Kitaplarında sıkça 1915 olaylarına değindiğini söyleyen
Margosyan, şunları söyledi: "Bakın ben kitaplarımda özellikle 1915
olaylarına değindim ama ben onu hiçbir zaman bir soykırım olarak nitelemedim.
Benim orada hep altını çizdiğim bir şey var o da 'kafile' çünkü o yörede insan
kafileler halinde meçhule gönderildi. Onlardan birisi de benim babam ve bir
sürü akrabamız. Onlar kendi aralarında konuşurken hep şunu söyler 'Kirvem
kafilede sen neredeydin' Üç yaşında 5 yaşında birbirlerini kaybeden bu insanlar
hep o kafileden bahsederlerdi. Bugün yani 100 sene sonra halen tamamıyla olmasa
bile maalesef bir inkar dönemi yaşıyoruz. Oysa insanların geçmişi ile geleceği
ile yüzleşmesi çok normal bütün toplumlarda bir takım hata olmuş olabilir ama
onlarla oturup yüzleşme cesaretini göstermek gerekir. Bu bir erdemdir bunu
yapmak gerekir." (!!!! HYETERT)
***
Hayat hikayesini konu alan Gavur Mahallesi isimli
belgeselin galasına katılan Diyarbakırlı Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan, 1915
olaylarına değinerek,“1915 olaylarını ben hiçbir zaman soykırım olarak
nitelemedim" dedi.
Hayat hikayesini konu alan Gavur Mahallesi isimli
belgeselin galasına katılan Diyarbakırlı Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan, 1915
olaylarına değinerek,"1915 olaylarını ben hiçbir zaman soykırım olarak
nitelemedim" dedi.
1953 yılına kadar Diyarbarkır'da yaşayan Margosyan
Ailesinin oğlu olan Mıgırdiç Margosyan'ın Diyarbakır'dan İstanbul'a uzanan göç
hikayesi belgesel filme alındı. Diyarbakır'da halk arasında Gavur Mahallesi
olarak bilinen yerden adını alan belgesel film için Şişli Belediyesi'nin
katkılarıyla gala düzenlendi. Şişli Kent Kültür Merkezi'nde yapılan galaya,
Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, belgeselin yönetmeni Yusuf Kenan Beysülen
ve yazar Mıgırdiç Margosyan'ın yanı sıra çok sayıda sanatsever katıldı.
Galaya katılan Gavur Mahallesi belgeselinin yönetmeni
Yusuf Kenan Beysülen, Margosyan'ın kitaplarını inceledikten sonra belgesel film
çekmeye karar verdiğini belirterek "Diyarbakır'ın içine doğru girdikçe,
içinde gidenler, kalanlar ve gelenleri gördüm. Margosyan'ın kitaplarını çok
irdelemiştim. Onun içinden bir öykü çıkarmaya karar verdim. Göç, çok
kültürlülük, öteki ve yerinden edilme ana konumuz oldu. Mıgırdiç Margosyan
geçmiş ile bugünü yani 1915 ile 2015'i bağlayan bir halkadır. Birinci elden hem
geçmişin tanığı hem de bugünü aktaran bir unsur. Onun için Diyarbakır'ın çok
kültürlü yapısını azınlıkları meslekleri en güzel anlatan kitaplar Margosyan
olduğu için yönümüzü oraya çevirdik çok sevdik onu. Bu yüzden de onun doğrudan
anlatımı üzerine bir belgesel yapmaya karar verdik" dedi.
"İNSAN DEĞERLERİ KAYBETTİKTEN SONRA
BİLİNÇLENİYOR"
1950'li yıllardan sonra Diyarbakır'da bulunan tarihi
dokunun bozulduğunu söyleyen yazar Mıgırdiç Margosyan, "Bakın kültürel doku
derken Diyarbakır'da benim anlattığım 1950'li yıllarda o kültürel dokudan bugün
maalesef hemen hemen hiç iz kalmamış çok yozlaşmış. Mesela sadece kültürel
anlamda eğer binaları kast etmiyorsak insanlar değişmiş, insanların binaları
değişmiş ve kimliklerle beraber sanki birdenbire yeni bir şehirde buluyorsunuz
kendinizi ama o yeni şehir hiçbir zaman benim anlattığım o Diyarbakır'ın eski
bazalt taşlı o oymalı evleri değil. Tabi çok kötü bir şey var insanlar bunları
şu anda kaybettikten sonra bilincine varıyorlar. Sonradan bana diyorlar ki
'Hocam sizin anlattığınız Diyarbakır bu muydu?' buydu diyorum ben hayal kurarak
yazmadım sonra 'ah,vah' diyorlar ancak iş işten geçmiş oluyor" diye
konuştu.
"1915 OLAYLARINI KAFİLE OLARAK NİTELEDİM"
Kitaplarında sıkça 1915 olaylarına değindiğini söyleyen
Margosyan, şunları söyledi: "Bakın ben kitaplarımda özellikle 1915
olaylarına değindim ama ben onu hiçbir zaman bir soykırım olarak nitelemedim.
Benim orada hep altını çizdiğim bir şey var o da 'kafile' çünkü o yörede insan
kafileler halinde meçhule gönderildi. Onlardan birisi de benim babam ve bir
sürü akrabamız. Onlar kendi aralarında konuşurken hep şunu söyler 'Kirvem
kafilede sen neredeydin' Üç yaşında 5 yaşında birbirlerini kaybeden bu insanlar
hep o kafileden bahsederlerdi. Bugün yani 100 sene sonra halen tamamıyla olmasa
bile maalesef bir inkar dönemi yaşıyoruz. Oysa insanların geçmişi ile geleceği
ile yüzleşmesi çok normal bütün toplumlarda bir takım hata olmuş olabilir ama
onlarla oturup yüzleşme cesaretini göstermek gerekir. Bu bir erdemdir bunu
yapmak gerekir." – İSTANBUL
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.