Ոսկան Մխիթարեան անունով անձնաւորութիւն մը համակարգիչի էջերուն վրայ բաց նամակի ձեւով Պատրիարքական Փոխանորդ Տ. Արամ Արքեպս. Աթէշեանի հասցէին քննադատութիւն մը հրատարկած է: Սրբազանին ուղղեալ այս ՛՛քննադատութիւն՛՛ը իրականութեան մէջ եկեղեցւոյ ուղղեալ է: Անձնապէս շատ անարդար կը գտնեմ սոյն գրութիւնը, այդ պատճառաւ ալ ՛՛քննադատութիւն՛՛ բառը չակերտի մէջ դրի: Որովհետեւ քննադատել կը նշանակէ հարցը նախ քննել, ապա դատել, նախքան համապատասխան հարցի մասին գաղափար մը յայտնելէ, ինչպէս անգամ մը մեր վարդապետներէն մէկը արտայայտուեցաւ հարց մը քննադտելու միտող մէկուն:
Hedeflenen, Ermeni Özrü Mü?
Nisan, Mayıs aylarında Ermeni Soykırımı tartışmalarının
yeniden gündeme geleceğini dile getiren CHP İl Başkanı Yalçın Görgöz, “ABD
Başkanı Obama’nın dört yıllık ikinci görev döneminde bu konuda Türkiye üzerinde
baskı kurma ve soykırım iddialarını yüzüncü yıldönümünde (1915) bunu da siyasi
hanesine bir olumlu not olarak yazdırma planlarından söz ediliyor. Yeni
oluşturulan kabine de bu yönde tavrı ve eğilimi olan başta Dışişleri Bakanı
John Kerry olmak üzere, isimlerin görevlendirilmesi bu olasılığı güçlendiriyor”
dedi.
ABD Montebello belediyesi yöneticileri tarafından Ermeni Soykırımının 98. yılına adanmış bir sergi açıldı
ABD Montebello belediyesi yöneticileri tarafından ilk kez
olarak Ermeni Soykırımının 98. yılına adanmış bir sergi açıldı. Pasadena
Star-News web sayfasından edinilen bilgiye göre, Montebello şehrinin bir
salonunda “Devam Eden Ermeni Soykırımı: Ölüm, İnkar ve Kutsallıklara Hakaret”
konulu bir daimi sergi açıldı.
Ayşe Böhürler:'Cumhuriyet Müslümanlara Türk dedi'
Türklük ve etnisite üzerine sosyoloji profesörü
Hüsamettin Arslan ile 2005 yılında yapılmış söyleşi oldu. Arslan özetle şunları
söylüyordu:Türkiye'de 'etnisite'ye dayalı kimlik; ne Türk milliyetçiliği ne de
Kürt milliyetçiliği tutmaz. Etnisite ırk, ulus kavramlarıyla düşünmek, halkın
değil modernlerin bakış açısıdır. Halkta tarihsel olarak; Şafi olma, Sünni
olma, Alevi olma bilinci vardır ama ırk bilinci yoktur. Bu nedenle Alevi Sünni
evliliğine tepki gösterir ama Türk-Kürt evliliğine tepki göstermez./Güneydoğu
sorunu halkın değil modern uygarlıklarla tanışmış Kürt entelektüel elitlerinin
sorunudur./Türkiye'nin yöneticilerinin homojen toplum talebi olmaz. Bu toplumun
egemen değerleri tapınma düzeyinde 'devlet-din-para'dır./ Türkiye'deki
milliyetçilik devlete tapmaktır. Türklük bir ırk kategorisi değil kültürel
kategoridir./Türkiye'de entisite sorunu konjonktürel ve geçicidir./ Yugoslavya
örneği yanlıştır. Orada etnik gurupların kendi gettoları vardı. Bizim
toplumumuzda herkes aynı apartmanda yaşar. /Türkiye'de yaşayan Çerkez, Abaza,
Boşnaklar Türk olarak tanımlanmaktan rahatsızlık duymaz ama Kürtler duyar.
Çünkü bir Kafkasyalı bir başka yerden göç etmiş birisidir ve devlete karşı
toprak talebinde bulunmaz. O'nun toprağı Türkiye'nin dışındadır ve bize
sığınmış halklardır. Kürtler ise biz yokken de buradaydı. /Kürtler ve Türkler
birlikte yaşamaya mecburdurlar, bu nedenle etnisite tutmayacaktır. '
Osmanlı Devleti’nin Doğuşunun Özellikleri
Ruben Safrastyan / Ermenistan Bilimler Milli Akademisi Şarkiyat
Enstitüsü yöneticisi, Türkolog, doktor, profesör
Osmanlı Devleti’nin doğuşu özelliklerini anlatan iki esas
tez var. Bu tezler, geçen yüzyılda ortaya atılmış olmasına rağmen, günümüze
kadar önemlerini yitirmemiş durumdadır. Bu tezlerden birincisinin yazarı
Britanyalı Osmanlı tarihi uzmanı Paul Vitec olmaktadır. Vitec’e göre, Osmanlı
Devleti, varlığının ilk aşamasında Gazi Devlet (GhaziState) olmaktaydı... Bu
görüş, geçen yüzyılın 70’li-80’li yıllarında hem Türk, hem de Batılı Osmanlı
tarih uzmanları tarafından sertçe eleştirildi. Eleştirenler, tarihi gerçeğe
uymayan şu gerekçeyi vurgulamaktaydı: farklı dinlere karşı sözde “hoşgörülü”
olan Osmanlı Devleti kurucuları, Hıristiyanlara karşı nasıl hoşgörüsüz,
militarist Gaziler olabilirdi?... Paul Vitec’ın tezinin, günümüz Osmanlı tarih
uzmanları arasında taraftarları bulmaktadır. Bu taraftarlardan Metin Heper’in
görüşünü belirtmek gerekir. Heper’in kanısına göre, Osmanlı Devleti’nin “Gazi
Devleti” olarak ortaya çıkması, ordunun sözde “anahtar” rolü oynadığına yol
açmıştır... Türk tarihçi Fuad Köprülü tarafından oluşturulan diğer teze göre
ise, Osmanlı Devleti’nin kurulması, her şeyden önce Türk etnik faktöründen
kaynaklanmaktaydı. Bu tez, genelde Türk tarihçiler arasında taraftar
bulmaktadır.
Diyarbakır/Ergani [Argana] Sancağında 1915 Soykırımı ve Ermeni mülklerinin paylaşımı
Sait Çetinoğlu
1915 Soykırımı öncesinde Ergani Maden Sancağında 50 kadar
yerleşim yerine dağılmış 38430 Ermeni yaşamaktadır. Tarıma elverişli alanları
ve Bakır madeni ile zengin bu yörede Dicle’nin kıyısında 3300 Ermeni’nin
yaşadığı merkez yer alıyordu. Ergani’nin rahatlıkla bir Ermeni şehri olduğunu
söylemek mümkündür. Sancağın mutasarrıfının da Ermeni olması bir tesadüf
değildir. Savaş döneminde ki ilk Mutasarrıfı Dikran Bey 28 Ekimde görevinden alınır. Yerine atanan
Nazmi Bey bölgedeki Ermeni tasfiyesini
düzenler ve uygulatır.
Kaymakam Kıcıroğlu: "Gayrimüslim Vatandaşlarımızla Daha Sık Görüşmek Lazım"

Mersin'in Mezitli Kaymakamı Kamil Kıcıroğlu, "İlçemizde
sayıları çok az olsa da gayrimüslimler var. Onlarla daha sık görüşmek lazım.
Her davetlerine katılmaya çalışmak gerekiyor. Topluma örnek olmamız lazım.
Onlarla bir diyalog kapısı açmamız gerekiyor. Bu işi de yapacak olan siz din
görevlilerisiniz. Başka kültürlerin insanlarıyla aramızda köprüler kurmalıyız.
Çünkü bugün yaşadığımız sorunların temelinde herkesin kendi kabuğuna çekilip
orada yaşamaya çalışması mantığı yatmaktadır. Bu durumu aşmanın yolu bizden
farklı olan herkese doğru yönelme anlayışını geliştirmektir."
Kızılderili reisi, Kürt ve Ermeni
Orhan Kemal Cengiz
Dün okudum, 38 baro Türk milleti kavramının, ırkçılık esasına değil vatandaşlık ve eşitlik esaslarına dayandığını söylemişler. Bu kavramın anayasadan çıkarılmasına şiddetle karşı çıkmışlar. Şimdi insan bu açıklamayı okuyunca zannediyor ki, bu barolar, Türk milleti kavramı kullanılarak yapılan ayrımcılık ve ırkçılığa hep karşı durmuşlar; mahkemeleri, devlet kurumlarını, bu ülkede yaşayan herkesi kapsayacak bir vatandaşlık anlayışı içinde davranmaya zorlamışlar. Kürtçe yoktur, o Türkçenin bir lehçesidir dendiğinde; Kürt yoktur, onlar dağda yürüyen Türklerdir buyurulduğunda; gayrimüslimleri ‘Türk olmayanlar’ olarak tanımlayan yargı kararları çıktığında; yine onlardan ‘yerli yabancılar’ olarak bahseden hukuk metinleri ortalığa saçıldığında, bu barolar ayağa kalkmış ve ortalığı yıkmışlar. Daha geçen gün Anayasa Mahkemesi, Süryani bir vatandaşımız kendi dini inanışına uygun olarak soyadını değiştirmek istediğinde Türk vatandaşlarının ‘yabancı ırk ve millet’ isimleri alamayacağını söylemedi mi? Bu 38 barodan bir tanesi de çıkıp itiraz etti mi bu karara, Türklüğü böyle kısıtlayıcı bir şekilde kullanmayın diye?
Dün okudum, 38 baro Türk milleti kavramının, ırkçılık esasına değil vatandaşlık ve eşitlik esaslarına dayandığını söylemişler. Bu kavramın anayasadan çıkarılmasına şiddetle karşı çıkmışlar. Şimdi insan bu açıklamayı okuyunca zannediyor ki, bu barolar, Türk milleti kavramı kullanılarak yapılan ayrımcılık ve ırkçılığa hep karşı durmuşlar; mahkemeleri, devlet kurumlarını, bu ülkede yaşayan herkesi kapsayacak bir vatandaşlık anlayışı içinde davranmaya zorlamışlar. Kürtçe yoktur, o Türkçenin bir lehçesidir dendiğinde; Kürt yoktur, onlar dağda yürüyen Türklerdir buyurulduğunda; gayrimüslimleri ‘Türk olmayanlar’ olarak tanımlayan yargı kararları çıktığında; yine onlardan ‘yerli yabancılar’ olarak bahseden hukuk metinleri ortalığa saçıldığında, bu barolar ayağa kalkmış ve ortalığı yıkmışlar. Daha geçen gün Anayasa Mahkemesi, Süryani bir vatandaşımız kendi dini inanışına uygun olarak soyadını değiştirmek istediğinde Türk vatandaşlarının ‘yabancı ırk ve millet’ isimleri alamayacağını söylemedi mi? Bu 38 barodan bir tanesi de çıkıp itiraz etti mi bu karara, Türklüğü böyle kısıtlayıcı bir şekilde kullanmayın diye?
"Ermeni'den Akil İnsan olur mu?"
Hektor Vartanyan
Akil İnsanlar Komisyonunu “değerlendiren” MHP Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut şu sözleri sarf ediyor:“"Ermeniler var
listede, akil adammış, aklını yerim onun. Ermeni'nin aklı bana lazım değil. Bir
Ermeni, Türk milleti için ne düşünür' Türkiye'de Ermeni vatandaşlarımız da var,
onları sayıyorum ve seviyorum. Düne kadar devlete karşı olan, Türk milletinden
intikam alma peşinde olan insanları tutmuşlar, akil adam diye seçmişler.”... Bu
açıklamayı vahim kılan imla işaretlerine dek sirayet etmiş nefret mi, yahut bu
değerlendirme de bulunmuş şahsın bir Milletvekili olması mı bilemiyor insan...
Irkçılığın insan beyninde ne tür aşınmalara yol açtığına dair pek çok örnek
edinebileceğimiz bir gündeme sahip ülkemiz.Sayın milletvekilinin “Ermenileri
seviyorum ve sayıyorum” sözü bu aşınmadan kaynaklanan bir çelişkiden
ibaret.Yüreğinizde hissetmedikten sonra sevgi de saygıda dilde mastara uğramış
fiilciklerden öteye geçemiyor maalesef.”... Ermeniler olarak Anadolu’nun entelektüel birikimine muazzam katkıları olmuş kadim bir halkız.Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk anayasasının altında imzamızın olması nedeniyle aynı zamanda bu toprakların anayasa tecrübesi en eski olan halkı da Ermeniler’dir.
Azerbaycan: Tek Suçlu Ermenistan Değil
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Elman Abdullayev, Dağlık-Karabağ
sorununun çözümüne ilişkin gecikmenin tabii ki Türkiye’yi de ilgilendirdiğini
söyleyen Abdullayev, fakat bununla birlikte bu problemin AGİT dahil
uluslararası toplumu da ilgilendirmesi gerektiğini belirtti.Uluslararası
toplumun, Ermenistan’ın mevcut statükoyu ve işgal politikasını devam ettirme
yönündeki arzusuna esaslı bir şekilde tepki vermesi gerektiğini söyleyen
Abdullayev, bunun Erivan’a ciddi baskı uygulamakla olacağını belirtti. Abdullayev,
Dağlık-Karabağ sorununun çözümlenmemiş olmasının altında yatan nedenin
Ermenistan’ın yapıcı olmayan duruşuna ek olarak, uluslararası toplum tarafından
ortaya konan “çifte standart” politikası olduğunu da sözlerine ekledi.
Florida ve Massachusetts’te Sözde Ermeni Soykırımı Reklamı!
TurkishNY.com - Peace of Art Inc. isimli şirket Nisan
ayında sergilenmek üzere, sözde Ermeni soykırımının “kurbanlarının anısına”
reklam panoları oluşturdu.Reklam panolarıyla aynı zamanda sözde Ermeni soykırımının
tanınması ve sözde soykırıma ilişkin ceza getirilmesi yönünde çağrıda
bulunuluyor. Armenian Reporter’ın haberine göre reklam panolarının
Foxboro, Watertown ve Cambridge’e yerleştirilmesi planlandı.
Kerimo: Türkiye Süryanileri azınlık olarak kabul etsin
Cumhurbaşkanı azınlıklara tanınan haklardan yaralanmadıklarını söylemişti…İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisi Milletvekili
Yılmaz Kerimo konuyu bir kez daha bugün verdiği bir yazı önergesiyle İsveç
Parlamentosu’nun gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Lozan Anlaşması’na göre
Asuri-Süryanilerin azınlık olarak kabul edilmediklerini ve bu nedenle de
azınlıklara tanınan haklardan yaralanmadıklarını söylediğine dikkat çeken
Kerimo, bundan birkaç ay önce Suriye Ortodoks Kilisesi’nin ana okulu açma
girişiminin Türkiye tarafından engellendiğini hatırlattı. (Süryani kardeşlerimiz bizim pozitivist laikçi kesimin ve onların yandaşı bazı sol kesimlerin azınlık haklarına sahip olmayı eşit vatandaş olmaya, devlet memuru olmaya engelmiş gibi gören zihniyeti dışlamalı ve Lozan Antlaşmasının azınlık haklarını istemelidir. HYETERT)
Avustralya'da sözde soykırım oyununa karşı önemli adım
Avustralya'nın New South Wales (NSW) Eyaleti Eğitim
Kurulu'nun, yeni yıldan itibaren eyalet okullarında, Yahudi soykırımını zorunlu
ders programına almasını fırsat bilen Yunan, Ermeni ve Süryani gruplara karşı,
önemli adım atıldı... Avustralya'da yaşayan diğer etnik gruplar da Yunan,
Ermeni ve Süryaniler de, bunu bir fırsat olarak değerlendirerek, harekete
geçti. Edinilen bilgilere göre, söz konusu toplumlar, benzer kararın kendileri
içinde kabul edilmesi hususunda, lobi faaliyetleri başlattı. Söz konusu
grupların eğitim bakanlığı nezdindeki girişimleri karşısında The Australian
Turkish Mutual Alliance (ATMA) tarafından başlatılan dilekçe kampanyası devam
ediyor.
Türk müteşebbisler Soykırım Anıtını ziyaret edip çiçekler koydular
Erivan’da 8-9 Nisan’da «Ticari ve Ekonomik Bağların
Tesisi» temalı Ermeni-Türk İş Kadınlarının 2 gün süren forumu esnasında Türk
müteşebbisler Ermeni Soykırımı Anıt Kompleksini ziyaret ettiler ve çiçekler
koydular.
Maine Legislature Supports Artsakh Independence
By Weekly Staff /
Augusta, Maine (A.W.)—The Maine House of Representatives
and Senate this morning passed a joint resolution recognizing the independence
of the Nagorno Karabagh Republic (NKR) and calling on President Obama and
Congress “to support the self-determination and democratic independence” of
NKR.
İnsan Hakları Savunucusu Erdal Doğan’a Yönelik Tehdit Kaygı Veriyor / Concern over the Death Threat Against Human Rights Defender Erdal Doğan
Norveç Helsinki Komitesi: İnanç Özgürlüğü Girişimi,
Avukat Erdal Doğan’a yönelik ölüm tehdidinden ötürü kaygı duymaktadır. Erdal
Doğan, 18 Nisan 2007’de Malatya’da üç Hristiyan’ın öldürülmesine ilişkin
Zirve/Malatya davasında müdahil avukattır. Sanıklardan Varol Bülent Aral, 8
Mart 2013 tarihli duruşmada Erdal Doğan’ı ölümle tehdit etmiştir.Kamu görevlilerini Erdal Doğan için koruma sağlamaya ve
emniyetini güvence altına almak için gerekli tedbirleri almaya çağırıyoruz.
'Fırsat bulsa' zarar verecekler: Rum, Ermeni, Yahudi!
Murat Kibritoğlu
Adana'da Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası'nın
(Eğitim-Sen) 800 eğitimci ve 1066 öğrenciyle yaptığı anketin sonuçlarına göre,
öğrencilerin yüzde 70'i Türkiye 'de yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudilerin bir
kısmının fırsat bulduklarında ülkeye zarar vermeye çalıştığına inanırken, yüzde
51'nin 'Türk'ün Türk'ten başka dostu olmadığını' düşündüğü belirlendi. (Maalesef nefret söylemi devam ediyor. HYETERT)
Siyaset bilimci: Ermenistan iktidar partisinin alternatifi yok
Kafkasya Enstitüsü Direktörü, siyaset bilimci Aleksandr
İskandaryan, ″Ermenistan Cumhuriyetçi Parti’nin alternatifi yok″ dedi ve
sözlerinin devamında başkalık seçimleri esnasında Ermeni Ulusal Kongresi,
Taşnaksutyun ve Müreffeh Ermenistan Partisi (MEP) şahsında kimi etkili güçlerin
kendi adaylarını ortaya sürmekten kaçındıklarını kaydetti. İskandaryan’a göre
Miras Partisi ″ağırlığı olan bir muhalif güç değil″ dedi.
RUMVADER'den Eşit Vatandaşlar Projesi
AB Projesi AZINLIK VATANDAŞLARI EŞİT VATANDAŞLAR
RUMVADER, Kasım 2011’de ‘Azınlık vatandaşları = Eşit
vatandaşlar’ başlıklı bir Avrupa Birliği projesi gerçekleştirmek üzere ilk
başvurusunu yapmıştır. İlk değerlendirmeyi başarı ile geçen proje için 28 Mayıs
2012’de ikinci ve son başvuru yapılmıştır. Bu ikinci başvurunun da
değerlendirilmesi sonucunda Eylül 2012’de program kabul edilmiştir ve Şubat
2013`de uygulamalara başlanacaktır. Proje, Ankara’daki AB Delegasyonu'nun “Demokrasi ve İnsan Hakları” Οfisi'nin
Türkiye çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Proje Avrupa Birliği tarafından finanse
edilmektedir. Cemaat üyelerinin sivil
toplumdaki yerini pekiştirmek için çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecektir. (Rum kardeşlerimizi bu grişiden dolayı yürekten kutluyoruz. HYETERT)
Uzman: Ermenistan, Ermeni-Türk protokollerine ilişkin politikasını revize etmeli
Haykazun Alvrtsyan, Yanlışa izin vermekle beraber,
Ermeni-Türk ilişkileri bağlamında Türkiye’ye daha etkili rol düştüğünün
bilincinde protokollere yönelik politikayı gözden geçirebilirdik″ dedi ve
sözlerine yanlışı düzeltmek için geç olmadığı ve Ermenistan’ın yeni cumhurbaşkanı
ve hükümetin bu konuyu gündeme getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Ermenistan'dan Türkiye'ye Suçlama
Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan,
Türkiye'yi, Yukarı Karabağ sorununun çözümüne engel olmakla suçladı. Türk tarafının, Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşme sürecini Yukarı Karabağ sorununun çözümü ile bağlantılı gördüğünü söyleyen Nalbandyan, bu tutumunun, Karabağ sorununun çözümüne bilinçli engel olma girişimi izlenimi verdiğini ileri sürdü.
Türkiye'nin tek Ermeni köyünü kadınlar kalkındırıyor
Sabancı Vakfı, toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra
dışı kişilerin olağanüstü öykülerini”, “Fark Yaratanlar” programıyla kamuoyuna
anlatmaya devam ediyor. Fark Yaratanlar programı, yapılan çalışmaların kısa
videolarının, Sabancı Vakfı tarafından hazırlanarak internet ortamında
paylaşılmasını, izleyenlere ilham vermesini, böylece toplumsal gelişmeye aktif
katılımın çoğalmasını amaçlıyor. Sabancı Vakfı’nın yeni Fark Yaratan’ı;
Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan, nüfusu ve geliri azalan Vakıflı Köyü’nde
dayanışmayı artırmak için kurulan “Vakıflı Köyü Kooperatifi Kadınlar Kolu”
oldu. Haberin Devamı: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23011256.asp
1908 Anadolu'sunda Ermeni Ustalarını Geziyorum.

Beyza Kural / beyza@bianet.org
"Tarihe Yolculuk" sergisi adının hakkını
veriyor. 2013'ten yazmak zor olunca ben de yolculuğa katılıyorum, zaman 20.
yüzyılın başına dönüyor... Birzamanlar Yayıncılık’ın 2005 yılında yayınladığı
“Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu’ndan Kartpostallarla 100 Yıl Önce
Türkiye’de Ermeniler” kitabının ikinci cildi yayınlandı. Kitabın
yayınlanmasıyla birlikte açılan ve
Küratörlüğü Osman Köker’in yaptığı “Tarihe Yolculuk”, “Orlando Carlo
Calumeno Koleksiyonu’ndan Kartpostal ve Objelerle 20. Yüzyıl Başında Türkiye’de
Ermeniler”başlıklı sergi 6-19 Nisan tarihleri arasında Tütün Deposu’nda ziyaret
edilebilir.
“Atalardan Miras Bir Yük”

Türkiye ve Ermenistan´dan bir grup genç önce 1915 öncesi
Ermeni nüfusun yoğun yaşadığı Muş’ta buluştu, kentteki Ermeni yaşamının
izlerini sürdü. Altı ay sonra da Ermenistan’da, Gümrü’de Muş´tan kaçmak zorunda
kalan Ermenilerin torunlarıyla görüştü. Ardından oturup konuştular. Yolun
Başında bu süreci izleyen, onların yaşadıklarına, düşündüklerine tanıklık eden,
önce iç seslerine sonra birbiriyle konuşmalarına odaklanan bir belgesel... Yönetmenliğini
Somnur Vardar’ın yaptığı Yolun Başında belgeseli “Birbirimizle Konuşmak”
projesi kapsamında 2011-2012'de çekildi. Filmin görüntü yönetmenliğini Gor
Baghdasaryan, yapımcılığını Zeynep Güzel yaptı. Belgeselin ilk gösterimi bugün
32. İstanbul Uluslararası Film Festivali kapsamında, saat 16.00’da, Pera
Müzesi’nde gerçekleştirilecek. Gösterime filmin kadrosu da katılacak.
Türkiye, Suriyelilere azınlık kampı kuruyor

Ülkelerindeki iç savaş ve Beşar Esad rejiminin
baskısından kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin arasında Süryani,
Hıristiyan nüfusunun giderek artması Ankara'yı harekete geçirdi. Suriye'deki
etnik ve dini gruplar için ilk adımını atan hükümet, başta Süryaniler,
Hıristiyanlar ve çeşitli etnik gruplar için toplam 10 bin kişi kapasiteli iki
ayrı kamp kurma kararı aldı. Kamplardan ilki 4 bin Süryani ve Hıristiyan için
Midyat'ta Mor Abraham Manastırı'nın bitişiğinde olacak. 6 bin kişilik diğer
kamp yine Midyat'ta bulunan Hazine arazisinde inşa edilecek.
Bartholomeos Kayaköy'de dua etti
Muğla'nın Fethiye İlçesi'ne giden Fener Rum Patriği
Bartholomeos (Dimitris Arhondonis) tarihi Kayaköy'ü ziyaret etti. Patrik
Bartholomeos'a Amerika Birleşik Devletleri'nin New York şehrinden peder
Alexander Karloutsos, Fransa Metropoliti Emmanuel Adamakis ve İstanbul Adalar
Metropoliti Haralombos Sofroniadis eşlik etti. Geniş güvenlik önlemleri altında
Kayaköy'e giden Bartholomeos, tarihi Rum kentinde gezintiye çıktı. Kayaköy'ün
dar sokaklarında yürüyerek kilise ve şapelleri inceleyen Patrik, yapılar
hakkında yetkililerden bilgi aldı.
Süryanileri, Ezidileri, Rumları Yok Sayan Bir Akil Adam Listesine İtirazım Var
Zeynep Tozduman
Silahların susması,
anaların gözyaşlarıyla bu toprakların daha fazla yıkanmaması için,
barışa evet diyorum. Elbette biliyorum ki, kafalarımızda binlerce cevaplanması
gereken sorular var. Hele bir soru var ki için için içimizi kemiren. Eh nihayet geçtiğimiz hafta Akil adam listesi açıklandı,
açıklanmasına da…! Listede Fettullahçı, militarist, ırkçı liboşların yanında
elle tutulur 5-6 isim var. Bu listede ne yeteri kadar aydın, ne akademisyen ne
kadınlar ne Süryaniler ne Ezidiler ne de Rumlar var. Akil adam listesinde
sadece bu saydığım halklar mı yok? Barış Anaları, Cumartesi Anaları ve Şehit
Anaları da yok…! Oysaki analar mutlaka olmalıydı… Olmalıydı çünkü ancak ve
ancak acıyı birebir yaşayanlar barışı daha doğru inşa edebilir.
“Devlet İnançlara Eşit Mesafede Olmalı”
Ekin Karaca ekin@bianet.org
Azınlık Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas, siyasi
partilerin Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sundukları kısmi anayasa
taslaklarını bianet’e değerlendirdi... Bugüne kadar uygulanan laikliğin, inanç
özgürlüğünü kısıtladığına dikkat çeken Vingas, laiklik ve inanç özgürlüğü
tanımlarının artık uluslararası hukuk çerçevesinde algılandığı gibi Türkiye’de
algılanması gerektiği görüşünde. “Laiklik ve inanç özgürlüğü birbirlerini
engelleyen kavramlar olmamalı. İnanç özgürlüğü ve laiklik tariflerinin
Türkiye’de sıkıntılı olduğu ve daha doğru zemine getirilmesi gerektiği
kanaatindeyim. “Laiklik de inanç özgürlüğü bugüne kadar kağıt üstünde
hep var olmuştur ama uygulamalarda sıkıntı yaşanmıştır. Tariflerin muğlak değil
çok net olması gerekir. Muğlak ifadelerin perde arkasının başka riskleri
getirdiğini uygulamalarda gördük. “İnanç özgürlüğü ibadet özgürlüğüyle sınırlandırılamaz.
İnanç özgürlüğü kendi inanç örgütlenmesini de istediği gibi yapabilmesi
gerekiyor. Devletin inançlara karşı mesafesinin de eşit olması gerekiyor.
İttihatçıların 1926 Yargılamaları
Meline Anumyan / (Tarih bilimleri doktoru)
İttihatçılar, 1926 yılında gerici güçleri kışkırtarak
Erzurum, Sivas ve Kayseri’de olduğu gibi, diğer şehirlerde de toplu gösteriler
tertipler[35]. Tüm değişimler Kemal’le bağlantılı olduğundan dolayı, onun
öldürülmesi durumunda eski düzeni tekrar geri getirme imkânı olduğunun
düşünürler[36]. Mustafa Kemal’in eski silah arkadaşları olan Kâzım Karabekir,
Ali Fuat ve Rauf Orbay’ın muhalefet cephesine geçmiş olması İttihatçıları
umutlandırır[37]. Türk profesör Ergün Aybars’ın açıklamasıyla, Takrir-i Sükûn
Yasası ve İstiklâl Mahkemeleri’nin sürdürmüş oldukları faaliyetler, Şeyh Sait
ayaklanması sonucunda hasıl olan ortam, ihtilalcı hareketin genişlemesi,
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması, Şapka Kanunu ve daha başka
olaylar ülkenin toplumsal yapısı üzerinde büyük etki bırakmış olduğundan
dolayı, 1925-1926 yılları, Türkiye’nin en kritik yılları olmuştur[38].
Michigan’da Sözde Ermeni Soykırımına İlişkin Konferans Düzenleniyor

TurkishNY.com – Michigan’daki Yahudi Soykırımı Anma
Merkezi'nde (Holocaust Memorial Center), 10 Nisan akşam saat 7:00’de
gerçekleşecek bir sunum kapsamında Dr. Robert Melson’un bir konuşma yapacağını
duyurdu... Melson, “Kurtulan İki Kişinin Bakış Açıları: Ermeni Soykırımı ve
Yahudi Soykırımı” başlıklı konuşmasında faillerin amaçlarının ve nedenlerinin
yanı sıra Ermeni piskopos Grigoris Balakian’ın ve Mendelsohn isimli Yahudi
ailenin hikayelerine odaklanarak, “soykırımlardan” hayatta kalan kişilerin
Yahudi soykırımı ve sözde Ermeni soykırımı sırasındaki sağ kalımlarına ve
cesaretlerine değinecek.
Ermenistan’da çifte yemin töreni
18 Şubat’ta yapılan seçimlerle ikinci kez Ermenistan
cumhurbaşkanlığına gelen Serj Sarkisyan, törende yemin ederek resmi olarak
görevine başladı. Karen Demirciyan Spor ve Konser Kompleksi’nde
gerçekleştirilen törende okuduğu yemin metninin ardından kısa bir konuşma da
yapan Sarkisyan, görevde bulunacağı 5 sene içerisinde ekonomik sorunlar başta
olmak üzere, Ermenistan’daki sorunların çözüleceği sözünü verdi. Konuşmasında,
Karabağ sorununa da değinen Sarkisyan, Ermenistan halkının savaş istemediğini
ancak herhangi bir saldırganlık veya provokasyon durumuna hazırlıklı olduğunu
vurguladı.
Ermeni iddiaları çürütüldü
'Büyükelçi Morgenthau’nun Mantık Dışı Çelişkileri'. Ermeni
iddiaları konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan tarihçi Şükrü Server Aya
'Preposterous Pradoxes of Ambassador Morgenthau' Büyükelçi Morgenthau’nun
Mantık Dışı Çelişkileri' adlı yeni kitabını İstanbul Rahmi Koç Müzesinde
tanıttı. (Bu kaçıncı çürütme hala bitmedi iddialar:) HYETERT)
9 Nisan 1588: Mimar Sinan zorla Türk yapılabildi mi?
Mimar Sinan, tarihe Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli
mimarı olarak geçti. Yaptığı eserler yüzyılları aşarak günümüze dek ulaşan
Mimar Sinan, Kayseri'nin Ağırnas köyünde Ermeni bir ailenin çocuğu olarak
dünyaya geldi. Yirmi iki yaşında devşirme olarak yeniçeri ocağına yazıldı. 1935
yılında ırkçılar onun Türk olduğunu ispat etmek için mezarını açtılarsa da,
ölçüm sonuçları istedikleri gibi çıkmamış olacak ki, kafatası sırra kadem
bastı.
Türkler, Kimliğine belirtmeden Ermeni mimarı onurlandırıyor

Mimar Sinan, doğum yeri olan Kayseri'deki Melikgazi
ilçesinin Ağırnas beldesinde anıldı... Mimar Sinan`ı anma etkinlikleri 2011
yılından beri her yıl düzenlenmektedir. Konuşmaların ardından Çocuk Gözünden
Mimar Sinan` adlı yarışmada dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Vatandaşlar
daha sonra Mimar Sinan'ın evini gezdi. Ardından Mimar Sinan`ı ve yaptığı
eserleri anlatan resim sergisinin açılışı da yapıldı. Kısaca Ağırnaslılar anma
törenine yoğun ilgili gösterdi. Fakat eski Osmanlıların ve şimdiki Türklerinin
gururu sayılan mimarin Ermeni kimliği hakkında hiç kimse bir şey söylemedi.
Oy Kaygısı ile Ermeni Yalanlarına Teslim Oldular
TurkishNY.com - Pazar günü Ermeni toplumunun üyeleri ve
yerel yetkililer Michigan, Riverfront Park’ta bir araya gelerek sözde Ermeni
soykırımına ithaf edilen bir utanç abidesinin açılışını yaptılar.Troy Record’ın haberine göre New York’taki St. Peter
Armenian Apostolic Church isimli kilisenin rahibi Stephanos Doudoukjian, söz konusu anıt önünde sözde
Ermeni soykırımında öldükleri iddia edilen Ermenilerin ruhları için Tanrı’dan
merhamet diledi.
Sait: “Türkiye – Ermenistan denklemini Rusya çözer”
Ak Parti İzmir Milletvekili Rıfat Sait’in RS FM’e yaptığı
açıklama: "Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun bahsettiği çok önemli bir şey
var. Davutoğlu, “Dış ticaretimizi ne kadar çok geliştirirsek, dış
ilişkilerimizin de o kadar iyi geliştiğini ve sorunlarının bittiğini
göreceksiniz” dedi. Doğru. Mesela bizim Ermenilerle sorunumuz var. Yani
Ermenistan sözde “Ermeni soykırımı” iddiasını ortaya koyuyor. Şimdi 100’ncü
yılına hazırlanıyor. Tabi Ermenistan’ın bu düşüncesinin arkasındaki güç Rusya.
Bunu herkes biliyor. Aslında Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunun
çözülmesi için anahtar pozisyonundaki ülke Rusya. Biz geçen toplantıda bunu
gündeme getirdik. Nasıl çözülebilir? Rusya bu konuda nasıl ikna edilebilir?
Çünkü gerginlik, savaş ortamı karşılıklı bir takım sırların kapatılması, hiçbir
ülkenin işine yaramaz. Eğer burada biz Rusya’yı ikna edebilirsek, Rusya’yla bu
konuda anlaşabilirsek sorunun çözülebileceği fikri ortaya çıkıyor..."
İsrail soykırım kurbanlarını andı
İsrail'de İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi rejiminin
yaptığı soykırımda hayatını kaybeden yaklaşık 6 milyon Yahudi anıldı. İsrail'de
sabah yerel saatle 10:00'da hayat iki dakika için durdu. İki dakika boyunca
sirenlerin çaldığı ülkede halk, İkinci Dünya Savaşı kurbanları için saygı
duruşunda bulundu.Kudüs'teki soykırım kurbanları anısına yapılan Yad Vaşem
Soykırım Müzesi'nde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve İsrail Başbakanı
Benyamin Netanyahu'nun da katıldığı bir tören düzenlendi.
Aleksandr Dugin’e Göre Ankara İçin Yeni Avrasyacılık
Türk Dış Politikasına temel oluşturan birtakım
prensiplerin varlığını kabul eden bu anlayışa göre değişen dünya dengelerinde
birtakım yeni ilkelerin ortaya konulması zorunludur. Avrasyacılık çerçevesinde
ele alındığında bu ilkelerden en ön plana çıkanı “komşularla sıfır sorun” ve
“çok boyutlu dış politika” anlayışıdır. Ritmik diplomasi ve proaktif bir dış
politika izlenmesi gerektiğini savunan bu anlayış kapsamında Türkiye için en
önemli ülkelerden Rusya Federasyonu’dur. Kremlin ile başta enerji olmak üzere
çok çeşitli alanlarda ilişkiler tesis eden Ankara, böylelikle bölgesel
sorunların çözümünde önemli bir rol oynayacağını düşünmektedir. Rusya, Avrasya
gibi dünyanın kalbi olarak adlandırılabilecek bir bölgede Türkiye ile yakın
münasebetler kurmanın kendisi için birtakım olumlu getirileri olacağını idrak
etmektedir. İki ülke arasında yakın münasebetin Avrasya’nın geleceği hayati
olacağı ve Avrasya bölgesinin hâkimiyetinin Atlantikçi bloğa kaptırılmaması
Dugin’e göre bir kara medeniyeti olarak nitelendirdiği Avrasyacılık için
şarttır. Dugin de zaten tam olarak bunu savunmaktadır.
Özür dileyen İsrail iyice saçmaladı!

Jerusalem Post, 1942 yılında Karadeniz”de batan “Struma”
gemisi olayını, “Türkiye, “Struma’ İçin Bize Bir Özür Borçlu” başlıklı bir
makale yayimladı. Makalede Likud milletvekili Feiglin’in başlattığı kampanyaya
da yer verildi... “Türkiye, ‘Struma’ konusunda Bize Bir Özür Borçlu” başlığının
kullandığı makalede sadece iki kişinin kurtulduğu kaydedilen “Struma” gemisinin
batışı için “Filistin’e kaçak göç tarihinin en kötü trajedisi”, “2. Dünya
Savaşı sırasında Türklerin karıştığı utanç verici olay”, “Türkler onları ölüme
gönderdi” gibi savlar dile getiriliyor.
Two Rights and A Wrong: On Taner Akçam
Turkey is a country with two right wings. One is
nationalist and secular, built on the oversized legacy of Mustafa Kemal
Atatürk, the nation’s first president. The other is nationalist as well, but
rooted in Islam and a renewed interest in the legacy of the Ottoman Empire. For
all their differences, the two sides share some crucial features: besides being
nationalist, they are also anti-imperialist, see Turkey as having a unique role
to play in the region, and are not inclined to consider themselves as being on
the right.
Amerikalı okul öğrencileri Ermeni Soykırımı konusunda daha fazla bilgilenecek
Ermeni Soykırımı teması, ABD’nin Pasadena kenti orta
öğrenin ders tedrisatında yer alacak. «Asbarez»in vediği habere göre; Soykırım
Konularında Öğretim Projesi (GenEd) tarih öğretmenleri için bir seminer
düzenledi.Seminer Sara Kohen yönetti. Seminer programında terimin
önemi ve orjini, soykırım olarak tanımlanabilme koşulları olmak üzere Ermeni
Soykırımına ilişkin geniş bir konular çerçevesi yer almakta.
98 years has not been enough for Turkey to admit its crime / 98 տարիները բավական չէին Թուրքիայի համար` ընդունելու սեփական մեղքը

Intermountain Jewish News: "What do you expect from
a country that, 98 years after the fact, still denies the Armenian genocide? Do
you expect sober fact-checking? When Turkey demanded that Israel apologize for
killing Turkish citizens in May, 2011, the facts were not important. Rather, a
twisted mentality that makes the facts irrelevant, and an unbending need to be
right even when it means blatant denial of the facts, governed the day.
Mısır’da Hıristiyan cenazesinde olaylar çıktı
Mısır’ın başkenti Kahire’deki El Abasiye katedralinde dün
düzenlenen cenaze töreni sonrası Hıristiyan cemaat ile polis arasında olaylar
yaşandı.Geçtiğimiz günlerde El Khusus mahallesinde Hıristiyan ve Müslüman
gençler arasında çıkan olaylarda 5 kişi ölmüştü.
Ümmetçiliğin ırkçılığı
Habervaktim yazarı
şunları söylemişti:"Bir Müselman ile Gayrimüslim elbette eşit değildir.
Müslüman önceliklidir. Bir Gayrimüslim'e, Müslüman'a itaat ve boyun eğdiği
müddetçe dünyada korku yoktur. Birlikte yaşamak, ancak ve ancak Müslüman'ın
sözünün geçmesi ve Gayrimüslim'in Müslüman'a itaat etmesi ile olur." "Müslümanlar
Allah'ın dostları olduğuna göre, Gayrimüslimler de İblis'in dostlarıdır." "Irkçı
mıyız? Haşa! Ümmetçiyiz. Farklı ve kapsayıcı bir şey bu." Acaba ümmetçiler
de ırkçılığı dinler üzerinden yapıyor olmasın? Hani "Affedersin Rum"
derken gibi? Hani "Sarı Yahudi" derken gibi? "Çıfıt
çarşısı" gibi? Irk yerine Din koyulunca, yapılan onca aşağılama, onca
hakaret yok hükmünde mi sayılıyor? Temiz bir sayfa mı açılıyor, yoksa aslında
yapılan, çok daha "kapsayıcı" bir tür ırkçılık mı? Hem de bu sefer
gücünü kudretini, meşruiyetini göklerden aldığına inanan bir ırkçılık?
Tartışılması, eleştirilmesi, "inancımıza hakaret ediliyor"
tamtamlarıyla bastırılan farklı bir tür ırkçılık? (Irkçılığın en aşağılığı olabilir mi derseniz, evet deriz. HYETERT)
Soykırım İddiaları ve Türk Aydınları
M. Galip Baysan
Önceki iki yazımızda bahsettiğimiz yabancı bilim
adamlarının “ tarihsel gerçekleri” savunma adına verdikleri büyük mücadeleyi
izlerken aklımıza modern, çağdaş ve gerçekçi olduğunu iddia eden bir kısım Türk
aydınının sözleri geldi. Bunlardan biri, daha birkaç yıl öncesinde “Nobel
Edebiyat ödülü” verilen genç bir yazarımızdı. Bu ünlü yazarımıza dünyanın en
ünlü ödülü verilmesine rağmen bir türlü sevinemedik ve pek çok Türk aydınının içini
garip bir hüzün kapladı. Çünkü bu genç yazarımız; bir önceki Şubat ayında,
İsviçre’de yayınlanan Tagesanzeiger’in “Das Magazin” isimli kültür ilavesine
verdiği beyanda “ 1.000.000 Ermeni ve 30.000 Kürt’ün Türkler tarafından
öldürüldüğünü söylemiş ve şöyle devam etmişti: “ Bizim geçmişimiz bu günümüzle
birlikte değişime uğruyor. Bu günkü gelişmeler geçmişi değiştiriyor. Ülkenin
geçmişindeki kötü olayları yavaş yavaş konuşmamız gerekiyor. Burada 30 bin
Kürdü öldürdüler, 1 milyon da Ermeni ve neredeyse hiç kimse bunu dile getirmeğe
cesaret edemiyor. O halde ben yapıyorum ve bu yüzden benden nefret ediyorlar.” Yani
Türk Halkının belki de bütün dünyanın izlediği, dinlediği en önemli ve hemen
hemen tek sesi, hiçbir şüpheye meydan bırakmayacak kadar net bir şekilde “
Ermeni Soykırımı bir gerçektir,hatta dahası da var” diye haykırıyordu.
Çelik: Irkçı gözlükleri bir tarafa atacağız
Sus ol yavrus, yoğusam Toroski'yi Torosyan sanoorsun?
Engin Ardıç
Artık iyice kabak
tadı veren ve "muarızlarının" bir türlü lafı bitirmeyi bilemedikleri
şu Yüzbaşı Torosyan tartışması vardı hani... Tarih eğitimi doktora düzeyinden
ileri gitmeyen Halil Berktay, Profesör Ayhan Aktar ve Profesör Taner Akçam'ı
yalancılıkla suçlamış ve hakaretler yağdırmıştı... Hadi bir de şunu soralım:
Çanakkale'de gayrimüslim Osmanlı subaylarının da çarpışmış olmaları, hadi
Turgut Özakman Beyefendi Hazretleri'ni anlarız da, Marksistler'i niçin bu kadar
rahatsız ediyor? Bu tartışma gerçekten de bitsin artık diyeceğim ama şimdi
Halil Berktay hızını alamaz, yirmi sekiz yazı daha yazar. Eh, ağanın eli
tutulmaz, memlekette demokrasi var, Türk basınında da "pehlivan
tefrikası" geleneği!
Yazının Devamı: http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2013/04/07/sus-ol-yavrus-yogusam-toroskiyi-torosyan-sanoorsun
Oğlum size emanetti, nasıl öldü?
Esra Açıkgöz
Sevag Şahin Balıkçı, Mazlum Aksu, Mustafa Beker... Onlar, kışlada ölen askerlerden birkaçı. Resmi açıklamalara göre ''intihar'' ya da ''kaza'' kurbanları. Ailelerine göreyse cinayet! Üstelik sadece üç kişi değiller, son on yılda kışlalarda 965 asker ''intihar'', ''kaza'' nedeniyle öldü; bu, çatışmada ölen asker sayısından bile fazla.
Sevag Şahin Balıkçı, Mazlum Aksu, Mustafa Beker... Onlar, kışlada ölen askerlerden birkaçı. Resmi açıklamalara göre ''intihar'' ya da ''kaza'' kurbanları. Ailelerine göreyse cinayet! Üstelik sadece üç kişi değiller, son on yılda kışlalarda 965 asker ''intihar'', ''kaza'' nedeniyle öldü; bu, çatışmada ölen asker sayısından bile fazla.
Heybeliada Ruhban Okulu Tekrar Açılabilir mi?
Çağdaş Erdoğan
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ı Recep
Tayyip Erdoğan katıldığı bir TV programında Batı Trakya’ya ilişkin
açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Batı Trakya’da Müftünün hala atamayla
seçildiğini ve bunun Lozan Antlaşmasına aykırı olduğunu belirtti. Erdoğan
ayrıca ruhban okulu meselesinin de eğer Atina’nın orada kurulacak bir camiye
onay vermesi halinde çözüleceğini söyledi. Bilindiği gibi Heybeliada Ruhban
Okulu 1971’de kapatılmıştı.




















