Merzifon'da tutuklamalar sürdü Ermeniler sözde ihtilalci
hazırlıklar içinde olduklarını itiraf etmeleri için falakaya
yatırıldılar.Onlardan belli bir sayıda tüfek teslim etmeleri isteniyordu;
bazıları hükümete istenilen sayıda silah verebilmek için Türklerden tüfek bulup
getirdiler.Silahlarını getirmeleri için işkence görüyorlardı.
Merzifon'un kentli Türk ahalisinin onlara acıyabileceği
düşünüldüğü için, Ermenilere falaka atmaları için parayla Türk köylüleri
tutuluyordu.
Kolejin demircisi (Mr.Ohannes Simolyan) öylesine feci
şekilde dövülmüştü ki, bir ay sonra bile hâlâ çalışabilecek halde değildi.Bir
başkasına at nalları takılmıştı (Amasya'da) Mr İpekçiyan (yirmi bir yıl önce
Sivas'ta şehit olan papaz (Keleşyan'ın) kayınbiraderi) İslamiyet'i kabul etmek
istemediği için tırnakları söküldü. "Nasıl, " demişti , " Yirmi
yıldır dua ettiğim İsa'dan nasıl vazgeçebilirim?"
Tüfek araması birkaç hafta sürdü.Türkler Ermeni
mezarlığında birkaç bomba buldular ; 1908'den beri burada gömülü duran artık
tamamen paslı ve kullanılmaz halde bombalar.
Hizaranın sonuna kadar bütün erkekler hapishanelerde,
kışlalarda ya da hücrelerdeydi.Kocalarını ziyarete yiyecek ve giyecek getiren
kadınlar dövülüyor ve jandarmalar tarafından uzaklaştırılıyordu.
Günler süren hapislikten sonra , İslamitey'i kabul etmeye
söz verenler serbest bırakıldılar, bir de çok büyük miktarda paralar ödeyenler
salıverildi.Seyyar kitap satıcısı olan Mr. (İrabyan) İslamiyet'i kabüle
razıydı; ama karısı onun dönmesini kabul etmeyeceğini , diğerleriyle birlikte
sürgüne gideceğini söylemişti; bu yüzden o da karısıyla gitti ve öldürüldü.
Geri kalanlar kafileler halinde şehirden çıkarıldılar ve
yolda öldürüldüler. Türkler Ermeni dostlarına neler olduğunu anlatıyor,
sonlarının aynı olacağına garanti veriyorlardı.
Erkeklerin işi bittikten sonra kadınları, çocukları ve
hatta hastaları sürmeye başladılar, kağnılar gece gündüz hiç durmadan
geçiyordu.Evsahibimiz olan Turk bize bu toz içindeki , sıcak ve susuzluktan
mahvolmuş kafileleri izlediğini, bunların hepsinin gidecekleri yere varamadan
ölmüş olacaklarını düşündüğünü söyledi. Yollarda on gün geçirdikten sonra
dininden dönmeyi kabul edip Merzifon'a geri gelen bir kadın, yürek parçalayıcı
durumları anlattı.Anneler bile çocuklarını terk ediyor ve Kürtlere
veriyorlarmış, ayrıca Kürtler onları zorla alıyor, kızlara tecavüz ediyor ,
bazılarını haremleri için kaçırıyorlarmış Birkaç günlük yolculuğun ardından
arabalar geri dönmüş ve sürgünler yayan devam etmek zorunda kalmışlar.
Amerikan kolejiyle bağlantısı olanlar muaf tutulmaları
için Türk görevlilere büyük meblağlar ödediler, ama bu acı yazgılarını
ertelemekten baska bir işe yaramadı.Bu arada , Amerikan Büyükelçiliği'nin
çabaları ile Profesör. (Arozyan'ın) karısı ve sekiz aylık bebeği, bir de yaşlı
annesiyle birlikte İstanbul'a gidebilmesi için izin sağladı; benim kendi ailem
de İzmir'e gidebilmeleri için müsaade çıktı.At arabasıyla günler süren bir
yolculuktan sonra hepimiz Ankara'ya vardık.Burada annem ve babamla Profesör
(Arozyan) tutuklandılar.
Onları serbest bırakabilmek için ne yaptıksa faydasız
oldu.Akıbetleri hakkında herhangi bir şey öğrenmek imkânsızdı .Müdür şöyle dedi
: "yerlerine sağ salim vardılar."
Birkaç gün sonra , az sayıda protestan hanımın haricinde
bütün Ermeniler Ankara'dan çıkarıldılar.
Daha sonra Merzifon'daki bazı misyonerler Ankara'dan
geçerken bizi buldular ve içinde bulunduğumuz umutsuz hali gördüler.İstanbul' a
varır varmaz Amerikan Büyükelçiliği'ne durumu anlattılar; ve böylece İstanbul'a
gitmemiz için bize izin temin edildi.
Burada Amerikan pasaportu edinmemiz üç ayımızı aldı.
Merzifon'da birçok aile zehir içmeye karar vermişti.Mr (Sivazlıyan)
hapse atılmıştı.Dininden döndü ve evine geri geldi, karısı onu görünce
bayıldı.Profesör (Gülyan) İslamiyet'i kabul etti ve basım işlerinin başına
getirildi.Prof. (Dağlıyan), Prof (Manasatçıyan) ve fotoğrafçı Mr. (Dildilyan)
da İslama döndüler.İhtilalci bir herareket yoktu.Dehşet verici zülümler
yapıldı.Karanlık ve yeraltı mahzeni vardı; içine Ermeniler biribiri üstüne
doldurulmuşlardı.Bir gece biri uykusunun arasında "Kaç"," diye
bağırmış ; öbür mahpuslar'da bağırmaya başlamışlar. Bunun üzerine muhafızlara
kalabalığa ates emri verilmiş ; ama onlar insanlik gösterip ateş etmemişler .
MERZİFON MİSS DEMİRCİYAN'IN ANLATTIKLARI ; ARALIK 1915 DE
İSVİÇRE'DEN GEÇERKEN CENEVRE'DE BİR İSVİÇRELİ CENTILMENE KENDİSİ TARAFINDAN
AKTARILMIŞTIR
aykiridogrular.com
http://aykiridogrular.com/haber-1461-Amasya-Merzifonda-Ermeni-techiri.html
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.