Avusturya'da yayınlanan Der Standard gazetesine konuşan
Avrupa Komisyonu Komşuculuk ve Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, ‘Ermeni
soykırımı‘ tartışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Ankara'nın "çok
sert tepkisini" yaklaşmakta olan Haziran seçimine bağlanması gerektiğini
vurgulayan Hahn "Bu Türkiye'nin bazı kesimleri arasında çok rağbet gören
bir mesele olabilir. Fakat konunun uzun vadeli sonuçları beni
endişelendiriyor." dedi. Hahn sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa ve
batı karşıtı duruşun tohumları böyle ekilir ki, bugünün bakış açısıyla
gelecekteki bir AB üyeliği zor görünüyor."
ORC’nin Ermeni Meselesi Anketi
ORC Araştırma’dan 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri öncesi
yayınladığı en son ankette seçmenin ‘Ermeni Meselesi’ne bakışı analiz edildi.
ORC Araştırma, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’ne 39 gün kala kamuoyunda
tartışmalara neden olan 1915 olaylarını masaya yatırdı. “1915 olaylarının 100.
yılında toplumun ‘Ermeni’ meselesine bakışı” anketi 17-20 Nisan tarihleri
arasında 38 ilde 1420 vatandaş ve akademisyenin katılımıyla yapıldı.
Siyaset ve Tarih Yazıları İslamın Faydaları
Sevan Nişanyan
İslam aleminin insanlığa katkıları deyince ilk aklımıza
gelen şey alkol. Şaraptan saf alkol damıtmayı 11. yüzyılda Müslüman İspanya’da
icat etmişler. Avrupalılar oradan öğrenmiş. Adı Arapçadan, al-kuhl, yani (göze
sürülen cinsten) “sürme”. Neden sürme? Hiçbir yerde sağlıklı bilgi bulamadım.
Sanırım o devirde kimyasal maddelerde bir çeşit kod adı verme geleneği var,
belki meslekî sır kaygısıyla ya da başka nedenle. Boraks, antimuan, arsenik,
zincifre gibi bazı kimyasal maddeler de o devirde Araplardan Avrupalılara
geçmiş.
130,000 March in Los Angeles to Commemorate the Centennial of the Armenian Genocide
More than 130,000 took part in the March for Justice on
April 24, 2015 to mark the centennial of the Armenian Genocide according to the
Los Angeles Police Department. Demonstrators started the march from the Little
Armenia neighborhood in Hollywood and proceeded to walk six miles to the
Turkish consulate on Wilshire Boulevard, in the second largest march in the
history of the State of California. Leading the supporters were clergy, members
of congress, state, civic and foreign officials as well as community leaders.
Saklı Konak Müzesi
Gaziantep'te 2011 yılında faaliyete geçen Saklı Konak
Bakır Eserleri Müzesi ile ilgili olarak daha önce bir yazı göndermiştim ve
sitenizde yayınlanmıştı. Saklı Konak Bakır Eserleri Müzesi Türkiye'de Ermeni
ustalarına ait eserleri müze adı altında sergileyen tek mekan olmasına rağmen
hiç bir ermeni vatandaşı dört yıldır müzemde göremedim.
Türkiye AP kararını iade etti
Türkiye, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 1915 olaylarına
ilişkin Ermeni iddialarına destek veren kararını, kapak yazısı ekleyerek aynen
iade etti… Türkiye'nin AB Daimi Temsilciliği'nden yapılan açıklamada,
"1915 olayları hakkında 15 Nisan'da AP Genel Kurulu'nda kabul edilen ve 29
Nisan'da resmi olarak Daimi Temsilciliğimize iletilen karar, 30 Nisan'da AP'ye
iade edilmiştir" ifadesi kullanıldı. AP'nin bağlayıcı nitelik taşımayan
kararında, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına destek verilerek
Türkiye'ye geçmişiyle yüzleşmesi ve bu iddialarını kabul etmesi çağrısı
yapılmıştı.
Farklı İnanç Grupları ve İnançsızlar Diyanet İçin Ne Diyor?
Ekin Karaca
Diyanet, 47 kamu idaresi arasında en fazla pay ayrılan
14. idare. Peki, herkesten alınan vergilerle çalışan ama sadece Sünni
Müslümanlara hizmet veren bu kurum hakkında farklı inanç grupları ve
inançsızlar ne diyor? Diyanet İşleri Başkanlığı’na ilişkin sürmekte olan
tartışmaları matematikçi Ali Nesin, yazar Roni Margulies, siyasetçi Mehmet
Bekaroğlu, Azınlık Vakıfları eski temsilcisi Laki Vingas, HDP İstanbul
milletvekili adayı Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği eski başkanı Ali
Kenanoğlu ve işletmeci Mari Esgici ile konuştuk.
Serj Sarkisyan, Sb. Anna Kilisesinin mesh töreninde hazır bulundu
Ermenistan cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve eşi Rita
Sarkisyan bugün 30 Nisan’da Erivan Katoghike Surp Meryem Ana Kilisesi
bitişiğinde yeni inşa edilen Surp Anna Kilisesinin mesh ayininde hazır
bulundular; ayin Dünya Ermenileri Katolikosu Garegin II riyasetinde icra
edildi.
Mardin Surp Kevork Kilisesi için Kitap Kermesi ve Söyleşi
Mardin Surp Kevork Ermeni Katolik Kilisesi ve Manastırı'nın
rölöve ve restorasyon çalışmalarına katkı sağlamak için 2 Mayıs Cumartesi günü
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nde kitap kermesi ve söyleşi
düzenlenecek. Mardin Surp Kevork Ermeni Katolik Kilisesi ve Manastırı'nın
rölöve ve restorasyon proje çalışmaları için oluşturulan fona katkı sağlamak
amacıyla düzenlenen Kitap Kermesi, 2 Mayıs 2015 Cumartesi günü, 11.00 – 18.00
saatleri arasında, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy binası
giriş katında yapılacak.
Edebiyatta Ermeniler ve Ermeni edebiyatı
Türkiye Yazarlar Sendikası, 1915’ten önce ve sonra Ermeni
edebiyatı ve edebiyatta Ermenileri konu aldığı bir panel düzenledi. Yıldız
Sarayı Dış Karakol Binası’nda bulunan Yazarlar sendikasında yapılan panelde
şair C. Hakkı Zariç, Nükhet Eren ve Tahir Şilkan, 1915’te öldürülen edebiyat
eleştirmeni, yazar ve şairler Taniel Varujan, Siamanto, Rupen Sevag, Ardaşes
Harutyunyan, Yerukhan, Tigadintsi, Melkon Gürcüyan, Rupen Zartanyan, Dikran
Çögüryan Krikor Zohrap, Keğam Parseğyan, Smpad Pürad olmak üzere çok sayıda
edebiyatçıdan bahsettiler.
OIA Social Events Reminder
| ||
|
Kripto Ermeni' Rahatsızlığı
Vahdet’in özel haberleri gayri milli çevreleri rahatsız ediyor. Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel adlı yazar “PKK yönetiminde kripto Ermeniler var” haberimizden dolayı gazetemize saldırdı ve Vahdet’i “müptezellikle” suçladı. Bu yazarın 24 Nisan günü sözde soykırımı anmak için Ermenistan’a gittiği ortaya çıkarken, bu bile tek başına rahatsızlığının nedenini ortaya koymaya yetti.
ABD'de yeni Ermeni tasarısı
Kongre'ye ABD Başkanı Obama'yı, "Türkiye-Ermenistan
ilişkilerinin, gelecek 100 yılda, iki ülkenin ortak çıkarlarına dayanan adil,
yapıcı, istikrarlı ve kalıcı yönde ilerlemesine çalışmaya çağıran" karar
tasarısı sunuldu. ABD Kongresi'ne, ABD Başkanı Barack Obama'yı,
"Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin, gelecek 100 yılda, iki ülkenin ortak
çıkarlarına dayanan adil, yapıcı, istikrarlı ve kalıcı yönde ilerlemesine dönük
çalışmaya çağıran" karar tasarısı sunuldu.
Gerçek 30. Ermeni Soykırımı, bilim insanları, akademisyenler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların yanı sıra birçok parlamento, hükümet ve devlet başkanı tarafından resmen tanınmıştır.
1960’lardan bu yana dünyanın her yerindeki örgütlü Ermeni
Diyasporası toplumlarının en önemli etkinliklerinden birisi Ermeni
Soykırımı’nın yaşadıkları ülkede kamusal alanda kabul görmesi için çalışmak
olmuştur. Kabul görme, bir siyasinin bu konuda konuşma yapmasından, yerel
meclis ya da parlamentonun karar almasına, mitingler düzenlenmesine, kamusal
alanda bir yer tahsisine, anıtlar, müzeler ya da araştırma enstitüleri gibi
Ermeni Soykırımı konusunda kurumların oluşturulmasına kadar çok çeşitli
biçimler alabilir.
Gerçek 29. Lübnan Ermeni Üniversitesi’nın roket fırlatma kulübü 1960’larda stratosfere ulaşmıştı.
1960’lar hiç kuşkusuz bizlere Soğuk Savaş’ın dönüm
noktalarını yaşatmıştı: İşte Küba füzeleri krizi, Prag Baharı ve Sovyet lideri
Nikita Kruşçef’in Birleşmiş Milletler’de ayakkabısını çıkarıp kürsüye vurduğu
haberleri… Bütün bunlar, Washington ve Moskova’nın komutası altında giderek
daha da ölümcül hale gelen bir silahlanmanın durmadan artırdığı gerilim
koşullarında yaşanıyordu. Üstelik Uzay Yarışı’nda öne geçecek olan taraf
silahlanmayı daha da hızlandıracak ve çıtayı yükseltecekti.
100 yıl sonra Ermenilerin acısını anlamak bu değil…
Acının, eziyetin, talanın, ölümün, katliamın olduğu yerde
suç ve suçlular vardır. Suçlu bulunmadıkça, suç saklandıkça, suçlu ve mağdur
ayırt edilmedikçe, trajedi ağırlaşır, tedavi edilmez hala gelir. Sadece mağdur
acılarından değil, suçlu da gizlenmekten hastalanır. 1915 yılında yaşananlar
bir soykırımdı. Türkiye’de seyrettiğimiz bu panik ortamı da işte bu
yüzden. Tarihi sorumluluğu “ortak acı”
yada “adil hafıza” yaklaşımları ile örtbas etmek vasat bir diplomatik
manevradan ötesine gidemiyor, tezi geliştirenler de bunun farkında.
Hafızasızlaştırılan bir toplumun olmayan hafızası adil olamayacağına göre,
suçlu ve mağdurunu hala birbini tanıdığı bu acının ortaklığından da söz etmek
mümkün değil. 1915’de kazananlar ve kaybedenler oldu. Ermeniler kaybetti.
Ermenisiz bir Türkiye yaratmak isteyenler kazandı. Bu iki tarafın hellaşmesi
için yapılabilecek çok şey var. Öncelikle samimi olmak gerekli, öncelikle utanmak…
Katille mağdurun acısı ortak olamaz
Elçin Poyraz
Daha çok Davutoğlu icadı gibi görünen ve Adil Hafıza gibi
olağan şüphelilerin yürüttüğü sivil kampanyalarla desteklenen ortak acı
söyleminin, "Ermenileri rüzgâr üfürdü" düzeyindeki 100 yıllık
inkârcılıktan sonra birçok kişinin gözünü boyaması şaşırtıcı değil. Fakat bu
söylem, tıpkı Çanakkale savaşının tarihini değiştirmek gibi beyhude bir
makyajdan ibaret, üstelik düz inkârcılıktan daha sinsi. Adil Hafıza grubunun
web sitesi açıklamasına göre “1915’te yaşananlar tüm Anadolu halklarının ortak
acılarıdır [...] ve dost ve kardeşler arası küskünlük Anadolu hoşgörüsüne
sığmaz.” Acıları yarıştırmanın çok ayıp olduğundan bahsettikten sonra “ama
Türkler de acı çekti” mızıkçılığı yapmak asıl acı yarıştırma değilse nedir?
Kerameti kendinden menkul bir “Anadolu hoşgörüsü” ezberine dayanarak üstelik...
Soykırım şiddeti belki de en estetikten yoksun, sıfır noktasında yaşanan en
mutlak şiddettir ve bu yüzden de açıkça ve hiçbir süslü cümlenin ardına
sığınmadan yazmak gerekir: 1915’te ortak acı yoktur.
"Soykırım" Gerilimi Rusya ile İlişkileri Zora Sokabilir
Ermenistan’ın başkenti Erivan’da 24 Nisan’da yapılan 1915
olaylarının yüzüncü yıl törenleri Rusya ve Türkiye arasında tansiyonu
yükseltti. Ermenistan’ın başkenti Erivan’da 24 Nisan’da yapılan 1915
olaylarının yüzüncü yıl törenleri Rusya ve Türkiye arasında tansiyonu
yükseltti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 23 Nisan’da Moskova’da
düzenlenen bir konferansa gönderdiği mesajında “soykırım” ifadesini kullanması,
24 Nisan’da Erivan’a giderek törenlere katılması ve Rusya parlamentosu alt
kanadı Duma’nın “soykırım” açıklamasını kabul etmesi Ankara’nın tepkisine neden
oldu.
25 Ermenice sözlüğün yer aldığı Online Kütük hayata geçirildi
Ermenistan Diaspora Bakanlığı, Ermenice ve Ermeni
Araştırmaları Internet Merkezi (ISMA) ortak inisiyatifiyle «Ermenice ve Ermeni
Araştırmaları Internet Merkezi» Multilingual Çeviri Programı hayata girdi;
program var olan açıklamalı ve çeviri amaçlı tüm 25 sözlüğü içermekte... Sözlük
Veri Tabanında Doğu Ermenicesi 98000, Batı Ermenicesi 97500, Klasik Ermenice
14500, İnilizce 11700, Rusça 99000, Türkçe 44000, Almanca 9000, Latince 9000,
Fransızca 4000, Kürtçe 20000, Lezgice 7000, Zazaca 1000, Talışça 30000 kelime
yer almakta.
Cengiz Aktar: Mi mornarzis
Unutmabeni çiçeğinin Ermenicesi, tercümesi unutmabeni…
Pekçok dilde aynı… Bir bakıma, insanın hafızasız yaşayamayacağını hatırlatan
çiçek… Soykırımın yüzüncü yılı etkinliklerinin evrensel simgesi. Hafıza ve
adalet üç gün süren ve sade Ermeni değil bütün soykırımları hatırlayan
Erivan’daki uluslararası anma ve toplantının ana temasıydı. Cuma anıtın bulunduğu Kırlangıç Tepesi’nde sağlı sollu
Anadolu yerleşimlerinin adlarını bir kez daha görünce soykırımın Ermenilerin
olduğu kadar bizim hepimizin hikâyesi olduğunu düşündüm.
Sason tek bekar Ermenisi, köyde yaşamak isteyen kızla evlenmek istiyor
Doğup büyüdüğü Mereto dağı eteğindeki Çalışlar köyünün
havası ile doğa güzelliklerini İstanbul’a değişmediğini belirten Kaplan;
“Yakınlarımızın çoğu Erivan ve İstanbul’a göçtü. Amcaoğlum Arif Kaplan’la köyde
kalan tek Ermenileriz. Yaşım ilerliyor. Evlenecek bir Ermeni kızı arıyorum”
dedi.
Çocuksu Düşlerimize Soykırım Yaptırmayacağız
Zeynep
Tozduman
Bu yazımı, Tuzla Ermeni yetimhanesinde, yetişenlere ve bu
yetimhanenin yapılmasında emeği geçen soykırım mağduru tüm Ermeni çocuklarına
ithaf ediyorum. Soykırımlar, katliamlar, baskılar, asimilasyonlar, yıkımlarla
geçen yüzyıılık acının tam da yüzüncü yılında Ermeni halkı, anılarında büyük
anlamı olan Armen (Tuzla) Ermeni yetimler kampının 2015 Mayıs ayında yıkılacak
olmasıyla, sessiz ve derin bir üzüntü yaşamaktadır... Bizler, Ermeni halkının
Sessiz çığlıklarına ortak olduğumuz kadar insanız.
TIME Türkiye düşmanlığı için bunu da yaptı
Ermeni asıllı ABD'li şov yıldızı Kim Kardashian,
Ermenistan gezisinden öğrendiklerini ve Türkiye'ye nasihatlerini Time dergisi
için kaleme aldı… ABD Başkanı Barack Obama'nın bu yılki 24 Nisan açıklamasında
'soykırım' kelimesini kullanmamasından hayal kırıklığı duyduğunu kaydeden
Kardashian, "Türkiye'nin soykırımı kabul etmesinin zamanı geldi. Bu şu
anda oradaki insanların suçu değil, 100 yıl önce yaşandı. Türkler bu durumu
kabullenirse herkesin hayatına devam edebileceğine inanıyorum. Geçmişle
yüzleşmemek saygısızlık" diye devam etti.
Acılarımızı Çıra Etmeyelim
Marklar Esayan
Şimdi bu eski Türkiye ittifakı, siyasi partilerinden
STK'larına, İstanbul sermayesinden, cemaat ve elit medyasına kadar aynı hizada
dizilmiş halde post modern bir darbe için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir
Ermeniden gasp ettikleri matbaa üzerinden yayın hayatına atılan, İttihat genli
Cumhuriyet gazetesi paralelin yayın organı olarak Ermenice manşetle çıkıyor.
Daha birkaç sene önce el konmuş gayrımüslim vakıf mallarını iade etmeye çalışan
AK Parti'nin Meclis'ten geçirdiği yasayı “Türkiye'nin zeminini dinamitliyorlar”
diyerek AYM'ye götüren Kemal Bey, bugün Ermeni bir vekil adayı çıkartıyor.
(Türkiye için minik, CHP için dev bir adım.) Tarihi ters yüz ederek, sanki
Tehcir'den AK Parti sorumluymuş gibi, ait oldukları darbeci geleneğin bizzat
yediği haltları bugünkü egemenlik kavgasına çıra ediyorlar… Tüm bu hengâme
içinde, Türkiye kendi yeniden kuruluşuna devam ediyor. Geçmişi adil bir
hafızadan okumak, ortak acılarımıza sahip çıkmak adına tarihi adımlar atılıyor.
Ancak öyle bir mahalle baskısı kurmuş durumdalar ki, bu tarihi adımlara sahip
çıkıp hakkını verenler anında linç ediliyorlar.
«168 Jam»: Ermeni-Türk sınırı önümüzdeki 2 yıl içinde açılabilir
Rus analist Stanislav Tarasov, Önümüzeki bir buçuk, en fazla iki yılda
Ermenistan ve Türkiye ilişkilerinin regülasyonuna ve Ermeni-Türk sınırının
açılmasına sahip olacağımızı sanıyorum. Her şey bu yöne götürüyor. Ermeni
Soykırımının 100. Yıldönümü etkinlikleri fonunda Türkiye yalnız kaldığında,
Türkiye benzeri baskı rejimine dayanamaz, öyle ki Ermenistan’a işbirliğine
yönelik ortak noktalar bulmaya çalışacaktır″ dedi. Uzmanın kanaatince
Ermeni-Türk sınırı artık lokal sınır değil aksine AEB-Türkiye sınırı ve RF, AEB
üyesi Ermenistan ve Türkiye’nin ilişkilerinin çözümlemesiyle alakadar (…) »
Gerçek 28. Latin Amerika’ya Ermeni göçü büyük ölçüde 1920’ler ile 1950’ler arasında gerçekleşti.
Latin Amerika’da Ermeni varlığının tarihi nispeten yenidir.
Brezilya, Uruguay ve Arjantin’e bazı göçlerin 19. yüzyıla ve 20. yüzyılın
başlarına rastladığına ilişkin kayıtlar bulunsa da, buralara Ermeniler en çok
soykırımın ardından yerleşmişlerdir. Güney Amerika’da yaşayan Ermenilerin büyük
bir bölümü, bugünkü Türkiye’nin güneydoğu sahillerinde yer alan Kilikya
bölgesinde, genellikle ticaret ve ayakkabı imalatıyla geçinen Ermenilerin
torunlarıdır. Buraya göçün zirveye ulaştığı 1920’lerle 1950’ler arasındaki
dönemden sonra Latin Amerika’ya göç oldukça azdır. Dolayısıyla bu kıtada bugün
yaşayan Ermeniler öncelikle İspanyolca ve Portekizce konuşurlar.
Gerçek 27. Missak Manouchian II. Dünya Savaşı’nda Fransa’da göçmenlerin oluşturduğu direniş gruplarının liderlerinden biriydi.
İkinci Dünya Savaşı’nın ön cephe hatlarındaki savaş
alanları, çok kan akıtılmamış olan Nazi işgali altındaki birçok Fransız
şehrinden farklı bir görünüm sergilemişti. Ancak Fransa, Nazi liderlerihi ve
karakolları hedef alan Rezistans (Direniş) savaşçılarına karşı Naziler
tarafından yürütülen misilleme harekâtları sonucunda ağır bir şiddete sahne
oldu. Rezistans hareketi, bombalama, suikastler, gerilla savaşı, sabotajlarla
ülkedeki Nazi operasyonlarını zayıflatmayı ve zarar vermeyi hedefleyen, aynı
zamanda savaşa yönelik istihbarat toplayan, yeraltı gazeteleri çıkaran çeşitli
gruplardan oluşuyordu. Bu gruplar arasında yabancılardan oluşan bir sendikal
örgüt olan Francs-tireurs et Partisans – Main d’œuvre immigrée (Göçmen
İşçilerin Milis ve Partizanlar Grubu) da yer alıyordu.
Gerçek 26. Bir ulusal din olarak Hıristiyanlığı ilk benimseyen – genel kanıya göre İ.S. 301 yılında – Ermeniler oldu.
Ermenilerin anayurdu coğrfi olarak İsa’nın öğretisini
aktardığı ve çarmıha gerildiği Kutsal Topraklar’dan uzak değildi. Hatta Edessa
(Urfa, bugünkü Türkiye’de Şanlıurfa) Kralı Abgar’ın, İsa ile mektuplaştığına ve
mucizelerini orada göstermek için onu kendisini ziyaret etmeye davet ettiğine
inanılır. İsa, müritlerinden birini Edessa’ya gönderme sözünü verir. Ve
gerçekten de İncil’de iki havarinin, Thaddeus ve Bartholomew’un Kutsal Kitap’ı
kuzeye, Anadolu’ya, Küçük Asya’ya ve Kafkas dağlarına götürdüğü anlatılır.
Gerçek 25. İstanbul’un birçok mimari harikası Balyan ailesinin eseridir.
Dört kuşak boyunca, altı Osmanlı padişahına imparatorluk
mimarı olarak hizmet veren Balyan ailesinden dokuz mimar, her zaman Doğu ve
Batı’nın kavşak noktasında yer almış ve 19. yüzyıl boyunca gelenekle modernite
arasında kalmış İstanbul’a biçim vermiştir. Aileye adını veren Merametçi Bali Kalfa 1803 yılında
öldüğünde oğulları, Osmanlı saray çevrelerinde toplumsal ve politik nüfuzun
işareti olan “Amira” onursal ünvanını daha o zaman almış olan Krikor ve
Senekerim babalarının yolundan yürüdü.
Taşhoron Kilisesi'nde Çocukluk
100LEŞME
Ali Haydar İmre
Gözyaşlarımız ıslattı takvimin yapraklarını. Kanlarla
yazıldık tarihin sayfalarına. Unuttuk mu? Unutursak kurusun bu yürek. Hala
yastığa koyduğumda Taşhoron’da oynuyorum. Gözyaşlarımızla ıslanan topraklar,
çocuk gülüşleriyle şenlensin diyedir sözümüz. 1977 yılında Dersim-Ovacık
Elgajiye köyünden Malatya’ya uzanan yolculukta üç yaşındaydım. Önce Paşaköşkü
ardından Çavuşoğlu Mahallesi’nde konakladı yoksulluğumuz…
Vicdansız hafıza adil olmaz
Kadri Gürsel / kgursel@milliyet.com.tr
Kötülükleri önlemenin yolu bütün kötülüklerin anası olan
1915’le gerçekten ve samimi biçimde yüzleşmekten geçer. Yüzleşmek dediğimiz de
Ermeni soykırımını kabul etmeye indirgenmemeli. Toplumsal vicdana kavuşmamız
için 1915’te yaşananlar tam bir özgürlük ortamında incelenmeli ve tartışılmalı.
Ermenistan’la ilişkiler ön koşulsuz normalleştirilmeli, üniversitelerde
kürsüler kurulmalı, konu ders kitaplarına girmeli ve bu toprakların kadim
Ermeni kültürü ihya edilmeli ki ortak geleceğimiz güvence altına alınsın. Vicdansız
hafıza adil olmaz. (İyi ki varsınız. HYETERT)
HDP'nin 23 Nisan 1920'ye bakışı, 1915 Ermeni Soykırımı'na yaklaşımını gölgeliyor
23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı” için özel gündemle toplandı. Genel Kurul’da HDP
Grup Başkan Vekili İdris Baluken, devamla, 1921 ruhunun temsilcisi olan Kurucu
Meclis’in, öz yönetime sahip il meclislerine geniş yetkiler vererek tüm
yurttaşların farklılıklarıyla beraber bulundukları yerde yönetime katılma
imkânını ortaya çıkardığını, 1921 Anayasası’nda çoğulculuk, ademi
merkeziyetçilik ve temsilde adalet prensibinin esas alındığını vurguladı… Birinci
Meclis gerek temsil, gerekse demokratiklik açısından PKK lideri Öcalan, HDP
sözcüsü Baluken ve bu tezi dillendiren çevrelerin belirttikleri içeriğe sahip
değildir. Birinci Meclis’te Türk, Kürt, Çerkez, Arnavut, Boşnak Laz, Tatar ve
benzeri uluslara mensup temsilciler bulunurken, Anadolu’nun Gayri Müslim kadim
halkları Rumlar, Ermeniler ve Süryaniler “yerli düşman” oldukları için Birinci
Meclis’te temsil edilmemişlerdir. Mustafa Kemal, Meclis’ten Türkler de dahil
Kürtlerin, Çerkezlerin, Boşnakların, Lazların ve Tatarların “hudud-u milli”
içinde tek ulus olmalarını istemiştir. 1920-24 periyodu, Müslümanlıktan
Türklüğe geçiş periyodudur... HDP, 1920 Meclisi
ve 1921 Anayasası’nı pozitif tarihsel siyasal çıkışlar ve örnekler olarak
değerlendirmeye devam ederse, kabul ettiği ve kınadığı 1915 Ermeni Soykırımı’nı
bu yaklaşımla tekzip etmiş olur.
Ermeni Yazar Mıgırdiç Margosyan: "1915 Olaylarını 'Soykırım' Olarak Nitelemedim"
Kitaplarında sıkça 1915 olaylarına değindiğini söyleyen
Margosyan, şunları söyledi: "Bakın ben kitaplarımda özellikle 1915
olaylarına değindim ama ben onu hiçbir zaman bir soykırım olarak nitelemedim.
Benim orada hep altını çizdiğim bir şey var o da 'kafile' çünkü o yörede insan
kafileler halinde meçhule gönderildi. Onlardan birisi de benim babam ve bir
sürü akrabamız. Onlar kendi aralarında konuşurken hep şunu söyler 'Kirvem
kafilede sen neredeydin' Üç yaşında 5 yaşında birbirlerini kaybeden bu insanlar
hep o kafileden bahsederlerdi. Bugün yani 100 sene sonra halen tamamıyla olmasa
bile maalesef bir inkar dönemi yaşıyoruz. Oysa insanların geçmişi ile geleceği
ile yüzleşmesi çok normal bütün toplumlarda bir takım hata olmuş olabilir ama
onlarla oturup yüzleşme cesaretini göstermek gerekir. Bu bir erdemdir bunu
yapmak gerekir." (!!!! HYETERT)
Aleppo’s Armenian Church of Forty Martyrs Destroyed
ALEPPO, Syria (A.W.)—The Armenian Church of Forty Martyrs
in Judayda, Aleppo, has been destroyed. Some sources reported that the church
was bombed with explosives placed underneath the structure through underground
tunnels; others claimed the destruction was due to shelling.
Aram I, Türkiye Anayasa Mahkemesine, Katolikosluk varlıkları için başvurdu
Kilikya Katolikosu Aram I, bugün 28 Nisan’da Sis Katolikosluk konutu ve varlıklarının
iadesi amacıyla Türkiye Anayasa Mahkemesine başvurdu. Bilgi Kilikya
Katolikosluğu Divanından geldi. Kilikya Katolikosu Aram I’in konuya ilişkin açıklamasında
daha 19 Eylül’de 5. «Ermenistan-Diaspora» Kongresi esnasında yaptığını
hatırlatalım.
Sivaslı Hüseyin Efendi'nin hikâyesi: Elimdeki 42 kurşunu o Ermeni çocukları almak isteyenlere yediririm!
Ömer Laçiner
Ecdadı Talat ve Enver olanlarla 'dedem Hüseyin Efendi
olsaydı keşke' diyenler arasındaki ürpertici uçurumu bir kez daha duyumsadım. Galiba yirmi yıl kadar önceydi. Çocukluk arkadaşım
Nişan’ı aramak için gittiğim Feriköy’deki Sivaslı Ermenilerin de müdavimi
olduğu hemşehri kahvesinde çok yaşlı bir Ermeni’nin oturduğu masaya
ilişivermiştim. Yan masadaki konuşmalarda bir ara “hamaylı” sözcüğü geçti. *
İhtiyar birden ilgilendi; “bilirim” dedi, “üç yıl taktım”. Masadakiler “Amca
sen Hıristiyansın, nasıl olur?” diye şaşırarak sordular. Epey ısrardan sonra
anlattığı hikâyeyi onun ağzından anlatayım:
‘Ermeni Soykırımı’ Propagandacılarına...
Bedri Baykam / bedri.baykam@gmail.com
“Ermeni Soykırım”
iddialarına karşı Kemalist Platform’un Göztepe Parkı’nda düzenlediği panelde
şunu söyledim: “Günün sorusu: ‘Türkiye özür dileyecek mi? Toprak ve tazminat
taleplerini kabul edecek mi?’ Bakın ben hem tazminat sözü, hem de sizleri ikna
etme sözü veriyorum. Ama iki şartım var: Birincisi, ABD, Manhattan’dan
başlayarak Kızılderililerden aldığı tüm toprakları özür dileyerek geri verecek,
Avrupa’ya dönerken ağır tazminatlar ödeyecek. İkincisi, geçmişi açık
soykırımlarla dolu Fransa, İspanya, Rusya başta olmak üzere, her ülke
parlamento kararları çıkaracak ve başkentlerinin göbeğine bu soykırımların
anıtlarını dikecek.” (Sanatçı şöyle diyor onlar da yaptı biz de yaptık.
Onlar kabul edip tazminat öderlerse biz de öderiz. Yani soykırım doğru da
herkes yapıyor. HYETERT)
Ermeni katliamından bir asır sonra*
“Tarih tarihtir, kurbanlar kurbandır...” Başbakan Boyko
Borisov “soykırım” ifadesinden kaçınarak, Osmanlı İmparatorluğunda 1915-1922
yılı olaylarını “Ermenilere toplu katliam” ifadesiyle değiştirdi. 24 Nisan
2015’te Bulgar Parlamentosu bu yöndeki karar tasarısını kabul etti… 1915- 1917
yıllarında Bulgaristan’a 30 bin ermeni göçmen gelir. Türk hükümeti iki defa
onların kabul edilmesine karşı çıkarak, nota gönderir. Fakat Bulgar idareleri
bu dayatmaları kabul etmez. Tam tersine. Çar Ferdinand özel bir talimat çıkarır
ve Ermeni sığınmacıların kabul edilmesine hüküm verir. Toplum, Ermeni
göçmenlerin uyum sağlaması için yardım eder, Ermeni okulları kurulur, Ermeni
kiliseleri inşa edilir ve geçimleri için gereken herşey yapılır. Bugün,
Bulgarların %61’i bu katliamla ilgili bilgi sahibi değil. Dünyanın büyük bir
kısmı, Ermenilere uygulanan zulümler önünde susmaya devam ediyor.
Ermeni Soykırımı üzerine
David Romano
İmparatorluk, 20’nci yüzyılın başında gücünü kaybederek
ümitsizliğe kapıldı. Herkesi ve her mekanı düşman sanmaya başladı. Yüzyıllar
boyunca köylerinde yaşayan yüz binlerce masum Hristiyan buna örnektir. Onların
tek isteği sıradan bir hayat sürmekti. Hristiyanlar tehlikeden uzak durmak için
içlerinde siyaset yapanları uzaklaştırıyordu. Soykırım Uzmanı Helen Fein, sözkonusu olguya teşvik edici
4 sebep belirlemektedir. Bu sebeplerin bütünü Osmanlı İmparatorluğu’nda gücünü
kaybettiği dönemde mevcuttu. O dönemde imparatorluk, yeni yöneticilerine tek
ırk ve nasyonalizm düşüncesini öğretiyordu. Sebepler şunlardır: Ciddi veya
muhtemel tehditleri yok etmek, düşmanların veya düşman olma ihtimalini
taşıyanların kalbine korku salmak, sermaye elde etmek veya bir inanç ya da
ideolojiyi zorla kabul ettirmek. Maalesef bugüne kadar saydığımız sebepler hâlâ
mevcuttur. Ermenilerin çektiğini,Ezidiler ile Iraklı ve Suriyeli Hristiyanlar
da bugün İslam Devleti’nin (IŞİD) elinden çekiyor.
Ermeni halk müziği ve ‘Shoghaken Folk Ensemble’
Tam olarak hangi tarihte olduğunu hatırlamıyorum ama uzun
yıllar evvel tanımıştım “Shoghaken Folk Ensemble” ile bu müzik topluluğunun
solisti Hasmik Harutyunyan’ı. Ermeni müziğine yeni yeni ilgi duymaya başladığım
yıllardı. Dinlediğim ilk Ermeni halk müziği albümleri, Türkiyeli Ermenilerden
oluşan “Knar” grubunun hazırladıklarıydı. Bildiğim kadarıyla iki CD çıkardı
Knar. Sonra ne oldu bu topluluğa bilmiyorum, sanırım dağıldılar.
Gerçek 24. Ermeni Soykırımı’na verilen tepki ilk uluslararası insani yardım hareketini oluşturdu.
Ermeni Soykırımı kapalı kapılar ardında yapılmadı.
Elbette 1. Dünya Savaşı gerçekleri örtmede oldukça iyi işlev gördü; ama katliam
ve tehcir haberleri tüm dünyaya yayıldı. Dünya duydu ve dünya cevap verdi. Dünyanın verdiği cevap,
o tarihten bugüne uluslararası insani yardım hareketlerini şekillendirdi. Listenin başında Amerikan Süryani ve Ermeniler Yardım
Komitesi(ASEY) , daha sonraki adıyla Near East Relief (Yakın Doğu Yardım
Örgütü) yer alıyordu. Örgüt bugün de Yakın Doğu Vakfı adı altında
faaliyetlerini sürdürüyor.
Gerçek 23. Avrupa’daki ilk kahve dükkânlarını Ermeniler açmıştı.
Doğrudur, Ermenistan’da kahve yetişmez. Hiçbir zaman
yetişmemişti ve muhtemelen hiçbir zaman da yetişmeyecek. Bugün dünyanın en
değerli ticari ürünlerinden birisi olan kahvenin kökleri, Etiyopya’daki Kaffa
bölgesine uzanıyor. Anlatıldığına göre bir keçi çobanı, bir bitkinin
çekirdeklerini yedikten sonra keçilerinin enerjilerinin arttığını fark etmiş.
Kavrulup öğütüldükten sonra içilecek şekilde hazırlanan bu çekirdekler insanlar
üzerinde de aynı etkiyi göstermiş!
Gerçek 22. İran Ermenilerinin tarihi antik çağa kadar uzanıyor.
Bölgenin adına Med ülkesi, Pers ülkesi ya da İran
diyebilir, yöneticilerini İ.Ö. 6.-4. yüzyıllar arasında hüküm süren Ahamenişler
(Akamenid), daha sonra Partlar ya da Sasaniler, orta ya da yeni çağın
başlarında Safevi hanedanı, ardından gelen Kaçar hanedanı, ya da bugünün İslam
Cumhuriyeti olarak anabilirsiniz; her ne derseniz deyin, burada Ermeniler ile
İranlılar arasında, kısmen coğrafi yakınlık, ama onun da ötesinde Elbrüz
dağları, Aras nehri ve Urmiye gölü üzerinden binlerce yıl karşılıklı ilişkiler
sonucu çok eski bir ortak kültürden kaynaklanan bağlar vardır.
Gerçek 21. Alexander Mantashev 20. yüzyıl başında dünyanın en zengin petrol sanayicilerinden biri ve önde gelen Ermeni hayırseverdi.
Alexander Mantashev (Mantaşyan ya da Mantaşyants’ın
Rusçalaştırılmış şekli) bugün Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te (Tbilisi) 1842
yılında doğdu. Tiflis, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında Ermeni
kültürü, toplumu, siyaseti ve ticareti açısından bir merkez konumundaydı. İlk
gençlik yıllarını kuzey İran’da babasının tekstil işinde çalışarak geçirdi.
Ardından uzunca bir süre, o dönem pamuk ticaretinin küresel ölçekte merkezi
olan, aynı zamanda önde gelen Ermeni Diyasporası aktörlerinin bulunduğu
İngiltere’deki Manchester şehrinde yaşadı.
Ermeni (Soy)kırımı 100 yıla sığar mı
Kazım Gündoğan
Ermeni Soykırımı'nı ele alırken, gerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, gerek İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) yönettiği devletin, gerekse Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğini sürdürmede başvurdukları politikaların ve yönetme biçimlerinin benzerliği ve devamlılığı nedeniyle Ermeni (soy) kırımının 100 yılla sınırlanmayacağı düşüncesindeyim. Bu nedenle Ermeni (Soy)kırımı 100 Yıla Sığar mı? sorusunu, yazımın başlığı yaptım... Berlin Antlaşması’yla “Ermeni Reform Planı” kararlarını
sabote etmek için Abdülhamit yönetiminin giriştiği yaygın Ermeni pogromları
sonrası on binlerce Ermeni’nin Kafkasya’ya kaçtığı ve bu pogromlar sırasında
kılıçtan kurtulmanın yolu olarak Müslümanlaş(tırıl)an Ermeni sayısının 80 bin
ile100 bin kişi arasında olduğu belirtilmektedir. Konu hakkında kapsamlı
çalışmaları olan Hovsep Hayreni şunları yazmaktadır. “Ermeni sorununun nihai
çözümü” olarak 1. Dünya Savaşı içinde girişilen soykırım öncesinde bu
tasfiyenin doğu genelindeki kısmı denemesi 1895–96 yıllarında gerçekleştirildi.
Bunu daha sonra 1909 Adana katliamı izledi.”[1] Baskılar 1894 yılında Sason yöresinde Ermenileri
başkaldırıya yöneltti. Başkaldırı kanlı bastırıldı. Sultan Abdülhamit bununla
yetinmedi, Sason başkaldırısını gerekçe göstererek Orta ve Doğu Anadolu’nun
genelinde saldırılar başlatıldı. 1895 son baharından 1896 ilkbaharına kadar
onlarca şehir ve yüzlerce kasabada yağma ve talana katliamlar eşlik etti.
Hıristiyanların inanç merkezleri yakıldı, yıkıldı. Büyük bir yıkım yaşadı. Bu
yapılanlar Ermeni halkının iradesinin kırıldığı dönem olarak tanımlanması
yanlış olmaz. Selim Deringil, Abdülhamit döneminde, Patrikhane’nin rakamlarını
referans alarak 1894–1897 arası katledilen Ermeni sayısının 300 bin civarında
olduğunu söyler.[2]
"Benim de Türk Arkadaşlarım Var"
Nilay Vardar
100LEŞME / Kayane Gavrilof Anlatıyor
Üniversite öğrencisi Kayane Gavrilof, Ermeni gençliğinin
"öteki" dünyayla tanışmasını anlatıyor. Kayane Gavrilof, 25 yaşında bir üniversite öğrenci. Feriköy’de yaşıyor, yazlarını Kınalıada'da geçiriyor.
Sayat Nova Korosu üyesi. Üniversiteye kadar Ermeni okullarında okudu, Türkçe
konuşulmayan bir evde büyüdü. Şimdi İstanbul Üniversitesi’nde sinema okuyor. Kayane Gavrilof, Ermeniler içinde geçen kapalı yaşamından
çıkıp "sudan çıkmış balığa" döndüğü "öteki" dünyayla
tanışmasını anlatıyor.
Prof. Taner Akçam: 1915'te Ermeni ayaklanmaları olduğu iddiası yalan
Türkiye kamuoyu “Soykırım mı, değil mi” tartışması yaparken
ezberler tekrarlandı ve “Soykırım değil” pozisyonu alanların önde gelen
argümanlarından biri yine “Ermeni ayaklanması” oldu. ABD’deki Clark
Üniversitesi’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Akçam bu “bilgi”yi sorguluyor ve
“Sistemli ve düzenli bir Ermeni ayaklanması daha sonra icat edildi. Böyle bir
şey var olsaydı, belgeleri olurdu” diyor.
Ben kendimi kandıramıyorum
Rasim Ozan Kütahyalı
Sonuç-merkezli, bir amaç kutsal olarak kabul edildiğinde
o amacı hayata geçirmek için yapılabilecek her şeyi mubah gören iğrenç
zihniyetti esas katliamları ve soykırımları yapabilen. Bu ahlaksız ve vicdansız zihniyet 1915
konjonktüründe İttihatçılık olarak karşımıza çıkmıştı. Talat adlı, insanları
nüfus mühendisliği projelerinin basit birer parçası olarak görebilen bir adamda
somutlaşarak karşımıza çıkmıştı. Evet, ben kendi hikâyemi aktardım. Artık
kendimi kandıramıyorum. 1915'te bu topraklarda bir büyük facia, bir soykırım
yaşandı. Bir insanlık suçu işlendi. Bu suç karşısında söylenecek her
"Ama..." artık midemi bulandırıyor.
Kamp Armen 23,5 Nisan* olur mu?
Ceren Sözeri / cerensozeri@gmail.com
Bu hafta sonu Kamp Armen’e ya da bilinen adıyla Tuzla
Ermeni Yetimhanesi’ne son ziyaret gerçekleştirildi. Kampta büyüyenler burada
son kez bir araya geldiler. Rivayet o ki çok yakın zamanda bu yemyeşil cennet
bahçe yeni villalar yapılmak üzere yok edilecek. Bilinen adı yetimhane çünkü
Anadolu’dan getirilen ve Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi’nin alt katına
yerleştirilen çocuklar için yapılmış. Kendileri ‘çocuk evi’ demeyi tercih
ediyor. 1962 yılında Tuzla’daki bu araziyi satın alıp kilise adına tescil
ettirmişler. Gedikpaşa’da kalan çocuklar Tuzlalı Hasan Kalfa’nın önderliğinde
sırtlarında çimento taşıyarak, fidanlar dikerek bu kampı elleriyle inşa
etmişler. "Gayrimüslim vakıfların mülk edinemeyeceği" gerekçesiyle
1979'da Vakıflar Genel Müdürlüğü Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı'nın
elindeki tapunun iptal edilmesini ve eski sahibine geri verilmesini istemiş.
Parası ödenen, bin bir emekle yapılan kamp hiçbir bedel ödenmeden ellerinden
alınmış.
Hrant Dink davası ertelendi
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine
ilişkin davanın 5'inci duruşması görüldü. Duruşma 3 Eylül'e ertelendi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in
katledilmesine ilişkin yürütülen davanın 5'inci duruşması İstanbul 5. Ağır Ceza
Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya sanıklar katılmazken, Dink ailesi avukatları
duruşmada hazır bulundu.
Ermeni meselesinde Türklerin 'ekser' kanaati budur
Ahmet Turan Alkan
1915’te Anadolu Ermenilerinin başına gelenler hakkında,
ortalama muhafazakâr, Türk, Müslümanların ne düşündüğünü gösteren, oldukça
temsil edici nitelikle bazı tepki mektupları aldım. Bu tepkilerin sebebi, geçen
hafta Zaman’da yayımlanan ‘Resmî Karmanyola’ başlıklı yazımdaki ana fikirdi. Bu
ana fikri kısaca özetleyeyim: ‘Soykırım’ tartışmalarını bir tarafa bırakalım;
tehcire tabi tutulan Ermeni nüfusunun mallarına ne oldu? Devlet arşivciliğimiz
ve araştırmacı tarihçiliğimiz ‘soykırım’ gibi tartışmalı bir kavramın
mahiyetini aydınlatamayabilir fakat Ermeni Emvâl-i metrûkesi hakkında kuşaktan
kuşağa aktarılan söylentileri kesin ve belge diliyle cevaplayabilmeliydik en
azından... “Tarihî gerçeklerle millî menfaatler çatıştığında ekseriyeti
itibariyle milletimiz nerede durur, meseleye nasıl bakar?” sorusuna ortalama
bir cevap veriyor bu üç mektup. Hakikate hürmet, insaf ve daha önemlisi bir
metni okuyup doğru anlamak, artık çoğunluğun değil, ‘azlığın’ meziyetidir ve bu
durum hepimizi derinden endişelendirmelidir.
İranlı yazarın gözünden Ermeni tehciri
Rengin Arslan
İran'da kısa öykünün ustalarından biri olarak bilinen
Muhammed Ali Cemalzade 1916 yılında Bağdat'tan İstanbul'a gidiyordu. Daha sonra
Avrupa'ya geçecekti. Cemalzade yolculuğu sırasında Ermeni tehcirine tanıklık
etti… Cemalzade ise şunları söylüyordu: 'Jandarmaların yaklaşık 400 kişilik
yürüyen cesetlerden oluşan bu grubun dinlenmelerine izin verdikleri bu yere
vardığımızda öğleden sonraydı. Adamlar ve kadınlar bulabildikleri eski çaput ve
kağıtlardan ayaklarına iplerle bağlayarak ayakkabı yapmaya çalışmıştı. Ayakları
kundağa sarılmış yeni doğmuş bir bebek kadar kocaman olmuşlardı. Erkekler ve
kadınlar açlıklarını gidermek için kök veya kuru ot bulabilmek umuduyla çöl
kumunu eşeliyordu. Bir kadın bana doğru geldi ve hercai erkeklerin ilgisini
engellemek için saçları kazınmış 18 ve 19 yaşlarındaki iki kızını gösterdi. Bana Fransızca, bu ikisinin açlıktan ölmek üzere olan
kızları olduğunu söyledi ve avucundaki iki elması uzatıp kızlarının ölmemesi
yiyecek bir şeyler vermemi istedi. Çok utandım ve bizim azığımız da bitmek
üzere olduğu için onlara ne verebiliyorsam verdim. Elmasları kendisine
saklamasını söyledim.
Gerçek 20. Ermeni panteonunda yer alan tanrıların adlarını bugün de duyabilirsiniz.
Pagan Ermenilerin panteonunda hem yerel tanrı ve
tanrıçalar, hem de komşu kültürlerden alınıp benimsenmiş olanlar yer alıyordu.
Tahmin edileceği gibi, güneş ve ay, dağlar ve nehirler gibi doğal fenomenlere
tapınmanın yanı sıra, güzellik ve akıl gibi daha soyut kavramlar da
tanrısallaştırılmıştı. Eski Ermenilerin tapındığı tanrılar arasında bir de yazı
tanrısı, yani Tir (Batı Ermenice söylenişinde Dir) vardı. Bir yazı tanrısının
varlığı, Ermenilerin, alfabelerinin yaratıldığı 5. yüzyıldan önce de – ve
Hıristiyanlığın benimsenmesinden yüz yıl sonra – yazılı bir kültüre sahip
oldukları savını destekliyor.















.png)











