Ermeni kelimesini aşağılayıcı maksatla kullanma ilk kez
suç oldu. Ermeni kökenli baba oğula "Ermeni gâvurları" diyen 2 kişi
hakkında hakaretten dava açıldıİstanbul Cumhuriyet Savcılığı, 'Ermeni' kelimesinin
Ermeni uyruklu birine karşı aşağılayıcı maksatla kullanılmasını ilk kez cürüm
olarak kabul etti ve iki kişi hakkında 'aşağılama, hakaret ve tehdit'
suçlarından dava açtı. Ermeni kökenli Türkiye vatandaşı Levon Balcıoğlu ile
oğlu Artun Balcıoğlu'na 'Ermeni gâvurları' diyen Yusuf Polat, İstanbul Sulh
Ceza Mahkemesi'nde iki yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak. Polat,
yargılama sonucunda ceza alırsa Türkiye'de 'Ermeniliğe hakaret' olarak nitelendirilebilecek
suçtan mahkûm olan ilk kişi olacak.
Economist'ten 'Protesto' kapağı
Küresel finans ve siyaset çevrelerinin yakından takip
ettiği İngiltere merkezli The Economist dergisi bu haftaki kapağını dünyanın
dört bir yanında patlak veren protesto eylemlerine ayırdı... Geçtiğimiz ay
İsveç’teki isyanlar ve 2011’de Londra’yı kasıp kavuran ayaklanma da listeye
girdi. Türkiye’de de üniversite mezunlarının sayısının 1995’ten bu yana her yıl
yüzde 8 arttığını belirten dergi, "Bunun yarattığı genç orta sınıflar,
büyük aileler, alkole denetim isteyen Başbakan Erdoğan’ın, dinci
muhafazakârlığına karşı öfkeli" diyor. Başyazının son cümlesinde
"2013’te demokrasilerin sıkıntı çektiğini gören Pekin, Moskova ve
Riyad’daki liderler rahatsız hissediyor olmalı" diyerek otokrat rejimleri
uyardı.
Taksim’de Ermeni mezarları çıktı
Ali Ekber Ertürk
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, CHP İstanbul
Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, Taksim Meydanı’nrdaki kazıyla ilgili soru
önergesine verdiği yanıtında, Taksim Meydanı’nın altından Ermeni mezarlarının
çıktığını açıkladı. Çelik, Meydan’da kanal deplase çalışmaları sırasında 16
Ermeni Mezar Taşı bulunduğunu, 19. yüzyıla tarihlenen duvar kalıntıları ve atık
su kanalına rastlandığını, yapılan çalışmalara İstanbul Arkeoloji Müzeleri
Müdürlüğü uzmanlarının da dahil olduğunu söyledi.
Divan Oteli’nin Kısa Hikayesi
Ersoy Dede / Yeni Akit
Cumhuriyet dönemine gelindiğinde ise mezarlık ve
kilisenin bulunduğu arazi herkesin iştahını kabartır.. İştahı kabaran sermaye
çevrelerinin burayı ele geçirebilmesi için ise CHP ile işbirliği yapması
gerekmektedir. CHP, bu süreçte üzerine düşeni yapar ve arazinin, Ermeni
cemaatine değil, başka bir vakfa ait olduğunu ortaya koyar.. Bu vakıftan da tüm
diğer metruk mezarlık arazilerinde olduğu gibi belediyeye devrini ister.. 3 yıl
süren dava sonunda mahkeme, arazinin belediye devrine karar verir.. Sadece araziye el koymaz belediye, 3 yıllık
mahkeme masraflarını da cemaatin üzerine yıkar.. Bundan sonra da çeşitli
defalar davalar açılır ve fakat sonuç alınamaz.. Eski Galatasaray Başkanı Faruk
Süren’in dedesi Arşag Surenyan (Adil Süren) cemaat adına İstanbul Valisi
Muhittin Üstündağ ile el sıkışır ve 850 bin metrekarelik arazi Belediye’ye
geçer.. Bundan sonra, mezarlık dümdüz edilir. Mezar taşlarıyla İnönü Gezisi’nin
(bugünkü Gezi Parkı) merdivenleri yapılır. Sonra da operasyon yapılmasına asıl
sebep olan aileler gelir masaya.. Taç Sanayi’nin sahibi İzmirli Tatariler,
bugünkü Divan Otel’in bulunduğu köşeyi 130 bin liraya alır.. Vehbi Koç da
Tatariler’den 250 bin liraya...
Let's Support Koutoujian for Congress
You've got a great chance to help elect a new Armenian American to the U.S. Congress. Peter Koutoujian is a proud and principled Armenian American, and a respected public servant with a world-class record of achievement. With Ed Markey's election to the U.S. Senate on Tuesday, Peter has the opportunity to run for his House seat, which represents Watertown and other cities with large Armenian communities. (Peter Koutoujian, with his wife, Elizabeth and their
children, Peter Jr., Christian and Isabel)
Ermeniler Ve İttihat Ve Terakki
Bu kitapta, “İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Ermeni
Siyasi Partileri Arasındaki İlişkiler” başlıklı incelemesinde Arsen Avagyan,
Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte Osmanlı devletinde yasal olarak faaliyet
göstermeye başlayan dört Ermeni siyasi partisinin, özellikle de diğerlerine
nazaran çok daha etkili olan Taşnak ve Hınçak partilerinin İttihat ve Terakki
ile olan inişli çıkışlı ilişkileri üzerinde duruyor. Gaidz F. Minassian ise
“Birinci Dünya Savaşı Öncesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Ermeni Devrimci
Federasyonu Arasındaki İlişkiler” başlıklı makalesinde, 1907-1912 yılları
arasında sıkı bir siyasi ittifak içerisinde olan Taşnaklar ile İttihatçıların
ilişkilerinin gelişimini ve sonrasında yaşanan kopmayı derinlemesine bir
analize tabi tutuyor.
36. Bagratuni Krallığı’nın devlet sistemi, ordusu ve mahkemeleri
Ermenistan devletinin başında kral bulunmaktaydı. Kral,
aynı zamanda Ermenilerin şahınşahı olarak da anılmakta, ülkenin iç ve dış
siyaseti kral tarafından yönlendirilmekteydi. Vasal krallar ve Ermenistan’da
oluşan birkaç Arap emirlikleri, Ani Bagratuni kralına bağlıydı. Kral, bir teşkilatlar sistemi teşkil eden saray
vasıtasıyla devleti idare etmekteydi. Teşkilatlar, yüksek görevliler veya
teşkilat liderleri tarafından yönetilmekteydi. Bu liderler genellikle hanedan
üyeleri veya krala yakın olan feodal beylerden seçilmekteydi. En önemli
mevkiler, beylerbeyi ve Ermenistan ordu komutanı görevleriydi.
1915’te Sasun’da neler yaşandı? – Komk Kilisesi direnişi
Sofia Agopyan
Sasun’un Komk (Gomots) Manastırı ile ilgili birçok ilginç
hikaye ve efsane var. Manastır 14. yüzılda inşa edilmiş. Bir efsaneye göre,
Komk Köyü’nün Ermeni ağası, bu kiliseyi bedduadan kurtulmak için inşa etmiştir. 1915’te Komk Kilisesi direnişi, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Sasunlu
Ermenilerde ve hatta günümüzde de
Sasun’da yaşayan halk arasında şimdiye kadar anlatılmaktadır.
Walking Alongside The Lord in The Holy Land
They stretched their heads above the crowd and peered through the heavy incense smoke rising in the sanctuary, as a rare ceremony unfolded before them. Here, in the dimly lit interior of Sts. James Armenian Cathedral, a group of 27 young pilgrims from the Eastern Diocese caught their first glimpse of the ancient Armenian presence in Jerusalem.
Tekin "ırkçı profesör"ü sordu
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili
Gürsel Tekin, Bir Üniversitede Bölüm Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Danışmanı
Profesör Ahmet Atan’ın açıklamaları ile ilgili soru önergesi verdi. Bir
üniversitemizde, Sanat Bölümü Başkanı olan bu kişinin, sosyal medyada
yayımladığı mesajlar ile Ermeni-Rum ve Yahudi yurttaşlarımızı suçlu gibi
göstererek, bu ülkenin asli unsurları olan bu vatandaşlarımızı aşağılamış,
ırkçı ve ayrımcı bir anlayışı ülkemizin gündemine taşımıştır. Ayrıca, ülkemizde
gerçekleşen eylemleri desteklemek için “kırmızı giyen “ İtalyan kadın
milletvekillerini 'geceliklerini çıkarmaya vakit bulamamışlar' diyerek de
terbiye sınırlarının dışına çıkarak, cinsiyete dayalı ayrımcılık yapmıştır. Bir
üniversite mensubunun taşıması gereken sorumluluktan yoksun bir yaklaşımda
bulunması yurttaşlarımızın, öğretim üyelerinin, üniversite emekçilerinin,
öğrencilerin büyük tepkisine neden olmuş, kamuoyundan özür dilemesini ve istifa
etmesini talep etmişlerdir. Bahse konu kişi kamuoyundan özür dilememiş ve
istifa etmeyi de düşünmediğini belirtmiştir. (Sayın Tekin'i bu haklı girişimi nedeniyle kutluyor, başarılar diliyoruz. HYETERT)
Akil insanlar Marmara bölgesi raporu
Marmara raporunda Deniz Ülke Arıboğan'ın imzası var.
Raporda batı bölgesinin istekleri ve olaylara bakışı çarpıcı bir şekilde analiz
edildi... Akil Heyet Toplantılarında Diğer Gözlemler... 7- Akil Heyet
toplantılarımızın en çarpıcı başlıklarından bir tanesi de Gayri Müslimler
dosyasının açılması olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti kendi vatandaşlarına sırf
dini inançları nedeniyle yıllardır yabancı muamelesi yapmakta, haklarını gasp
etmekte, her yeni dönemle birlikte yeni mağduriyetler yaratmaktadır. Yüzlerce
binlerce yıllık kendi yurtlarında diaspora gibi yaşamak zorunda bırakılan bu
vatandaşlarımız, kendi devletlerinin şerrinden o kadar korkmaktadırlar ki, bir
çok haklarını kısıtlayan Lozan anlaşması ile belirlenen statülerini bile
korumaya çalışmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti devletinin güçlenmesine ve
özgüveninin artışına paralel olarak gayri Müslimlerin inanç ve ibadet
özgürlüklerini kollayan, onlara gelişme imkanını sunan, gasp edilmiş haklarını
kendilerine teslim eden bir politika kurgulaması beklenir. Gayri Müslimlere
Türkiye’nin vereceği hiçbir hak, dış politikadaki bir karşılıklılık esasına
dayandırılmamalıdır. Gayri Müslimler Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi
vatandaşlarıdır ve bir başka ülkede yaşayan Türklerin haklarını kollamak adına
bir araç olarak kullanılmamalıdır. Kaldı ki, Türkiye’nin sadece halen
anavatanında yaşayan gayri Müslimlere değil, aynı zamanda ülkesinden göç etmek
durumunda kalmış olan eski Türkiyelilere de kucak açması onun güç algısına
hizmet edecektir. Türkiye kökenli ve halen yurtdışında yaşayan tüm gayri
Müslimlere çifte vatandaşlık uygulaması verilmesi kanımca güzel bir adım
olacaktır. Bu adım son dönemlerde Türkiye’ye yüklenmek istenen “dinci ya da
Sünnici” yakıştırmalarına karşı da antikor vazifesi görebilir. Bu bağlamda
pozitif ayrımcılığa tabi tutulması gereken kesimlerimizden birisinin de gayri
Müslim vatandaşlarımız olduğunu vurgulayabiliriz.
Talaat Killed the Ottoman Crown Prince For Opposing The Armenian Genocide?
By Harut Sassounian / Publisher, The California Courier
It
is not often that I cover murder mysteries, but I am making an exception given
the unusual circumstances of an Ottoman Crown Prince's death in 1916 and its
possible link to Talaat and the Armenian Genocide. The first clue was an article I came across in the April
3, 1921 issue of The Pittsburgh Press, titled: "Patiently Tracked to His
Hiding Place and Killed: How the Bloodthirsty Turkish Grand Vizier, Talaat
Pasha, Who Planned the Murders of a Million Armenians Met His Fate." This
news report was occasioned by Soghomon Tehlirian's assassination of Talaat on
March 15, 1921, in Berlin.
Türkeş'in ölüm sebebi Ermenistan mı?
Türkiye'ye çağ atlatan ve Türk dünyasının ortak hareket
etmesi noktasında attığı adımlarla adını tarihe kazıyan Turgut Özal'ın ölümü
ile ilgili şüpheler bir türlü aydınlatılamazken yeni bir iddiaya ortaya atıldı.
"Özal'ın hep Orta Asya ziyaretinden sonra öldürüldüğünü konuşuruz ama hiç
Alparslan Türkeş'in Ermenistan'la yaptığı temastan sonra öldürüldüğünü
konuşmayız" diyen Fatih Tezcan'a göre emperyalizm bizim asimetrik politika
izlememizi hiç istemez, önemsemez. Emperyalizm monopolik, yani tek taraflı, bağnaz,
yobaz ve önüne bakan bir politika istiyor.
Unknown Heroines of Mush
By Joseph Dagdigian
In Venice, in 1512, manuscript lover Hagop Meghapart
printed the first Armenian book, the Urbatagirk prayer book, giving birth to
the art of Armenian printing. Prior to this Armenian manuscripts were
laboriously hand written, copied, and illustrated by scribes. Last year, 2012,
Armenians celebrated the 500th anniversary of Armenian printing with a number of events. One of these events was
the establishment of a monument commemorating the heroic rescue of the Msho Jarntir,
Homilies of Mush, manuscript in Armenia's capital of Yerevan.
EU Still Upbeat on Association Agreement With Armenia
Armenia - EU officials hold talks on a Deep and
Comprehensive Free Trade Area with their Armenian counterparts in Yerevan,
18Apr2013. Armenia remains on track to finalize a wide-ranging
Association Agreement with the European Union by next November, a senior EU diplomat said on Monday.
İzmir'de Ermeniler'e BAKmak
Murat Türker
BAK kapsamında 27 Haziran 2013 Perşembe 18.30’da İzmir
Fransız Kültür Merkezi’nde Ermenistan Türkiye Sinema Platformu’yla ortaklaşa
düzenlenen film gösterimi ve söyleşi gerçekleşecek. Batman, Çanakkale,
Diyarbakır ve İzmir’den gençlerle şehirlerin hafızasına odaklanarak ortak
fotoğraf ve video projeleri üretilmesini amaçlayan Anadolu Kültür ve Diyarbakır
Sanat Merkezi’nin yeni projesi Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK kapsamında
27 Haziran 2013 Perşembe 18.30’da İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde Ermenistan
Türkiye Sinema Platformu’yla ortaklaşa düzenlenen film gösterimi ve söyleşi
gerçekleşecek.
Vatanlarında Yok Olanlar
Yervant Özuzun
Osmanlı toplumunu oluşturan farklı etnik ve dinsel
topluluklar günümüzdeki gibi iç içe değil yan yana yaşarlardı. Millet
düzenindeki cemaatleri içinde dışa kapanık, sosyal mekanları, kültürleri,
hukukları ayrı bir yaşam tarzıydı bu. Hepsi aynı trenin yolcularıydı; fakat
vagonları ayrıydı.Şehirde kilise çevresinde Hıristiyan mahalleleri,
bölgeleri, sokakları ayrı, cami çevresinde Müslümanların ayrıydı, kırsalda ise
köyleri ayrıydı. Müslüman’ın, Alevi’nin Kürt’ün köyü ayrı, Ermeni’nin, Rum’un,
Süryani’nin ayrıydı. Mahallelerin ve köylerin sokakta, çarşı pazarda konuşulan
dili ise orada yaşayanların diliydi.
Panel: 100. Yıldönümü Yaklaşırken Ermeni Soykırımı Günümüzde Neden Hala Güncel?
Moderatör: Cengiz Alğan, DurDe
Sunum: Ümit Kurt, (Clark Üniversitesi öğretim görevlisi
ve “Kanunların Ruhu, Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek”
kitabının yazarlarından)
HEPİMİZ ERMENİYİZ
Hıristiyan (çoğumuz gibi) ya da Müslüman (Hemşinli
kardeşlerimiz gibi) ... Bir kısmı Kürt, bir kısmı Süryani, bir kısmı her ne
olursa olsun: Siz kalıtımınızın her bir parçasının %100'üsünüz, %100 Ermeni
olmak da dahil ! Doğuştan, seçimle, vatandaşlıkla, ruhsal olarak, evlilik yoluyla...
ya da kaza ile Ermeni olanlar ... Hepimiz Ermeniyiz. Her birimiz - yıldızlar gibi çok sayıda ve bazen
yıldızlar gibi gizemli sebeplerle- Ermeni denklemine eşsiz bir şeyler
taşıyoruz. (Ben Ermeni'yim diyene kimse Ermeni değilsin diyemez derse abes
olur.Ancak Hemşinliler gibi biz Ermeni değiliz diyene sen Ermeni'sin demek de
aynı oranda abestir. Türkiye'de Müslüman Ermeni olsa olsa Hıristiyan
Ermenilerden ayrı bir cemaat olur. Buna da kimse bir şey demez. Ancak Türkiye'de Müslüman olan bir Ermeni tekrar Hıristiyan olmuyorsa yüzde doksan dokuz asimile olmuş demektir. HYETERT)
Süryaniler 1914-1915’te Neler Yaşadı? Dönemin Tanıkları 1914/15 Yaşananları Nasıl Anlatıyor?
Köyünde hiçbir şeyden habersiz yaşayan yüz binlerce insan
en vahşi biçimde katledildi. Süryani köyleri ve kentleri yerle bir edildi.
Binlerce genç kız ve kadın kaçırıldı. Yüzlerce çocuk devşirildi. Süryanilerin
sahip olduğu bütün zenginlikler talan edildi. Bu vahşetten kurtulan binlerce
insan, dünyanın çeşitli yerlerine kaçtı.
Avrupa Süryaniler Birliği’nden Egemen Bağış’a tepki
Avrupa Süryaniler Birliği, AKP’nin AB’den sorumlu devlet
bakanı Egemen Bağış’a tepki olarak bir basın açıklaması yayınladı...
"Türkiye Cumhuriyeti Adalet ve Kalkınma Partisi, AKP hükümetinin Avrupa
Birliği’nden sorumlu devlet bakanı Egemen Bağış her fırsatta Süryani halkına ve
onun değerlerine hakaret etmektedir. Egemen Bağış’ın bu “kraldan daha kralcı”
yaklaşımları altında sahiplerinin güvenini kazanma çabası olduğunu
göstermektedir. Egemen Bağış, Siirt’e bağlı Tılo kasabasındandır.
Müslümanlaşmış, Araplaşmış bir sülaleden gelmektedir. Ancak kendisi Türkleşme ve
başka halklara da Türkleşmedikleri için hakaret etme yarışına girmiştir. Egemen
Bağış büyük bir ihtimalle Süryani kökenlidir. Onun içindir ki, bir dönmenin
psikolojisiyle hareket etmektedir..."
İkinci bir Ermeni devletine müsaade etmeyeceğiz
Yukarı Karabağ'ın tarihi ve ezeli Azerbaycan toprağı
olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı, "Asırlar boyu halkımız o topraklarda
yaşadı. Bugün de Karabağ Azerbaycan'ın ayrılmaz bir parçasıdır ve dünyada
herkes burayı Azerbaycan toprağı olarak kabul ediyor. Sadece Karabağ değil, şu
anki Ermenistan bile tarihi Azerbaycan toprakları üzerinde kuruldu. Revan
Hanlığı, Göyçe, Zengezur bölgeleri bizim tarihi topraklarımızdır. Azerbaycan
devleti ve halkı, Azerbaycan topraklarında ikinci bir Ermeni devleti
oluşturulmasına asla müsaade etmeyecek" diye konuştu.
‘Türk’ kavramının aslına bakış
Resmî tarihe yönelik itirazlar, umumiyetle yakın
dönemlerdeki bazı gelişmelerin gizlendiği şeklindedir. Aslında aynı gizlemeler,
bütün tarihimizi Batılı anlamda millet anlayışına uydurmak maksadıyla da
yapılmıştır... O dönemlerde yapılanmaya başlayan sosyal birlik (Türk), önemli
ölçüde Türkmenler, Kürtler ve Kafkasyalı kavimlere mensup Müslümanlardan
müteşekkildir. Osmanlı’da Rumeli’ye geçilince, Arnavutlar, Pomaklar ve
Boşnaklar da aynı yapıya eklenmiştir. Hazar Denizi’nden Avrupa içlerine kadar
uzanan alandaki bütün fetih ve devletlerimiz, bu “Türk”lerin eseridir. Ne yazık
ki resmî tarih, sadece Oğuzlara mal etmiştir... Orta Asya’dakiler de dâhil
olmak üzere Abhaz, Arnavut, Boşnak, Çeçen, Çerkez, Gürcü, Kürt, Laz, Lezgi,
Türkmen, Pomak, Tatar gibi Türkçe’yi müşterek dil olarak kullanan Müslüman
kavimler “Türk” diye anılmıştır. O anlayışın gelişimini, yukarıda mümkün
olduğunca anlatmıştık. Yahya Kemal de anadil-soy esaslı Türkçülüğe itirazında,
“Türk” kavramının Türkçeyi müşterek lisan olarak kullanan farklı dilli
Müslümanları ifade ettiğini belirtmiştir.
Dedem Vartan: Bir Ermeni ailenin öyküsü
Mahmut Konuk
Levent Kırca'dan skandal sözler
"Ben Londra'ya İşçi Partisi'nin düzenlediği
organizasyonla yarın akşam oyun oynamaya geldim. Geldiğimde dün gece duydum ki
Türkiye'de Türk halkı ayaklanmış. Cumhuriyet için Atatürk için Türk halkı
ayaklanmış durumda. Şu anda az önce yönettiğim Ulusal Kanal'dan edindiğim
bilgilere göre İstanbul Türk halkı tarafından ele geçirilmiş durumda.
İstanbul'da sadece Atatürkçüler ve cumhuriyetçiler var. Şu anda Taksim meydanı
tamamıyla cumhuriyetçilere açılmış. Polis barikatları kaldırmış ve geri
çekilmiş durumda. Ancak her şeyi başaran Kurtuluş Savaşı'nı başarıp düşmanı
denize döken Mustafa Kemal'in askeri olan Türk halkı bu kadarla elbette ki
yetinmeyecek. Türk halkı Türkiye'yi tekrar ele geçirecek ve cumhuriyet ilelebet
payidar olacaktır.Şu ana kadar bu hiç konuşulmadı ama bir iki gün içinde
Silivri'de, Hasdal'da, Sincan'da yurtseverler hapishaneleri boşaltacaklar,
Atatürk'ün askerleri dışarı çıkacak. (Allah akıl fikir versin. HYETERT)
Are We "Righteous Turks"?
By Ayşe Günaysu
CHP Bursa milletvekili Doç.Dr. Aykan Erdemir’in Gökçeada’da Rumca eğitim için verdiği kanun teklifi
“Gökçeada’da bir Rum İlkokulu’nun açılması için
geçtiğimiz mart ayında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından izin verilmiş ancak
1964 yılında çıkan ve hâlen yürürlülükte olan kanunun adalarda Rumca eğitimi
yasakladığı oraya çıkmıştı... CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir dün konuyu
Meclis gündemine taşıyarak, yasakçı maddenin kaldırılması için kanun teklifi
verdi. Taraf’a konuşan Erdemir, güncelliğini yitirmiş, anlamsız, mevzuat
maddelerinin temel hak ve özgürlüklerin önünde ciddi bir engel oluşturduğunu
belirtti..." (İnsan ve Azınlık haklarına aykırı bu kanunun
kaldırılması için yapılan girişim nedeniyle
Sayın Milletvekilini yürekten kutluyor ve başarılar diliyoruz. HYETERT)
Tapumuz Toplumumuza Hayırlı Olsun
21 Haziran 2013 tarihinde Üsküdar İcadiye Mah. Cemil Meriç Cad. (Eski Çamlıca Cad.) üstünde bulunan 1808 m2 arsanın tapusu Üsküdar Tapu Müdürlüğü Tarafından Yönetim Kurulu Başkanımız’a verilmiş ve vakfımıza kazandırılmıştır. Yönetim Kurulumuz vakfımızın kalkınması için bundan sonra da çalışmalarına hızla devam edecektir. Daha önce de açıkladığımız gibi taşınmazlarımızı en iyi şekilde değerlendirip gelir fazlamızı cemaatimizle paylaşacaktır. Cemaatimize Hayırlı Olsun... Patrikhane Yargısız infaz yoluna gidip Kilisemizi Cezalandırıp Ruhani göndermemektedir. (Bu konuda Patrikliğin bir açıklama yapması gerektiğini düşünüyoruz. HYETERT)
Murat Nazaryan: “Ben kimseyi öldürmedim.”
Mahkeme heyeti, Nazaryan’ın avukatının duruşmaya katılmadığını belirterek savunmasını bir sonraki celse alacağını söyledi. Bir diyeceğinin olup olmadığının sorulması üzerine Nazaryan, “Diyecek bir şeyim yok. Ben kimseyi öldürmedim” diye vurguladıi.Müşteki ifadelerine karşı beyanı sorulan sanık Murat Nazaryan, "Diyecek bir şeyim yok. Ben kimseyi öldürmedim" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.
New at the Faculty of Medicine and the Faculty of Science: Prof. Vartan Kurtcuoglu
Vartan Kurtcuoglu is a double professor at the Faculty of
Medicine and the Faculty of Science. His research is within NCCR Kidneys and
deals with the oxgen transport in the human kidney. Kurtcuoglu is married and a
father of two schoolaged sons.
Brüksel’den görünen Türkiye
Cemal Uşşak / Rotahaber
19-20 Haziran tarihlerinde, EPC (European Policy Center)
ile TUSKON Brüksel Temsilciliğinin ortaklaşa organize ettiği
“Türkiye-Ermenistan İlişkileri” toplantısına katılmak üzere Brüksel’de idim... Kısacası
entelektüel sermayemizle de iftihar ettim... Hiç kuşkusuz ki, ülkemiz çok daha
ileri seviyelere gelmeye layık. Ancak üç temel
“kırılgan nokta”, buna engel teşkil ediyor:
a)Temel hakların hukuki teminat (ve elbette ki uygulama)
altına alınamamış olması. (Kürt
Meselesi, Alevi ve gayrimüslim Vatandaşlarımızın bekleyen talepleri başta olmak
üzere çoğunluğu teşkil eden vatandaşın taleplerinin henüz AB normlarında
karşılanamamış olması)
Bu kadar olur muhafazakarın demokratı: Ahmet Kekeç ırkçılığa kılıf buldu
İşte Ahmet Kekeç'in o yazısı: "Milli güreşçi Rıza
Kayaalp'e tepki gösterenler haklıdır. Bu sporcu terbiyesizlik yapmıştır. Dahası,
suç işlemiştir. Bu suçun adı, nefret suçudur. Üstelik bu suç, İsmet Paşa mamulü
Rum Masasının yaptıklarını temizleyen, Gayrimüslimin gasp edilen mallarını iade
eden bu hükümet döneminde işlenmiştir. Bu, mevcut hükümet için de züldür. Üzülerek
söylemek gerekirse, eskiden bu topraklarda, kimi mahfillerde, Ermeni, Rum ve Yahudi
sözcükleri, hakaret yerine kullanılırdı. Böyle ayıplı dönemlerimiz oldu. Kimi
cühela takımı da, Ermeni dendiğinde Ermenistan'ı, Rumdendiğinde Yunanistan'ı, Yahudi
dendiğinde İsrail'i anlardı. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu büyük milli
devletimiz, bu ülkeleri resmi düşman ilan etiği için, Ermeni, Rum ve Yahudi
vatandaşlarımız düşman sayılırdı. En
hafif ifadesiyle, içimizdeki hain...
AB Yeni fasıl açıyor
AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları Lüksemburg’da
yaptıkları toplantıda Türkiye ile yürütülen tam üyelik müzakerelerinde yeni bir
faslın açılmasında uzlaştı. Türkiye ile AB arasında üç yıldan bu yana durağan bir
görünüm sergileyen müzakere süreci, yeni bir faslın açılması kararı ile yeniden
ivme kazandı. Lüksemburg'da bir araya gelen AB üyesi ülkelerin dışişleri
bakanları, bazı fikir ayrılıklarına karşın, Türkiye ile müzakerelerde 22. fasıl
olan Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu faslının müzakereye
açılması üzerinde uzlaştı.
“Türkiye ile Ermenistan Arasındaki Normalleşme Süreci İlerliyor”
TurkishNY.com - Van Gölü’nde yer alan Akdamar Adası’nı
ziyaret eden ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Francis Ricciardone ve eşi, adadaki
Surp Haç Ermeni Kilisesi’ne uğradılar. Surp Haç Ermeni Kilisesi’ni ziyareti sonrasında
gazetecilerle izlenimlerini paylaşan Ricciardone, kiliseyi ilk kez 33 yıl önce
ziyaret ettiğini ve kilisenin geçirdiği restorasyon sonrasında artık daha güzel
bir hale gelmiş olduğunu belirtti. Ayrıca siyasi konulara da değinen Ricciardone, Türkiye ve
Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin ilerlediğini
belirtti. (Ada ismi yanlış olsa da en azından kilisenin ismi doğru yazılmış.Akdamar değil Ahtamar ya da Ağtamar olacak HYETERT)
Rusya Ve Ermenistan Güvenlik Alanında İşbirliğini Güçlendiriyor
Rusya Güvenlik Kurulu Sekreteri Nikolay Patruşev,
Ermenistan’ın başkenti Erivan'a düzenlediği çalışma ziyareti çerçevesinde
Ermeni mevkidaşı Arthur Bagdasaryan ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından
Rus ve Ermeni yetkililer, askeri alanda çok sayıda güvenlik işbirliği
anlaşmasına imza attı. Anlaşmaların imzalanmasının ardından konuşan Patruşev,
Rusya ve Ermenistan'ın "stratejik ilişkilere" sahip olduğunu
belirterek, "İlişkilerimiz en üst seviyede. Amacımız, güvenliğe ilişkin
kurumlar arasındaki faal ve etkili işbirliğini sürdürmektir" dedi.
Akbar to William, the Armenian connection
Joanna Lobo
The prince's Indian-Armenian ancestors revives interest
in Indo-Armenian history.So, Britain’s Prince William is Indian. Okay, he’s at
least 1/256th Indian from his mother’s side, as reports said last week. For
those hiding under a rock when the news broke, researchers have traced Lady
Diana’s family line back six generations to a woman named Eliza Kewark, whose
father was an Armenian trader and whose mother may have been Indian.
Ermenistan-Türkiye sinema hattı
Ermenistan ve Türkiye’den sinemacıların ortak
üretimlerini ve ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan Ermenistan Türkiye Sinema
Platformu, 2008 yılında İstanbul’dan Anadolu Kültür ve Erivan’dan Altın Kayısı
Film Festivali’nin girişimiyle kuruldu. Platform, kuruluşundan bu yana 11 filmin üretimine destek
sundu. Sinemada Ortak Yapım, Projeler ve Deneyimler: Ermenistan Türkiye Sinema
Platformu, İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde 27 Haziran 2013 Perşembe saat
18.30’da platform tarafından desteklenen filmlerden ikisinin gösterimini
yapacak, filmlerin ardından yönetmenler ile söyleşi de gerçekleştirilecek.
Transfiguration
The Eastern Diocese of the Armenian Church of America is
pleased to announce the release of its latest iBook for the iPad:
Transfiguration. We invite you to download this free book, and to embark on a
journey through the story of Christ’s miraculous transformation on Mt. Tabor.The iBook relates the Gospel story of the Transfiguration
and introduces the ways in which the feast is celebrated in the Armenian Church
(this year, the observance will take place on Sunday, July 7).
CONDENSED SUMMER COURSES FOR THE YOUTH - "ENHANCE THE ARMENIAN IDENTITY"
Begins Friday, June 28
Ends Sunday, June 30
Contact: mksachikyan@armenianchurchwd.com
Location: Western Diocese of the Armenian Church of North America
Akdamar Kilisesi'nde İkinci Restorasyon
Cemal Aşan - Van Gölü'ndeki Akdamar Adası'nda bulunan ve
her yıl çok sayıda turist ağırlayan Akdamar Kilisesi'nin manastır ve şapel
bölümleri ile çevre duvarlarını kapsayan ikinci restorasyona başlandı. Akdamar Adası'nda, Vaspurakan Kralı 1. Gagik tarafından
915-921 yılları arasında yaptırılan Akmadar Kilisesi, Kültür ve Turizm
Bakanlığı tarafından 2006'da tamamlanan restorasyonun ardından anıt müzeye
dönüştürüldü.Kültür ve Turizm Bakanlığının 2010 yılında aldığı kararla
yılda bir kez ayin yapılmasına izin verilen kilisenin manastır ve şapel
bölümlerinde bu yıl ikinci restorasyon başlatıldı. u adaya Ahtamar, kilisesine Surp Haç demeyi öğretemedik. HYETERT)
Assyrian American War Hero Honored in Chicago
Chicago (AINA) -- The late Saul J. Joseph was honored in
Chicago yesterday, June 23, with an honorary street name, near his life time
home in Chicago. Mr. Joseph served as a technical sergeant with the 35th
Infantry division of the United States Army in World War Two. He was awarded
Silver and Bronze Stars for bravery and a Purple Heart for wounds suffered in
action. He received medals from France and Britain as well.
Sevan Nişanyan Berlin Toplantısı
Değerli Dostlar, Sevan Nişanyan'la dayanışma amacıyla, 5
Temmuz 2013 Cuma günü akşam 18.30'da Kom-Kar Berlin'de bir toplantı
düzenliyoruz. "Türkiye'de ifade özgürlüğü" konulu toplantıya Nişanyan
konuşmacı olarak katılacak. İlgi duyan dostlarımızın katılımını bekliyoruz. İçten selam ve iyi dileklerimle.
Recep Maraşlı
Los Angeles ABD'deki Ermenilerin Kalesi Konumunda
Bir asırdan fazla bir süredir Ermeni göçünün kalbi
konumunda olan Los Angeles, son kırk yılda Orta Doğu’dan ve 1991 yılında
Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra bağımsızlığını ilan eden eski Ermenistan
Sovyet Cumhuriyeti’nden artan orandaki göçmenleri kendisine çekti... Bu yeni
yeni güçlenen göçmen grubun ayrıca, sözde Ermeni soykırımının resmi tanınması
ve kendi Ermeni nüfusunun özerkliği ilkesine dayanacak şekilde Dağlık-Karabağ
sorununun barışçıl ve adil bir şekilde çözüme kavuşturulması gibi meselelerde
Kongre’yi ve Başkan Obama’yı etkileyerek ABD’deki Ermeni lobisine destek
olabilecekleri savunuluyor.
Mardin Şehrinin Son Ermenileri
Tomas Çerme
Mardin
kenti fiziki görünüm olarak, yüksek tepenin üstünde Masis savaş kalesine
dayanmaktadır. En yüksek noktasında kalesi yer almaktadır. Mardin dört mevsimi
de birbirinden güzel olan bir kenttir. Eski çağlarda oldukça hareketli bir
geçmişi olduğu bilinen şehir kısa aralıklarla çeşitli birimlerin yönetim
dönemlerini yaşamıştır. Sırasıyla Arşakuniler, Persler, Dikranlar, Romalılar,
Bizanslılar… M. S. 640 ‘ ta Arap İslam ordusu, Hamdaniler, M. S. 873
Mervaniler, Büyük Selçuklular ve onların ardından Artukoğulları (1109) uzun bir
süre bu bölgeye egemen olmuşlardır. Mardin'in Osmanlı egemenliğine girişi 1517
yılıdır.
'Bana Ermenilerin yüzkarasısın diyorlar!'
Habertürk'te konuşan Markar Esayan, "Görüşlerimi
beğenmeyenler Hrant'ın kemikleri sızlıyordur, cemiyetin yüzkarasısın gibi
şeyler söylüyorlar” dedi...Türkiye'de yaşayan Ermeni toplumu tek bir birey gibi
algılanıyor. Ben Ermeni toplumunu da başka bir şeyi de temsil etmiyorum. Benim
temsiliyetim sadece kendimle sınırlı olabilir. Birey budur. Gezi'deki ilk grup
gencin karşı çıktığı şey tam da buydu: Bana cemaat dayatmayın. Benim ırkımla
benim görüşlerimin ne alakası var? (Bir de büyük toplum sayın yazarın da sözü geçen grupların da Ermenileri temsil etmediğini anlasa sorun kalmayacak. HYETERT)
Yeniköy muhtarı Engin Cevahiroğlu’a tepkiler artıyor
Geçtiğimiz gün Yeniköy’deki halk forumuna fiziksel saldırı düzenlediği ve Allahuekber sloganları arasında Ermeni ve Rumları hedef gösteren ifadeler kullandığı bir çok tanık tarafından öne sürülen muhtar Engin Cevahiroğlu’na tepkiler artıyor. Haberde, darp edilenlerin ve muhtarın açıklamalarına yer veriliyor.Darp edilenler: “Muhtar insanları kışkırttı. ‘Cami yapılmasını engellemek için geldiniz, niyetinizi biliyorum’ deyince yanındakiler üzerimize yürüdü.” Sarıyer Belediyesi: “Cami ihyası İBB’nin projesi, bize sorulmadı“... Haberde bahsedilen Yeniköy Cami projesinin iptaline destek olmak için: http://www.change.org/tr/kampanyalar/tc-%C3%A7evre-ve-%C5%9Fehircilik-bakanli%C4%9Fi-yenik%C3%B6y-parki-na-camii-projesi-iptal-edilsin adresinden oy verebilirsiniz.
Rumlar yıllarca o muhtarı destekledi
Yeniköy’de Muhtar Engin Cevahiroğlu’nun “Rumların peşine
takılıp gelmişsiniz” sözleri ile saldırıya uğrayan park forumuyla ilgili
tartışma sürüyor... Yeniköylü Rumlardan, Vakıflar Meclisi Üyesi Laki Vingas
Yeniköy’de 45 Rum’un kaldığını, bunlardan 20’sinin 70 yaşının üzerinde
olduğunu, son gerginlik nedeniyle bir ailenin kendisini arayarak endişelerini
aktardığını anlattı. Şöyle devam etti, Mahallede 45 kişi kaldı. Bazı insanlar
mezarlarını bile hazırladılar. Kimi hedef gösteriyor, neyi ima ediyorsunuz?
Nefret tohumlarını neden ekiyorsunuz diye soruyorum.” Eski Yeniköy Spor
Klübü’nün Başkanı, halen Amatör Spor Klüpleri Federasyonu Başkanı ve AKP’den İl
Genel Meclis Üyesi Ali Düşmez ise “Rumların (Muhtarın iddia ettiği gibi) bir
şey oluşturacaklarını hayal bile etmem. Bizim Rum ve Ermeni arkadaşlarımızla
ayrımız gayrımız yoktur. Muhtarın da böyle bir şey söylememesi gerekir diye
düşünüyorum” dedi
Türk Basınında İslamlaşmış Ermeniler Sorununun Ele Alınması
Meline Anumyan / Tarih Doktoru
Türkiye’de tabu olan bazı konular, Türkiye’nin AB üyeliği
süreci ve daha başka faktörlerden dolayı, son yıllarda tartışılmaya ve kısmi
serbesti içinde Türk basınında ele alınmaya başlanmıştır. Tabu konulardan biri
de, Ermeni Soykırımı sonrasında Doğu Anadolu’da ve Türkiye Cumhuriyeti’nin
diğer bölgelerinde kalmış olan Batı Ermenilerin, kripto ve mühtedi
kırıntılarının sorunudur. Çağdaş Türk basını, mühtedi Ermenilerin dağılımı, sayısı
ve iştigal alanları konularına belli düzeyde yer vermekte, kripto Ermenilerin,
köklerine dönme ve din değiştirme olaylarından örnekler vermektedir.
Tarih dersinde 'Ermeni soykırımı' yalanı
Düsseldorf kentinde dün bir araya gelen Türkler, Almanya'da
bazı okullarda tarih dersi olarak 'Türkler 1915 yılında Ermenilere karşı
soykırım uyguladı' şeklinde anlatılmasını topladıkları 8000 imza ile protesto
etti... Mitingde açıklama yapan Dr. Ali Söylemezoğlu, Alman okullarında
'Türkler 1915 yılında Ermenilere karşı soykırım uyguladı' şeklinde
anlatılmasına karşı çıkmış ve 2011 yılında topladığımız 8000 imzalı dilekçeleri
de, şimdiki eyalet başbakanı Hannelore Kraft'a teslim ettik. Aradan üç yıl
geçti, bu asılsız ders anlatımın kaldırılıp kaldırılacağına dair henüz bir
cevap alamadık" diye konuştu.
Kadıköy'de Binler Madımak'ı Andı
Sivas’ta 2 Temmuz 1993 yılında Madımak Oteli’nin yakılması
sonucu katledilen 35 kişinin anma etkinliğinde binlerce kişi Kadıköy'de bir
araya geldi. Sivas Madımak Katliamı’nın 20. yıl dönümü Kadıköy’de yapılan ve
binlerce kişinin katıldığı miting ile anıldı. Kadıköy Meydanı’nda dün (23 Haziran) yapılan mitingin
çağrıcılığını Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Federasyonu yaptı.
Bugün kritik bir gün: Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde yeni bir döneme mi giriliyor?
3 yıldır tek faslın açılmadığı Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde
yeni bir durgunluk dönemine mi giriliyor yoksa yeni bir sayfa mı açılıyor? Avrupa
Birliği Dışişleri Bakanları işte bu kararı vermek üzere bugün Lüksemburg'da bir
araya geliyor. Uzun sürenin ardından açılması planlanan fasla Almanya karşı
çıkıyor, Avrupa Birliği'nin genelinden ise, “Türkiye’nin ilerlemesini bloke
etmek hata olur” mesajları yükseliyor.
Merkel'den Ankara'yı kızdıracak adım
Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkılan hükümet programı
kabul edildi... Programda şu ifadeler yer alıyor: "Türkiye’nin stratejik
ve ekonomik olarak Avrupa için önemini görüyoruz. Türkiye ve Almanya’daki
insanlar arasında çok yönlü ilişkiler var. Bu nedenle Türkiye ve AB
ilişkilerini derinleştirmek istiyoruz. Yakın bir işbirliği hem AB’deki hem de
Türkiye’deki insanların çıkarınadır. Türkiye ve AB arasında mümkün olduğu kadar
yakın işbirliği ve dış ve güvenlik politikasında ise stratejik işbirliği
istiyoruz. Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini reddediyoruz. Çünkü Türkiye üyelik
şartlarına sahip değil. Ülkenin büyüklüğü ve ekonomik yapısı AB’ye ağır
gelecektir." Başbakan Merkel, bu zamana kadar ısrar ettiği "imtiyazlı
ortaklık" fikrinden de vazgeçip ilişkileri stratejik işbirliği kapsamında
geliştirmek istiyor.
Turkey’s protests Erdogan cracks down
Vicious police tactics have reclaimed Taksim Square and
other places of protest, but at a high cost to Turkey’s reputation. THE
protests that have convulsed Turkey since May 31st are gradually dying down.
Calm has returned across most of the country. Recep Tayyip Erdogan, the prime
minister, seems firmly in control. To judge by the huge turnout at weekend
rallies in Ankara and Istanbul of his Justice and Development (AK) party, his
base is more loyal and adoring than ever.
Yavuz’un Torunları, Kemal’in Askerleri ve Madımak Katliamı
Mustafa Elveren (Em. Öğrt.)
Yavuz’un torunları, imamın
ordusu ve Kemal’in askerleri iktidarı ele geçirmek için adeta birbirleriyle
yarışıyorlar. Hatta danışıklı dövüş bile yapıyorlar. Binlerce Alevi-Kızılbaş’ın
katliamından sorumlu olan Yavuz’la övünen başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın fetvaları
nedeniyle Taksim Meydanı halkların eylem yapma alanı haline dönüşmüştür.
Ermeni diasporasına kötü haber!
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan Ermeni
diasporasına karşı ortak hareket edecek. Azerbaycan Diasporadan Sorumlu Devlet
Komitesi Başkanı Nazim İbrahimov, "Bir milletin iki sorunu olamaz,
sorunlarımız da aynıdır. Sözde Ermeni iddialarına yönelik Türkiye'nin karşı
karşıya kaldığı sorunlar, aynı zamanda bizim de sorunlarımızdır. Karabağ konusunda
da Türk diasporası Azerbaycan'ı destekliyor ve dünya kamuoyuna bu konuda
sağlıklı bilgi veriyor" diye konuştu. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği
Konseyi (Türk Konseyi) üye ülkelerinden Kazakistan ve Kırgızistan'ın da
Azerbaycan ve Türkiye'nin tezlerini desteklediğini söyleyen Nazim İbrahimov,
bundan sonra bu ülkelerle daha sıkı işbirliği içerisinde olacaklarını ifade
etti.
Gezi Parkı ve AKM’den Sonra Muş’daki Yıkıma da Dur! de
Artık Yeter! Sa Sufi!
It’s Enough! Es ist Genug! Edi Bese!
Ragıp Zarakolu
Muş’ta AKP’li Belediye, Tarihi Ermeni evlerini yıkarak TOKİ’
ye peşkeş çekiliyor. Hepimizin bildiği üzere Sermayenin bir amacı karını maxime
etmesi diğer bir amaç da Toplumsal bellekleri yok etmek amaçlıdır. Bu gün
anayurtları olan bu bölgede Ermeni halkının bütün izlerini silmek isteyen
Kemalizm, Muş’ta AKP Kemalizm ile bunu yapmaya çalışmaktadır. MUŞ BÖLGESİNDE
özellikle Halkların kardeşliğini savunan BDP' ye, İHD’ye, HDK' ye ve de Çevre
örgütlerine bu anlamda çok iş düşüyor. Bu gün ERMENİ EVLERİ talan edilirse,
Kemalist Cumhuriyet gün gelir Kürt halkının da evlerini başına yıkar. Bir
kültürü yok etmek, insanlığı yok etmektir. Bu bir tarih katliamıdır. Halkların
kardeşliği/Eşitliği adına bu YIKIMA bir imzayla sende dur de.
The last of the Armenians
Photo: Anisur Rahman
Once a flourishing community in Bengal, Armenians have
dwindled in number to such an extent that only one man now represents the
entire community in Dhaka. He is known by his Anglicised name of Michael Joseph
Martin. When Martin, now in his late seventies, dies, it will throw
into doubt the future of the Armenian Apostolic Church of Holy Resurrection,
one of Dhaka’s most beautiful churches.
BDP komisyonları işe yaramadı Süryaniler, Manastır arazilerini BDP'li ailelerden geri istiyor
Ramazan Yavuz
Mardin'in Nusaybin
İlçesi'ne bağlı Eskihisar (Marin) Köyü'nde bulunan ve 30 yıl atıl kaldıktan
sonra restore edilerek 2008 yılında yeniden ibadete açılan Mor Avgin
Manastırı'na ait olduğu iddia edilen ancak tapuları BDP'li bazı yönetici ve
ailelerin üzerinde olan arazileri alabilmek için Süryaniler harekete geçti.
İsveç'te bulunan Mor Avgin Derneği yöneticilerinin BDP Genel Başkanı Selahattin
Demirtaş, Mardin Milletvekili DTK Genel Başkanı Ahmet Türk'e arazilerin iadesi
için başvurduğu, sorunun uzlaşıyla çözülmesi için komisyonlar kurulduğu çözüm
bulunamadığı için hukuki yola başvurulduğu belirtildi. Süryaniler, sorunun
arazileri ellerinde bulunduran BDP'li yönetici ve ailelerin tutumu nedeniyle
uzlaşma ile çözülemediğini öne sürerken, BDP Genel Başkanı Demirtaş ise, bu
ailelerden BDP'li olanlar olsa bile gayrimüslimlerin hak ve hukukunun yanında
olacaklarını söyledi.
Ermenilerden, kim özür dilemeli?
“ Değerli sanatçımız Yahya Akengin Panelin açış
konuşmasını yaparken, ‘Ermeni Meselesi’ne; hem bizler, hem de Ermeniler adına
yepyeni, aydınlık bir ufuk açtı. Ermeni Diasporası’nın en güçlü olduğu ABD’de
sanatçımız dünyaya şöyle seslendi: “Eğer özür dilenecekse, özür de bir şeyleri
değiştirecekse, özrün adresi bellidir. 20. yüzyıl başında Türk ve Ermeni
topluluklarını birbirine karşı getiren, kırdıran o günün küresel odaklarıdır,
aktörleridir. Gelsinler, Ermeni dostlarımız, birlikte bir kampanya yürütelim. O
odaklar hem Türk milletinden hem de Ermeni halkından özür dilesinler. Bu
kampanyada biz varız. ( Bu olsa olsa soykırımı yapan, milyonların yok olmasına
neden olan İttihat ve Terakki'yi ve Osmanlıyı aklama yolu olur ve kimseye bir
şey kazandırmaz. HYETERT)
Haydi!!! Hep Birlikte Bir kez Olsun Süryani Halkı İçin Direnelim
Zeynep Tozduman / zeynoege@mynet.com
Türkiye gündemini yaklaşık
25 gündür işgal eden ''Gezi parkı'' eylemliği ve protestolar hala devam ederken, gözlerinizi bir de Süryanilerin kutsal mekanı olan Deyrulzafaran
ve Mor Gabriel manastırına çevirmenizi istiyorum bu kez. Kamu oyundan herkesin
bildiği üzere 2008'den beri süregelen 1610 yıldır Süryani halkının bir eseri
olan Mor Gabriel Manastırı; toprak davası ile ilgili hukuksuzluk halen pazarlık
konusu olmaya devam ederken bu kez başka bir manastırda yaşanan acı gerçekle
karşılaşıyoruz.
Vali Mutlu: Olay karanfil bırakma değil
İstanbul Valisi Mutlu: "Taksim Dayanışması, Taksim bölgesinde
bir süredir sağlanan huzurlu ortamın yeniden bozulması için çağrı yapmış
oluyor. Bunlar şehrin ve herkesin huzuruna da bozan hareketler oluyor. Grup,
bir saat Taksim Meydanı'nı bloke etmiştir. Olayın karanfil bırakmanın ötesinde
kamu düzenini bozacak noktaya gelmesi, Taksim'de akmakta olan rutin trafiğin
bir saate yakın engellenmesi, toplu ulaşım, normal ulaşım, taksiler,
dolmuşların erişiminin engellenmesi dolayısıyla bu şekilde uygun müdahale
yapılmıştır. Taksim Dayanışması'nın yaptığı çağrılar demokratik hakların
kullanılmasının ötesinde kamu düzenini, trafik akışını bozmuştur. Bunlar yasal
olarak suçtur."
Türkiye’de Ermeni anıtlarının yıkımını durdurmak!
Ermenistan Cumhuriyeti Ulusal Bilimler Akademisi Şarkiyat
Enstitüsü Müdürü Ruben Safrastyan “Hayots Aşkharh” gazetesi muhabiri Armine
Simonyan’a konuştu... İlk önce, Türkiye’nin, Ermeni kiliselerini kültür
anıtları listesine alması talep edilmeli. Kiliselerimiz, devlet himayesi
altında bulunarak, yıkılmaz, patlatılmaz. Dolayısıyla bugünkü en önemli işimiz,
Ermeni anıtlarının nihai yıkımını durdurmamız olmalı. Bundan sonra ise uluslararası kurumlara başvurup,
Türkiye’ye kendi vazifelerini hatırlatmalarını sağlamalıyız.Ancak
çalışmalarımız bununla tamamlanmamaktadır. İkinci etapta ise Ermeni halkı
tarafından bin yıllar esnasında yaratılmış olan maddi ve manevi kültür
değerlerinin gerçek sahiplerine iade etme imkanlarını düşünmeliyiz. Bu adım,
Soykırım sonuçlarının kaldırılması çerçevesinde ele alınmalı.
Der Spiegel’den Türkçe manşet
Almanya'nın saygın haftalık dergilerinden Der Spiegel,
ilk kez kapak konusunu hem Türkçe hem de Almanca sunuyor. Pazartesi sayısının
kapağında ‘Beugt euch nicht / Boyun eğme’ başlığı yer alıyor... Der Spiegel’in
genel yayın yönetmen yardımcısı Klaus Brinkbäumer, yayınladığı basın
bildirisinde, “Tabii ki Almanya’da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk’ün Almanca
bilgisinin eksik olduğuna inanmıyoruz. Biz sadece Türkiye’deki olayların Alman,
Türk, Avrupalı herkesi ilgilendirdiği sinyalini vermek istiyoruz“ dedi.
Almanya-Türkiye krizi büyüyor...
Bağış'ın bu açıklamaları Almanya'da büyük tepkiye neden oldu. Türk Büyükelçi Hüseyin Avni Karslıoğlu, Berlin'de Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Almanya Dışişleri Bakanı Westerwelle de Ukrayna’da olduğu için Karslıoğlu’na Berlin’in sözlü uyarısını Alman Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Emily Haber iletti.Alman yönetimi, Türkiye’de siyasilerin Merkel ve Almanya’ya yönelik kullandıkları üslubun diplomatik nezaketten yoksun, iki ülke ilişkilerini zedeleyici olduğunu vurguladı. Türkiye’de protestoculara uygulanan aşırı şiddetin kabul edilemez olduğu da Karslıoğlu’na iletilirken, medya organlarına yönelik baskıya da dikkat çekildi... Türkiye de misilleme olarak Almanya'nın Ankara Büyükelçisinin Dış Işleri Bakanlığına çağırdı. Ahmet Davutoğlu, Berlin’in bu tutumuna karşılık Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Eberhard Pohl’ün bakanlığa çağrılması talimatını da verdi.
Dakika dakika... Taksim ve Ankara'da polis saldırısı
00:16 Ahmet Saymadi: Polis meydana çekildi. İstiklal
Caddesi'ndeki inşaatlarda bulunan kum torbalarıyla dev bir barikat kuruldu.
Caddede 10 bin kişi var.
00:14 İstanbul Tabip Odası’ndan Ali Özyurt’un
tespitlerine göre polis saldırısı sonucu şu ana kadar 42 kişi yaralandı.
00:09 Yabancı muhabir Tom Barton Ankara Kennedy
Caddesi'nde çekim yaptığı sırada TOMA'nın saldırısına maruz kaldı.
00:03 Polis saldırısı devam ederken İstiklal Caddesi'nde
vatandaşlar gözaltına alınıyor.



























