Halaçoğlu,
Dersim'de yaşanan olayın halkla bir çatışma olmadığını, isyan çıkaran 6 aşirete
yönelik bir bastırma olduğunu söyledi. Çetelerin köylerde barınmasından dolayı,
birçok bölgenin bombalandığını, bu bombalama sırasında da istenmeyen olaylar
olmasının normal olduğunu dile getirdi… Dersimdeki olaylarla ilgili olarak
soykırım kelimesi abesle iştigaldir. Orada normal halkla çatışma söz konusu
değil, devlete isyan etmiş bir grupla bir çatışma söz konusu… Osmanlı
Ermenilerinin 1 milyon 200 bininin hayatta olduğunu söylüyorlar. 1,5 milyon
Ermeni öldü iddiası yanlış. Ama bir gerçek var ki; Ermeni çeteleri 1914-1921
yılları arasında 518 bin 301 Müslüman Türk'ü katletti. Bunlar tek tek, isim
isim, köyleriyle, hangi çete tarafından yapıldığı kayıtlı. (Yalandan kimse ölmüyor. HYETERT)
***
MGP Grup
Başkan vekili Yusuf Halaçoğlu Dersim olaylarını ve Ermeni tehcirini
değerlendirdi.
MHP'li
Halaçoğlu Dersim'in neden bombalandığını anlattı!MHP'li Halaçoğlu Dersim'in
neden bombalandığını anlattı!MHP'li Halaçoğlu Dersim'in neden bombalandığını
anlattı!
NESRİN YILMAZ İNTERNETHABER-ANKARA
Halaçoğlu,
Dersim'de yaşanan olayın halkla bir çatışma olmadığını, isyan çıkaran 6 aşirete
yönelik bir bastırma olduğunu söyledi. Çetelerin köylerde barınmasından dolayı,
birçok bölgenin bombalandığını, bu bombalama sırasında da istenmeyen olaylar
olmasının normal olduğunu dile getirdi.
Dersim için
devlet adına özür dilemenin anlamsız olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, "neyin
özrünü diliyorsunuz, o zaman PKK'dan da özür dileyin, Dersim'in 20 katı insan
öldü" dedi.
İşte Yusuf
Halaçoğlu'nun "tarihi bilgilerle konuşuyorum" dediği açıklamaları...
SİVAS'TAKİ
ÇORUM'DAKİ ALEVİLERE BİR ŞEY YAPILMADI
-Dersim
olayları için katliam ya sa soykırım tanımlaması yapanlara karşı siz bunun
böyle olmadığını söylüyorsunuz. Neden soykırım ya da katliam değil?
Dersimdeki
olaylarla ilgili olarak soykırım kelimesi abesle iştigaldir. Orada normal
halkla çatışma söz konusu değil, devlete isyan etmiş bir grupla bir çatışma söz
konusu. Bundan önceki isyanlara bakarsanız 1921'de Koçgir isyanı var, 1925'te
Şeyh Sait isyanı var, 1927'den itibaren 1930'a kadar süre Van isyanları var.
Bunlar devlete başkaldırmış kişilerin bastırılmasından öte bir şey değil. Öte
yandan Dersim'deki hadiselerde ayaklanan 6 aşiret vardı, bunun yanında
ayaklanmayan 60 aşiret daha var, onlarla herhangi bir çatışma da söz konusu
değil, bu bir mezhepsel çatışma da değil. Eğer sadece Alevilere saldırı söz
konusu olsa, inanca yönelik bir yok etme var dersiniz ama öyle bir durum
kesinlikle yok, çünkü Sivas'taki, Çorum'daki Aleviler duruyor, hiç kimse onlara
saldırmıyor.
ERMENİLERLE
KÜRTLER TOPLANTI YAPTI
1930'lardan
itibaren önce 2 Kasım 1935'de Halep'te, 3 Kasım 1935'de de Kamışlı'da (Suriye)
Ermenilerle Türkiye'den de giden Kürtlerin bir araya gelerek toplantı yapması
var. Orada İtalyan ve Fransızlarla işbirliğinde bulunarak silah vermeleri
karşılığında ayaklanacaklarını beyan ettiler. Bütün bunlardan sonra buna
soykırım denebilir mi?
-Şu çok
konuşulan arşivler açıldı mı?
SADECE BİZ DE
DEĞİL YABANCI ÜLKELERDE DE ARŞİVLER AÇIK
Hepsi açık.
Arşivler açık mı sorusu Türkiye'de bir hastalık. Hayatında arşive gitmemiş
insanlar arşiv açık mı diye soruyor. Ben hangi arşiv dediğimde Tarih Kurumu
Arşivleri diyorlar, Dersimle ilgili orada bir belge yok ki, asıl cumhuriyet
Arşivlerinde var. Bir de TBMM tutanakları var. Ama bunların dışında İtalya'da,
Fransa'da, İngiltere'de bu arşivler var. Suriye'de Ermeni ve Kürtlerin birlikte
kurdukları Hoybun cemiyeti doğrudan bu ayaklanmalar için silah göderiyor. Şimdi
siz bunları göz önüne almak zorundasınız. Onun dışında, buradaki olayların
yatışması için, ayaklanmamaları için devlet tarafından oraya arabulucu
gönderiliyor ama kimseyi dinlemiyorlar. Ondan sonra da haliyle olaylar
başlıyor. Üstelik Singeç köprüsünün bulunduğu yerde de mevcut karakoldaki 33
askeri şehit ediyorlar. Değişik yerlerde yine karakollara saldırma, yakıp
yıkmalar oluyor, hırsızlık almış başını gitmiş. Haliyle devlet bir inzibat
sistemi kurmak zorundadır devlet.
Eğer devlet
orada topyekün halkla çatışmış olsaydı, o gün o emri verenler,i oraya askeri
gönderenlere oradaki insanlar oy verir miydi? Niye hala onlara oy veriyorlar.
-Devlet
müdahale sürecini nasıl planladı Dersim'de?
MURAT
BARDAKÇI'NIN DEDESİ ARACI OLARAK GİTTİ
Önceden o
bölgede araştırmalar yapıldı ama bunun da öncesi var. Bu bölgelerdeki insanlara
teklifte bulunuldu, "geçiminizi burada sağlayamıyorsanız size Elazığ
tarafından, batı taraftan arazi verelim dediler, bu teklifi önce kabul ettiler.
Daha sonra oraya Murat Bardakçı'nın dedesi Celal Bardakçı gönderildi, orada bir
sürü görüşmeler yaptı, silahlarınızı bırakın, devlete teslim edin dendi ama
sonradan kabul etmediler.
SEYİT
RIZA'NIN SEYİTLİKLE ALAKASI YOK
Seyit Rıza
Koçgiri isyanı sırasında devletle beraber Ankara'ya gitti, sonra "gidip
ben oradaki aşiretlerle görüşeceğim" diye geri döndükten sonra Van isyanı
sırasında teşvikçi oldu. Seyit Rıza deniyor ama seyitlikle alakası yok. Seyit
olması için Arap olması lazım, Seyit; peygamber sülalesinden gelen demektir.
Peygamberimiz Arap olduğuna göre, eğer kendisi Türkmense de Kürtse de Seyit
olması mümkün değil. Beni "Horasan'a olmazsa Halep'e sürgün edin"
demesinin sebebi başka ne olabilir. Dolayısıyla, Ehlibeyt ile, yani Hasan ve
Hüseyin'le kıyaslanması mümkün değil bunların. Bir defa o insanlar masum,
seyahat anında verilen talimat üzerine şehit ediliyorlar ama bunlar devlete
isyan etmişler, bir sürü askerini katletmişler, köprülerini yıkmışlar.
HALİYLE
ORALAR BOMBALANDI, İSTENMEYEN HADİSELER OLMUŞ OLABİLİR
Buralara
hangi bölgelerden askerin gireceği planlandı. Etrafta çok fazla mağara olduğu
için, askerin girmesinin mümkün olmadığı yerlerde bombalama söz konu edildi ve
haliyle bombalandı. Şöyle düşünün; ABD Bağdat'ı bombalıyor, niye bombalıyor,
Saddam'ı devirmek için. O bombalamalarda ne kadar insan öldü? Aynı şey bunun
için de geçerli. Tabii bu arada istenmeyen hadiseler meydana gelmiştir, orada
çatışmanın içinde olmayan sivil insanlar da hayatını kaybetmiştir, çünkü eşkıya
dediğiniz gruplar köylerde barınıyorlar.
Burada
özellikle sivil insanlar ya da orada yaşayanları katletme düşüncesi söz konusu
değil. Zaten edilecek olsaydı niye onları en güzel yerlere göndersinler,
Aydın'a, İzmir'e, Manisa'ya...
-Erdoğan,
Başbakan olduğu dönemde devlet adına özür dilemişti? Ya da gerçekten diledi mi,
devlet adına özür nasıl dilenir?
ONA ÖZÜR
DİLEME YETKİSİNİ KİM VERİYOR?
Bir kere özür
dilemesi yanlış. Bu işi Başbakan mı yaptı ki özür diliyor. Devlet adına ona bu
yetkiyi kim veriyor, meclisten öyle bir karar çıktı mı, kendi başına "özür
diliyorum"diyor. Ben vermiyorum o izni! Biz bu konu mecliste konuşurken de
söyledik. Başbakan bir tane belge ortaya koyuyor, bende de onun karşısına
koymak için 50 tane belge var. Tarihi dönemler kendi çerçevesi içinde
değerlendirilir, günümüze göre değerlendiremezsin. Burada yapılması gereken
şey, spekülasyonların önüne geçmek için bu konuyu önce adam gibi araştırmanız
gerekir. İşin içinde İtalyanlar, Fransızlar, İngilizler, Ruslar var. Bunların
devlet arşivlerine baktınız mı, bunlar neyi planlamışlar ne kadar destek
vermişleri neyi karıştırmışlar, Dersim olaylarında ne kadar subayları var.
Bunları belirlemişler mi, hayır! Neyin özrünü diliyorsun?
-CHP Genel
Başkan Yardımcısı da dün çıkıp CHP adına özür diledi, nasıl
değerlendiriyorsunuz?
O ZAMAN
PKK'DAN DA ÖZÜR DİLEYECEKSİN
Başbakan bizi
ilgilendirir ama CHP'nin özrü bizi ilgilendirmez. Parti olarak özür
diliyorlarsa dilesinler. Ama ben şunu söylüyorum; neyin özrünü diliyorsun? O
zaman çıkıp PKK'dan da özür dileyeceksin! Dersim'den 20 kat daha fazla 40 bin
insan öldü. PKK'ya ben silahını eline al dağa mı çık dedim, kendisine baskı mı
yaptım dağa çıkması için. O, bebekleri öldürüken, köylere baskın yaparken,
yaşlı insanları yere sererken, otobüslerde insanları yakarken suç devletin mi,
neyin özrünü dileyecek. Ben Seyit Rıza'ya dağa mı çık dedim, niye dağa çıktı?
Efendim oraya yol yapılamazmış, oraya devlet giremezmiş, bunun için isyan
ediyor. Bu isyanların devamında benzer bir sürü isyan yapılıyor. Çünkü derebeyi
hükmündeler, tek hakim kendileri, astığım astık kestiğim kestik ağalık
sistemini sürdürüyorlar, devlet de bunun önüne geçmeye çalışıyor. Yani tam
tersine oradaki insanları baskı altından kurtarmak daha insani bir hayat
seviyesine ulaştırmak için yapıyorlar.
DÜNYANIN
HİÇBİR ÜLKESİNDE BU KADAR HUKUKSUZLUK GÖRÜLMEMİŞTİR
Adam
Silopi'de bağımsız özerklik ilan ettim diyebiliyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde
bu kadar hukuksuzluk görülmemiştir. Almanya'da bunu söylesin bakın ne oluyor.
Bir hukuk devletiyseniz hukukun gereklerini yerine getirmekle mükellefsiniz.
Geçtiğimiz ay 6-7 Ekim'de ayaklandı millet, ne yaptılar, 220 tanesi okul olmak
üzere, kan merkezleri, yuvaların da içinde bulunduğu 1113 tane bina yaktılar.
1177 tane de araç yaktılar, hiç suçu olmayan insanların eşyalarına zarar
verdiler, dükkanları yağmaladılar. Peki, devlet bunları yapanlara müdahale
etmeyecek mi, suçsuz insanların haklarını korumayacak mı. Bunların hakkını
koruduğunuzda insalar ölünce bu soykırım mı olacak?
İnsanlar,
suçlu muydu değil miydi bunları bırakıyorlar, insan hakları diyorlar. İnsan
hakları diğer insanlara zarar verilmemesini gerektiren hallerdir. Bir tane
gayrı ahlaki biri çıkıp ortalığa ateş açmaya başlayınca terörist diyoruz ama
bunu topyekün yaptıklarında hak vermeye çalışıyoruz. Bunu söyleyenler de Alevi olan
veya Aleviliği farklı yorumlayanlarla özellikle Kürtçülük yapanların Alevileri
de yanlarına çekmek için sürdürdükleri bir politikadır.
-Ermeni
tehcirinin 100'üncü yılına çok az bir zaman kaldı. Geçen yıl Başbakan Erdoğan
bir açıklama yapmış ve bu açıklama Ermenileri memnun etmişti. Ne yapacak
Türkiye 100'üncü yılda, ne yapmalı?
CUMHURBAŞKANI
HEMEN SOYKIRIMI KABUL EDECEK
Eğer birazcık
Türk kamuoyu Başbakan gibi düşünüyor olsa Başbakan yani şimdiki Cumhurbaşkanı
hemen soykırımı kabul edecek. Erdoğan o zaman bunu söylerken, bir şeyi göz
ününde tutmadı; Ermenilerden ne kadar insan öldü, 1,5 milyon diyorlar. Biz de
diyoruz ki Ermenilerin Birinci Dünya savaşı öncesi ve sonrası nüfuslarına
bakın. Her ikisinde de Osmanlı kayıtlarına bakmaya da gerek yok, yabancıların
yaptıklarına bakın. En son, 1922 Kasım'ında İngiliz ve Amerikalıların BM adına
yaptıkları araştırmalarda en azından Osmanlı Ermenilerinin 1 milyon 200 bininin
hayatta olduğunu söylüyorlar. 1,5 milyon Ermeni öldü iddiası yanlış. Ama bir
gerçek var ki; Ermeni çeteleri 1914-1921 yılları arasında 518 bin 301 Müslüman
Türk'ü katletti. Bunlar tek tek, isim isim, köyleriyle, hangi çete tarafından
yapıldığı kayıtlı.
BİR TANE
TOPLU MEZAR YOK
Ben 2003
yılında Kars'ın Derecik köyünde bir toplu mezar açılışında, 476 kişinin ve
yabancı basının önünde Ermenilere şunu söylemiştim; Bunu bir siyasi polemik
haline getirmemek gerekir, gerçekten ne olduğunu anlamak istiyorsanız,
Türkiye'de bizim size gösterebileceğimiz, Ermenilerin yaptığı katliamları
gösteren 100'e yakın toplu mezar var, ama siz bana bir tane Ermeni toplu mezarı
gösterin, ben sizi çağırıp açacağım. Aradan 11 sene geçti bir tek toplu mezar
gösteremediler. Onlar bize, "işte siz bunları nehirlere attınız, dağlarda
bıraktınız, kurda kuşa yem yaptınız" dediler. 1,5 milyon insanı
öldürmüşsek, nereye atacaksın, atılması mümkün mü? Yani muhakkak bir yerlere
gömmek zorundasın, ortalık hastalıktan geçilmez. Dolayısıyla yalan olduğu
belliydi, çünkü biz yaptığımız araştırmalarda Ermenilerin ölmediğini tespit
ettik. 1922 Kasımında Ermeni kimliğinde olanların sayısı 281 binin üzerindeydi.
Yur dışına gidenlerin sayısı BM kayıtlarına göre 817 bin 873. Ermeniler
Türkiye'den göç etmiştir diye açık açık yazıyor. Şimdi madem öldüler bunlar
nereden çıktı. Demek ki buradaki mesele gerçekleri öğrenmek değil, siyaseten
rant elde etmek veya kendi toplumuna bir ivme kazandıracak bir düşman
göstermek, başka bir şey değil.
-Böyle
baktığınızda, çözüm sürecini de hesaba katarsak Türkiye bir yere mi
sıkıştırılıyor?
BATI
TÜRKİYE'DEN VAZGEÇER Mİ?
Tabi ki.
Türkiye'nin Sevr'le birlikte arzu edilen biçimde bölünmediği ve milli
mücadeleyle kendisini tekrar toparladığı herkesçe malum. Şimdi, bunu bilen batı
bugün bu tezinden vazgeçer mi sanıyorsunuz. Aslında 2001'lerde BOP çizlirken
Amerika'da bizzat Pentagon Ortadoğu'nun haritasını yeniden yayınladı,
şekillendirdi. Dışişleri Bakanı Rice, 11 Eylül sonrasında açık açık
"Ortadoğu'nun sınırları değişecektir, haritası değişecektir" diye
söyledi. Bunlar hangi sebeple olabilir? Bu bölgenin hem jeopolitik durumu, hem
ekonomik durumu bütün herkesin ağzını sulandırıyor. Çünkü dünya petrollerinin
yüzde 70'i bu bölge de, doğalgaz aynı şekilde. ABD, dünya petrollerinin yüzde
26'sını tek başına harcıyor, kendi petrolünün yetmesi mümkün mü? Yüzde 20'sini
de Avrupa harcıyor. Batı İslam dünyasında emperyalist yüzünü tekrar gösteriyor
ve kendisine hiç itiraz etmeyecek, körü körüne bağlı olacak bir devlet
yaratmaya çalışıyor; Kürdistan! Çünkü tarihte hiç devlet kurmamış bir milletten
bahsediyoruz Kürtler diye. Şimdi, böyle milleti yönetmek çok daha kolaydır
çünkü bir yere sığınma ihtiyacı hissedecektir.
-Siz
tezkereye evet dediniz ve tezkereye bağlı olarak peşmerge Türkiye üzerinden
Kobani'ye geçti. Toplumun milliyetçi kesimi tarafından da oldukça eleştiri
aldınız, ne düşünüyorsunuz?
PEŞMERGENİN
TEZKERE İLE ALAKASI YOK
Peşmerge ile
tezkerenin hiç alakası yok. Çünkü tezkere Anayasa'nın 92. maddesi gereğince
verildi. 92. madde de Türkiye'ye gelen herhangi bir tahdide karşı TSK'nin başka
ülkelere gönderilmesi, yabancı silahlı kuvvetlerinin Türkiye'de bulunması
şeklindedir. Bundan maksatla Anayasanın 92. maddesi de NATO'yla bağlantılıç.
Türkiye'ye olası bir saldırıda eğer Türkiye ihtiyaç duyarsa yabancı silahlı
kuvvetleri davet edebilir anlamında. Irak Anayasasına baktığınız zaman
peşmergeleri iç güvenlik hizmetinde gösterir, Irak ordusundan değil. Yabancı
silahlı kuvvetler olarak Irak ordusunu düşünsek bile peşmerge Irak ordusu
değil. Dolayısıyla AKP'nin yaptığı hem Anayasayı ihlaldir hem de Uluslararası
hukuku ihlaldir. Çünkü peşmerge sadece bir bölgenin güvenlik işlerini yerine
getirmek için kurulmuş bir silahlı güçtür.
Biz bir dönem
öncesinde de tezkereye evet dedik. Biz hayır deseydik bu sefer HDP ile aynı
kulvardaydık, PKK ile aynı şeye hayır demiş olacaktık. Bizim Evet dememizin
sebebi TSK'nin caydırıcılık gücünü artırmak içindir. IŞİD bir terör örgütüdür,
bunu herkes kabul ediyor. Amerika haricinde herkes PYD'nin de terör örgütü
olduğunu kabul ediyor, hükümet de kabul ediyor. Ama garabete bakın ki, PYD için
"PYD'ye yardım etmek PKK'ya yardım etmektir" diyen Cumhurbaşkanı
Obama'ya peşmergenin Türkiye'den geçirilmesi ve PYD'ye yardım için geçirilmesi
teklifinde bulundum dedi. Terör gruplarına yardım için kendsi teklifte
bulunduğunu söylüyor. Bunun tezkere ile alakası yok, bizim insanlarımızın
bunları iyi düşünmesi lazım. Biz bunun Anayasaya aykırı olduğunu meclise
ilettik, bizzat görüşme talebinde bulundum ama kabul edilmedi.


6 yorum:
Halaçoğlu’nu Ermenilerin 518.301 Müslüman öldürdüğünü söylüyor.
Birinci Dünya savaşında, tarafların 68.208.171 asker ve subayı, topla, tankla, uçakla, makineli tüfekle ve de hardal gazıyla toplam 9.909.000 asker ve subay öldürebilmiştir. Basit bir hesapla yaklaşık 7 asker bir asker öldürebilmiştir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/I._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1
Kurtuluş savaşına gelince:Bütün cepheler dahil, muharebe meydanlarında 9167 kişi (662 subay ve 8505 er)şehit olmuştur.Aldıkları yaradan daha sonra ölenler ise 53 subay ve 1665 er'dir.
http://www.frmtr.com/turkiye-ye-sahip-cik/350323-kurtulus-savasi-bilancosu-sayisal-askeri-kayiplarimiz.html
Bu hesaplara göre Halaçoğlu’nun nüfusunun en fazla 1.5 milyon olduğunu söylediği Ermenilerin 518. 301 Müslüman öldürmüşse bütün Ermenilerin %50’sinin silahlı olduğunu düşünürsek, demek ki Ermeniler ellerindeki basit silahlarla adam başına neredeyse bir cinayet işleyebilmişlerdir. Yani yedi düvelin yapamadığını Ermeniler yapmış. Siz karar verin kimin doğru söylediğine.
Diğer taraftan diyelim ki öldürülen Ermeni sayısı 1.5 milyon değil 150.000 kişi olsun. Bu soykırım olmasına engel midir? Soykırım sayısal mesele değildir. Bin kişi soykırım amacıyla yok edilmişse bu katliam bir soykırımdır.
herif siyirmis hepten ugrasmaya bile luzum yok!
Bu sözde tarih profesörü sadece Ermeni soykırımını inkar ettiği için bu unvan verilmiş tarihten bir haber sap ile samanı birbirine karıştırıp ordan kendi kafalarına uygun bir tarih ortaya çıkartıp ona inanıp bizlerin de o çıkartmış oldukları tarihe inanmamız beklemekte buna ahmak olan inanır.
Bu adamin Türk Tarih Kurumu baskanligi yaptigi göz önüne alinirsa, kurumun ermeniler hakkindaki belgelere ne kadar güvenilecegini takdirlerinize birakiyorum.
Saygilar
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.