Etiketler

87 yıl Hıristiyan yaşadı, Müslüman gibi gömüldü

Bülent Günal
Kilise cenaze arabası, görevli din adamı, salon, tabut ve mezarlık yeri için 8 bin lira isteyince, Anna Taşçıyan babasını toprağa Müslüman gibi verdi. Taşçıyan, “Cenaze namazında çok güzel dualar okundu. Cemaat ‘Amin’ dedi, ben ‘Amen’. Ne fark eder ki? Dua duadır, toprak toprak” dedi.
(Ne diyelim, biz farklı olmak istemiyoruz diyen zihniyetin getirdiği yer bu. Birileri “Ermeni’nin cenazesini Papaz da İmam da kaldırır fark etmez” derse, olacağı budur. Patrikliği suçlamak için bahane arayanlara gün doğdu. Olaydan haberdar olmaması da, parayı patrikliğin istememesi de fark etmez. Amaç bağcıyı dövmek. Fakir fukaraya yardım için kıllarını kıpırdatmazlar ama fakirlik edebiyatı yapıp önlerine geleni suçlamaktan da çekinmezler.  HYETERT)


BÜLENT GÜNAL / GAZETE HABERTÜRK

AGOS Gazetesi dünkü sayısında çarpıcı bir insan hikâyesine yer verdi. Haberde inançlı bir Hıristiyan olan 87 yaşındaki Kayserili Harutyun Kambarizoğlu’nun kilisede yapılacak cenaze töreni için 8 bin lira istendiği, ev hanımı olan kızı Anna Taşçıyan’ın ise bu parayı ödeyemediği için babasının cenazesini İslami usullere göre defnettiği anlatılıyordu. Harutyun Kambarizoğlu’nun cenaze namazı 18 Haziran günü, Göztepe Camii’nde öğle namazını mütakip kılınmış, cenaze Fatihalar eşliğinde Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı’na gömülmüştü.

‘BABALAR GÜNÜ’NDE KAYBETTİM’
Anna Taşçıyan Habertürk Gazetesi’ne konuştu: “Babamı Babalar Günü’nde kaybettim. İslami usullere göre de toprağa verdik. İçim huzur dolu. Çünkü babamın her duaya saygısı vardı. Dua dua, toprak topraktır. Hiçbir rahatsızlık duymuyorum. Depremler, kazalar nedeniyle cenazesine kavuşamayan nice aileler var. Allah nasip etti, babamın mezar yeri belli. Duayla, sevgiyle orada yatıyor.’’

‘HİÇ RAHATSIZ DEĞİLİM’
Anna Taşçıyan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ölümünden sonra çektiğim acıları görse, ‘Kızım niye kendini bu kadar yıpratıyorsun?’ derdi. Ben de isterdim, babamı bildiğim usullere göre defnedeyim... Ama imkânlar elvermedi. Ancak İslami usüllere göre defnettiğim için de hiç rahatsız değilim. Cenaze namazında çok güzel dualar okundu. Hocanın söylediklerini dinledim. Cemaat ‘Amin’ dedi, ben ‘Amen.’ Ne fark eder ki? Babamı mezara koyduğum anda her şeyin boş olduğunu anladım.’’

PATRİKHANE: HABERİMİZ YOK
Kilise yöneticilerinden Oşin Mumcuyan, “Kendilerine Patrikhane’nin tarifeleri hakkında bilgi verdik. Yapabileceğimiz bir şey yoktu’’ dedi. Patriklik Ruhani Meclis Başkanı Tatul Anuşyan ise “Cenaze ortada kalmaz, yeter ki haberimiz olsun, haberimiz yoktu’’ diye konuştu.

CENAZE MASRAFLARI İÇİN 8 BİN LİRA İSTENDİ
Üsküdar’daki Surp Garabed Ermeni Kilisesi’nden cenaze arabası, din adamı, salon, tabut ve mezarlık yeri için 8 bin lira istendi. Eşi kuyumcu işçisi, kendisi ev hanımı olan Anna Taşçıyan’ın taksit isteği de reddedildi. “Patrikhane de bir şey yapamaz” denildi. Taşçıyan olanları şöyle anlattı: “Çok çaresiz hissettim. Darülaceze cenazenin bir an önce alınması gerektiğini, eğer istersek cenazeyi kendilerinin kaldırabileceğini söyledi. Başka çarem de yoktu. Kabul ettik. Çok içten, sevgi dolu bir tören oldu.’’

36 yorum:

Adsız dedi ki...

Ilkin sayin Anna Tasciyan'a basin sagolsun, Allah rahmet eylesin demek isterim.
Allahin bir , dualarin da, her ne dinden olursa olsun insanogluna huzur verdigine inanirim.
Burada yalnis olan su : Ermeni olarak dogan herkesin kiliseden talep edecegi ucretsiz iki hakka sahiptir. 1) ucretsiz vaftis olmak ve 2) tekrar ucretsiz gomulmek.
Maalesef Bn.Anna'nin bundan haberi olmadigindan, kendisine yalan konusuldugundan (Patrikhane de birsey yapamaz), ve maalesef bir mortocunun temahkarligindan bu vaziyet ortaya gelmis.

Adsız dedi ki...

Esi Kuyumcu iscisi?! Ben yirtik ayakkabilarla okula gidip ,benim icin kutsal olan Ermeni Alfabesini ögrendim.Benim kuyumcu babamda yoktu.Ya bu millet iyice kafayi yemeye basladi.Tamtamcilar icin iyi bir karalama konusu.Senden Hay olsa ne yazar! senden gelecek hayir surda kalsin.Amot kezi! urisnerin mot Hayem cises!Abusner....

Adsız dedi ki...

Öyle sacmalik olmaz! Bu isin icinde bir oyun var, ama ne bilemiyorum. Kadin bir fark göremiyormus. Belli ki kendi dinini bilmiyor. Biz bu dine mensup oldugumuz icin bunca aci cekmedik mi? Isa Mesih bunlari bize söylemedi mi?

Adsız dedi ki...

Cok merak ediyorum, sayin patrik hazretlerinin vekaletiyle basta olan saysiyet ne düsünüyor bu hususta... yalniz ve yalniz cook üzüldüm... yazik cok yazik..

Giryan dedi ki...

Sayin yetkililer(patrikhane)bu olayi arastirip,cikari icin bütün toplumu magdur durumda birakan kisi veya kisileri bulup gerekeni yapmak vazife ve görevinizdir.
Saygilar

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Değerli okurlar, Türkiye Ermeni toplumunda 1915 sonrası, din adamımızın, kilisemizin olmadığı dönemlerde bile hiçbir Hıristiyan Ermeni,Müslüman olarak gömülmemiştir. Asırlardan beri de böyle bir olay yaşanmamıştır. En kötü durumda Hıristiyan mezarlığının bulunmadığı bölgelerde bile Müslüman mezarlığına gömülen bir Hıristiyan için Müslüman gibi cenaze namazı kılınmamış, Müslüman olarak gömülmemiştir.Zaten Müslüman olmayan bir kişinin, onun iradesi dışında öldükten sonra akrabası istedi diye Müslüman gibi gömülmesi de kabul edilemez.Bu hem dinen hemde insan hakları açısından büyük bir yanlış olur.Her Hıristiyanın Hıristiyan gibi gömülmek hakkı vardır. Kanımızca bu zihnen asimile olmuş bir kişiliğin sonucudur.Babamı Müslüman olarak gömdüm diye basına açıklama yapan hanım, babamın cenazesini kaldırmıyorlar diye feryat edip gazeteler çıksaydı, samimiyetine ve mağduriyetine inanabilirdik.O zaman gereği yapılmazsa hepimiz suçlu olurduk. Bu durum ben farklı olmak istemiyorum, ben Ermeni kimliğimle öne çıkmak istemiyorum diyen, zihnen asimile olmuş kişilerin zaferidir.Buyurun fark kalmadı,işte(!)Patrikliğin konudan haberdar olmadığını açıklamasına rağmen olayı patrikliğe saldırmak, suçlamak için bir fırsat olarak görenler var. Ne acıdır ki amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Elbette patriklik konuyu incelemeli ve ihmal ya da yanlış varsa açıklamalıdır. Ancak fakirlere yardım için kılını kıpırdatmayanların, bu gibi fırsatlarda sağa sola çamur atmaları da kişiliklerinin gereği sayılmalıdır.

Unknown dedi ki...

İlk önçe acılı ailenin başı sağolsun, Bu habere hiç şaşırmadım, umarım sayın Patrik vekili bu olayı ele alır ve sorumlu kişilere hadlerini bildirir zira bu gibi olaylların üstü örtulurse sonuçları dahada vahim bir hal alır.
 Mammon, kiliseleri ele geçirmiştir {Mt.6.24; Lk.16.13}
saygılarımla Mikael

Adsız dedi ki...

Bir fukara var bir de akil fukarasi bu kadin ikincisinden

Unknown dedi ki...

saygıdeğer arkadaşlar o zaman birimleri çıksın bu konuya açıklık getirsin ki bizde anlıyalım işin doğrusunu. hele bu zamanda dostu düşmanımızı üzerimize güldürmiyelim bazı kesimlerin ekmeğine yağ surulmesin. saygılarımla

Adsız dedi ki...

Kardesim kadin fakir olabilir bir sey demiyorum.Benim Mamam Babamda fakirdi.Beni varjarana yollayacak paralari yoktu, ama iclerinde Haylik vardi.Evlatlarini Hay olarak yetistirmek istiyorlardi.Sözün kisasi yalvar yakar, beni bir kac hayir severin sayesinde karsiligi olmadan varjarana aldilar.Diyecegim insanlarimizin bu kadar vicdansiz olacagini sanmiyorum, ki bu kadinin arzusunu,daha dogrusu Babasinin bir Hay gibi cenazesinin kaldirilmasini yerine getirmesinler.Bir sey yaparken lütfen yaptigimiz islerin bir Hay olarak milletimize,dinimize ve vatanimiza zararli veya yararli olup olmadigini düsünüpde yapalim.Ayrica kilise calisanlarina ve zengin insanlarimiza söyleyecegim,herbir insanimiz, ister zengin, ister fakir olsun, bizim millet olarak zenginligimizdir.Lütfen birbirimize sahip cikalim.Biz bir narin taneleriyiz. Bilmem anlatabildim mi...

Անդրանիկ

Adsız dedi ki...

iki yüzlü bir kadın fakirseniz fakir kağıdı çıkartalım talebine neden itiraz etmiş onu söylesin önce

Adsız dedi ki...

bende paramiz olmadigi icin hay okuluna gidemedin, icimde uhtedir hala

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Arkadaşım TOROS APİK, şu görüşünün yorumlara yazılmasını istedi:
"Murat Bebiroğlu'nun görüşlerine katılmıyorum. Bu Hanım kral çıplak diyor, buna bakmak gerekir."
Elbette her arkadaşımızın görüşümüze katılmasını beklemiyorum, hatta çoğunluk karşı çıksa da şaşmam. Benim için gönüllü asimilasyondan daha önemli bir sorun ancak zorunlu asimilasyon olur.
Murat Bebiroğlu

Unknown dedi ki...

Web sitenizde " 87 yıl Hıristiyan yaşadı, Müslüman gibi gömüldü" balığıyla çıkan haberde bahsi geçen Harutyun Kambarizoğlu babamdır.

Konu ablam Anna tarafından eksik ve yanlış noktalarla dolu anlatılmış.
Burada Kiliseye gidildiğinde karşılaşılan tavır kabul edilemez.
Bu konuda hukukçularla görüşüp Patrikhane ve kilise yöneticileri hakkında ayrı ayrı dava açmaya da hazırlandım.
Anadoluda yaşayan Ermenilerin sadece Hayr Mer diyerek dua okumalarını sağlamanın dışında bir cemaat liderliği olarak genel anlamda organizasyon ile ilgilenmesi ve daha medeni daha birlik içinde ve maduriyet ihtimalleri daha da giderilmiş olacak çalışmaları yapsı elbet Patrikhaneden beklenir.

Bu yapılmadığı gibi ilgisizlik ve cenazesinden dahi rant yaratma çabası ile birleşen çirkin ve soğuk tavır yaşandıktan sonra hiç bir çaba ile bertaraf edilemez.

Ayrıca bu yapı devam ettiği sürece Ermenilerin kendi toplumlarının çöküşüne bu şekilde verdikleri katkı varken başka hiç bir topluma siz bize şunu bunu yaptınız veya yapıyorsunuz deme lüksü de olamaz.

Sonuç olarak bu kangren olmuş yapıyı ortaya dökmek ve sistemin iyileştirilmesi yönünde değişikliğini sağlamak adına herkesin haberdar olabileceği her türlü platformu ve hukuku da kullanarak sonuç alana kadar devam edecek bir çalışmayı başlatmış bulunmaktayım.

Cenazemiz var ama aniden oluşan bu durum karşısında hazırda nakitimiz yok, defin ve gerekli işlemleri yapın akabinde ödeyelim diyen aileye kapıyı gösteren bir zihniyetin o kilisede olması benim nazarımda hem patrikhanenin hem de cemaatin kusurudur.

Kusuru başka yerde aramak bu sorunu çözmez.
Ben bu işin takipcisi olmaya ve hukuk ile internet basın yayın gibi imkanları da kullanarak insanlara duyurmakta kararlıyım.

Saygılarımla

Mihran KAMBARİZOĞLU

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Sayın Kambarizoğlu,
Öncelikle başınız sağ olsun. Verdiğiniz bilgiler için de teşekkürler.Yazılanlar doğruysa, ablanızın söylediği sözler gerçekten çok rahatsız edici. Babanızın bir Müslüman gibi camide cenaze namazı kılınarak kaldırılması normalmiş gibi “onlar amin dedi ben amen dedim, toprak aynı toprak dua aynı dua” derse bu kabul edilemez. Böyle bir olayı normalleştirme, sıradanlaştırma son derece tehlikeli olan gönüllü asimilasyon yoludur.Bu toplumu asırlardan beri ayakta tutan en önemli kurum bizim dinimizdir. Hocanın ve cemaatinin Hıristiyan olduğunu bile bile bir kişiyi Müslüman’mış gibi namaz kılarak kaldırmaları da ayrı bir sorun. Diğer taraftan gömdükten sonra gazetelere beyanat veren ablanız ya da siz konuyu ne patrikliğe, ne başka bir yöneticiye ne de kilisenin din adamına söylüyorsunuz.
Hangi gerekçeyle konudan haberdar bile olmayan patrikliğe dava açacağını bilmiyorum ama emin ol hukukçusundan, gazetecisine, her konuda sözü olup bilgisi olmaya kanaat önderlerinden yetiştirmelere kadar pek çok patriklik karşıtını yanında bulabilirsiniz. Yöneticiyi de neyle suçlayacağınızı anlamış değilim, yanlış ya da eksik bilgi vermek, kolaylık yapmamak yanlış olmasına yanlış da hangi kanuna göre suç olacak. Size –varsa- dava aç diyenlerin elbette bir bildiği vardır. Dava bir sonuç getirir mi bilmem ama bizim meşhur müteşebbis heyet gibi sizi de meşhur ve önemli yapabilir.
Cemaatin çoğu mevcut mevzuattan kaynaklanan pek çok eksiği ve yanlışı olduğu açık. Daha kötüsü bunlar yeni de değil. Ne siz yeteri kadar parası olmayan ilk Ermeni cenaze sahibisiniz, ne de bu cemaat ilk defa yeteri kadar parası olmayan bir cenaze kaldırıyor. Pek çok fakir bırakın sizin gibi taksitlendirme isteyen, hiç parası ve sahibi olmayanlar kiliselerimizden kaldırılıyor. Sanırım daha önce de yazdım cemaate kızıp Müslüman mezarlığına gömseydiniz bu bile belli oranda kabul edilebilirdi. Ama babanızın böyle bir isteği olmadığı halde Müslüman gibi cenaze namazıyla gömüp bunu normal karşılanmasını beklemeniz hiç haklı olmaz.
Cemaatimizin pek çok problemi olduğu doğru. Fakirlerle yeteri kadar ilgilenilmediği, merkezi bir örgütlenme olmadığı da bir gerçek. Bütün bunlar yeni değil. Çözüm de pek kolay değil merkezi bir örgütlenme için öncelikle cemaatin tüzel kişiliğinin olması gerekiyor. Bu ayrı bir konu.
Suçu haberi bile olmayan patrikliğe yüklemek de, bir yöneticinin ve yönetici ile temas kuran kişilerin yanlışlarını da cemaate yüklemek kolay. Bu yazdıklarınızı cenazeyi kaldırmadan yazsaydınız ya da ablanız cenazeyi kaldırmadan gazeteler gidip durum anlatsaydı o zaman herkesi suçlama hakkınız doğradı. Bırakın suçlamayı bütün cemaate de yönetime de patrikliğe de hakaret etseydiniz haklı olurdunuz. Patrikliği haberdar etmeden, başka yönetici ya da din adamlarına başvurmadan cenaze Müslüman gibi kaldırılmıştır. Bu yüzden bu özel durumda patrikliği de cemaati de suçlamak haksızlıktır. Size de size dava açın, uğraşın diyenlere de şunu sorayım bunları yeni mi öğrendiniz ve bu güne kadar bunların düzeltilmesi için ne yaptınız?
Bence patriklik durumu öğrenir öğrenmez faaliyete geçerek, babanızın Hıristiyan töreni ile Ermeni mezarlığına gömülmesini sağlayarak görevini yapmıştır.
Neyse,bu işin takipçisi olmak hakkınız, özellikle de Patrikliğin yaptığı açıklamadan sonra gelişmeleri izlemeniz gerekir. “Sonuç olarak bu kangren olmuş yapıyı ortaya dökmek ve sistemin iyileştirilmesi yönünde değişikliğini sağlamak adına herkesin haberdar olabileceği her türlü platformu ve hukuku da kullanarak sonuç alana kadar devam edecek bir çalışmayı başlatmış bulunmaktayım” diyorsunuz. Ne diyelim kolay gelsin, belki kimsenin becermediğini siz ve sizi destekleyen platformlar başarır ve sizin deyişinizle kangren olan sistemi düzeltebilirsiniz.
Tekrar başınız sağ olsun. Babanız ışıklar içinde yatsın.
Selamlar.
Murat Bebiroğlu

Unknown dedi ki...

http://benmihran.blogspot.com/
Konuyu burada anlattım.
Patrikhane kendisine bağlı kiliselerin ve oradaki kişilerin durumundan yaptıklarından söylediklerinden sorumludur.
Aile fertlerinden bir özür dahi dilemekten imtina eden zihniyetin ceaatin ihtiyaçlarına cevap vermesi zaten beklenemez.
Sadece Anna Taşçıyan patrikhaneye çağırılmış, bu konuda Oşin adlı kişi günah keçisi durumunda patrikhane masum rolünde kendisine telkinlerde bulunulmuş, had sınırları aşılarak da cenazenin mezarından çıkarılıp yer değişikliği yapılmasına ikna edilmeye çalışılmıştır.
Duyarlı olan yönetici bu ayıplar zinciri ardından öncelikle ayağına çağırmak yerine temsilcisini yollar da görüşür.
Ayrıca sadece Anna ile görüşmelerinin sebebi Anna tarafından Agos gazetesine ve buradan görüp yayınlamak isteyen öteki yayın organlarında çıkan açıklamaların yapılmış olması ve bunun patrikhanedeki paniğidir.
Samimi düşünselerdi bu meftanın iki evladı daha ve bir de üzüntülü eşi olduğunu da hatırlar öncelikle kişilere taziyelerini bildirerek başlarlardı.
Samimiyet bunu gerektirir.

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Mihran Bey, Öncelikle sanırım mevcut cemaat yönetimi konusunda pek fikriniz yok." Patrikhane kendisine bağlı kiliselerin ve oradaki kişilerin durumundan yaptıklarından söylediklerinden sorumludur"diyorsunuz.Patrikliğin yasal olarak bu vakıflar üzerinde ve özellikle yönetimi üzerinde maalesef yasal herhangi bir yetkisi yoktur. Ne bir yönetimi görevden alabilir, ne bir yöneticinin görevden ayrılmasını isteyebilir, ne de denetleyebilir.Patrikliğin vakıflarla bağları manevidir ve geleneklerden kaynaklanır.
Konudan haberdar bile olmayan Patrikliğin neden özür dilemesi gerekiyor anlamak zor.Babanızın Müslüman gibi cenaze namazı kılınarak kaldırılmasına izin veren sizin aileniz ya da ablanız.Ne yüksek fiyat istenmesi ne de taksitin kabul edilmemesi Hıristiyan olan babanızın Müslüman töreni ile gömülmesi neden olamaz. Böyle bir durum bu güne kadar ne duyulmuş ne de görülmüştür. Anna hanımın Patrikliğe tek başına gitmesi de kendi kararıdır. Eğer biz aile olarak geleceğiz deseydi patriklik neden itiraz etsin.Patriklik basında ismi çıkan kişiyi tanıyor doğal olarak, bütün aileyi nasıl tanıyacak.
Varsa Patrikliğin paniği ise kanımca sandığınız gibi korku ve suçluluk duymaktan değil, böyle bir olay karşısında cemaatin duyduğu utanç ve şaşkınlıktan kaynaklanmaktadır.
En önemlisi yanlış anlamıyorsam, Patrikliğin babanızın mezarından çıkarılarak dini törenimizle Ermeni mezarlığına gömülmesi teklifini "had sınırlarının aşılması" yani patrikliğin haddini aşması olarak görüyorsunuz.Bu durumda aile istemezse patrikliğin yapacağı bir şey yoktur. Ne diyebiliriz kimse babanıza sizden yakın olamaz. Bu aşamada size akıl veren yol gösteren çoktur ama ben de izninizle haddimi aşarak size bir öğüt vermek istiyorum.Patriklik ve dinimiz Türkiye Ermenilerinin en önemli varlık nedenidir.Patrikliği ve dinimizi yıpratarak bir yere varılmaz.Patrikliğin sizden çok güçlü pek çok karşıtı ve düşmanı var. Polemiği sürdürmek ise,kurumlarımıza zarar vermek dışında sadece babanızın ruhunu rahatsız edecektir.Cemaatin sorunlarını gidermek keşke sanıldığı kadar kolay ve basit olsaydı. 87 Yıl bir Hıristiyan olarak yaşamış olan babanızı izin verin de yine dini törenimizle Ermeni mezarlığına gömülsün. Öncelikle bu babanızın hakkıdır. Tabi karar sizin dediğim gibi kimsenin kraldan çok kralcı olmaya hakkı yoktur.
Tekrar başınız sağ olsun.

Aret dedi ki...

Sayın Mihran Kambarizoğlu,

Bu yazılarınızı ve hazırladığınız bloğu okudum. Özet olarak Patrikhane ve kilisenin yanlış tavırlarına karşı devlet yetkililerinin size son derece insani davrandığını, bunların neticesinde babanızı islami usullere göre toprağa verdiğinizi söylüyorsunuz. Öncelikle bu son derece haksız bir karşılaştırma. Devlet kurumları döner sermayeden, yani halkın vergilerinden beslenir. Size insani davranan devlet görevlileri maaşını her ay devletten almaktadır. Ermeni toplumunda muhattap olduğunuz kişiler ise Ermeni toplumunun cebinden çıkan paralarla finanse edilmektedir. Lozan anlaşmasında açıkça hüküm olduğu halde, devlet bizim kilise, okul, mezarlık gibi kurumlarımıza bütçeden pay vermemektedir. Yanlışları düzeltmek için dava açma yöntemini kullanacaksanız öncelikle yerel mahkemelere sonra Avrupa İnsan Hakları mahkemesine dava açıp bu haksızlığın düzeltilmesini sağlayabilirsiniz. Kurumlarımız devlet bütçesinden hakkaniyete uygun pay aldığı zaman söz konusu sorunlar büyük ölçüde azalacaktır.

Bunun dışında cemaatimizde bir kişinin parası olmadığı için cenazesinin kaldırılmamış olması gibi bir olay tarihte yaşanmış değildir. En sade cenazeler 1.000 TL gibi herkesin ödeyebileceği rakamlarla kaldırılabilmektedir. Bu rakamları ödemesi mümkün olmayan kişiler için de kiliseden fakir kağıdı çıkartıldığı takdirde gerekli hizmetler verilir. Cemaatimizde hiç bir geliri olmayan, kimsesiz insanlarımız ölüyor. Bugüne kadar hiç birinin cenazesi kaldırılmamış değildir.

Herkesin bildiği bu gerçekleri sizin de bilmemenize imkan yok. Zaten blogunuzda konuyu açıkça anlatmışsınız. Babanızın hayatta iken zaman zaman Camii'ye gidip vaaz dinlediğini, ölürken de Kelime'i şahadet getirdiğini öğrendiğinizde Müslüman olduğuna ikna olarak onu islami usullere göre toprağa vermek istediğinizi anlatmışsınız. Bu karara elbette saygı duyulur, peki Patrikliği ve Kiliseyi suçladığınız konu nedir? Bunu anlamak gerçekten zor. Sistemde bir fakir kağıdıyla ücretsiz bile cenaze kaldırılması mümkünken, bugüne kadar cenazesi kaldırılmamış bir kişinin örneği bile yokken, hangi suçlamayla dava açacaksınız?

Bence bu haksız ithamlarınıza karşı Patrikhane'nin sizden davacı olması gerekir.

Aret Çiçekeker

Unknown dedi ki...

Kendi verdiğiniz örneklerle çeliştiğinizi üzülerek görüyorum.
Kiliseler Tibet veya benzeri başka bir merkeze değil Patrikhaneye bağlıdır, bu konuda yanılıyormuyum ?
Patrikhane bahsettiğiniz mevzuat bir yana sizin de dediğiniz gibi manevi ve gelenekler anlamında kiliselere yön verir, bunun aksine bir çocuğu dahi inandıramazsınız.
Tarihinde görülmemiştir dediğiniz bir olayın tartışmasıdır yaptığımız, demek ki görüldü.
Demek ki bir yerlerde hatalar var, demek ki kangrenleşen yapı sorunları bu duruma kadar geldi, bundan sonrasını düşünmek dahi istemiyorum.
Bu durumun da asıl sorumlusu, bu şekilde doğrudan hatalı olanı korumaya alıp sümen altı yapmaya çalışan zihniyetdir.

Patrikhane aile üyelerini ayağına çağırmak yerine bir temsilcisini göndererek baş sağlığı dileyip yaşananlarla ilgili bilgi alabilir ve böyle bir davranışla hassasiyetini ve varsa üzüntüsünü sergileyebilirdi.

Devletin vermesi gereken ödenek verilmiyorsa bu konuda şimdiye kadar Patrikhane tarafından yeterli ve etkili çalışmaların yapılmamasına bağlarım.
Bu konuda gerekli hukuki ve istişari girişimleri yapmak ve bu hakkın kullanılmasını başlatmak da patrikhanenin görevi değil mi?

O halde ben dava açtığımda Patrikhane bu ödeneğin verilmediğini de beyan ederse o da kayıtlara geçmiş olur fakat bu asla yaşanan olayı açıklama haklı çıkarma sorumluluğu bertaraf etme konularında bir işe yaramaz.

Babamın cenazesinin defin işlemlerinin onun seçiminden dolayı bu şekilde olması başka bir konudur.
Ya eksik okuyor veya maksatlı olarak saptırmaya çalışıyorsunuz ki benim tüm açıklamalarımda şu var.
Biz aynı anda farklı iki mekanda ( Kilise ve Darülacize) iki farklı tavırla karşılaştık.
Kiliseden peşin ve o an ödeme yapılmamasından dolayı cenazemizin kabul edilmemesi hiç bir şekilde babamın dinsel tercihi ile alakalı değildir.
O anda bu konu oradakiler tarafından bilinmemekteydi.
Bu tercihi olmasaydı cenazemizi bir hafta bekletip para topladıktan sonra defnetmemiz mi gerekecekti ?
Devletin görevlileri maaşlarını devletten alıyorlar gibi mantıksız bir yaklaşımı da kabul edemem.
Elbet maaşını devlet memuru olduğuna göre oradan alacak, bu kişiler sıradan günlük yaşamımızda aramızda dolaşan kişiler ve mesleki durumları da devlet memuru oluşlarını getiriyor.
Bir insanın davranış biçimi maaşını nereden aldığı ile nasıl ilişkilendirilebilir ?
Bu insanlar insani yaklaştılarsa kabahat mi işlediler?
Devlete bağlı memurlar bu şekilde değil de Patrikhaneye bağlı cemaatin kilisesindeki yönetim kurulu üyesi gibi mi davranmalıydılar ?

Notayı icat etmiş,Mimar Sinan, Balyan Ailesi, Kirkor zohrap ki Dreyfus davasına gıyaben taa anadoludan fıransaya mektuplar yazarak müdahil olup Alfred Dreyfus suçsuzdur diye uzaktaki bir insana yapılan haksızlığa dahi engel olmaya çalışmıştır.
Böylesi insanların çıktığı bir ermeni Anadolu Ermeni toplumunun bu duruma gelmiş olması son derece de üzüntü vericidir.

Bundan sonra yazılarım ve açıklamalarımı çarpıtan, alakasız ve dayanaksız şekilde karşılık veren yazıları muhattap almamaya karar verdim.

Bir sorun, onunla ilgili doğru veriler üzerinden tartışılırsa çözüm bulabilir.
Burada körü körüne ve bir saplantı içinde sadece okuyanları etkilemeye kafa karışıklığı yaratmaya yönelik cevaplara itibar etmemeye karar verdim.

Ben bu yazımda son olarak cenazemizi bir ranta çevirmeye çalışan ve bunu da peşin tahsil edemeyince cenazeyi geri çeviren zihniyeti, kişileri, kiliseyi, patrikhaneyi ve buna hala körü körüne destek veren zihniyeti kınıyorum.

Bunun yanında da Son derece insani yaklaşımlarıyla bizlere, Ermeni asıllı bir aileye destek olan Devlet ve onun ilgili memurlarına minnettarlığımı belirtiyorum:

Adsız dedi ki...

Blogunuzda babanınızın islamın iman ışığıyla aydınlandığını yazmışınız Mihran bey, durum böyle oldumu kendisine layık bir cenaze olmuş, sorun ne anlamadım.

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Mihran Bey,
Aşağıdaki yazıyı sizin
http://benmihran.blogspot.com/2012/07/yeldegirmenli-artin-usta.html
bloğunuzdan aldım. Bloğunuzu adresini de bir arkadaş gönderdi. Ailece oturup Müslüman olduğuna karar verdiğiniz babanın Müslüman gibi gömülmesine karar vermişsiniz. Bu durumda kilise bedava kaldırmak isteseydi bile razı olmamanız gerekirdi. Neyin tartışmasını yapıyorsunuz, neden birilerini suçluyorsunuz, anlamak zor.
“Öncelikle başınız sağ olsun diyerek söze başladı, bir konu var bunu sizinle paylaşmamız lazım dedi. Merhum babanız malum hastaydı bakımı yapılıyor ve gerektiğinde de derhal hastaneye nakledilip müdahale ediliyordu. Bakımını yapan görevli arkadaşlar babanızın bir kaç defa mırıldanarak kelime-i şahadet getirdiğini duymuşlar. Hatta ilk duyan kişi şaşırmış ve yanlış mı anlıyorum diye emin olmak için bir başka görevliden gelip dinlemesini ve babamın ne mırıldandığını kendisine söylemesini istemiş ve sonuç aynı. yine birini daha çağırmışlar sonuç aynı, yani babam kelime-i şahadet getirmek denilen olayı yapmış…
O halde madem kendisi böyle bir tercih yapmış bize de buna saygı göstermek düşer bence bu durumda babamın defin ve işlemlerini buna göre yapmalıyız ama aile ile görüşüp bu konuda mutabakat olursa bunu yapabiliriz ben kendilerine anlatayım dedim…
Ardından eve gittim, anlattım ve konuştuk orada bulunan yaklaşık 7 kişi ortak fikir ve kararla cenazenin babamın tercihine göre defnedilmesi ve işlemlerin buna göre yapılması oldu…Ben müezzini aradım ve kendisi hemen organize etmeye başladı, iki farklı mezarlık alanından birini seçmemizi önerdi tercih sizin dedi...Biz herkese yakın olması için Göztepe İstasyon Cami olarak karar verince ertesi gün tören orada yapıldı ve mezarlık hazırdı imam hazırdı mükemmel bir tören yapıldı defnedildi…”
Bunlar sizin bloğunuza yazdıklarınız değil mi?

Ne günlere kaldık Ya Rabbim?

Aret dedi ki...

Anlaşılan Mihran Bey her durumda Patrikhaneyi suçlamaya kararlı. Sistemin farklı olduğunu, bizim devletten ödenek almadığımız için kendi kendimizi finanse etmek zorunda olduğumuzu anlattım. Devletin din adamı, cenaze işlerinde çalışan görevlisi maaşını devletten alıyor, bizim de ödediğimiz vergilerle alıyor. Tabii ki gereken hizmeti de verecek. Bizim din adamımız ve diğer görevlilerimiz devlet memuru değil. Eğer parası ödenmezse kim ölü yıkama, mezar kazma, insan taşıma gibi hizmetleri verir? Kim ailesini geçindiremezse din adamlığını bir meslek olarak seçer? Devlet Lozan Antlaşmasında imza atmış olduğu halde 88 yıldır azınlık kurumlarına bütçeden pay vermiyor. Bütçeden pay verilmesini geçtik el konulan azınlık mallarının durumu, cumhuriyet dönemi boyunca azınlıklara uygulanan ayrımcı muameleler ortada. Cumhuriyetin ilanı sırasında %2,5 olan azınlık nüfus bugün Binde 1 seviyesine düşmüş. Mihran Bey'e göre azınlıklara bütçeden pay verilmiyorsa bunun da sorumlusu Patrikhanenin gerekli çalışmaları yapmamasıymış. Devlet de zaten her şeyi hazırlamış Patrikhanenin başvurusunu bekliyordu. Ermenileri geçtik, Rum, Musevi, Süryani azınlıkların da hakkını korumak aynı şekilde bizim Patrikhaneye düşüyordu da onlar görevlerini yapmamış anlaşılan. Doğrusu son yıllarda özellikle cemaat içinde, kilise düşmanı çevrelerin çalışmaları o kadar yoğunlaştı ki bu tip düşüncedeki insanların çoğalmasına hiç şaşırmıyorum. Bir yandan devlete vergi verip, diğer yandan kurumlarını ve geleneklerini yine kendi cebinden çıkan parayla yaşatmak zorunda olan cemaatimizin bu çabası maalesef bazılarımız tarafından rant olarak görülmeye başlanmış.

Ben de aynı şekilde hiç yabancısı olmadığım bu ciddiyeti daha fazla muhattap almıyorum. Sonuçta cemaatimizde parası olmadığı için cenazesi kalkmayan insan bugüne kadar olmamıştır. Böyle bir şey zaten olamaz. Vefat eden kişinin cenazesi, kendi beyanlarından da anlaşıldığı gibi, kendi talepleri üzerine islami usullere göre defnedilmiştir. Buna da herkesin saygı duyması gerekir.

Aret

Adsız dedi ki...

MIhran Bey,
Asil celiski sizde gormuyor musunuz? Bizi aptal mi sandiniz? her durumda Patriklik makamina saldirarak elinize ne geciyor? o kadar belli ki bizi yoketmek isteyenlerle isbirligi icinde oldugunuz! yazik, size aslinda acimaktan baska brisy gelmez elden..babanizin olumunu bile malzeme yapiyorsaniz artik soylenecek soz yok!Yalaniniz da cevridginiz dumen de sizin nasil bir satilmis oldugunuz da ortada! Sizden utaniyorum, keske siz de kelimei sahadet getirip, bu hic sevmediginiz toplumumuzla baglarinizi kesseniz...daha mutlu olursunuz..son bir sey: daha fazla onun bunu oyuncagi olmayin, akli denegniz yerinde degil sanirim, tedavi olun, hatta Darulaceze sizi tedavi etsin, ama once musluman olun, sonra onlar baksin size! Nadya Uygun

Adsız dedi ki...

son bir sey: Mihran bey, siz kendinize zaten ermeni degil, ermeni asilli diyorsunuz..bu kullandiginiz dil bile sizin tercihinizi gosterir! fazla soze gerek yok!N.U.

Unknown dedi ki...

Sn. Mikael burada vicdanı ile ve adil yazan tek sizi fark ettim .
Keşke sizin gibi tehlikeyi görebilen insanlar daha fazla olsaydı.
Saygılar

Adsız dedi ki...

Anlaşılan o ki asıl bizim sizi muhattap olarak almaktan vazgeçmemiz lazım.Millet sevgisi dışında kaybettiğiniz iman ışığını da bir an evvel bulursunuz umarım.. Ne yazık ki sizin gibi sosyal medyayı kullanarak kendini otorite zanneden (ilan eden) bir takım 'ermeni asıllı' vatandaşlarımız bilgisizlik sınırlarını zorlayarak milletimizi ilgilendiren çeşitli konular üzerinden hergün yüzümüzü kızartmaya devam ediyor. Kime ve neye hizmet ettiğinizi bilmiyorum fakat bir şeylerin peşinde olduğunuz ap açık ortada ve korkarım bunu yaparken nasıl bir gaflet içerisinde olduğunuzu kendiniz bile farkında değilsiniz. O adını saydığınız aydınlarımızdan sonra aramızdan sizin gibi insanların yetişmesi malesef üzüntü verici ve milletimizin geleceği açısından bizi ne kadar karanlık günlerin beklediğinin habercisi. Bu sebepten de onların adını ağzınıza alarak ajitasyona girmeyin. Sorun tesbitin de bu kadar başarılıysanız bu yeteneğinizi toplumumuza faydalı şekilde kullanmaya çalışın, facebook, blogger üzerinden prim yapmaya çalışarak değil. Aşağıda da belirttiğim gibi durumunuzda herhangi bir sorun göremiyorum.Kafası karışmış birisi varsa o da sizsiniz gibi geldi.Kimsenin kimseyi körü körüne desteklediği yok ama bu zihniyetle sizin destek göreceğiniz tek otorite cami imamı olur. Amin ya da amen.

Adsız dedi ki...

Mihran bey ve kizkardesinin oncelikle basi sag olsun.Babaniz nur icinde yatsin.
Yanlizca sunu soylemek isterim.Iki evlada da yaziklar olsun.Uzun lafin kisasi babalarinin defnine harcayacak hic paralari yokmus.Bu ne bicim evlatlar. Bes papazla degil bir papazla cenazeyi kaldirsalardi.Anadoluda eskiden cenazeler kiliseden mi kalkardi?veya papazla mi kalkardi.Ermenice dua edilir ve gomulurdu.
Babamiz musluman gibi gomulmek istedi diye birde kendilerini hakli cikariyorlar.
*Vah vah canim gel seni bir opeyim* lafi tam buraya yakisti.Mihran bey hem kekeme hem geveze masallah dili herkese yetisiyor. Sucluluk duygusu bence.

Adsız dedi ki...

Devletin yardimi olmadan , bu gunlere kadar egitim, inanc, saglik-barinma ve ebedi istirahatgah dahil tum kurumlariyla, gipta edilebilecek bir duzey tutturmayi hep birlikte basarmis toplumumuzu ve onun ruhani onderligini "sicagi sicagina" boyle bir tartismanin icine cekmek zamansiz ve yakisiksiz oldu. Olenin ruhunun sad olmasi icin bundan kacinilsaydi keske.

Ayrica " kesin olan 2 sey vardir: olum ve vergi" diye soylenen ulkelerde oldugu gibi herkesin yatacak yerini ve diledigi tarzda cenaze servisini onceden azar taksitler halinde satin almasi da cazip bir secenek haline getirilebilir.

Unknown dedi ki...

Şunu herkesin iyi anlaması gerekli.
1. Bir ailenin cenazesi Ermeni kilisesi tarafından para o an hemen peşin ödenmediği için geri çevrilmiştir.

2. Bu konuda o kilisenin bağlı olduğu merkez olan Ermeni Patrikhanesinin sorumluluğu vardır ve bilgim yoktu deme lüksü de yoktur.

3. Bu çirkin uygulamaya muhatap olan cenaze sahiplerinden biri olarak bu konuyu Ermeni cemaatinin bilmesini sağlamak ve eleştirmek en doğal hakkımdır.

4. Bu hakkımı terbiye sınırları içinde kullandığım için bana karşı Patrikhaneyi yıpratmak, karalamak, yok etmek istediğim şeklinde ithamlar yöneltenlerin inanıyorum ki bir şekilde kilise ve/veya patrikhane yönetimine yakınlıkları vardır.
Bir çocuğun dahi çirkin bulacağı bir olay bu kişiler tarafından sürekli olarak arka plana atılmaya ve cemaatin korkularını hassasiyetlerini tetikleyerek başka ve alakasız yönlerden tüm tepkiler bu eleştirileri yapan bana yönlendirilmeye çalışılmaktadır.

5. Ben Ermeni cemaatinde son derece mantıklı, hakkaniyetli, kişilikli ve özgür bir çok insan olduğunu gayet iyi bilmekteyim.
Yazdıklarım ve sözlerim asla Ermenilerin tamamını suçlamak veya Patrikhane kurumunu karalamak amacı taşımaz.
Tamamen mevcut yönetimin izlediği yol ve cemaatin bu yönetimi körü körüne korumaya alan aslında bir kaç kişiden oluşan az sayıdaki üyesi ile ilgilidir.

6. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye de bence son derece saçma bir söz vardır, ne bunun ne de kol kırılır yen içinde kalır şeklindeki kusurları hataları gizleyen, yanlışı koruyan bir tavrı hayatım boyunca benimsemedim ve benimsemem de.

7. Haytert adlı bu sayfada artık yazılarım sansürlenerek insanlara ulaşmamın önü kesildiğinden, ben buraya yazmaya devam edip ama bu meyanda buraya yolladığım her yazıyı da kendi blogum olan http://hyetert.blogspot.com/ adresindeki sayfamda hay tert sayfasına yolladığım yazıdır diye belirterek kopyalayacağım.
Burada sansüre takılıp yayınlanmayanları, buraya yazılanlara verdiğim cevapları orada okumanız mümkündür.

benimle aynı veya tamamen zıt düşüncede olan herkese sevgiler.

Adsız dedi ki...

Mihran bey ,kiliseyi veya Ermeni cemetini suclamaktan vaz gecin ve sucu kendinizde ve kizkardesinizde arayin.Kilise ozel bir kurulus halkin destegi ile ayakta kaliyor,Simdiye kadar hangi Ermeni fakir aile parasi olmadigi icin anasini veya babasini musluman olarak defneti.Ben anadoluda muslumanlarin icinde dogdum ve buyudum .Kilisemiz ve papazimiz yok oldugu halde gnunk da oldum ve cenazelerimizi de Ermeni olarak defnetik.Bence artik fazla cevap yaziyorsunuz hata ustune hata yapiyorsunuz.Ama caniniz Ermeni cematini suclayip kendinizi rahatlatmaksa devam edin.Size bir tafsiyem var( allah gecinden versin)bir gun 87 yasina geldiginizde sakin cocuklariniza musluman olarak gomulmek istediginizi soylemeyin cunki 87 yasinda beyninizin yarisindan fazlasi calismiyor olacak ve cocuklariniz soylediklerinizi tatbik edebilirler.Benim babam cok hasta olup yataklara dustugunde bana artik beni oldurun diye yalvardi ne yapsaydim 87 yasindaki babami sirf kendisi istiyor diye oldursemiydik?Lutfen artik kimseye cevap yazmayin .Yazdikca kuculuyorsunuz.Birakin babanizin ruhu rahat etsin.Olan olmus.Tekrar basiniz sag olsun.Babanizin ruhu saad olsun.

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Doğrusu pişkinliğin bu kadarı fazla.Artık sizinle muhatap olmayacağım diyen sen değil miydin? Doğrusu pes.Babanı ziyaret etmek için hiç zamanın yok ama herkese laf yetiştirecek, sayfalarca yazacak zamanın var.Kiliseye gidip pahalı bir cenaze istiyorsunuz ancak paranız yok diğer taraftan o kadar çok işin var ki babanı ziyarete edemiyorsun. Aynı şeyleri yazdığın bilinenleri tekrarladığın için artık bu yazıların bile yayımlanmaması gerekirdi.Sanırım toplumda meşhur ve önemli olmanın yolunu buldun, patrikliğe çat, cemaati suçla bir de bazı kalem erbabını arkana alırsan kim tutar seni? Korkarım sen toplumu fazla küçümsüyor bizleri aptal yerine koyuyorsun. Toplumu düzeltmek eğer senin gibilere kaldıysa yandı gülüm keten helva. Vay Kez kağak...
1.- Babanın Müslüman olduğunu kabul ettiğinize ve Müslüman gibi kaldırılmasına isteyerek razı olduğunuza göre kilisenin cenazeyi kabul etmemesi isteğinize uygun olmuş.Ne istiyorsunuz?
2.- Kilise kabul etseydi hangi düşünce ve inançla Müslüman olduğuna inandığınız babanızın bir Hıristiyan gibi gömülmesine razı olacaktınız?
3.- Babanızın Hıristiyan gibi gömülmesini isteseydiniz Patrikliğin önerisini kabul ederdiniz demek ki zaten böyle bir isteğiniz yok.
4.- Babanız Müslüman olmuş ve Müslüman gibi gömülmüş, kilisedeki yanlışlıklar da hem kilisenin hem sizin yararınıza olmuş, kilisemiz bir Müslümanı Hıristiyan gibi kaldırarak günah işlememiş, siz de babanızı arzusuna göre gömmüşsünüz.
Gerisi hikaye.Şunu istemişler bunu istemişler, taksite razı olmamışlar falan.
5.-Madem cemaati düzeltmeye kalkacak kadar tanıyorsunuz, neden kilisenin Derhayrina ya da başka bir yöneticiye gitmiyor Patrikliğe haber vermiyorsunuz. Biraz cemaat yönetiminden haberdar olan biri patrikliğin böyle bir olaydan her cenazeden haberdar olmayacağını bilir. Ben kanun nizam tanımam sorumlu tutarım demenin anlamı olmadığı gibi bu ortamda insan bunları söylemeye sıkılır. İsteyerek babasını Müslüman gibi gömüp, sonra babamı neden Hıristiyan gibi gömmediniz diye kavga etmeye kalkışmaz doğrusu pişkinliğin zirvesi.

Unknown dedi ki...

Sn. Adsız, Merak etmeyin Babam Harutyun Kambarizoğlu adında bir Ermeni olarak defnedildi, tek farklılık Müslüman bir ermeni olarak defnedilişi idi.
Her kişinin sağlıkdurumu ve bilinci farklı farklı olur, babam herhangi bir şey söylemiş olsaydı sayıklıyor derdik bu konuyu da yazılarımda anlattım.
Ben Ermeni veya Hıristiyanlık düşmanlığı yapmıyorum, konu babamın din değişikliği değildir.
Benim itirazım Kiliseye giden aile üyelerimizden hemen peşin ödeme yapmaları istenmiş ve bir hafta içinde getirelim şeklindeki talep reddedilerek cenaze alınmamıştır.
Bence her Ermeninin bu konuyu en az benim kadar sorgulaması gerekir.
Bu yaşandı.
Cenaze peşin para alınmayınca geri çevirildi.
Hangi tarafından farklı yerlere çekerseniz çekin bunlar yaşandı.
Babam böyle bir tercih yaptığı için saygı gösterdik ve ilgili mezarlığa defnedildi.
Babamın böyle bir konusu olmasaydı ne olacaktı ?
yaklaşık 6 sene önce annemin kanser ameliyatı zamanında da benzeri bir olay yaşamıştık.
Bu yaşanmıyor diyen bilmediği şeyi iddia eder.
Bilip de olmuyor diyen de var onlar yalan söylerler.
Neticede sorun her Ermeniyi ilgilendiren bir sorun.
Siz istemezmisiniz böyle olaylar yaşanmayan bir ermeni toplumuna mensup olmayı ?
Mutlaka kimse istemem diyemez ama yaşanıyor, yaşanmaması için de gereken bu konuyu sorgulamaktır.
Mutlaka Patrikhane kurumu da Kiliseler de Ermeni camiası için son derece önemli kurumlardır ve kişi bazında farklı tercihler olsa dahi vazgeçilemez kurumlardır.
Var olmalıdırlar, güçlü olmalıdırlar.
Ama lütfen bu yapıyla sadece var sanılan ama bir sürü üstü örtülen benzer olumsuzlukların yaşandığı kurumlar olarak kalırlar.
Kendine ve geçmişine saygısı olan bir Ermeninin bu konuları sadece kişileri korumak adına görmezden gelmemesi ve kurumları korumak camiayı korumak ve daha iyi hale getirmek için üzerine gitmelidir diye düşünüyorum.
Ama herkesin düşüncesine de saygım var.
Sevgiler.

Adsız dedi ki...

Sayin Bebiroglu, lutfen bu Mihran denilen kustaha cevap yazmiyalim cunki acisini birakmis millete laf yetistiriyor ve babam musluman bir Ermeni olarak defnedildi diye yazmis.musluman ermeni diye bir sey oldugunu bilmiyordum bunu da bu kendini bilmez cahil kisiden ogrendim .Bir kisi ya muslumandir ya hristiyan.Eger oyle olsaydi buna derler iki dinden avara.Tipki Mihran kisinin oldugu gibi.vah vah rahmetli Harutyun Kambarizoglu ,kemikleri sizliyordur adamcagizin .Kimbilir adamcagiz sagken evlatlari neler cektirdiler.Babalarina ve insanliga saygisi olmayan evlatlardan ERMENI CEMATINA hayir gelmez.Mihran ve kizkardesi meshur oldular ama geri zekalik, cehalet ve kustahlikla.Saygilarimla

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Değerli okurumuz, elbette çok haklısınız. Bu adam bütün Ermenilerin ve hele özellikle Türkiye Ermenilerinin kilisesiyle özdeşleşmiş bir toplum olduğunun farkında değil. Türk nasıl Müslümanlıkla özdeşleşmişse Ermeni de Hıristiyanlıkla özdeşleşmiştir.Bunu Türk bilim adamları da her yerde açıkça belirtirler. Bu yüzdendir ki özellikle Türkiye'de dinini kaybeden Ermeni milletini de kaybeder. Bunun istisnası da yoktur. Ne yazık ki, ben farklı olmak istemiyorum, ben Ermeni kimliğimle ortaya çıkmak istemiyorum diyen günün güçlüleri bunları yetiştirdiler.Müslüman Ermeni neden olmasın diyen cehli mürekkepler ne yazık ki toplumdaki hakim zihniyetin parçası.Nar Taneleri isimli oyunda bile Papaz gecikti cenazeyi İmam kaldırsın ne fark eder deniyordu. İşin garibi buna da kimse karşı çıkmamıştı.Yanılmıyorsam 1700 yıldan beri de böyle bir olay olmamış bir Ermeni İmam tarafından kaldırılmamıştır.Kaldırılmışsa dönmedir. Aradan altı ay geçmeden olay gerçekleşti, buyurun artık fark kalmadı(!) Türkiye'de bir ilk buyurun Ermeni Müslüman olarak gömülen bir kişi. Güler misin ağlar mısın? Sen zihniyete bak, dua aynı dua , toprak aynı toprakmış, baba Müslüman Ermeni olarak gömülmüş. Asıl garibi ise bunları söyleyip sonra da cemaati düzeltmeye kalkacak kadar küstahlaşmak. Belli ki ağabeylerinden iyi ders almış, meşhur ve kahraman olacak.Üzücü olan bu zihniyetin, basını ile yazar çizeri ile genç yetiştirmeleriyle tahminlerden çok güçlü olduğunun toplumun farkında olmaması.
Ne diyelim Hisus Kristos bu topluma acısın ve yardım etsin.

Adsız dedi ki...

Yazık size, ya siz neyin hesabını soruyorsunuz? kilise ve patrikhane banka değil, sizin gibi bakacak olursak önce sizin bu kuruma ne faydanız oldu ondan haber verin, kaç kere sandığa para attınız??parayı geçtim fahri bir faydanız oldumu? bırakın bu işleri..arkadaşlarımız defalarca anlatmış neyin ne olduğunu hala neyin çabasındasınız? onun dışında müslüman bir ermeni ölen babanızdan gerine gerine bahsediyorsunuz, beyefendi kimse bana böyle olayları rahat karşılayabilecek kadar marjinal bir toplum olduğumuzu söylemesin o yüzden derdiniz nedir açık olun..milletimle ilgili en azılı ırkçının bile yaptığı yorumları sineye çekebilirim ama utanılacak bir durumu bir showa çevirmeniz sınırları zorluyor.. Bana öyle geldi ki zaten bu 'camiaya' mensup olmaya niyetiniz kalmamış, önceki yorumumda belirtmiştim tek desteğiniz cami imamı olur diye,o zaman size güle güle.

İrma

Adsız dedi ki...

blog yazısını ve yorumları okudum, anlaşılmadığını düşündüğüm konu, bu kişi babasının şehadet getirdiğine inanıp bu şekilde gömmüş fakat bu kişi bunu öğrenip ailesine anlatmadan önce, aile mensuplarından başka kişlerde cenaze işlemleri için kiliseye gitmiş ve orda istenen ücret çok yüksek gelmiş önce cenazeyi kaldıralım sonra ödemeyi denkleştirelim şuan gücümüz yok demişler.(yani diğer kardeşin darülacizede babasıyla ilgili duyduklarından hebersizler) sonra biraraya gelip konuştuklarında konu ortaya çıkıyor.. anlatılmak istenen konu yani müslüman olmamış olsaydıda, hristiyan mezarlığına gömülmesi gerekseydi ne olucaktı, niye bu şekilde aileyi geri çevirdiler konusu benim anladığım..bunuda sorgulama hakkı onlarındır. bunun üzerinden bir insanın ne IRKI ne de DİNİ sorgulanmaz bence.

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.