Mark Twain (1835 – 1910)
Amerikalı ünlü yazar. Eserleri dünyada, Ermenice de
dahil olmak üzere, birçok dile tercüme edilmiştir. 1867 ’de Mark Twain, henüz
32 yaşında genç bir gazeteciyken, “Sacramento Union” Gazetesinin muhabiri
olarak “Quaker-City” gemisiyle, altı aylığına Avrupa yolculuğuna çıkar… Twain’in
Şam (o dönemde Osmanlı sınırları içinde yer almaktaydı) hakkındaki makalesi,
1861 Şam Katliamı’na ayrılmıştır. Makalenin dikkatinize sunmakta olduğumuz
bölümü, yazarın 12 ciltlik “Toplu Eserlerinin” Rusça tercümenin birinci
cildinden (Moskova, “Gosizdat”yay, 1959, s. 436) alınmıştır… Daha sonra bize
Şam’da Türklerin 1861 ’de katletmiş olduğu beş bin Hıristiyanın mezarlıklarını
gösterdiler.
***
Amerikalı ünlü yazar. Eserleri dünyada, Ermenice de
dahil olmak üzere, birçok dile tercüme edilmiştir. 1867 ’de Mark Twain, henüz
32 yaşında genç bir gazeteciyken, “Sacramento Union” Gazetesinin muhabiri
olarak “Quaker-City” gemisiyle, altı aylığına Avrupa yolculuğuna çıkar.
Yolculuk sırasında edinmiş olduğu izlenimleri 1869’da “Ülke Dışındaki Saf
insanlar” başlığı altına ayrı bir kitap halinde yayınlar. Kitabın bir çok
sayfaları Türk yerleşim birimlerinin güncel yaşamına, örf ve adetlerine,
buralardaki Hıristiyanların çekmekte oldukları cehennem azabına ayrılmış.
Twain’in Şam (o dönemde Osmanlı sınırları içinde yer
almaktaydı) hakkındaki makalesi, 1861 Şam Katliamı’na ayrılmıştır. Makalenin
dikkatinize sunmakta olduğumuz bölümü, yazarın 12 ciltlik “Toplu Eserlerinin”
Rusça tercümenin birinci cildinden (Moskova, “Gosizdat”yay, 1959, s. 436)
alınmıştır.
HIRİSTİYANLARA YÖNELİK KORKUNÇ NEFRET
… Daha sonra bize Şam’da Türklerin 1861 ’de katletmiş
olduğu beş bin Hıristiyanın mezarlıklarını gösterdiler. Anlattıklarına göre
şehrin dar sokaklarında günlerce kan gövdeyi götürmüş. Kadın, erkek, çocuk
ayrımı yapmadan hepsini kesmişler. Ölüler günlerce sokak ortalarında kaldığı
için Hıristiyan mahallelerine iğrenç kokular yayılmış.
Sağ kurtulan Hıristiyanlar can havliyle şehirden kaçmış,
Müslümanların ise, ellerini “gavur köpeklerin” bedenleriyle kirletmek istememiş
olmalarından dolayı, ölüler toprağa verilmemiş. Kana susamışlık Haramun ve
Cebel-i Lübnan denilen dağlık bölgelerde de kendini göstermiş. Akabinde yirmi
beş bin Hıristiyan daha katledilerek, malları yağmalanmış. Şam’da ve Osmanlı
İmparatorluğu’nun tamamında Hıristiyanlara yönelik korkunç bir nefret var.
Ancak Rusya toplarının namlusunu Türkler üzerine çevirirse, bunun bedelini
pahalıya öderler.
Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkılmaktan kurtarma yolunda
gösterdikleri gayretlerinden dolayı İngiltere ve Fransa’nın nihayet tepki
çekmesi, gönlümü biraz olsun ferrahlattı. Oysa yüzyıllar boyu kötülük etmiş
olan bu devlet dağılmayı çoktan hak etmektedir. Bizim için pişirilen yemeklere
Müslümanların el sürmemesini, yemek yediğimiz tabakları bir daha
kullanmamaları, veya su içerken murdar dudaklarımızı dokundurduğumuz mataradan
su içmemeleri onuruma dokunuyor… Çinli’ler bile bende Türkler ve Araplar kadar
antipati uyandırmıyor, ama her şeye rağmen ben, Ruslar onlara saldırdığında,
İngiltere ile Fransa müdahalelerinin ne kadar anlamsız ve yersiz olduğunu idrak
eder, ümidindeyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.