Patrik
Bartholomeos, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda
düzenlenen “Bu Dünyadan Göçenler Yalnız Unutulduklarında Ölür” adlı belgeselin
tanıtım galasına katıldı. Fener Rum Patriği Bartholomeos, Katolik
Hristiyanların ruhani lideri ve Vatikan Şehir Devleti Başkanı Papa’nın Türkiye
ziyaretine ilişkin İHA muhabirinin sorularını yanıtladı. Papa’nın Türkiye
ziyaretinden duyduğu memnuniyetini dile getiren Bartholomeos, “Bu ziyaretten
dolayı çok mutluyuz. Papa Hazretleri’nin benimle büyük bir dostluğu var. Tahta
geçme dönemine katılmıştım. O zamandan beri çok iyi dost olduk. Geçen Mayıs
ayında Kudüs’te buluştuk. Müşterek dua ettik, dünya barışı için. Özellikle
Ortadoğu barışı için, ondan sonra beni Vatikan’a davet etti, haziran ayında. Şimdi
de bu sene içinde üçüncü buluşmamız olacak. Kiliselerin birliği, dünya barışı
için dua ediyoruz. Müşterek gayret sarfediyoruz. İnşallah çabalarımızın sonu
müspet olur. Çünkü hepimizin buna ihtiyacı vardır. Böyle bir şahsiyetin
memleketimize gelmesi hepimiz için bir sevinç, şeref vesilesidir” şeklinde
konuştu.
Sözde Bu Acı, Bu Çığlık Hepimizin
Zeynep Tozduman
Din, mezhep ve
etnik farklılık üzerine inşa edilen Irak anayasası, aslında İŞİD'in saldırıları
için zemin hazırlanan Orta doğu ülkelerinden sadece biridir. ABD yetkililerinin açıklamasına göre
önümüzdeki süreçlerde 30’a yakın ülke de aynı akıbeti yaşayacak. 2006 yılında
El- Kaide'nin desteğiyle Irak'ta ''Irak İslam devleti '' adıyla kurulan İŞİD,
ABD'nin Orta doğudaki kısa vadede kesmeyeceği sağ koludur. İŞİD'in Irak'ta
kurulması ve örgütlenmesi ise asla tesadüf değildir.
22 Kasım neden Diş Hekimleri Günü olarak kutlanıyor?
Osmanlıdan günümüze bu topraklarda hizmet veren tüm diş
hekimlerine Ahde Vefa. 22 Kasım 1908,Tıbbiye'de Muallimler Meclisinde ''Dişçi
Mektebi'' kurulması için müzakerelerin
başladığı tarihtir. Eğitime ise 1909 tarihinde başlanmıştır. Müfredat, Paris
Dişçi Mektebinden alınmıştı. Kimya, fizik, Nebatat, hayvanat, diş hastalıkları ve
cerrahisi, protez dersleri vardı. Okula
öğrenci alınırken eczacılıktan gelenler sınavsız 1 veya 2. sınıfa , hiç dişçilik yapmamış dışarıdan gelenler
sınavla 1. sınıfa alınıyordu… Bu arada, Kurtuluş savaşından sonra yurdu terk
eden gayrimüslim muallimler nedeniyle açığı kapatmak için de olsa yanlış olan
kararla alelacele asistanlar alınmıştı. Bazılarına sınav bile yapılmamıştı.
Neredeyse sokaktan toplayarak okula alınan onlarca öğrenci, öğretim kadrosunun
ilmi zayıflığı ve de hasta koltuğunun da az olmasından ''Dişçi Mektebi ''nden
bazen bir diş çekmeden mezun olabildiler.
Müslüman gibi görünen saklı Ermeniler
Cevizin kalınlığı
boynunu geçerse o boyun gider… 1915'ten sonra
Müslüman gibi görünen saklı Ermeniler...Bugün Türkiye’de sayıları kaç? Nerelerde yaşıyorlar, hangi işleri yapıyorlar, nasıl evleniyorlar? Hangi isimleri kullanıyorlar, hangi partilere oy verdiler? Bir Ermeni köyü dışarıdan nasıl anlaşılır? Peki neden artık ceviz ağaçlarının büyümesine izin verilmiyor? Cevabı başlıkta gizli olabilir mi? Ermenistan’dan, diyaspora’dan, Türkiye’den uzmanlar ve canlı tanıklar anlatıyor: İşte Kripto Ermeniler! (Ne gariptir ki Müslümanlaştırılmış Ermeni ile Kripto denen gizli olarak dinini koruduğu söylenen Ermeniler birbirine karıştırılıyor. Halaçoğlu denen adam da kripto Ermenileri teröristlerin kaynağı olarak gösteriyor. Vasiliğimize soyunan solcular da zorla Müslümanlaştırılan ve 4 nesil Müslüman olarak yaşayanlarla gizli olarak Hıristiyanlığını sürdürdüğü söylenen Ermenileri aynı kefeye koyup, Hıristiyan Ermenilerle özdeş görüyor. HYETERT)
Cakarta'ya Hristiyan vali atanmasının protestoları sürüyor
Dünyanın en
kabalık Müslüman nüfusuna sahip Endonezya'da 50 yıl aradan sonra ilk defa bir
Hristiyanın vali olarak atanması üzerine ülkedeki dini gruplar valilik binası
önünde toplanarak atamayı protesto etti. Başkent Cakarta'da sokaklara dökülen
binlerce kişi, iki gün önce yemin ederek görevine başlayan Çin kökenli Basuki
Tjahaja Purnama (Ahok) ve Cumhurbaşkanı Joko Widodo'yu protesto etti.
Martin Nipage: Büyük Cürmün Küçük Bir Faslı
Martin Nipage (1886- 1963) Alman eğitimci, Halep’teki Real
Mektebinin kıdemli öğretmenlerinden. Ermeni katliam ve tehciri kapsamında
işlenen her tür cinayete şahsen tanık olmuştur. 1915 ’te Alman halkına hitaben
çağrıda bulunarak, Alman hükümeti ile Türklerin suç ortaklığı sonucunda
Ermenilerin içine düştükleri feci duruma gözler önüne sermiştir. M. Nipage’nin bu çağrısı Almanca, Fransızca ve İngilizce
olarak defalarca yayınlanmıştır. J. Lepsius’un “Almanya ve Ermenistan 1914 – 1918” başlıklı
kitabında (Yerevan, 2006, s. 222-224) da yer alan Nipage’nin bu çağrısından bir
bölüm aktarıyoruz.
ABD'li tarihçiden Erdoğan'ı üzecek haber
Cami değil tepe, Küba değil Bahamalar. Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ın 'Amerikayı Kolom'dan önce müslümanlar keşfetti' tartışmalarına
Amerikalı tarihçi Gary Knight'de katıldı. ABD’de yayınlanmış “Unutulan Kardeşler” isimli kitabında
Amerika kıtasının keşfini anlatan ABD’li tarihçi Gary Knight, “Kolomb bir
camiden söz ediyor. Güzel tepenin küçük bir camiyi andırdığını yazıyor. Kolomb
burayı İspanya’daki ‘Âşıklar Kayası’na benzetiyor” diyor. Knight, bu yerin
aslında Küba’da değil, Bahamalar’da olduğunu da vurguladı. Knight, Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un anılarında
Küba’da cami gördüğüne yönelik bir şey olmadığını, ancak Cenovalı kâşifin
gördüğü bir tepenin şeklini camiye benzettiğini ifade etti. Knight, bu yerin
Küba’da değil Bahamalar’da olduğunu da sözlerine ekledi.
The Lovely Lovers’ Park
One of Yerevan’s
most pleasant attractions is Lovers’ Park, a longtime green space that was
recently renovated. The new park was a collaboration between a Swiss-Armenian
philanthropist and Armenia Fund.
Armenia Fund Benefactor Gerald Turpanjian to be Honored at Armenia Fund's 20th Annual Gala Banquet

Gerald
Turpanjian, longtime benefactor and international philanthropist, will be
presented with the Order of Mesrop Mashtots at the annual Armenia Fund Annual
Gala Banquet on November 23, 2014 at the Glendale Hilton Hotel. Mr. Turpanjian
will be presented with the honor for his substantial contribution to the
progress and prosperity of the Nagorno-Karabakh Republic by the country’s
president, Bako Sahakyan.
Türk Dili ve Ermeniler
Kevork Galoşyan
Osmanlı Devleti'nin kurulmasından sonra diğer dillere ve eğitime yatkın olan Ermeni gençler hem diplomatik ilişkilerde tercümanlık yaparak Osmanlı’ya büyük katkılar sağladılar hem de dilbilim alanında önemli çalışmalar yaptılar... Genelde her alanda mevcut olan bu hastalıklı yaklaşımları bir tarafa bırakıp şunu kaydetmek gerekir ki; Ermeniler hem Osmanlı'da hem de Türkiye Cumhuriyeti’nde dilbilimcilik alanında çok sayıda ve değerli dilbilimciler çıkarmışlardır. Mesela Türkçe’nin ilk etimolojik sözlük yazarı Ermeni Bedros Keresteciyan’dır. Dünya edebiyatının Osmanlıca-Türkçe’ye çevirilmesinde de yine İngilizce, Fransızca, Almanca vb. dillerine hakim olan Ermeni tercümanların katkısı büyüktür. Bunun yanında Osmanlı döneminde Ermeni harfli Türkçe basın ve edebiyatta Türkçe yayınlar oldukça zengindir. Ermeni şairler, halk ozanları birçok Türkçe eserler bırakıp Türk edebiyatına da büyük katkı sağlamıştır. Örneğin; Osmanlı Devleti'nde en üst düzey devlet görevlisi olarak hizmet vererek "Paşa" unvanını almış, Osmanlı Ermenisi yazar, gazeteci, devlet adamı Hovsep Vartanyan 1851 yılında Akabi Hikâyesi'ni Ermeni harfleriyle Türkçe olarak yazmış, Türkçe ve Ermenice yayımladığı Mecmua-i Havadis gazetesi ile de Türk gazeteciliğinde önemli bir yer edinmiştir. Akabi Hikâyesi ilk Türkçe yazılmış romandır.
İlk Hristiyan vali yemin etti
Barack Obama
tarafından İslam dünyasına model ülke olarak gösterilen Endonezya’da, tarihi
bir gelişme yaşandı. Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip olan ve ABD
Başkanı Barack Obama tarafından İslam dünyasına model ülke olarak gösterilen
Endonezya'da, tarihi bir gelişme yaşandı. Endonezya'da, başkent Cakarta'nın 50
yıl aradan sonra ilk Hıristiyan valisi olan Basuki Tjahaja Purnama, yemin
ederek görevine başladı. (Darısı başımıza. HYETERT)
"Yarın bile geçtir..."
Aidiyetin, vatandaşın devletle, ülkeyle kurduğu görünmez
bir bağ olduğuna işaret eden Davutoğlu, o bağın zayıfladığı yerlerde kimsenin
huzurunun bulunmadığını vurguladı. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Türkiye'de hiç kimsenin ülkenin geleceğinden, siyasal sistemden ötekileştirilmediği,
dışlanmadığı, herkesin sahip olduğu inançla, mezheple, etnik kimlikle
rahatlıkla kendini özdeşleştirebileceği ama vatandaşlık kimliğinin bunların
üstünde herkesi birleştiren bir kimlik olarak bütünleştiği yeni anlayışı
yerleştirmemiz lazım. Çözüm süreci bu anlamda sadece Kürtlere dönük bir açılım
değil, toplumun bütün kesimlerine dönük. Tesadüf değil yani. Gayrimüslim
azınlıklara emlaklarının iade edilmesi. Onlar üzerinden bu topraklar benim de
topraklarım dediği gayrimüslimler, yani bunu hissettiler." Almanya'ya
gittiğinde Süryani toplumunun ayinine katıldığını aktaran Davutoğlu, Köln'de
aynı gün içinde camiye de cemevine de ziyarette bulunduğunu belirtti.
Davutoğlu, "Büyük bir muhabbetle karşılaştık. Nihayet bu topraklarda bir
kişi bile olsa, herkesin farklılığına saygı duymak lazım. Kimseye bir kimlik
empoze etmemek lazım ama hukukun empoze ettiği bir kimlik var. O da vatandaşlık
kimliği. Aksi takdirde düzen olmaz. Empoze eden dayatma anlamında değil ama
hukuk düzeninin öngördüğü bir şey bu" dedi.
ASİMDER’den Ermeni Halısının Beyaz Saray’da Sergilenmesine Tepki
Uluslararası Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği
(ASİMDER) Genel Başkanı Göksel Gülbey, Ermeni halısının Beyaz Saray’da
sergilenmesine tepki göstererek, "ABD, bu konuda tarafsız bir politika
yapmıyor, tamamen taraflı bir durum. Ermenistan, Müslüman bir ülke olsaydı ABD
bu konuda Ermenilerin yanında yer almazdı" dedi… Gülbey, bugün bir Ermeni
asıllı vatandaşın başbakan danışmanı olarak görev aldığına işaret ederek, buna
rağmen Ermenistan’ın düşmanca politikalar izlediğini vurguladı. ABD’nin
Türkiye’yi üç madde üzerinde köşeye sıkıştırmak amacında olduğunu savunan
Gülbey, “Bunlardan biri Kürt meselesidir. PYD ve PKK üzerinde resmileştirme
görüşmeleri yapıyor. İkincisi Kıbrıs meselesi, üçüncüsü ise Ermeni meselesidir.
Ermeni meselesini Türkiye’yi bu halı üzerinde sıkıştırıyor” dedi. (Dam üstünde
saksağan… HYETERT)
Tahran’da Ermeni Soykırımının aydınlatılmasına yönelik sergi
Ermeni
Soykırımının 100. Yılı anma etkinlikleri çerçevesinde Tahran Ermeni Diyakosluğu
Komisyonu inisiyatifiyle Tahran’da
«Dünya Basını Baş sayfalarında Ermeni Soykırımı» sergisi açıldı ve aynı
adı taşıyan kitabın tanıtımı gerçekleştirildi; etkinlikte eseri hazırlayan,
tarih uzmanı, Ermeni Soykırımı Devlet 100. Yıl Etkinlikleri Koordinasyon
Komisyonu sekreteri ve Erivan Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü direktörü Dr.
Hayk Demoyan da hazır bulundu.
“Türkiye’ye karşı Kıbrıs-Ermenistan işbirliği”
Ermenistan’a iki günlük resmi ziyarette bulunan Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru, Ankara’nın karşısında Güney Kıbrıs ve Ermenistan’ın ikili işbirliklerini güçlendirmesi, katıldıkları uluslararası organizasyonlarda güçlerini birleştirmeleri ve Türk metotları karşısında ortak cephe oluşturarak, gerek Güney Kıbrıs, gerekse Ermeni diasporasının dünya çapındaki karar alma merkezlerine erişimlerini değerlendirmeleri gerektiğini savundu. İki meclis heyetinin temaslarında 2015 yılında sözde “Ermeni soykırımının” 100’üncü yılı dolayısıyla her iki ülkede hazırlanmakta olan etkinliklere de değinildiğini kaydeden gazete, Ermeni Meclis Başkanı Galust Sahakyan’ın Rum Meclis heyetini Ermenistan’da gerçekleştirilecek etkinliklere davet ettiğini belirtti.
What Pius XII Learned From the Armenian Genocide
Vatican City,
November 13, 2014 (Zenit.org) Deborah Castellano Lubov
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Papa'ya yazdığı davet mektubu
Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ın Ak Sarayı'nın ilk yabancı konuğu olarak ağırlayacağı Papa Francis'e
yazdığı davet mektubu ortaya çıktı. Milli Gazete'nin
bugün manşetten duyurduğu mektupta Erdoğan, Hıristiyan dünyasının ruhani lideri
Papa'ya 'Kutsiyetpenahları' şeklinde hitap ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, davet
mektubunda “Yüce kişiliğinizi ülkemizde ağırlamaktan onur ve mutluluk
duyacağız” ifadesine yer verdi.
Elazığ (Harput) / Kharpert
Kharpert, eski
zamanlardan beri, kuzey ve güneyden gelip-geçen kervanların, yerel üretimleri
de beraberlerinde alıp götürdükleri, önemli bir ticari merkez olmuştur.
Kharpert’in ticari evlerinin, çok uzun yıllara dayanan hikayeleri vardı. Şehrin
tüm ithal ve ihraç ticaretinin tamamıyle Ermenilerin elinde bulunduğunu
rahatlıkla söyleyebiliriz. Onlar dışında ticaretle uğraşan çok az sayıda
Asuri-Süryani ve Türkler de vardı, ama onların tüm ilişkileri de, yine bu
Ermeni tüccarlar aracılığıyla yapılmaktaydı. İhraç edilen
temel mallar, pamuk, yün, işlenmemiş ve işlenmiş deri, hayvanlar, afyon,
balmumu, reçine, acı ve tatlı çekirdek, badem, ceviz, buğday, arpa, koza, ipek,
ipekten kumaş, şarap, rakı, yağ, halı, kilim, kurutulmuş kayısı ve vişne, vs.
idi.
Uluslar arası Devrimci Harekette Ermeni Devrimcileri
Sait Çetinoğlu
Ermeni Devrimci hareketlerinin tarihine baktığımız zaman Ermeni toplumunun sosyalizmle çok erken tanışıp ilgi duyduğunu görüyoruz. Engels’in, Komünist Manifesto’nun 1888 tarihli İngilizce baskısına yazdığı 20 Ocak 1888 tarihli önsözündeki: “Bundan birkaç ay önce İstanbul’da yayınlanması beklenen [Komünist Manifesto’nun] Ermenice çevirisi, bana söylendiğine göre, yayıncı Marx’ın adını taşıyan bir kitap yayınlamaktan korktuğu, çevirmen de kitabı kendi eseri gibi göstermeye yanaşmadığı için gün yüzüne çıkamamıştır” sözlerinden Manifestonun 1887 tarihinde Ermenice’ye çevrildiğini anlıyoruz. Ermeniler çok erken sayılabilecek bir dönemde Marxizm’e ilgi duymuşlardır. Engels’ten yapılan alıntı Ermenilerin İngilizce konuşan halklarla aynı zamanda Komünist Manifestoyu dillerine kazandırdıklarını anlıyoruz.
Ermeni Meselesinde Vatikan'dan Destek Beklentisi
Dışişleri
Bakanlığı'nın yaz kararnamesiyle Türkiye'nin Vatikan Büyükelçiliği'ne atanan
Mehmet Paçacı, Papa Francesco'ya güven mektubunu sunarak görevine başladı... Büyükelçi, şunları söyledi: "Tabii Benediktus'un Regensburg konuşması çok talihsizdi ve onun tepkisel dalgaları geliyordu o dönem. O konuşma, bir yerden bakılarak yapılmış bir konuşmaydı. Akademisyenlerde 'Benim için doğru bu ve ben bunu her yerde söylerim' tavrı vardır. Bu şekilde bir konuşma mıydı yoksa arka planında başka bir şey mi vardı onu bilmiyoruz tabii. Katolik din adamı arkadaşlarım da rahatsız olmuştu o konuşmadan. Maddi olarak hatalar vardı."
Papa Franciscus'un Türkiye ziyaretine doğru
Peder Dositheos
Anağnostopulos: - "Fener Rum Patrikhanesi'nde her zaman yapılan temizlik
ve bakım-onarım çalışmaları, Papa'nın ziyareti dolayısıyla hızlandırıldı"Fener Rum
Patrikhanesi, Katolik aleminin ruhani lideri Papa Franciscus'un ziyaretine
hazırlanıyor. İstanbul'da
bulunacağı 29-30 Kasım'da, Balat'taki patrikhanede cumartesi günü yapılacak
akşam ayininde hazır bulunacak Papa Franciscus, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un
davetiyle, 30 Kasım'da kutlanan Aziz Andreas Yortusu'na da katılacak.
«Çorrord İşkhanutyun»: Ermenistan’da yoksulluk derinleşiyor
«Ermenistan’da
yoksulluk yüksek düzeyde kalmaya devam etmekte. Bu resmi verilerde bile
gözükmekte. Örneğin dün Ulusal İstatistik Servisi (UİS) «Ermenistan’ın Sosyal Manzarası ve
Yoksulluk 2014» Raporunu yayımladı. Buna göre; 2013 yılında Ermenistan’da
yoksulluk düzeyi % 32 oldu, bu 2008’de %27.6’ydı. Çok yoksulların sayısı da
arttı. 2008’de % 1.6 olan bu oran 2013’te % 2.7’ye çıktı. UİS Raporunda
yoksulluk artışına, 2009 yılında Dünya finansal krizi sonucunda Ermenistan ekonomisinin %14’ü
aşkın oranda düşüşü sebep olarak
gösterildi.
Dünya Çocuk Hakları Günü

Çocuk Haklarında Neredeyiz?
Yüce Yöney
“Çocuk Hakları
Sözleşmesi’nin 20. Yılında Türkiye Çocuk Haklarının Uygulanması Açısından
Nerede” başlıklı forumun açılış konuşmalarında sözleşmenin tarihi, çocuk
haklarında temel sorunlar ve eğitim sisteminin eksikleri konuşuldu.Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin (ÇHS) yürürlüğe girişinin 20. yılı dolayısıyla İstanbul Üniversitesi Fen
Fakültesi Vezneciler Kampüsü’nde yapılan forumun ilk açılış konuşmasını
Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatoş Erkman
yaptı.
Dünya Çocuk Hakları Günü Ve İHD Raporu
İHD: 2014’te 49
Çocuk Cezaevinde, 64'ü Gözaltında İşkenceye Uğradı. İHD, Dünya Çocuk
Hakları Günü'nde çocuk cezaevlerini kapatılmasının gerekliliğini vurguladı;
çocuk işçiliği, cinsel istismarı gibi hak ihlalleri raporunu yayınladı.
Ermeni soykırımının tanınması: Bir Psikanalistin Konuya Bakışı
Hélène Piralian
Aradan geçen ve bizi ondan uzaklaştırmış gibi görünen
onca zamana rağmen Ermeni soykırımının tanınmasının elzemliğini anlamak için bu
soykırımın kendi özgü özelliklerini ve bundan kaynaklanan psişik etkilerini
dikkate almak gerekir. Bu durum Ermeniler için olduğu kadar kaderlerinin bağlı
olduğu Türklerin torunları için de aynı şekilde geçerlidir. Soykırım projesinin ana özelliği bir grubun üyelerinin
öldürülmesinden daha çok tüm üyelerini yok ederek o grubun kendisini -sadece
şimdiki zamanda değil, geçmişte ve gelecekte de- yok etmek ise bu durum
projenin sadece o kişilerin değil aynı zamanda soylarının da öldürülmesi
amacını taşıdığını gösterir. Soykırımın inkarının günümüzde hala aktif olarak
sürdürdüğü budur ve bu yüzden zaman aşımına uğramayan bir suçtur.
Beyaz Saray Ermeni halısını çıkardı
Ermenilerin 1915 yılı olaylarının simgesi olarak gördüğü
"Gazir Halısı" Beyaz Saray Ziyaretçi Merkezi'nde sergilenmeye
başlandı. Ermenilerin 1915 yılı olaylarının simgesi olarak gördüğü
"Ermeni Yetim Halısı" olarak da bilinen "Gazir Halısı",
Beyaz Saray Ziyaretçi Merkezi'nde "ABD'ye teşekkür: yurt dışındaki
Amerikan cömertliğinin minnettarlığı olarak başkanlara üç hediye" başlıklı
sergide, iki diğer eserle teşhir edilmeye başlandı. Serginin açıldığı merkeze
gelen ABD'de yaşayan bazı Ermeniler halıyla fotoğraf çektirdi. Halı, 23 Kasım
tarihine kadar sergilenecek.
Masis Kürkçügil ile Soykırım ve Ermeni-Kürt İlişkileri Üzerine
Harun Ercan & Mehmet Polatel
II. Abdülhamid dönemine gelmeden önce Ermeni toplumu
içerisinde ne gibi toplumsal, siyasal ve kültürel dönüşümler yaşanıyordu? Eğer “Ermenilerin siyasallaşmasından” bahsedeceksek II.
Abdülhamid döneminden çok önce Ermenilerin “modern” anlamıyla, o günlerde
gelişen sınıfların, burjuvalarının bulunduğu alanlar ne ise oralardan başlamak
gerekir. Ermeni entelijansiyası, –tabii Batı Ermenistan’daki çünkü Doğu
Ermenistan farklıdır; buluştukları kanal var ama önemli ölçüde ayrıdırlar–
büyük oranda 1840’lı yıllarda Avrupa’da yetişmiştir. Bunlardan bazıları
amiraların, bazıları amira olmayan zenginlerin, sarrafların, ticaretle
uğraşanların çocuklarıdır.
Rusya lideri Putin 1 Aralık'ta Türkiye'de
Türkiye-Rusya Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi
toplantısı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de katılımıyla Aralık ayı
başında Ankara'da gerçekleştirilecek. Erdoğan ve Putin dış ticarette 100 milyar
dolarlık hedef için atılacak adımları belirleyecek.
Türkiye Cumhuriyeti 100 Yıllık Parantez Değildir.
Prof. Dr. Anıl Çeçen
Türkiye Cumhuriyetinin yüzüncü yıl dönümü yaklaşırken,
bazı ulus devlet karşıtı çevreler Atatürk’ün çağdaş cumhuriyet devletini yüz
yıllık parantez olarak ilan etmeye başladılar. Dünyanın merkezi coğrafyasında
kendi konumlarına göre özel çıkarları doğrultusunda plan ve programlar
geliştirenler ile emperyalizmin çıkarları doğrultusunda belirli projelere
angaje olarak, ortalık alanı bu gibi yaklaşımlar için hazırlamaya çalışanlar,
Türk ulusunun bir ölüm kalım savaşı verdikten sonra ilan etmiş olduğu bağımsız
halk cumhuriyetini, geçen yüzyılın başlarında ortaya çıkan dünya koşulları ve
konjonktürünün dayatmış olduğu bir geçici bir siyasal yapılanma olarak görmekte
ve bu doğrultuda uluslar arası konjonktür doğrultusunda açılmış bir parantez
olarak ifade etmektedirler.
Küba'ya cami Türkiye'ye kilise!
Yusuf Karaca
AKP iktidarı, yüklenmiş küresel rolleri aksatmadan bir
fiil yerine getiriyor. Üstelik de, eşikten süpürülmüş olmalarına rağmen…
Papa’yı Ak Saray’ına davet ederken kullandığı dil ve üslup “şecaat arz ederken
sirkatin söyler” türünden. “Dinsiz” dedikleri Atatürk, Meclis açılışını dua ve
Kur’an ile yapmış iken, kendilerini “ümmetin lideri” diye tanıtanlar,
saraylarını Papa ile açıyorlar. Papa’ya yazılan mektupta “Yüce kişiliğinizi
ülkemizde ağırlamaktan onur ve mutluluk duyacağız” deniyor. Papa’ya “yüce
kişilik” diyen bir ağız, Müslüman ağzı olamaz. Bu benim fikrim değil, İslam’ın
kırmızı çizgisidir.
132 yıldır bitmeyen kilise: Sagrada Familia...
Gaudi'nin 1883'te dahil olduğu Barselona'daki ünlü
Sagrada Familia'nın inşaatının 2026'ta tamamlanması öngörülüyor. 1979'dan bu
yana projede baş mimar olarak çalışan Mark Burry, ARKIMEET 2014'ün konuğu
olarak 19-20 Kasım'da İstanbul'da. Bitmeyen kilisenin hikayesini kendisinden
dinlemek isteyenler için etkinlik kayıtları devam ediyor. Arkitera'dan Bahar
Bayhan, Sagrada Familia'nın hikayesini derledi.Henüz tamamlanmamış olsa da Barselona’da turist
rehberlerinin baş köşesinde yer alan kentin en görkemli yapısı olacak olan
Sagrada Familia, sadece tasarım anlamında değil inşaat süreci bakımından da
mimarlık dersi niteliğinde. Neredeyse kariyerini bu binaya adayan Gaudi’nin
tamamlanmasını göremediği çalışma şimdi geniş bir mimari ekibin elinde hayat
buluyor.
HDP, ders kitapları için Meclis Araştırması istedi
HDP, ders kitaplarının yeniden yazımına katkı sunulması
için Meclis Araştırması açılmasını istedi… HDP Mardin Milletvekili
Erol Dora, tüm ders kitaplarının tekçi, yok sayıcı, ayrımcı, ötekileştirici,
rencide edici söylem ve üsluplardan arındırılması amacıyla TBMM Başkanlığı'na
önerge verdi. Önergenin gerekçesinde, ders kitaplarının bir ülkedeki
resmi söylemi yansıtan temel unsurların en önemlilerinden biri olduğu
vurgulanarak, Türkiye’deki milli kimlik kurgusunun ve yurttaşlık kavramının,
temel hak ve özgürlükler çerçevesinde kapsamlı bir analize tabi tutulması
gerektiği belirtildi.
RAFFI HOVANNISIAN SPEAKS AT EPP ASSEMBLY / ՐԱՖՖԻ ՀՈՎՀԱՆՆԻՍՅԱՆԸ ԵԼՈՒՅԹ ՈՒՆԵՑԱՎ ԵԺԿ ՎԵՀԱԺՈՂՈՎՈՒՄ
Heritage Party Leader Received by President Joseph Daul
Brussels--Raffi K. Hovannisian is in the Belgian capital
to represent Armenia's Heritage Party at the autumn session, being held on
17-18 November, of the Political Assembly of the European People's Party. Hovannisian has taken the floor a couple of times to
address the delegates gathered from sister parties across the continent about
the state of democracy in Armenia and Europe's mixed record on support of the rule of law, constitutional rights, free and fair
elections, legitimate government and good governance, and human dignity in the
country.
Ahmet Haşim’den Halide Edip’e: Der Zor’da Ermeniler Ölürken Ne Yaptınız?
Geçenlerde Vakit gazetesiyle bir makale neşretmiştiniz.
Bir zamandan beri âdet olduğu üzere merhametten, insaniyetten bahseden bir
makale, okuyanlar içinde bu günün vekâyi'ini, dünün vekâyi'i ile kıyas ettikten
sonra hayatın eşkâlini sıralayan ve böylece, yapılan bir işten, söylenen bir
sözden umumi bir mana çıkarmakla meşgul kimseler bulunabileceğini hatırlamadınız
mı? Karşınızda mazinin günlerine doğru feci aynalar tutan hafızayı unutmuş
görünüyorsunuz. Vakit'teki makalenizde, Ermeni kıtalinden bahsediyorsunuz. Ve ağır, vakur, itabkâr [azarlar] bir sesle bir kürsünün
bâlâsından bu işin şenâ'atini ilan ediyorsunuz. Ne iyi!
Yasaklı Meslekler Hakkındaki Kanun ve 1964 Yılında Türkiye’de Bu Kanunun Ele Alınış Biçimleri
Yorgos Katsanos:
1964 yılında Türkiye’den ayrılmak zorunda kalan Yunan
uyruklu Rum nüfus üç kategoriden oluşmaktaydı: 1) 1964 Mart- Eylül ayları
arasında İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Anlaşması feshedilme süreciyle birlikte
‘ulusal güvenlik’ bahanesiyle sınırdışı edilenler (‘apelaseis’) 2) 6 Nisan 1964
yılında tek taraflı olarak Vize Anlaşması’nın (1955) iptal edilmesinden dolayı
yurt dışından Türkiye’ye geri dönemeyenler (‘bloke’ olanlar) 3) ve en kalabalık
grup olan Eylül 1964 yılından itibaren ‘vesika güncellemeyenler’
(‘eksanagasthendes’). Bu üç kategorinin de Türkiye’den ayrılış süreci
birbiriyle ilişkilidir. Bu süreci ciddi bir şekilde etkileyen ve şekillendiren
bir faktör de 2007 sayılı ve 1932 tarihli “Türkiye’de Türk Vatandaşlarına
Tahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkında Kanun”dur. Bu tebliğde 1964 yılında
Yunan uyruklu Rum nüfusun Türkiye’den ayrılma ve sınırdışı edilme süreçleri
2007 sayılı kanuna referansla ele alınacaktır.
Başdanışman Mahçupyan AKP'nin Üç Başarısızlığını Yazdı
İstanbul - BİA Haber Merkezi
Başbakanlık Başdanışmanı Mahçupyan, köşe yazısında AKP
iktidarını eleştirdi: “Batı ile ilişkisini boşladı”, “sosyal tercih ve
taleplere sağır kaldı” ve “tabandan gelen yeni burjuvazinin hırsının yarattığı
‘hoyratlığa’ yenik düştü”.
Dersim ‘özür’ takiyyesi ve Amerika’nın keşfi!..
Veysi Sarısözen
Dersim soykırımı, Ermeni, Asuri soykırımının devamıdır;
6-7 Eylül Rum pogromu hepsinin devamıdır; 40 yıla yakın süren Kürdistan’ı
“insansızlaştırma”, Kürtlüğü asimile etme ve yok etme amaçlı soykırım savaşı
6-7 Eylül’ün devamıdır; AKP-DAİŞ suç ortaklığının Şengal’de giriştiği soykırım
otuz yıllık imha savaşının devamıdır; aynı suç ortaklığının Kobanê’yi “düştü
düşecek” diye diye yok etme saldırısı, Şengal soykırımının devamıdır.Buradan çıkan sonuç şudur: Cumhuriyet tarihi bir “soykırımlar tarihidir” aynı
zamanda. Soykırımlardan “birini” değil, bu “soykırım tarihini” mahkum etmeden
yeni soykırımların önü alınamaz.
Adalet öldü ve ‘gittiler işte’…
Tuba Angela Yılmaz - İleri
1915 Ermeni Tehciri ve katliamının 100. yılı olan 2015’te
oynanmak üzere provalarına başlanan, yönetmenliğini Nihat Mürşitpınar’ın,
müziklerini Ayşe Tütüncü’nün yaptığı “Gittiler İşte” adlı oyunun yazarı Özgür
Özcan oyunu ve yazma sürecini İleri’ye anlattı. Adalet öldü ve ‘gittiler işte’ Özgür Sanat Tiyatrosu'nun kurucusu Özgür Özcan ile kendi
yazdığı ve 1915 Ermeni katliamının 100'ncü yılında sahneleyecekleri oyun
"Gittiler İşte" üzerine söyleştik.
38 Dersim Üzerine Anımsamalar
İbrahim Karakaya
Bugüne kadar Dersim 38 soykırımı üzerine birçok belge
yayınlandı, araştırmalar yapıldı, öyküler yazıldı. Bu çalışmaların her biri çok
değerlidir. Sözlü tarih çalışmaları ile tanıkların anlatımlarının
kalıcılaştırılması, devlet arşivlerindeki belgelerin derlenmesi, tek tek insan
öykülerindeki yaşanmışlıklar bize tarihimizle ilgili önemli veriler
sunmaktadır. Halen yazılmaya ve derlenmeye muhtaç çokça belgenin, öykünün
olduğunu biliyoruz. Bu konuda Dersimli araştırmacı, yazar ve kurumlarımızın
henüz hiçbir çalışma yapmadığı alanın Dersimin Kalan Bölgesi olarak bilinen, 38
de yasak mıntıka olarak ilan edilen Mercan’dan, Pülümür’ün Danzik Köyüne kadar
olan bölgesidir. Bu bölge iki noktada çok önemlidir. Birincisi Seyhhasan ve
Seydan aşiretlerinin yurt edinip çoğalarak dağıldıkları bölgedir. İkincisi de
38 Dersim Soykırımının en yoğun yaşandığı ve boşaltılıp yasak bölge ilan edilen
yerdir. 1994 yılından bu yana da halen yerleşime kapalıdır.
Fener Rum Lisesi 560. yılını kutluyor
İstanbul (AA) - Hilal Uştuk
İstanbul'un en
eski eğitim kurumu Özel Fener Rum Lisesi ve İlköğretim Okulu, bu yıl
kuruluşunun 560. yıl dönümünü kutluyor. Fener'de Patrikhanenin arkasında yer
alan okulun müdürü Viktorya Lemopulo, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1881'de
Fener Rum Erkek Lisesi mezunlarından ünlü mimar Dimadis tarafından inşa edilen
bugünkü okul binasında 53 öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi. Okulun 560 yıldır eğitime aralıksız devam ettiğini
vurgulayan Lemopulo, bugün kullanılan 123 yıllık binanın yapımından önce,
farklı bölgelerdeki binalarda okulun eğitimini sürdürdüğünü anlattı.
AKP Başkan Yardımcısı: Kürtlere karşı zulüm nedeniyle özür diliyorum
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, geçmişte
devletin Doğu ve Güneydoğu'da Kürtlere karşı 'zulüm' yaptığını söyleyip özür
diledi. Çalık Malatya'da gazetecilerin sorularını yanıtladı. Malatya'da
Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti Başkanı Mikail Pelit'i ziyaret eden
Çalık, gazetecilere yaptığı açıklamada 1938'de Dersim'de yaşananları 'katliam'
olarak nitelendirip, "Dersim'de yaşanan katliamlar için özür dilerken,
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da devletin geçmiş dönemlerde Kürtlere yapmış olduğu
zulüm için de özür diliyorum" dedi.
THE MANY TRUTHS OF THE MIDDLE EAST
USC INSTITUTE OF ARMENIAN STUDIES
Harout Ekmanian, a Syrian-Armenian journalist, was the guest of the USC Institute of Armenian Studies and spoke at a lunchtime talk entitled The Many Truths of the Middle East on Wednesday, November 12, 2014. He was joined in a conversation by USC Annenberg School Professor Sandy Tolan, a radio journalist and author ofThe Lemon Tree. Ekmanian graduated with a law degree in Syria even as he wrote for various Middle Eastern and Western press outlets. He moved to Armenia prior to the war and has worked for CivilNet.TV as a producer and reporter.
What Happened and Why – The Denial of State Violence
USC INSTITUTE OF ARMENIAN STUDIES
On Wednesday November 5, 2014, Professor MügeGöçekof the University of Michigan spoke to a lunch crowd of USC students, faculty and members of the community about the roots and context of her most recent book – Denial of Violence: Ottoman Past, Turkish Present, and Collective Violence against the Armenians 1789-2009.
1964 Rum Sürgünü ve Azınlık Hukuku
Rita Ender / İstanbul - BİA Haber Merkezi
Peki, “1964 yılında Türkiye’de sürgün cezasına
çarptırılanların suçları neydi?”. Pek çok açıdan bu ceza hukuka uygun değildi
fakat Türkiye’de azınlıkların yaşadığı hemen her haksızlıkta olduğu gibi
siyaset gereği bir hukuk uygulanmıştı. Türkiye, Kıbrıs sorunu nedeniyle
Türkiye-Yunanistan arasındaki 1930 tarihli iki ülke vatandaşlarının birbirinin
ülkesinde ikamet etmeye izin veren İkamet, Ticaret ve Seyrüsefain anlaşmasını
fesh etti. Bu fesih bundan sonra olacak olanlar bakımından hukuka uygunluk
zemini olarak ortaya atıldı.
Başpiskopos Adday Şer ve Kildanilerin Siirt’te toplu katliamı
Siirt şehri, Bitlis’in güneybatı yönünde 50 km uzaklıkta,
Mardin’den 4 günlük yürüyüş mesafesindedir. Botan nehrinin, Sason dağlarının
güney yamaçlarında oluşturduğu güzel bir vadi’de bulunur. Bağlar, bademlikler,
incir, nar ve fındık ağaçları ile iki katlı evler inşa edilmişlerdir. Bu bir
tür alçıdır ve evlerin nemli ve kırılgan olmasını sağlar.[1] Uzaktan beyaz
evleriyle şehrin güzel bir görüntüsü vardır. Ama bunlar genellikle haraptır ve
lağımlar açıktan, yollarda akar. Siirt sancağı 60.000’den fazla Hıristiyan barındırır.
Bunlardan 25.000 Ermeni Havari’dir.[2] 20.000 Yakubi, 15.000’i Kildani bazı
Süryani Katolik ve Nasturi vardır. Şehrin nüfusu 1914’te yaklaşık 7442 kişi
olarak belirlenmiştir. 3320’si Kürt, 4032 (423 aile) Ermeni’dir.
Hıristiyanlık sınavı yetişmedi
Ortaöğretim kurumlarına giriş sınavı olan TEOG’dan Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin kaldırılmasından vazgeçildi. Bu dersten sınav
yapılmasına itiraz eden azınlık okullarına ise merkezi Yahudilik ve
Hıristiyanlık sınavı getirildi… Bakanlık, Ermeni ve Rum okullarından sınav için
Hıristiyanlık dersi müfredatını güncellemelerini istedi. Ayrıca azınlık
okulları öğretmenlerinden merkezi sınavda kullanılmak üzere 200-300 soruluk bir
havuz oluşturmaları talebinde bulunuldu. Ermeni ve Rumların bu dersleri kendi
dillerinde görmeleri nedeniyle dil sorunu yaşandı. Dil sorunu aşılamazken TEOG
zamanı geldi çattı. Azınlık okulu yöneticileriyle görüşen Bakanlık yetkilileri,
Hıristiyanlık sınavının 28-29 Kasım’da yapılacak TEOG’a yetiştirilemeyeceğini
açıkladı. Yahudi öğrencilerinin yanıtlayacağı sınav soruları ise hazırlanmıştı.
Yahudi öğrencilerin din dersi sınavına girip girmeyeceği konusunda henüz bir
açıklama yapılmadı.
Türkiye’de tarih anlayışının sakatlığı üzerine
Abdullah Saygılı
Geçmiş yorumlanırken, ulus devlet zihniyetinin
kısıtlayıcı penceresinden bakılarak hamasete ve husumete dayalı bir tarih
anlatısı genellikle tercih edilir. Osmanlı'nın üç kıtaya yayılan topraklarından
ve şanlı zaferlerinden bahsedilerek hamasi söylemler kullanılır… Türkiye'de
tarih anlayışının sakatlığının başka bir boyutu da husumete dayalı tarih
yorumudur. Osmanlı'nın son döneminde milliyetçi hareketlerin yükselmesiyle
birlikte Ermenilerin ve Kürtlerin ayaklanmaları 'içeriden ve arkadan vurma'
olarak değerlendirilerek bastırılmıştır. Bu durum devletlerin doğal bir
refleksi olarak değerlendirilebilir. Sorun şuradadır ki, Ermeniler, Kürtler ve
Rumlar tarihi düşmanlar olarak telakki edilerek milli kimlik inşasında işlevsel
olarak kullanılmıştır. Türkiye için öteki, Ermenidir, Rumdur ve halen vatandaşı
olan Kürttür. Öyle ki yakın zamana kadar Kürtlerin varlığı dahi inkâr edilerek
'Dağlı Türk' olarak tanımlanıyordu.
Papa Ayasofya'da dua edecek mi?
Vatikan sözcüsü Peder Federico Lombardi, Türkiye’nin hem Ortadoğu’da
yer alan bir ülke olması, hem de dinler arası diyalogun sürdürülmesi ve
kardeşçe ilişkiler içinde oldukları 'Ekümenik' patrikhaneyi (Fener Rum
Patrikhanesi) barındırması açısından önemli olduğunu belirtti… Lombardi, "Göreceğiz
ne olacak, ama programda öngörülen bir dua yok. Göreceğiz Papa kişisel olarak
bir meditasyon anı yaşar mı diye. Ancak kamuya açık bir dua olmayacak"
diye cevap verdi. İstanbul’da aşırı güvenlik önlemleri beklendiğinin
hatırlatılması üzerine ise Lombardi, "Buna şaşırmam. Sonuçta Papa önemli
bir misafir ve gereken önlemler alınacaktır" dedi.
Vakıfay ve AKUT'tan Ermeni okuluna kurban eti yardımı
Vekaletini aldıkları kurbanları keserek kavurma haline
getiren ve ihtiyaç sahiplerine dağıtan VakıfAy ve AKUT, yaklaşık 450 kilogram
kavurmayı da Özel Topkapı Levon Vartuhyan Ermeni İlkokulu'na verdi. Okula getirilen kavurma kolileri, VakıfAy Genel Başkanı Tekin Küçükali ile vakfın Ermeni asıllı kurucu üyesi Avedis Kevork Hılkat, Özel Topkapı Levon Vartuhyan Ermeni Okulu Vakfı Başkanı Monik Ergan'a teslim etti.
Republican Congressional Majority
Casts Dark Shadow on Armenian Interests
By Harut Sassounian / www.TheCaliforniaCourier.com
Nearly all congressional candidates nationwide who
supported Armenian -American issues were victorious during the November 4
elections. The outcome was similarly positive for other candidates running in
state and local races. Consequently, the Armenian National Committee of America
(ANCA) announced that over 95% of its endorsed candidates had been successful. Although both Republicans and Democrats have
traditionally supported Armenian-American issues, there are some dark clouds
looming over Armenian lobbying efforts in Washington due to major changes in
the new Congress, which take effect in January 2015, during the critical
Centennial Year of the Armenian Genocide.
Zakarya Mildanoğlu'yla sohbet ve imza günü: Ermenice Süreli Yayınlar
Ermenice
Süreli Yayınlar 22 Kasım Cumartesi, 15:00 Galeri Birzamanlar, Nostalji Kültür
Kitabevi üst katı, Teyyareci Fehmi Sokak 12/C, Pangaltı, Şişli, İstanbul. 3650'den fazla
Ermenice dergi ve gazeteyi kapsayan kitabı bu ay Aras Yayıncılık tarafından
yayınlanan Zakarya Mildanoğlu ile sohbet ediyoruz.
Türkiye Yeşiller Partisi, Ermeni Soykırımını tanıyor
Türkiye Yeşiller Partisi, Ermeni Soykırımını tanıyor.
Bilgi, İstanbul’da gerçekleşen parti oturumu esnasında Parti sekreterinin
Twitter mesajıyla geldi. NEWSA.am’in Paris’ten bağımsız muhabir Jean Eckian’an
edindiği bilgiye göre; Avrupa’dan Yeşiller Partisi temsilcilerinin de katıldığı
parti oturumu esnasında parti sekreteri Twitter sosyal paylaşım
sitesindeki #greenCouncil sayfasına «Biz
kesinlikle Ermeni Soykırımını tanıyoruz» yazdı.
DurDe Aktivistler Forumu toplanıyor
Tarih: 22 Kasım, Cumartesi
Saat: 16.00 – 19.00
Yer: Cezayir Restaurant
Adres: Hayriye Caddesi, No:16, Beyoğlu – İstanbul (Galatasaray Lisesi’nin arkasındaki sokakta)
2007 yılından bu yana faaliyette olan DurDe
Platformu, son aylarda yeniden yapılanma sürecine girdi. Kampanyalar ve
mobilizasyonu öne çıkaran; aktivistlerin merkezinde yer aldığı yeni yapılanma,
DurDe’yi daha etkili bir platform haline getirmeyi amaçlıyor.
Ermeni Olimpiyatları’na Karabağ ayarı
Lütfi Erdoğan
Ermenistan’ın Azerbaycan toprağı olan Karabağ’ı 1992 yılında
işgal etmesiyle başlayan Karabağ sorununa, Dışişleri Bakanlığı’ndan sonra Milli
Eğitim Bakanlığı (MEB) da dahil oldu MEB, 81 il milli eğitim müdürlüğüne,
“Ermenistan’da kültürel faaliyetler” konulu ve ‘gizli’ ibareli bir yazı
gönderdi. Bakanlık yazıda, Türkiye’nin Azerbaycan’la ilişki düzeyi ve Yukarı
Karabağ politikası nedeniyle 2015’te yapılacak “Ermeni Olimpiyatları” için
Ermenistan’a gidecek Türk takımlarının Yukarı Karabağ’da yapılacak müsabakalara
katılım sağlamamaları talimatı verdi.
Panel: Türkiye’de mülteci olmak ve ırkçılık
Saat: 17.30
Yer: Boğaziçi Üniversitesi, Kuzey Kampüs Eğitim-Sen
İletişim: 0 (506) 727 7677
Düzenleyen: DurDe Platformu
Ey Türkiye'yi bu AB'ye teslim edenler!
Hasan Demir
Avrupa Birliğine AKP, Türkiye’nin egemenliğini
devretmiştir…“Müslüman Türk’ün” oyları ile Türk’ü Haçlı bayrağı altında
toplamak olan AB serüveni için Kur’an’dan hangi ayeti delil olarak
getirebilecekler? Hz. Muhammed(s.a.v.) Türkiye’nin yönetiminde olsaydı, böyle
mi yapardı? Bugünleri 20 yıl önceden gören ve gerçek çıkış yolunu gösteren
Haydar Baş’ın kıymetini…Türkiye’nin bir bölümü Ermenistan’a bir bölümü de
Kürdistan adı altında Arz’ı Mev’ud olarak İsrail’e yamandıktan sonra mı
uyanacaksın ey millet! (Bu da muhalif koalisyonunun sağ ucunun Avrupa Birliği görüşü.
HYETERT)
ՏԵՍԱՆՔ ԼՍԵՑԻՆՔ Քիչ Մը Պատմութիւն
ԱԹՈՌԱԿԻՑ ԿԱԹՈՂԻԿՈՍԻ ՄԸ ԸՆՏՐՈՒԹԵԱՆ
ՊԱՏՄՈՒԹԻՒՆԸ
Ռ . Հ .
ՄԱՐՄԱՐԱ.- Թուրքիոյ Հայոց Պատրիարք Ամեն. Տ. Մեսրոպ Արք. Մութաֆեանի
ծանր հիւանդութեան յաջորդող օրերէն սկսեալ մեր եկեղեցական կեանքէն ներս խօսուեցաւ Աթոռակից
Պատրիարք մը ընտրելու, այս կերպով Պատրիարքական Աթոռը թափուր չձգելու անհրաժեշտութեան
մասին։ Բայց այս նիւթի շուրջ շուտով ստեղծուեցաւ բանավէճ մը։ Որոշ շրջանակներ սկսան
պնդել որ Աթոռակից Պատրիարք ընտրելու սովորութին մը չկայ մեր եկեղեցիէն ներս, ուստի
կարելի չէ ձեռնարկել Աթոռակից Պատրիարքի ընտրութեան, պէտք է կատարել պարզապէս Պատրիարքի
ընտրութիւն։ Եւ ասիկա դիւրին չէր, որովհետեւ արդէն -թէեւ հիւանդ- կար Պատրիարք մը եւ
կարելի չէր նոր Պատրիարք ընտրել առանց արդէն գոյութիւն ունեցող Պատրիարքին պաշտօնին
վերջ տալու։
Musul günlükleri: Hıristiyan arkadaşlarımı aramaya utanıyorum
Kuzey Irak'ın Musul vilayeti, Haziran 2014'te Irak Şam
İslam Devleti'nin (IŞİD) eline geçmiş, Musul'da halk, cihatçıların katı
yönetimi altında yaşamaya mecbur bırakılmıştı. IŞİD'li militanlar hızla bölgede bir radikal İslam rejimi
başlattığından beri, halk acımasız cezalandırmalara maruz kalıyor, kadınlar
sert kurallar altında yaşamak zorunda bırakılıyor, her türlü muhalefete olan
hoşgörüsüzlük sürüyor. Musul'da yaşam, IŞİD rejimi altında devam ediyor. BBC,
özel bir yazı dizisi için, Musul'da yaşayanların öykülerine kulak verdi. Kent
sakinleri, günlüklerinde IŞİD yönetimi altındaki yaşamlarını anlattı. Günlük
sahiplerinin gerçek isimleri, güvenlik kaygısıyla gizli tutuldu.
1915 kurbanları ve hayat sigortaları
Ayşe Günaysu
Kendi vatandaşlarını ölüme gönderen devlet, bir yandan onları yalnızca “tehcir” ettiğini iddia ederken, aynı zamanda onların “ölmüş kabul edilmesi gerektiğini, varislerinin bile kalmadığını” gerekçe göstererek, varislerinin parasal haklarına el koymak istiyordu...Bugün Türkiye’nin metropollerinde yaşayanların gözünde “taşra” olan, kırsal alan sayılan bölgelerindeki kentler ve kasabaların bir zamanlar, 19. yüzyılın sonları, 20. yüzyılın başlarında zengin, varlıklı, gelişkin kentler olduğunu, batılı sigorta şirketlerinin dört bir yana yayılmış acentelerinin arı gibi çalışıp on binlerce hayat sigortası poliçesi sattığı, kolejleriyle, tiyatrolarıyla, kentsel özellikler arz eden, canlı bir ekonomiye ve ticaret hayatına sahip birer merkez olduğunu hayal etmek gerçekten de zor.Oysa durum ortada: O yıllarda, yeni yeni gelişmeye başlayan ticaret burjuvazinin lokomotifi Rum ve Ermeni ticaret erbabı, aileleri, akrabaları bu hayat sigortası fikrini çok benimsemişler, sonuçta batılı sigorta şirketleri on binlerce gayrimüslime hayat sigortası poliçeleri satmışlardı. Poliçelerin değerleri 1915 yılının parasıyla 20 milyon ABD dolarını aşıyordu.
Ermeni Diasposından “A” Alan Senatörler Kongre Dışında
İbrahim H.
Aydoğan – Turkishny.com
ABD’de Ermeni
diasporasına ait önde gelen yayın organlarından California Courier’in yayıncısı
Harut Sassounian, 4 Kasım seçimlerini değerlendirdiği bir makalede seçim
sonuçlarının ABD’de Ermeni çıkarlarının üstüne “kara bulut” gibi çöktüğünü
söyledi. Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) tarafından desteklenen adayların
ekseriyetinin seçimleri kazanmasına rağmen Ermeni diasporası için stratejik
öneme sahip 2015 yılı öncesinde Washington’daki lobi faaliyetlerinin üstünde
kara bulutların toplanmaya başlandığını yazan Sassounian, Cumhuriyetçi partinin
seçimleri kazanmasıyla birlikte Kongre’de kilit pozisyonlarda bulunan Ermeni
yanlısı birçok Demokrat Senatörün seçilemediğine dikkat çekti.
İspanyollardan Erdoğan'a çağrı: Amerika'yı Müslümanlar keşfettiyse bunu ispat edin
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1'inci Latin
Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi'nde yaptığı, "Amerika
kıtasını Kristof Kolomb'dan önce Müslümanlar keşfetti" açıklaması
İspanyolların tepkisini çekti. İspanyol medyasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan ’ın sözlerine geniş yer verilirken Kolomb’un günlüğünde asla Küba’da
dağın tepesinde görülen bir camiden bahsetmediği, dönemin filozof ve dini
adamlarından biri olan Bartolome de las Casas’ın Kolomb ile ilgili yazdığı bir
hikayede Küba için “Bir dağ gördüm dağın üzerinde zarif bir camiye benzeyen
ufak bir tepecik var” sözlerini sarf ettiğini ancak bu sözlerin sadece bir din
adamının kurgulayarak yazdığı masaldan ibaret olduğu ifade edildi.
2015’te tüm ölenlere dua edelim
Prof. Mustafa
Sıtkı Bilgin, Türkiye’nin tehcirin 100’üncü yılı olan 2015’e hazır olması
gerektiğini söylüyor: “Ermeni tehcirinin 100’ncü yılı olan 2015 için,
Ermenistan Devleti ve diaspora 2011’den beri kampanya düzenliyor. ‘Soykırım’ın
ABD tarafından resmen tanınmasına çalışılacak. Bu meseleyi Mavi Kitap adlı
propaganda kitabıyla ortaya çıkaran İngiliz arşivleri bile, aslında olayın bir
katliam değil iç savaş olduğunu söylüyor. ABD’nin II. Dünya Savaşı’ndan beri
bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olan Türkiye’yi kaybetmeyi göze
alacağını sanmıyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, geçen yıl yaptığı
konuşma da I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı topraklarında hayatını kaybeden tüm
Müslüman ve Ermenileri anması önemli bir açılımdı. Aslında yapılması gereken de
bu. 2015 yılında, tehcirin 100’üncü yılında bu olaylar ve savaş sırasında
hayatını kaybeden herkesi dualarla analım.”
Lozan’da vazgeçilen kültürel kimliği geri çağırmak
Ümit Kurt
Her şeyden önce Davutoğlu nezdinde uygulamaya koyulan cari dış politika tercihleri Kemalist-modernleşmeci dış politika paradigmasından keskin bir kopuşu temsil etmekte.... Lozan anlaşması kuşkusuz çok başarılı ve avantajları
büyük bir anlaşmadır ama o ölçüde bedelleri olan da bir anlaşmadır. Orada biz
kültürel varlığımızdan, hüviyetimizden ve kimliğimizden vazgeçtik. Bunun yerine
daha çok İslam’ın ve dini hayatın biraz da ifrata kaçarak mesaj vermek adına
görünür olamaması yönünde Fransız usulü Jakoben laiklik politikalarının
uygulanması doğrultusunda bir tarihsel serüveni ve felsefeyi tercih ettik… Lozan
bağlamında yaptığım tespite geri dönmem gerekirse. Ez cümle Türkiye, bu yeni
paradigma ile Lozan’dan bu yana yani artık o bedel ödemeyi bir yana bırakmayı
kabul ettiğinden bu yanadır, yepyeni olasılıklar yaratabilen, yeni ittifakların
oluştuğu bir merkez haline geldi.
Kemalizm neden burjuvadır? Ya da "vekelaten devrim"
1- M.Kemal bu coğrafyada gerçekleştirilen burjuva
devriminin en önemli önderidir..
6- Her burjuva devrimin ortak ideolojisi
milliyetçiliktir. Her milliyetçilik şu ya da bu biçimde temel olarak bir etnik kökene referansta bulunur. O
coğrafyadaki diğer etnik topluluklar için zor, asimilasyon ve zulmü içerir.
Türkiye coğrafyasının çok etnikli profili bir tek etnik gruba yönelik milliyetçilik
için çok daha dezavantajlıydı... Bu yüzden Kürt, Rum, Ermeni, Yahudi vb. gibi
diğer etnik gruplar açısından burjuva devrim dönemi çok daha ağır zulüm ve
asimilasyon politikasına neden olmuştur.
Walking for Armenia – 1000 Kilometres Walk
In memory of all those who died during the Great Massacre
of the Armenians in 1915. With the blessing of His Holiness Aram I, Catholicos
of Cilicia… Father and Daughter will walk 1000 Kilometres to trace the route
their forefathers took 100 years ago during the Great Genocide of the Armenians
in 1915. Vartan and his daughter will start the 1000 kilometres walk at the
city of Van in former Armenian (now northern Turkey). The route-reconnaissance
will start in February 2015.
SEÇBİR Konuşmaları-39: Tarihsel Perspektiften Ermeni Okulları, Okul Mimarisi ve Eğitim Yayınları
Tarih: 19 Kasım
2014, Çarşamba
Saat: 17.00-18.30
Yer:
santralistanbul Kampüsü, E2-302
Konuşmacı: Zakarya Mildanoğlu (Yazar/Mimar)
Tarihsel süreçte
günümüz Cumhuriyet sınırları içinde 1915 tarihine kadar çeşitli şehirlerde
Ermenice dilinde ve Ermeni alfabesiyle yazılmış Türkçe binlerce dergi, gazete,
mecmua yayınlandı; bunlar Ermenice ve Ermeni eğitim tarihinin yapıtaşlarını
oluşturdu. Bu yayınlarda, “eğitim” ve “pedagoji” kelimeleri pek çok gazetenin
ikinci başlığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sunumda hem bu yayınlardan, hem de
günümüzde izleri silinmiş olan Ermeni okullarının mimari ve toplumsal
tarihinden bahsedilecektir.
ԻՆՉՈ՞Ւ ԵՐՈՒՍԱՂԷՄԻ ՊԱՏՐԻԱՐՔՈՒԹԻՒՆԸ ՉՄԱՍՆԱԿՑԵՑԱՒ ԵՊԻՍԿՈՊՈՍԱԿԱՆ ԺՈՂՈՎԻՆ
ՈՍԿԱՆ ՄԽԻԹԱՐԵԱՆ
Ազգին ճակատագրով
եւ մանաւանդ Հայ Եկեղեցիով տառապող եւ տագնապող ազնիւ ազգայիններ եւ բարեկամներ հարց
տուին ինծի թէ ինչո՞ւ Երուսաղէմի Պատրիարքութիւնը չմասնակցեցաւ վերջին Եպիսկոպոսական
Ժողովին: Նուրհան Պատրիարքի Ս. Էջմիածին այցելութեամբ, 21 Յունիս 2014, արդեօ՞ք չէին
լուծուած հարցերը: Ինծի ուղղուած հացումներուն պատասխանը կը ներկայացնեմ համասփիւռ
հայութեան, որպէսզի ա՛ն ըլլայ արդար դատաւորը այս ողբերգական վիճակին:
“The Junior Eurovision-2014”. Armenia placed third amassing 146 points
The Junior Eurovision 2014 Song Contest was held Saturday
evening in Malta. Betty, with her song “People of the Sun,” proudly
represented Armenia at this special event, though she has 39 Celsius fever. According
to the results, Armenia placed third amassing 146 points. The winner of the
“The Junior Eurovision-2014” song contest was Italy. Bulgaria won the second
place. https://www.youtube.com/watch?v=u8kcYNMm6W4&list=UU-gd-xSWPcT6TuYiUG0vtHw
https://www.youtube.com/watch?v=u8kcYNMm6W4
Hollanda’nın en yaşlı adamı dün hayata gözlerini yumdu
Amersfoort'da
yaşayan Serop Mirzoyan dün yaşamını yitirdi. Hollanda’nın
en yaşlı adamı Ermeni asıllı Türk vatandaşı Diyarbakır’lı Serop Mirzoyan dün
hayata gözlerini yumdu. 1906 yılında Diyarbakır’da doğan Mirzoyan, 1996 yılında
Hollanda’ya geldi. Serop Mirzoyan Amersfoort’da yaşıyordu.
Kapsamlı Analiz
12 Kasım Çarşamba tarihli JAMANAK gazetesinde yayınlanan, Ara Koçunyan'ın Etyen Mahçupyan'la söyleşisini aktarıyoruz.
Vedat Türkali’den 1915 Bugündür! / Bitti Bitti Bitmedi
Sait Çetinoğlu
İlk kez bir Türk romanında Ermeni Sorunu ve 1915
Soykırımı bütünlüklü sayılabilecek düzeyde Vedat Türkali tarafından işlendi.
Türkali, hem bu konuya ve azınlıklar konusuna
bigâne kalan bir yazar değildir… Usta yazarın son eseri Bitti Bitti Bitmedi[ii] romanında ise Ermeni
Soykırımının hayaleti gezinir. Romanın tarihsel arka planında Soykırım
gizlidir. Romanda, ülkenin her karış toprağında kanı olan bir halkın, özgüveni yüksek bir kızı ile 12 Eylül
sürecinde Diyarbakır Cezaevinde yaşadığı travma ile özgüveni zedelenmiş Karadenizli bir genç
arasındaki il görüşte aşk fonundan, tarihsel geri dönüşlerle yaşadığımız
coğrafyanın tarihsel belleği canlanarak günümüze uzanır.
Erzurum / Garin
Erzurum, sadece askeri bir bölge ve garnizon ile komşu
vilayetlerle ilişkilerde bir merkez olarak değil, Trabzon’dan Tebriz’e giden
büyük yolların üzerinde bulunduğundan dolayı, Avrupa malları ile İran’dan gelen
hammaddelerin taşınması konusunda da başlıca durak olma önemine haizdi. Avrupa
malları ve İran’dan gelen yükle dolu binlerce kervan devamlı olarak bu şehre
girip çıkmakta, binlerce kervan bu şehirde duraklayıp istirahat ettikten sonra,
erzak yükleyerek tekrar yola düşmekteydi. Erzurum, Trabzon’dan güneye giden
demiryolu inşa edildiği takdirde, gelecekte de önemli bir merkez olacaktır.
Jön Türkler Ermenileri İmha Etmeyi Uzun Süredir Planladı
Mehmet Şerif Paşa:
Jön Türklerin, yani İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin,
Ermeni halkını imha etme planlarını yıllardır hazırlamakta olduğu suçlaması,
Mehmet Şerif Paşa’nın Journal de Geneve gazetesine gönderdiği bir mektupta yer
aldı. Bu tanınmış sürgünün görüşleri hiç kuşkusuz, bugün Türkiye’de iktidarda
olan partiyle bağlarını kopardığı için anayurdunu terk etmek zorunda kalmış
olması ışığında değerlendirilmeli. Mehmet Şerif Paşa’nın düşmanları bile – ki
ne kadar güçlü düşmanları olduğu, iki yıl önce Paris’teki Türk polis
ajanlarının suikastından kıl payı kurtulmasından anlaşılabilir – onun Jön
Türklerin izlediği politikaya ilişkin mükemmel gözlemlerde bulunma fırsatına
sahip olduğunu kabul etmek zorundadır; çünkü Şerif Paşa Jön Türkler, Abdülhamit
rejimini devirip ilk kez iktidara geldiklerinde parti organlarının önde gelen
üyelerinden biriydi ve sonrasında partinin vaad ettiği reformları uygulamaya
koymaya niyetinin olmadığını anlayınca saflarından ayrılarak muhalif Liberal
partiyi kurdu.
MHP'li Halaçoğlu Dersim'in neden bombalandığını anlattı!
Halaçoğlu,
Dersim'de yaşanan olayın halkla bir çatışma olmadığını, isyan çıkaran 6 aşirete
yönelik bir bastırma olduğunu söyledi. Çetelerin köylerde barınmasından dolayı,
birçok bölgenin bombalandığını, bu bombalama sırasında da istenmeyen olaylar
olmasının normal olduğunu dile getirdi… Dersimdeki olaylarla ilgili olarak
soykırım kelimesi abesle iştigaldir. Orada normal halkla çatışma söz konusu
değil, devlete isyan etmiş bir grupla bir çatışma söz konusu… Osmanlı
Ermenilerinin 1 milyon 200 bininin hayatta olduğunu söylüyorlar. 1,5 milyon
Ermeni öldü iddiası yanlış. Ama bir gerçek var ki; Ermeni çeteleri 1914-1921
yılları arasında 518 bin 301 Müslüman Türk'ü katletti. Bunlar tek tek, isim
isim, köyleriyle, hangi çete tarafından yapıldığı kayıtlı. (Yalandan kimse ölmüyor. HYETERT)
Մայր Աթոռ Սուրբ Էջմիածնում սկսվեց Հայ Առաքելական Եկեղեցու Եպիսկոպոսաց ժողովը
Մայր Աթոռ Սուրբ
Էջմիածին, Տեղեկատվական համակարգ 11 Նոյեմբերի, 2014 . Նոյեմբերի 11-ին Մայր Աթոռ Սուրբ Էջմիածնում,
նախագահությամբ Ն.Ս.Օ.Տ.Տ. Գարեգին Բ Ծայրագույն Պատրիարք և Ամենայն Հայոց Կաթողիկոսի
և Ն.Ս.Օ.Տ.Տ. Արամ Ա Մեծի Տանն Կիլիկիո Կաթողիկոսի, սկսվեց Հայաստանյայց Առաքելական
Ս. Եկեղեցու Եպիսկոպոսաց ժողովը: Ժողովին Ամենայն Հայոց Կաթողիկոսության և Մեծի Տանն
Կիլիկիո Կաթողիկոսության 76 արքեպիսկոպոսներից ու եպիսկոպոսներից մասնակցում են
58-ը:
Asimder'den Papa Francis'in Türkiye'ye Gelişine Tepki
Uluslararası
Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Genel Başkanı Göksel
Gülbey, Papa Francis'un 1915 olaylarıyla ilgili "20. yüzyılın ilk
soykırımı Ermenilere yapıldı" sözlerine ve 30 Kasım'da Türkiye'ye yapacağı
ziyarete tepki gösterdi. ASİMDER Başkanı Gülbey, Papa'nın 30 Kasım günü Türkiye'de sözde Ermeni soykırımında ölen 1,5 milyon Ermeni’yi şehit sayıp ziyaret edeceği Rum kilisesinde onları Hıristiyan toplumunun şehidi gibi sayıp dua okuyup ayin gerçekleştireceği ve ASİMDER olarak Papa'nın yalanı savunarak, yalancı durumuna düştüğünü, yeniden haçlı zihniyetini yaratma mücadelesi içerisine girmesini kabul etmelerinin mümkün olmayacağını, bunu da kınadıkları Papa'yı Türkiye de görmek istemediklerini savundu. (Ne yapalım? Sizin gibi nefret üreticilerini görmek istemeyen de çok ama ne yapalım ki yapılacak bir şey yok. HYETERT)
Bishops’ Synod Convenes at the Mother See of Holy Etchmiadzin
Armenian Genocide victims to be canonized on April 23, 2015. The ceremony of canonization of the Armenian Genocide
victims will take place on April 23, 2015 at the Mother See of Holy
Etchmiadzin. The decision was made at the Bishops’ Synod convened at the Mother
See of Holy Etchmiadzin November 11-13 under the presidency of His Holiness
Karekin II, Supreme Patriarch and Catholicos of All Armenians; and His Holiness
Aram I, Catholicos of the Great House of Cilicia. The Second Bishops Synod
brought together 58 Bishops and Archbishops from the Mother See of Holy
Etchmiadzin and the Great House of Cilicia.
Hisnag (advent) Dönemi Anane ve Geleneklerimiz
''Kutsal Doğuş Yortusu'' öncesi 50 günlük
döneme ''Hisnag'' (Advent) diyoruz, diğer bir deyişle''Kutsal Doğuş
ve Theophania'ya (Kutsal Doğuş ve Beliriş
Yortusu’na) hazırlık dönemidir. Eski
zamanlarda tıpkı'' Büyük Perhiz'' de olduğu gibi perhiz süreci tam olarak 50
gün sürerdi, daha sonraları ise bu süreç Çarşamba ve Cuma günleri haricinde 3
haftalık ''Perhiz'' sürecine dönüştürüldü ve birinci haftası ''Hisnag Perhiz
Haftası'', ikinci haftası ''Aziz Hagop Perhiz Haftası'' ve son hafta ise
''Kutsal Doğuş Perhiz Haftası'' (Surp Tsnundi Bahk) şeklinde uygulandı.










































