Alp Hamuroğlu
Almanya’da çalışmalar yapan Ali Söylemezoğlu, "...
Öte yandan İnsan Hakları Mahkemesi Yahudi soykırımını inkâr etmek ile 1915
Ermeni katliamlarının soykırım olmadığını söylemenin birbirinden açıkça
(„clearly“) farklı meseleler olduğunu da tesbit etmektedir. Böylece AİHM Yahudi
soykırımı ile 1915 Ermeni katliamlarını aynı sepete koymak isteyenlere de bir
cevap vermiştir. Bence AİHM kararında gayet önemli bir unsur, katliamlara
soykırım denilebilmesi için, bir grup insanı, veya bu grubun bir kısmını imha
etme yönünde bir kasıt („intent“) olduğunun ispat edilmesinin zorunlu şart
olduğunu dile getirmesidir. Böylece 1915 olaylarını hukuken değerlendirirken
başvuracağımız açık seçik bir kıstas AİHM tarafından da ortaya koyulmuştur..."
(Kararın yorumunun çok su götürürü. Soykırım sözleşmesinin mimari R.Lemkin'e
ilham veren demek ki salgınlardan ölen Ermenilermiş. HYETERT)
***
AİHM’nin bu hükmü, yalnız Türkler açısından değil, ifade
özgürlüğüne önem veren bütün insanlar açısından bir zaferdir. Avrupa'nın
'Türkler soykırım yaptı' kararına karşı mücadeleyi kolaylaşır.
Türklerin Ermenilere soykırım yaptığı yolundaki iddialara
karşı Almanya’da çalışmalar yapan Ali Söylemezoğlu’na, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin kararı ile ilgili olarak Aydınlık Gazetesi adına sorular
yönelttik.
Almanya’da Türkiye’nin Ermenilere soykırım yaptığı
yolundaki iddialara karşı bir mücadele yürütüyorsunuz. Burada toplantılar
yapıyor ve etkinlikler düzenliyorsunuz. Hatta Madalyonun Arka Yüzü (Die andere
Seite der Medaille) başlıklı ve Almanca olarak yayımlanan bir kitap bile
yazdınız. Geçen haftalarda açıklanan AİHM’nin “Doğu Perinçek - İsviçre” Davası
kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet, 2005 yılında Ermeni Soykırımı iddialarına karşı
„Madalyonun Öbür Yüzü“ başlıklı Almanca bir kitap yayınlamıştım. Bu konudaki
yeni kitabımı da (yine Almanca) kısmet olursa önümüzdeki aylarda yayınlamak
istiyorum. AİHM’nin Doğu Perinçek ile ilgili 17.12.2013 tarihli kararına
gelince, bu karar her şeyden önce ifade özgürlüğü açısından büyük önem
taşımakta ve bir ülkedeki resmi görüşe aykırı görüşlerini açıklayanların cezalandırılamayacağını
belirtmektedir. Bu ilke, Türkiye’de demokrasinin gelişmesi açısından kendi
memleketimiz Türkiye için de önem taşıyor. Şunu vurgulamak isterim: Mahkeme, bu
kararıyla 1915 Ermeni katliamlarının hukuken soykırım olup olmadığını değerlendirmemiş
olduğunu belirmekte, yani 1915 olaylarını nasıl değerlendirmek gerektiği
hususunda bir görüş açıklamamaktadır. Öte yandan İnsan Hakları Mahkemesi Yahudi
soykırımını inkâr etmek ile 1915 Ermeni katliamlarının soykırım olmadığını
söylemenin birbirinden açıkça („clearly“) farklı meseleler olduğunu da tesbit
etmektedir. Böylece AİHM Yahudi soykırımı ile 1915 Ermeni katliamlarını aynı
sepete koymak isteyenlere de bir cevap vermiştir. Bence AİHM kararında gayet
önemli bir unsur, katliamlara soykırım denilebilmesi için, bir grup insanı,
veya bu grubun bir kısmını imha etme yönünde bir kasıt („intent“) olduğunun
ispat edilmesinin zorunlu şart olduğunu dile getirmesidir. Böylece 1915
olaylarını hukuken değerlendirirken başvuracağımız açık seçik bir kıstas AİHM
tarafından da ortaya koyulmuştur. Şahsen ben de, 1915-1922 dönemini incelerken
Ermenileri imha etmek gibi bir kasıt olmadığı sonucuna vardığımdan 1915 Ermeni
katliamlarına soykırım denilemeyeceğini savunuyorum.
Bu mahkeme sürecini herhalde takip etmişsinizdir.
Beklentiniz kararın bu şekilde çıkacağı mıydı? Öyleyse veya değilse neden?
Doğrusu bu davanın sonucunu endişeyle beklemekteydim.
Endişeyle, çünkü hakimler de insandır ve hepimiz gibi hata yapabilirler. Kaldı
ki, Avrupa’da Türkiye ve Türkler hakkında yaygın peşin hükümlerin olduğunu
gayet iyi biliyorum, bu nedenle verilecek kararda hata olması ihtimali bence
yüksek idi. Çok şükür ki, korktuğum başımıza gelmedi.
1915 olaylarının soykırım olarak görülmemesinin suç
olamayacağı, bilinen en yüksek uluslararası mahkeme tarafından karara bağlandı.
Bu hukuki süreç sizce son nokta mıdır?
Şu anda karar kesinleşmiş değildir. İsviçre’nin üç aylık
mühlet içinde itiraz hakkı var. Eğer İsviçre itiraz edecek olursa beş hakim
itirazı inceleyecek. İtiraz dikkate alınmaya değer bulunursa mesele AİHM genel
kurulunda görüşülüp kesin hüküm verilecektir. İsviçre itiraz edecek mi,
etmeyecek mi, bunu beklemek gerekiyor. Bu konuda alenen bir tahminde bulunmak
istemiyorum. Eğer itiraz ederlerse ve bu itiraz kabul görürse, karar ne yönde
kesinleşir, bu konuda da bir tahminde bulunmak istemem. Dolayısıyla geldiğimiz
noktanın hukuki süreçte bir son nokta olduğunu söylemek henüz mümkün değildir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.