Hikmet Akçiçek
Kimlik meselesi dünyada en çok ele alınan konular arasında yer alır. Bir kimlikle doğmak ya da bir kimliği edinmek… İnsanların kimlikleri hangi kriterler tarafından belirlenir? Konuşulan dil, mensubu olunan din mi? yoksa ait olunan kültür mü? Kimlik sabit olmayan bir kavramdır. Ermeni kimliği denildiğinde akıla ilk gelen gruplardan biri de Hemşinliler... ‘Vatandaş Türkçe
konuş’ kampanyası, uygulanan onca asimilasyon politikası bile bizim gibi küçük
topluluklar üzerinde, 1980’den sonraki kentleşme, küreselleşme süreci kadar
büyük erozyon yaratmadı. 1980 sonrası kapalı ekonomi sisteminin çözülmesi,
nüfusun önemli kısmının şehirlere göç etmesi, daha büyük bir çözülme yarattı.
Televizyonun her eve girmesi, şehirde çalışma-okuma oranın yükselmesi, bütün
bunlar erozyonu hızlandırıyor. Bu sadece Hemşinliler için geçerli bir durum
değil, bütün farklı küçük, dil, kültür, etnik gruplar için geçerli. İnsanlar
kendi memleketlerinde kimliklerini az çok yaşayabiliyorlar ama şehre indikleri
vakit örtmek, ayak uydurmak devreye giriyor. Hemşinli biri Hopa’da günlük
yaşamda Hemşince konuşurken İstanbul’a gelince temel konuşma dili Türkçe
oluyor, daha az Hemşince konuşuyor. Artı karşısına kim çıkacak belli değil,
evlendiği kişi de Hemşinli olmayabiliyor, böylece kayıplar başlıyor.