousing Diyarbakir Concert on April 23
On the eve of the world-wide Armenian Genocide
commemorations on April 24, more than 1,000 people attended a concert by
Canadian Armenian pianist Raffi Bedrosyan (April 23) in the recently
reconstructed Armenian Surp Giragos Church in Diyarbakir, Turkey. Several
hundred of the attendees remained standing throughout the event. The concert
was covered widely by Turkish and international media, and broadcast live via
national and local television stations.
https://youtu.be/w9zTv7rYTx4
Piri, AP Türkiye raporundaki 'soykırım' önergelerinin geri çekilmesini istedi
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri,
Parlamento'nun 2014 Türkiye rapor taslağında 1915 olaylarıyla ilgili verilen
değişiklik önergelerinin geri çekilmesini istedi… Bir Avrupa Parlamentosu üyesi
olarak, AP'nin geçtiğimiz ay kabul ettiği 'Ermeni soykırımının 100. yıldönümü'
başlıklı kararın arkasında durduğunu söyleyen Piri, 'Ancak hatırlatırım ki bu
konuyla ilgili olarak ayrı bir karar çıkarmamızın sebebi, geçtiğimiz 10 yıl
boyunca bu meselenin katılım müzakerelerine bağlanmamış olmasıydı. Bu sebeple,
bu konuyla ilgili değişiklik önergesi getiren üyelerden, önergelerini geri
çekmelerini rica ediyorum. Çünkü bu konu farklı bir kararda ele alındı' dedi. Parlamento
rapor taslağının son halinin önümüzdeki hafta Dışişleri Komitesi'nde
oylandıktan sonra 20 Mayıs'ta genel kurula gelmesi bekleniyor.
‘Soykırım’a suç duyurusu
Berlin Savcılığı’na önceki gün şikayet dilekçesi veren
Kadir Arslan (55), “Cumhurbaşkanı Gauck 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak
tanımladı. Hiçbir mahkeme bu olayları soykırım olarak kabul etmediği halde
Cumhurbaşkanı’nın soykırım açıklaması beni rencide etti. Birleşmiş Milletler
soykırımı tanımlamış. Benim bilgime göre bu olaylar Birleşmiş Milletlerin
soykırım tanımına uymuyor” dedi. Savcılık, Arslan’ın suç duyurusunu işleme
koydu. Savcılık inceleme sonunda ya takipsizlik kararı vererek suç duyurusunu
reddedecek ya da Gauck hakkında soruşturma başlatacak. ( J
HYETERT)
İttihatçı olmayan seçimleri kazanır
Engin Ardıç
Markar Esayan, bizim kaç senedir kaç yüz yazıda döne döne
anlattığımızı, arkadaşımız İsa Tatlıcan'la yaptığı söyleşinin tek cümlesinde
özetlemiş, helal olsun: "Ak Parti, İttihatçı olmayan, bu halkın içinden
çıkmış, bu halkı temsil eden tek özgün harekettir!" İttihatçı olmayan... Kilit kavram budur. Halkımız İttihat ve Terakki Partisi'ni sevmez, hiçbir
zaman da sevmemiştir. İttihat ve Terakki'yi de, onun mirasçısı olan Cumhuriyet
Halk Partisi'ni de. Çünkü İT olsun CHP olsun, "bürokrasinin"
partisidir. "Halk Partisi" lafı büyük bir aldatmacadır.
Gerçek 44. Satranç Ermenistan’da ulusal spor olarak kabul edilir.
ABD’de çok kişi beyzbol, basketbol ve Amerikan futbolu
ile yaşarken, Kanada’nın da hokeyi vardır. Hindistan ve İngiliz Devlet
Topluluğu’na dahil birçok ülkede kriket yaygınken, dünyanın çok sayıda
ülkesinde, tabii bu arada Ermenistan’da da, futbol en yaygın izlenen
sporlardandır. Ama Ermenistan aynı zamanda satrancın çok özel bir yere sahip
olduğu ülkedir.
Gerçek 43. Ermenistan Cumhuriyeti bağımsızlığını 21 Eylül 1991’de ilan etti.
Bugünkü Ermenistan Cumhuriyeti “en yeni Ermenistan”
olarak da anılabilir. Eski ve orta çağlardaki krallıkları, hanedanları ve
ittifakları, ilaveten 1918’deki kısa süreli cumhuriyetle birlikte Sovyet
Ermenistanı’nı düşünecek olursak Ermenistan’ların sayısı beşe, hatta ona kadar
bile çıkabilir. Başkenti Yerevan olan bugünkü Ermenistan bağımsızlığını, tüm
ülkede SSCB’den ayrılmak için referandumun yapıldığı 21 Eylül 1991’de resmen
ilan etti.
Gerçek 42. Avustralya ve Yeni Zelanda tarihinin dönüm noktası Ermeni Soykırımı’nın gölgesinde gerçekleşti.
Avustralya ile Yeni Zelanda, Ermeni Diyasporasının en son
üyeleridir. Önceki yıllarda bireysel olarak dünyanın bu bölgesine gelmiş olan
Ermeniler olsa da, daha kalabalık göçler ancak 1950’lerde gerçekleşti. Böylece
Sydney ve Melbourne’da örgütlü toplumlar oluştu; tabii o dönemde de
Avustralya’nın diğer bölgelerinde de tek tek ya da gruplar halinde Ermeniler
yaşıyordu.
Soykırım
Herkül Millas /h.millas@zaman.com.tr
Benim soykırımla ilişkim farklı. Ölümlü değil, o ilk adımı
geliyor hep aklıma. İnsanların evlerini terk ettikleri o ilk anlar. Bir gün
birileri kapınızı çalıyor, “hazırlanın, yarın yola çıkıyorsunuz” diyorlar.
Acele bir bohça hazırlıyorsunuz. İçine ne koyardınız? Birkaç elbise ve varsa
para ve mücevher mi, yoksa büyük annenizden kalma ve hep yanımda kalacak dediğiniz
dantelli işlemeyi mi? Ya aile fotoğrafları, çocukken oynamış olduğunuz
bebekleri ve o topacı ne yapacaksınız? Yiyecek bir şeyler almak şart. Ama insan
kaç günlük yemeği taşıyabilir ki! Çocuklar konusu daha zor. Diyelim altı
yaşında olanı yürüyecek. Ama üç ve bir yaşındaki zor. Babaları asker şu an. Tek
başına bir kadınsınız. Hangi ayakkabıları giymeye karar vermek için vaktiniz
az. Paniğe kapılmamanız gerekli. Çünkü çocuklarınız için hayata tutunmalısınız.
Değerli eşyaları yanınıza almak tehlikeli olabilir. Yolda soyulursunuz. Gece
bastırınca onları bahçeye gömmeyi düşünüyorsunuz.
Ermeni ve Latin edebiyatının önemli yazarları İstanbul'da
İTEF-İstanbul
Tanpınar Edebiyat Festivali, dünya edebiyatının önemli isimlerinin aralarında
yer aldığı 26 ülkeden yazarları buluşturuyor. Edebiyatseverler ile farklı
kültürlerden yazarları buluşturan etkinlik kapsamında Ermeni edebiyatının
önemli isimlerinden Hovhannes Tekgözyan ile Latin edebiyatının önemli
temsilcisi Lauro Restropa da İstanbul'a geldi. Kitapları Türkçe'de Ayrıntı
Yayınları tarafından okura ulaştırılan Tekgozyan ve Restrepo, 06 Mayıs Çarşamba
günü Taksim Hill Oteli'nde düzenlenecek toplantıda basınla bir araya gelecek.
"Hiçbir kimliği diğerine üstün görmeden kardeşçe yaşıyoruz"
AB Bakanı ve
Başmüzakerecci Bozkır: "Hiçbir kimliği diğerine üstün görmeden ve
çeşitliliğin zenginlik olduğu bilinciyle asırlardır kardeşçe yaşıyoruz…Bozkır, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanlığının organizasyonunda farklı inanç gruplarının temsilcileriyle bir araya geldi... Avrupa
Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, "Demokrasi, insan
hakları ve özgürlüklerin geliştirilmesi, siyasi alanda yapılan reformların tam
uygulanması son 10 yılda belki de cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde
görülmediği ölçüde sağlanmıştır" dedi… Programda, "farklı inanç"
tabirinin son 10 yılda "gayrı müslim" tabiri yerine kullanılmaya
başlandığını belirten Bozkır, "Cemaat liderleri bize başvurdular, 'Biz
bundan rahatsızlık duyuyoruz' dediler ve 'farklı inanç gruplarına mensup
vatandaşlarımız' tabirini onların, sizlerin arzusu üzerine kullanmaya
başladık" diye konuştu.





























