Daha “merhaba” demeden “Biz halkın irfan geleneğinden
besleniyoruz” diyen yazar ve gazeteci Hadi Önal ve Bedrettin Keleştimur ile
karşılaştım.
“Gönül Coğrafyası” diye güzel bir kavramları var.
Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetinin sürdüğü geniş topraklar için kullanıyorlar
“Gönül Coğrafyası”nı.
“Halkın irfan geleneğinden beslendik” derken kast
ettikleri Elazığ ve Fırat Havzası değil, “Gönül Coğrafyası.”
Bir medeniyet merkezi olarak tarihte yerini almış olan
Harput geleneği Elazığ’a hakim olmuş.
Ermeni, Süryani, Sünni, Alevi, Kürt, Türk Harput’ta bir
arada yaşamış.
O beraberlik kendine has bir kültür ve geleneği
oluşturmuş.
Son yüzyılda o gelenek kurutulmak istenmiş. Tek ayak, tek
tip denilmiş.
Belli ölçüde başarılmış. Ermeniler gitmiş (Ermeni
Soykırımı esnasında öldürülmüştür-‘Akunq’ web sayfası yöneticileri), Süryaniler
yitmiş. Alevi ile Sünni’ye “kavga edin” denmiş. Kürt ile Türk’ü karşı karşıya
getirmek için çaba harcanmış.
Ama bu iş Elazığ’da sökmemiş.
Yaşayan ve ibadete açık bilinen en eski Süryani kilisesi
Harput’ta, kalenin hemen yanı başında. Biz gittiğimizde ibadet için hazırlık
yapılıyordu. 20 kadar Ermeni ve Süryani ailesi var.
Çözüm süreci Ermenileri de etkilemiş. Almanya’da yaşayan
Ermeni anne-kız 40 yıldır görmedikleri Harput için gelmişler.
Elazığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu şehrin alt
yapısını tamamlamış, Malatya istikametinde yeni bir Elazığ inşa etmiş.
Ama Onun da tıpkı Elazığ Valisi Muammer Erol gibi gözü
kulağı Harput’ta.
Harput’un ihyası ve yeniden cazibe merkezi olması için
çaba harcıyor. Tarihi değerleri ve kültürü var etmek için çalışıyorlar.
Sanayileşme, ticaret, zenginlik, modernlik çabası bir yana
tarih, edebiyat, şiir, musiki Elazığ için çok önemli.
Şahin Duman genç bir mühendis, ama o mühendislikten
ziyade tarihle, edebiyatla meşgul. İlginç bir kitaba imza atmış:
“Türk’ün Kürt’ü.”
Milli Mücadele döneminde İngilizlerin bölgede Kürtleri
kışkırtmak, ayırmak için yaptığı çalışmalar kitapta yer alıyor. Buna karşılık
Mustafa Kemal’in izlediği politika ile Kürt aşiretlerinin Lozan’a gönderdikleri
Ankara Meclis’ine bağlılık bildiren, ayrılmanın yok olmak olduğunu belirten
deklarasyonları kitabın konusu.
Şahin Duman “Türk’ün Kürt’ü”nde iki halkın iç içe
geçtiğini tarihi boyutuyla anlatıyor.
Benzer bir çalışmayı gazeteci yazar Hakan Esen
sürdürüyor. Kürt ve İslam çerçevesinde Saidi Nursi üzerine çalışıyor. Bir ay
içinde okuru ile buluşacak kitap çözüm sürecine katkı için hazırlanıyor.
Sürece dair endişelerini dile getirse de Kamu-Sen İl
Temsilcisi Kerim Eflatun “sonunda hayır varsa biz yanındayız” diyebiliyor.
CHP İl Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kemal Atikeler sözünü
söyleyip, kaygılarını sıralayabiliyor; açıklık ve demokrasiye olan ihtiyaca
vurgu yapıyor.
Anadolu Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Çoban süren
birlikteliğe vurgu yapıyor, “oyun sona ersin artık yeni dönem başlasın” diyor.
Müsiad Elazığ Şube Başkanı İbrahim Gök çözüme bel
bağlamış, gelecek adına çok umutlu.
STK Platformu Dönem Sözcüsü Burhan Güneş, ülkenin
geleceğini parlak görüyor, işin kültür boyutuna ağırlık veriyor.
Elazığ’da çok şair var. Yazanı, çizeni, çalıp söyleyeni
çok fazla.
Uluslar arası boyut kazanmış Hazar Şiir Akşamları’nın 21.
yapılıyor. Türk Dünyası Hizmet ödülleri bir gelenek haline gelmiş.
Şehir Sema ve Semahı aynı anda dinliyor. Kosova Kültür
Buluşması ile Balkanlara açılan Elazığ Diyarbakır ile buluşmayı da ihmal etmemiş.
Fırat Üniversitesi bünyesinde Ortadoğu Araştırmalar
Merkezi’ni barındırıyor. Halep Üniversitesi ile de kardeş olmuş.
Elazığ hem modernleşiyor, hem tarihine dönüyor. Bina ve
yol kadar mesela Harput’u ifade ettiği mana ile var etmek için çalışıyor.
İrfan geleneğini sürdüren Elazığ’ın ufku dar değil.
Sadece Fırat Havzası’ndan değil Gönül Coğrafyası’ndan
besleniyor.
celalkazdagli@gmail.com
http://www.haber10.com/makale/31971/#.UYtZQ0r_kTA

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.