Cambridge Üniversitesi, 'Uluslararası ve Karşılaştırmalı
Hukuk Dergisi' AİHM'nin İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek lehine verdiği
kararla ilgili bir yazı yayımladı... “Gerçekten, Mahkeme’nin devamlı
vurguladığı gibi, 'Bu, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereğidir.
Bunlar olmaksızın ‘demokratik toplum’ olamaz.' Mahkeme bize aynı zamanda
'soykırım kavramını hukukla sınırlama' gerekliliğini hatırlatmıştır. 'Soykırım'
kavramı, farklı hedeflere hizmet amacıyla ve bir propaganda ve siyaset silahı
olarak kullanılmıştır. Kötüye kullanılmış, istismar edilmiş ve lekelenmiştir.
Unutulmamalıdır ki, 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması
Sözleşmesi ile tanımlanan soykırım suçu ‘bir milli, etnik, ırki veya dini bir
grubu, tümüyle veya kısmen yok etme niyeti’ gerektirmektedir. (Bizim kanaat
önderleri(!) yıllar önce karşı çıkmışlardı inkar yasasına. Diğer taraftan, demekki bu
halk kısmen bile yok edilmemiş, yüzbinlerce insan aynı zamanda hastalıktani
yorgunluktan ölmüştür. HYETERT)
***
Dünyaca bilimsel
çalışmalarıyla bilinen Cambridge Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin yayın
organlarından “Uluslararası ve Karşılaştırmalı Hukuk Dergisi” AİHM'nin İşçi
Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek lehine verdiği kararla ilgili bir yazı
yayımladı. Derginin resmi internet sitesinde yer alan haberde, kararın İsviçre
kurumlarının “tek fikir diktatörlüğü” yaratan yaklaşımının sorunlu olduğu
vurgulandı. Üç ayda bir yayımlanan dergi, yıllık özel sayısıyla önceki yargı
yılında alınan kararları eleştirel bir şekilde değerlendirerek okurlara
sunuyor.
'İsviçre'nin yaklaşımı sorunluydu'
“Perinçek-İsviçre Davası’nda Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin kararı: Soykırım kavramını hukukla sınırlama” başlıklı makalede
davanın özetine yer verildi.
Yazının “Yorumlar” başlıklı sonuç bölümünde ise şu
ifadelere yer verildi: “Mahkemenin (AİHM) kararı son derece haklıdır. İsviçre
kurumlarının 'tek fikir diktatörlüğü' yaratan yaklaşımı gerçekten sorunluydu.
Tek bir fikri diğer tüm fikirlerin üzerine yerleştiren, farklı fikirleri suç
ilan eden ve her türlü tartışmayı önleyen bir sistemdi. Mahkemenin doğru bir
şekilde hatırlattığı gibi, rahatsız eden veya şoke edici fikirler de yasaların
tam korumasını hak ediyor. Temelsiz, uygunsuz ya da değersiz saysak bile
fikirler tartışma konusu olmalıdır, kör bir baskı uygulamasına maruz
kalmamalıdır.
'Soykırım siyaset silahı olarak kullanıldı'
“Gerçekten, Mahkeme’nin devamlı vurguladığı gibi, 'Bu,
çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereğidir. Bunlar olmaksızın
‘demokratik toplum’ olamaz.' Mahkeme bize aynı zamanda 'soykırım kavramını
hukukla sınırlama' gerekliliğini hatırlatmıştır. 'Soykırım' kavramı, farklı
hedeflere hizmet amacıyla ve bir propaganda ve siyaset silahı olarak kullanılmıştır.
Kötüye kullanılmış, istismar edilmiş ve lekelenmiştir. Unutulmamalıdır ki, 1948
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ile tanımlanan
soykırım suçu ‘bir milli, etnik, ırki veya dini bir grubu, tümüyle veya kısmen
yok etme niyeti’ gerektirmektedir.
'Nefret söylemi oluşturulmamalı'
Bir suçun boyutu ya da iğrençliği, onun soykırım
oluşturduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Soykırıma dair hukuki tespit bundan
bağımsız yapılmalıdır. Ermeni halkı tarafından acı bir şekilde yaşanan ve 'Büyük
Suç' olarak adlandırılan olaylar soykırım olabilir. Bu tespiti yine de bir
mahkeme yapmalıdır. Bu durumda dahi, bu tespitin geçerliliği hakkında fikir
ayrılıkları hoşgörülebilmelidir. Sınır, nefret söylemi oluşturulmamalıdır.
Soykırım, her şeyin ötesinde hukuki bir yorumdur.”
Aydınlık
1 yorum:
Ne demek soykırım siyasi hedeflere hizmet amacıyla kullanıldı. İki buçuk milyon insanın bir milyonu yok ediliyor hala kısmen yok etme yok deniyor, binlerce çocuk Müslüman aileler veriliyor, binlerce kızımız zorla Müslümanla evleniyor hala soykırım delili aranıyor.
Ne yazık ki bazı Ermeniler de inkar yasasına karşı çıkacak kadar bilinçsiz, soykırım demeyelim etnik temizlik diyelim diyenlerle işbirliği yapacak kadar dünyadan habersiz.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.