Sait Çetinoğlu
I. Dünya Savaşına büyük emperyal ümitlerle katılan,
ancak savaşın sonunda yenik düşen Osmanlı Devleti ile
Müslüman (Türk, Kürt, Çekez, Laz…) toplumunun ortak tasası, parçalanma
tehlikesinin ötesinde, Savaş sırasında insanlığa karşı işlediği suçlardan dolayı cezadan kurtulmak ve 4
yıllık savaşın sürdürülmesinde finansman kaynağı olan Ermeni, Rum, Pontos,
Süryani halklarından gasp edilen malların ve değerlerin hesabının sorulması ve el
konan malların geri alınması korkusudur.
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin yapısı ve işlevi de; bu tehlikeyi
uzaklaştırmaya yöneliktir.
Bu korku ve tehlike, dönemin iklimini oluşturur. Dönemin davranışlarında bu korku içkindir.
Temel politika, korkuyu uzaklaştırmaya dönük eylem ve işlemler bütünüdür.
Misak-i Milli de böyle bir iklimin ürünü
ve parçasıdır. Muğlak bir dönemin ürünü olan metin, şartlarından ötürü içeriği
de muğlaktır. Her dönem gündeme getirilebilir oluşu da bu elastik içeriğinden
kaynaklanır.
Bu bakımdan, hem içe dönük hemde dışa dönük karakter
taşıyan Misak-i Milli, Kemalist Hareket/Milliyetçi Hareket/Milli Mücadele sürecinde ki her politikada ve söylemde
olduğu gibi, üstünde Soykırımın gölgesi
eksik olmaz. Misak-i Milli, 7. Maddesindeki
apaçık, Soykırımın suçunun ağır gölgesi ile noktalanır.