Summary in English below.
Gelişmiş bir demokrasi düşünün ki orada hükümet insanlara nerede ibadet etmeleri gerektiğini dikte etsin. Örneğin, “Hepiniz Hıristiyan değil misiniz, gidin ibadetinizi Protestan kiliselerinde yapın” desin. Üstelik diyelim ki, Katolik olan halktan Protestan kiliselerini finanse etmek için vergi alıp Katoliklere hiçbir hizmet götürmesin. Kulağa absürd geliyor, değil mi? Oysa Türkiye’deki durum bu.
***
AKP yöneticileri, yıllardır bu ülkedeki laikliğin din ve
vicdan özgürlüğünü garanti altına almadığını, mütedeyyin insanlara baskı
yapıldığını, laikliğin yeniden tanımlanarak devletin her inanç grubuna karşı
tarafsız olması gerektiğini savunuyor. Kuşkusuz laikliğin doğru tanımı bu. Ne
var ki, söylemleriyle eylemleri uyuşmuyor. ‘Alevi açılımı’yla övünen AKP,
Alevilerin taleplerine duyarsız kaldığı gibi, din özgürlüğünü büyük ölçüde
Sünni/Hanefi çoğunluğun özgürlüğü olarak algılıyor.
Alevi hakkında kararı neden Sünni veriyor?
Gelişmiş bir demokrasi düşünün ki orada hükümet insanlara
nerede ibadet etmeleri gerektiğini dikte etsin. Örneğin, “Hepiniz Hıristiyan
değil misiniz, gidin ibadetinizi Protestan kiliselerinde yapın” desin. Üstelik
diyelim ki, Katolik olan halktan Protestan kiliselerini finanse etmek için
vergi alıp Katoliklere hiçbir hizmet götürmesin. Kulağa absürd geliyor, değil
mi? Oysa Türkiye’deki durum bu.
Demokratlıklarını, kimseyi ötekileştirmediklerini, bütün
inançlara karşı saygılı olduklarını her fırsatta dile getiren AKPyetkililerinin
Alevilere karşı tutumu, tam bir çifte standart örneği. Söyler misiniz,
Alevilerin nerede ibadet edeceğine neden biz Sünniler karar veriyoruz?
Yüzyıllardır camiye gitmemiş insanlara “Camiye gidin” diye buyurmak, bunun için
Diyanet’ten fetvalar almak, Alevi köylerine camiler yapıp imamlar atamak, Alevi
çocuklarını çoğunlukla Sünni Müslümanlığın öğretildiği din derslerine zorla
sokmak, devletin her kademesine liyakata bakmaksızın AKP ’ye yakın duran
Sünnileri atamak hangi laiklik tanımına uyuyor? Bu mudur devletin her inanç
grubuna karşı tarafsız olması?
AKP ’nin Alevilere karşı ayrımcı tutumuna en iyi
örnek,İstanbul Sultanbeyli’de Alevilerin oturduğu mahalle. Gözümle görmesem
inanmazdım: Otobüs durağının üstünde ‘Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ yazıyor. O
sultan ki Alevileri neredeyse bu coğrafyadan silmiş. Mahalledekiler, 11 bin
imzayla bir önceki belediye başkanına gidip ismin değiştirilmesini talep etmiş.
Aldıkları cevap, ‘bu ülkede hiç kimseye Yavuz Selim aleyhine laf
ettirilmeyeceği’! Konuştuğum kişiler, “Her gün Hazreti Ali’nin isminden çok
Yavuz Sultan Selim’in ismini anıyoruz” diyor. Öyle ya, “Nerede oturuyorsunuz?”
sorusuna verilecek cevap, “Yavuz Sultan Selim’de.”
Boşa giden önergeler
Bu ismin değişmesi için dört yıldır uğraşıyorum. Konuyu
Başbakan Tayyip Erdoğan ’la, şimdiki Sultanbeyli Belediye Başkanı’yla, Sayın
Bülent Arınç ’la konuştum. En son, milletvekili olarak soru önergesi verme
hakkımı kullanıp Başbakan’a bir kez daha yazılı olarak ilettim. Birkaç gün
önceİdris Naim Şahin imzalı bir cevap geldi. Önergem önce İstanbulValiliği’ne,
oradan Sultanbeyli Kaymakamlığı’na, oradan da Sultanbeyli Belediye
Başkanlığı’na gitmiş. Prosedürde hiçbir hata yok. Ancak gelen cevap, gençlerin
tabiriyle, ‘şaka gibi’!
İlçedeki mahallelerin tarihçesi anlatıldıktan sonra kanun
maddeleri sıralanıp Sultanbeyli Belediyesi tarafından mahallenin isminin
değiştirilmesi için çalışma olmadığı yazılmış! Muhalefet partileri olarak başka
konularda verdiğimiz önergelere de benzer cevaplar geliyor: Konunun özüne
dokunmayan, baştan savma cevaplar. Halkın iradesini yansıttığı söylenen Meclis,
sadece AKP iradesini temsil ediyor. Muhalefetin sesini duymak, AKP
milletvekillerinin umurunda değil. Önergeleri boşuna veriyoruz.
Yazının tamamına ulaşmak için tıklayın.
Summary
The AKP discourse about the state observing equal
distance to all religions in Turkey does not match its action. Particularly the
unequal treatment of Alevis is a striking example. The AKP understands freedom
of religion or belief as the right of the Sunni/Hanafi majority’s right to
freedom of religion or belief. It would be difficult to imagine a situation
where the Protestants are financed with taxes collected from Catholics and at
the same time whre Catholics are not provided any services. It sounds absurd
but that is the situation of the Sunni and Alevi in Turkey. Also, why do the Sunni decide about where the
Alevi will worship. Is this how the state observes equal distance to all
religions?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.