Atilla
Dirim
Bu
zorbalığın yasal dayanağını anayasanın 66. maddesi oluşturuyor. Bu madde, Türk
devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi Türk olarak tanımlıyor. Oysa
gerçeğin bu olmadığını, bu topraklarda Kürtlerin, Ermenilerin, Rumların,
Lazların, Çerkeslerin, Arapların, Süryanilerin ve daha çok sayıda etnisitenin
yaşadığını herkes biliyor. Cumhuriyet döneminden önce de, cumhuriyet döneminin
90 yıllık tarihinde de bu kimliklerin unutulması için nice baskılar, nice
katliamlar yapıldı. Türklüğü kabul etmenin her derde deva olduğu, Türkler
arasında ayırım yapılmayacağı yalanları defalarca tekrarlandı. Oysa
"sonradan olma" Türkler ödemek zorunda kaldılar varlık vergisini,
Dersim'de, Zilan'da onlar katledildi, 6-7 Eylül'de onlar yağmalandı, kovuldu,
mensup oldukları milletlerden söz edilirken sanki ayıp bir şeymiş gibi
"affedersiniz" denildi. Sevan Nişanyan'a "Ermeni asıllı
Türk" denmesi, anayasayla belirlenmiş olan ırkçılığın bir ifadesi.
Aslında, 1915 soykırımının bugün de sürdüğünün bir göstergesi. Bundan neredeyse
100 yıl önce yüz binlercesi katledilen bir halkın nasılsa kendi kadim
topraklarında hayatta kalmış son fertlerinin, kültürel olarak da ortadan
kaldırılma arzusunun bir başka şekilde dile getirilmesi.























