Türkiye'ye çağ atlatan ve Türk dünyasının ortak hareket
etmesi noktasında attığı adımlarla adını tarihe kazıyan Turgut Özal'ın ölümü
ile ilgili şüpheler bir türlü aydınlatılamazken yeni bir iddiaya ortaya atıldı.
"Özal'ın hep Orta Asya ziyaretinden sonra öldürüldüğünü konuşuruz ama hiç
Alparslan Türkeş'in Ermenistan'la yaptığı temastan sonra öldürüldüğünü
konuşmayız" diyen Fatih Tezcan'a göre emperyalizm bizim asimetrik politika
izlememizi hiç istemez, önemsemez. Emperyalizm monopolik, yani tek taraflı, bağnaz,
yobaz ve önüne bakan bir politika istiyor.
***
MHP'nin kurucu lideri 'Başbuğ'u Alparslan Türkeş'in
ölmeden önceki son ziyareti ile ilgili bir iddia ortaya atıldı.
Türkiye günlerdir Gezi olaylarını ve arkasındaki derin
bağlantıları konuşuyor. Gezi'nin simgesi kadınlar yabancı çıkarken, iddia
edilenlerin hemen hepsi birer provokasyon ürünü olarak karşımıza çıktı. Tüm bu
olan biten arasında yorumları ile gündemdeki yerini alan Fatih Tezcan yeni bir
iddiayı daha kamuoyunun dikkatine sundu.
Türkiye'ye çağ atlatan ve Türk dünyasının ortak hareket
etmesi noktasında attığı adımlarla adını tarihe kazıyan Turgut Özal'ın ölümü
ile ilgili şüpheler bir türlü aydınlatılamazken yeni bir iddiaya ortaya atıldı.
"Özal'ın hep Orta Asya ziyaretinden sonra
öldürüldüğünü konuşuruz ama hiç Alparslan Türkeş'in Ermenistan'la yaptığı
temastan sonra öldürüldüğünü konuşmayız" diyen Fatih Tezcan'a göre
emperyalizm bizim asimetrik politika izlememizi hiç istemez, önemsemez.
Emperyalizm monopolik, yani tek taraflı, bağnaz, yobaz ve önüne bakan bir
politika istiyor.
BU iddiaya MHP kanadından nasıl bir tepki geleceği ise
merak konusu.
4 Nisan 1997 tarihinde vefat eden Alparslan Türkeş'in
sürpriz ölümü ile Ermenistan'la başlayan sıcak süreç durmuştu. Aşağıdaki
Aksiyon Dergisi'ne ait Mart 1995 tarihli haber sürecin Türkiye ve bölge ne
derece önemli olduğu anlatılıyor.
Türkeş, Petrosyan'la Türk dünyasının lideri olarak
görüştü
Mart 1995 / MUSTAFA ÜNAL
Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in Ermenistan
Cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan'la önce Paris daha sonra Frankfurt'ta yaptığı
iki görüşme bir çok kişiyi şaşırtırken, MHP'liler liderlerinin Azerbaycan'la
Ermenistan arasındaki sorunun çözümüne arabulucuk yapmasından gurur duyuyorlar.
Türk yetkililerin de bilgisi dahilinde gerçekleşen görüşmelerde
Türkeş, Petrosyan'a işgal ettikleri Azeri topraklarından çekilmeleri halinde
Türkiye'nin elektrik ve buğday yardımında bulunacağını, ayrıca Kazakistan
petrol poru hattıile Türkmenistan doğal gazının Ermenistan topraklarından
geçeceği mesajını iletti.
Petrosyan geçen hafta Türkeş'le yeni bir görüşme yapmak
istediğini açıkladığında, MHP lideri hemen devlet yetkililerine konuyu iletti.
Muhtemelen olumlu sonuç verecek değerlendirmeler sonunda Türkeş, Petrosyan'la
üçüncü kez masaya oturacak.
Aksiyon'un sorularını cevaplandıran MHP Genel Sekreteri
ve Yozgat Milletvekili Yaşar Erbaz, Türkeş'in Petrosyan' la Türk dünyasının
lideri olarak görüştüğünü söyledi. MHP' nin çeşitli konulardaki görüşlerini
anlatan Erbaz'ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:
- MHP koalisyon hükümetine başından beri destek veriyor.
Siz geçmişte aşırı solcuların da toplandığı CHP ile mücadele etmiştiniz,
SHP-CHP bütünleşmesinden sonra MHP'nin hükümete bakışında bir değişiklik olacak
mı?
Bütünleşmeyi kamuoyu çok yanlış algıladı. Sanki CHP ile
SHP birleşti de solda bütünleşme sağlandı. Hani Nasreddin Hoca'nın meşhur
hikayesi vardır; Allah bir kulunu sevindirmek isterse önce eşeğini kaybettirir
sonra buldururmuş. Bütünleşme de böyle. SHP'nin yüzde 10, CHP' nin yüzde 2
civarında bir oyu var. Bunların ikisini birleştirirseniz yüzde 12 eder. Bu konu
kamuoyunu boşuna meşgul etmiştir. Ancak bu şekildeki aynı fikre sahip olan
siyasi partilerin bir araya gelmelerini de yararlı görüyorum.
CHP çatısı altında birleşmelerine gelince; bu parti geçmişte
çok ciddi şekilde tenkitler yapılabilecek bir maziye sahip. Bir kere 12
Eylül'den önce aşırı sola destek olmuş bir siyasi partidir. Bu aşırı soldan
çektiklerinin unutulmadığı da Ecev it' i n 'Bu kadrolarla bir daha iş yapm am'
demesinde düğümlenmektedir. Bu Türkiye'yi kardeş kavgası noktasına getirecek
kadar tehlikeli sonuçlar doğurmuştur. CHP maalesef insanların inançlarının
yaşatılması noktasında da sicili temiz bir siyasi parti olarak gözükmemektedir.
Ne tek parti.döneminde ne daha sonra laikliği bir. noktada din düşmanlığı
şekliyle yansıtmış ve uygulamıştır. CHP' nin muhalefeti de temiz değildir.
Dolayısıyla CHP adını alarak geçmişten günümüze taşıyacakları çok fazla bir şey
yok.
Türkiye'nin büyük sıkıntıları var; bölücülük ve işsizlik
gibi. Bu kadar ağır problemlerin içindeyken ülkeyi bir hükümet krizine sokmak
veya hükümetsizliğe mahkum etmek, alınan bazı tedbirleri boşa çıkarmak gibi
politikaları asla düşünmüyoruz. Bizim koalisyona bakışımızda bir değişiklik
olmayacak. Koalisyonda uyumlu çalışırlarsa memnun 0luruz. Biz memleket hayrına
gördüğümüz her konuda hükümete destek olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bu çok
yanlış anlaşıldı, MHP' nin kayıtsız şartsız hükümete destek verdiği gibi bir
algılama sözkonusu oldu. Bunun böyle olmadığını kamuoyuna anlatmakta çok
sıkıntı çekiyoruz. Grup kuramadığımız için sesimizi duyuramıyoruz. Mesela Çekiç
Güç meselesinde hükümetin politikasını en ufak şekilde tasvip etmedik. Biz tam
kadro bulunmamız sonucu değiştirmeyeceği için tam kadro bulunmadık. Sonucu değiştirmeyecekti.
Değişikliğe sebep olacağına inansaydık tam kadro Meclis'te olurduk. Biz Çekiç
Güç'ü bağımsızlığımıza müdahale olarak değerlendiriyoruz. Böyle düşünen bir
partinin Çekiç Güç'ü desteklemesi düşünülemez.
- MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş'in Ermenistan
Cumhurbaşkanı Petrosyan'la yaptığı görüşmeler kamuoyuna açıklanınca çeşitli
yorumlara sebep oldu. Türkeş'in görüşmesi MHP içinde nasıl değerlendirildi?
MHP lideri Alparslan Türkeş'in, Ermenistan Devlet Başkanı
ile görüşmesi konusunu kamuoyu yanlış değerlendiriyor. Bir kere görüşme talebi
bizden değil, Ermeniler'den gelmiştir. Bugün Azerbaycan'da Türkeş'in ciddi bir
ağırlığı vardır. Oradaki insanlar Türkeş'i Türki ye'deki bir siyasi partinin
genel başkanı olmasının ötesinde Türk dünyasının lideri olarak görmektedir. Bu
meselenin çözümü her iki ülkenin de menfaatinedir. Azerbaycan'ın işgal edilen
topraklarının geri alınması, Karabağ meselesinin çözülmesi, Orta Asya
petrolünün en kısa yoldan Akdeniz'e ulaştırıİması iki ülke arasındaki
problemlerin belli bir anlaşma ile neticelenmesine bağlıdır. Türkeş de bu
düşüncelerle, Büyük Ermenistan'ın kurulmasını engellemek amacıyla bu
girişimlerde bulunmuştur.
Türkeş'in Ermenistan lideriyle görüşmesini bazıları
eleştirdi ama bu görüşmeden devletin yetkili organlarının haberi vardı. Türkeş
her hareketini hem Dışişleri Bakanı'na hem başbakana hem de cumhurbaşkanına
haber vererek gerçekleştirdi. Türkeş, Azerbaycan'ın menfaatlerini savunmuştur.
Türkeş'in Petrosyan'la görüşmesi, MHP'de bir huzursuzluğa
sebep olmadı. Bu konuda hepimiz onu destekliyoruz. Yeni bir görüşme gündemde.
Mesele Dışişleri ve başbakana müracaat etti. Oradan çıkacak sonuca göre görüşme
istenirse, Türkeş yine aracılık yapacak. Petrosyan'ın görüşme talebini yetkili
merciler değerlendiriyor. Görüşme yönünde bir karar çıkacağına inanıyorum.
Türkeş Türk dünyası üzerindeki ağırlığı sebebiyle böyle
bir aracılık işine giriyor. Türkeş, Petrosyan'la Türk dünyasının lideri olarak
görüşüyor.
- Bu yıl yapılacak gibi görünen erken bir seçimde MHP'nin
hedefi ne olur? 1991'de olduğu gibi tekrar ittifak arayışları gündeme gelir mi
yoksa tek başınıza mı seçimlere girmeyi düşünürsünüz?
MHP, 12 Eylül'den önce ve sonra girdiği bütün seçimlerde
sürekli oylarını artırarak çıkmıştır. Eğer 12 Eylül ihtilali olmasaydı, MHP
büyük bir milletvekili sayısıyla Meclis'e girecekti. Üzerimizden bir darbe
geçti. Bütün oyunlar MHP'nin üzerine oynandı. Türkeş, 5 yıl gözetim altında
tutuldu. 12 Eylül'ü yapanlar, partilerin içinde en çabuk toparlanacak siyasi
kuruluşun MHP olduğunu biliyorlardı. Bunu engellemek için ellerinden geleni
yaptılar. Türkeş, 5 yıl kendi kadrolarından kopuk yaşamaya mahkum edilmiştir.
Ama 12 Eylül'den sonra Türkeş'in yeniden partinin başına
geçmesiyle toparlandık. Adaletsiz seçim kanunu sebebiyle patlamayı biraz
gecikerek yaptık. Uzun yıllar iktidarda kalan ANAP bütün siyasetini MHP'nin
geçmişteki aktif tabanına sahip olma üzerine inşa etti. Bizim arkadaşlarımızdan
bazılarına partide önemli yer vererek ülkücülere mesajlar verdi. Bu çok etkili
oldu.
Ben MHP'nin oy oranını yüzde l5'in çok üstünde görüyorum.
Türkiye'de seçim kanununun mutlaka değişmesi lazım. Muhtemel bir seçimde
ittifak arayışına geçmişte RP ile yaptığımız gibi, kanuni bir aldatmaca olarak
girmeyiz. İttifaka gidersek çok açık olarak halkımızın karşısına çıkacağız ve
'Şu partiyle şu şartlarda seçim ittifakı yapıyoruz' diye anlatacağız. Bütün
dünyada bu yapılıyor.
Bu çerçevede kanuni düzenlemenin yapılması lazım. MHP şu
aşamada böyle bir ittifak düşüncesinin içinde değiL.
- MHP'nin büyümesi ve giderek kitleselleşmesi partiyi
nasd etkiledi? Üslubunda cleğişiklik olduğuna dair bir kanaat vardır...
MHP ilkelerinde bir değişiklik olmadı. Ancak MHP ve
ülkücülerin aleyhinde çok kötü bir imaj oluşturuldu. Milliyetçilerin kavga ve
gürültüden başka bir şey düşünmedikleri görüşü ısrarla işlendi.
Bir defa bunu değiştirmeye mecburduk. Bunu yapabilmek
için de çok ılımlı politikalar izledik. Biz geçmişte en ağır hakaretleri ya
paniara bile zeytin dalını uzatmaktan çekinmedik. Bunun faydasını da gördük.
Türkiye çok şeyler gördü. Birbirlerine yüzüne bakamayacak kadar saldıranların
ülkeye hiç bir şey veremeyeceklerini halk gördü. Biz bundan kendi payımıza
düşen dersleri çıkardık.
- Çiller hükümetini başarısız bulan bazı ANAP ve
DYP'liler mutabakat ve geniş tabanlı hükümet arayışlarına giriyor? Bu
arayışlara MHP'nin bakışı nasıl?
Bu hükümette olma noktasında gayet doğalolarak hiç bir
partinin muhalefette kalmak için kurulmadığı gerçeği gözönüne alınırsa, MHP
hükümete girme teklifine hayır demez. Mutabakat ya da geniştabanlı hükümetlerde
yer alırız. Geçmişte de bu arayışlar gündeme gelmişti. Aslında aynı görüşte
olan siyasi partilerin kuracağı hükümetlerin faydalı olacağına inanıyorum.
- 2000 yılında nasıl bir MHP ile karşılaşacağız?
İktidara gelmiş bir MHP bulacaksınız karşınızda. Türkeş'e
Hak vaki olursa bir fikir partisi olan MHP yeni liderini mutlaka kendi içinden
çıkarır. Bizim hareketimizin en büyük özelliği böyle bir veliaht tayin
edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Önceden belirlenmiş insanların çoğunun partilerin
başına gelemediği ve bir hizip oluşturduğu gerçeğini gözardı etmemek lazım.
Böyle gelişen siyasi bir partinin içinde büyümeyi yavaşlatır. Zamanı gelince bu
parti yeni liderini de çıkarır.
1 yorum:
Levon Ter Petrosyan'dan sonra gelen, Robert Kocaryan ve simdiki cumhurbaskani Sarkisyan ulkelerine zararli hatta hain insalar olsalar da, Ter Petrosyan kadar hain degiller.Cunku, Ter Petrosyan tam bir vatan haini ve de elleri kanli bir cani. Karabakh (Arsakh) savasinda, belki yuzlerce gönullu savasciyi arkadan vurduran bir katildir Petrosyan.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.