Silahların susması,
anaların gözyaşlarıyla bu toprakların daha fazla yıkanmaması için,
barışa evet diyorum. Elbette biliyorum ki, kafalarımızda binlerce cevaplanması
gereken sorular var. Hele bir soru var ki için için içimizi kemiren. Eh nihayet geçtiğimiz hafta Akil adam listesi açıklandı,
açıklanmasına da…! Listede Fettullahçı, militarist, ırkçı liboşların yanında
elle tutulur 5-6 isim var. Bu listede ne yeteri kadar aydın, ne akademisyen ne
kadınlar ne Süryaniler ne Ezidiler ne de Rumlar var. Akil adam listesinde
sadece bu saydığım halklar mı yok? Barış Anaları, Cumartesi Anaları ve Şehit
Anaları da yok…! Oysaki analar mutlaka olmalıydı… Olmalıydı çünkü ancak ve
ancak acıyı birebir yaşayanlar barışı daha doğru inşa edebilir.
***
21 Mart 2013 Diyarbakır Newrozu’ndan bu yana günlerdir
medyada, barış ile ilgili yazılar, yorumlar, okuyor ve dinliyoruz. İmralı
mektuplarıyla, AKP arasında silahların susması ile yapılan ateşkes
antlaşmasından bu yana her kafadan farklı bir yorum yapılıyor. Bunca yıldır
barış mücadelesi veren ben dahi neyi, nereye koyacağımı bilemez oldum. Fakat
her şeye rağmen barışa bir şans verilmesi gerektiğine tüm yüreğimle inanıyorum.
Silahların susması, anaların
gözyaşlarıyla bu toprakların daha fazla yıkanmaması için, barışa evet diyorum.
Elbette biliyorum ki, kafalarımızda binlerce cevaplanması gereken sorular var.
Hele bir soru var ki için için içimizi kemiren.
Eh nihayet geçtiğimiz hafta Akil adam listesi açıklandı,
açıklanmasına da…! Listede Fettullahçı, militarist, ırkçı liboşların yanında
elle tutulur 5-6 isim var. Bu listede ne yeteri kadar aydın, ne akademisyen ne
kadınlar ne Süryaniler ne Ezidiler ne de Rumlar var. Akil adam listesinde
sadece bu saydığım halklar mı yok? Barış Anaları, Cumartesi Anaları ve Şehit
Anaları da yok…! Oysaki analar mutlaka olmalıydı… Olmalıydı çünkü ancak ve
ancak acıyı birebir yaşayanlar barışı daha doğru inşa edebilir.
Barış sürecinde ve akil adam listesinde Süryanilerin yine
adı yok. Tıpkı bu ülkede kadının adı
olmadığı gibi. Süryanilere sistemin bakışı her zaman olduğu gibi, bir varmış,
bir yokmuş bu ülkede. Antik çağlardaki masallardan günümüze aktarılan öyküler
gibidir Süryaniler. Bu toprakların en kadim halkı olup, hiç
bilinmemek/tanınmamak ne acıdır oysa.
Süryaniler, bu ülkede konu mankeni mi? İşine geldi mi
Avrupa’ya giderken protesto edilmemek için, dini liderlerini yanında götür...
İşine gelmedi mi akil adam listesinde bile yer verme! Akil adam listesine
Süryani halkını dâhil etmeyen AKP anlayışını ise şiddetle kınıyorum. Herkes
bilsin ki bu ülkeyi yönetenlerin ve barış için çözüme evet diyenlerin, Süryani
halkına vicdan borcu vardır. Vicdan borcu böyle mi ödenir sizde beyler?
Mardin’de Süryani Federasyonunun ve İdil’deki derneklerin
bu konuda talepleri (girişimleri) olduğunu,
medya yoluyla kamuoyuna deklare etmesine rağmen neden Süryaniler bu sürece
dâhil edilmek istenmiyor ya da görmezlikten geliniyor anlamakta zorlanıyorum.
Laik bir ülkede, din adamlarıyla değil, politik insanlarla barış sürecine yön
verilebilir. Oysa ki akil adam listesinde yer alacak birikimli, politik,
entelektüel düzeyi gelişmiş federasyon içerisinde görev yapan,
bölgeden(Mardin-Diyarbakır) bir çok
arkadaşımız var listede yer alabilecek. Süryani kurumları her şeye rağmen
bölgelerde ve yerellerde sanki akil adam listesinde yer almış gibi, akil
adamlara sorunlarını dile getirecek, raporlar hazırlayacaktır.
Yok, sayılmaya/görmezliğe gelinmesine rağmen barış
sürecini destekleyen hoş görünün temsilcisi Süryani halkı her şeye rağmen
süreci destekliyor.
Eğer bu ülkenin egemenleri, Kürt halkıyla barışmak
istiyorsa ve barış konusunda samimiyse öncelikle soykırım yaşayan halklarla
barışmalı diye düşünüyorum.
Süryanilere ve Ezidilere sürekli dönün çağrısı yapan TC.
Devleti, bu halkların demokratik, eşit
yurttaşlık ve azınlık talepleri yasal güvenceye kavuşturulmadan ve güven
ortamını tesis etmeden nasıl dönsünler ki…
Bu ülkede etnik ve dini kimliğinden ötürü
ötekileştirilenleri, sürece dahil edilmeyen bir barış, ancak sözde barış olur.
Barış; Savaşanlar arasında olur. Yüzyıldır bu ülke, Ermeni’siyle, Rum’uyla,
Süryani’siyle, Alevi’siyle, Ezidi’siyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Boşnak’ıyla,
Roman’ıyla hep savaş halinde yaşadı. Osmanlıdan mirası devir alan İttihat-ı
Terakki ve cumhuriyetin kuruluşundan günümüze değin TC, Müslüman olmayan
halkları sürekli yok sayarak/yok ederek varlığını ayakta tuttu.
Varlıklarını böyle ayakta tuttuğu yetmezmiş gibi, aynı
zamanda varlıklarının da armağan edilmesini istediler zorla, her sabah
okullarda. Bu toprakların en kadim halklarını, sürekli yok ederek/yakarak
kaybettik bizler. Oysaki bir bilseler kaybeden/eksilen hep biz olduk…
Son 30 yıldır Kürt halkıyla sürekli bir savaş halinde
olan TC, bu savaşta kaybetti. Çünkü savaşın kazananı olmaz. Savaş sadece acı,
gözyaşı demektir. Otuz yıldır direnen Kürt halkının bir sonucudur TC’ni barışa
oturtan. Ne demiştik, ‘’ kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç
birimiz’ ’diye. İşte bu yüzdendir, bu ülkeye onurlu bir barış gelecekse başta
Kürt halkını, ezilen ve soykırıma uğrayan halkları mutlaka kapsamalıdır. Eğer
bu barış, ezilen ve soykırıma uğrayan halkları kapsamadığı sürece sol yanı hep
eksik kalacaktır.
Devlet ya da egemenler bu halkları hala görmezlikten
geliyor, bu yüzdendir Kürt halkına bu
konuda büyük ve tarihi bir görev düşüyor. Barış müzakerelerine başlayan Kürt
siyasal örgütleri (PKK-KCK-BDP) ve APO
eğer bir tarih yazacaksa bu ülkede, devletten bir farkı olmalı.
Kürt hareketinin bu güne değin yoldaşlık ettiği, Kızılbaş
Alevileri, soykırım yaşayan halkları da (Ermeni-Süryani-Rum-Ezidi) bu
müzakerelere dahil etmeli. Bu süreç salt Kürt halkının özgürlüğü değil, Kürt
halkıyla birlikte bütün ezilen halkların özgürlüğü sürecidir. Yine bu süreç,
bin yıldır Kürt-Türk İslam kardeşliği değil,( kardeş olunsaydı bin yıldır Kürt
halkı, Türklerin esareti altında yaşamazdı) ezilen ve soykırım yaşayan
halkların demokratik ve dostça bir yaşamın örüleceği süreçtir.
ZEYNEP TOZDUMAN zeynoege@mynet.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.