Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çözüm süreciyle ilgili
açıklamalarda bulundu. Demokratikleşme paketinin açıklanmasının tarihine
ilişkin de Ergin, "Gecikmez, diye düşünüyorum. Yani bir hafta, 10 gün
içinde inşallah bir mesafe almayı umuyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Ergin, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasıyla ilgili soru üzerine de
"Demokratikleşme paketinin içine parça parça girmeyeceğim. Bugüne kadar
Türkiye'de özellikle azınlık vakıflarının mal edinmesinin önündeki engeller
kaldırıldı. Azınlık cemaatlerine ait olup da daha sonradan belediyelere ya da
Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmiş vakıf mülkleri var. Bunlar da iade
edildi, ciddi miktarda mal iadeleri yapıldı. Yeni mal iktisap etmelerinin önü
açıldı" ifadesini kullandı. Masanın üzerinde çok sayıda konu başlığı olduğunu
anlatan Ergin, "Hangisi hangi dozda paket içinde yer alacak Türkiye'nin
siyasi realiteleri, gelişmeler, imkan ve kabiliyetler bütün bunlar bir arada
değerlendirilerek karara varılacak" dedi.
***
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çözüm süreciyle ilgili
açıklamalarda bulundu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çözüm süreciyle ilgili,
"Süreç iyi gidiyor, gitmiyor, aksıyor vs. Hepsinin tolere edilmesi mümkün
ama can kayıplarının telafisi yok. O açıdan bu sonuçla beraber bu sürecin
öneminin daha da artmış olduğunu düşünüyorum" dedi. Ergin, Kanal 7'de
canlı yayında gündeme ilişkin soruları cevapladı. Bakan Ergin, "Gezi
olayları sırasında Eskişehir'de hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz'ın
görüntüleri ortaya çıktı. Bununla ilgili hukuki süreç ne aşamada" sorusu
üzerine, olayın olduğu andan itibaren adli mercilerin üzerine düşeni titizlikle
yerine getirdiğini ve getirmeye davet ettiğini söyledi. Toplumu derinden
etkileyen böyle acı bir hadise meydana geldiğinde faalillerinin yakalanması
için yapılması gereken her şeyin yapıldığını anlatan Ergin, "Oradaki bir
esnafın kamera kayıtlarını silmesinden sonra, kamera kayıtlarının tekrar
kurtarılması için savcılık tarafından kayıtlar doğrudan jandarma kriminal
laboratuvarlarına gönderilmiştir. Orada görüntüler elde edilmiş, görüntülerden
yola çıkılarak şüpheliler tespit edilerek bunlardan 5'i yakalanmış ve
tutuklanmıştır. Bu anlamda savcı, elindeki soruşturma dosyasına bağlı olarak
tahkikatını devam ettiriyor" diye konuştu. Olayın şüphelilileri arasında
polis olduğuna dair iddialar bulunduğunu hatırlatan Ergin, kriminal
laboratuvarının yapacağı çalışmanın bilirkişi faaliyeti olduğunu, bilirkişinin
de yansız olması gerektiğini, bu nedenle savcılığın doğrudan bunu jandarma
kriminale gönderdiğini dile getirdi. Ergin, Ali İsmail Korkmaz'ın vefatıyla
ilgili yapılması gerekli olup da yapılmayan adli işlemin bulunmadığını
kaydetti.
-"O yanlış bir tespit olmuştur"-
Eskişehir Valisi'nin "arkadaşlarının dövdüğüne"
ilişkin açıklamasının sorulması üzerine Ergin, "Olayın sıcaklığıyla
yapılacak açıklamaların sağlıklı olmayacağını da gösteren bir beyandır. Bir
hadise cereyan ettiğinde öncesini, anını ve sonrasını birlikte değerlendirmek,
sağlıklı hareket etmek önemli" ifadesini kullandı. Ergin, "Bu tür
adli vakalarda dellileri toplama noktasında titiz ve aceleci olmak önemli.
Ancak hüküm kurmak için acele etmemek gerekiyor. O yanlış bir tespit
olmuştur" yorumunda bulundu.
-"Ali İsmail Kormaz'ın ailesini ziyaret ettim"-
Soru üzerine Ergin, Ramazan Bayramı'nın 3. günü Hatay'da
Kormaz'ın ailesini ziyaret ettiğini,
başsağlığı dilediğini ve soruşturmanın gidişatıyla ilgili endişeye mahal
olmadığını, soruşturma birimlerinin son derece ciddi ve titiz olayın üzerine
gittiklerini, bu konuda birtakım tespitleri olduğunu aileyle de paylaştığını
kaydetti.
-Gezi olayları-
"Gezi olaylarındaki tutuklamalara" ilişkin
soruyu yanıtlayan Ergin, gözaltına alınanların sayısının çok kabarık olduğunu
ancak ilk etapta tutuklamanın yapılmadığını söyledi. Ergin, "Ama daha
sonra, yakma, yıkma, yaralama hadiselerinden sonra kaçınılmaz şekilde kamu
güvenliğini sağlamak, insanların can ve mal emniyetini temin etmek devletin
görevidir, o açıdan kısmi tutuklamalar yaşanmıştır. Ama olaylara karışanların
sayısına baktığımızda çok yüksek rakamlar değildir. Olay anında ve sonrasında
tutuklama sayısı 200'ün üzerindeydi. Zaman içinde belli noktalarda da
tahliyeler gerçekleşiyor" ifadesini kullandı. Cemil Bayık'ın "1
Eylül-15 Ekim arasında Öcalan'ın önerdiği komisyonlar kurulmazsa biz de
kendimizce farklı bir yola gideriz. Çekilmeyi durdururuz veya yavaşlatırız"
yönündeki sözlerinin sorulması üzerine Ergin, Türkiye'de 8 ayı aşkın süredir
terör olaylarından kaynaklı ölümler olmadığını söyledi. Bakan Ergin, şunları
kaydetti:
"Süreç iyi gidiyor, gitmiyor, aksıyor vs. Hepsinin
tolere edilmesi, telafi edilmesi mümkün ama can kayıplarının, yiten canların
telafisi yok. O açıdan bu sonuçla beraber bu sürecin öneminin daha da artmış
olduğunu düşünüyorum. Onun için de hiçkimsenin ne Cemil Bayık'ın ne bir
başkasının, üst perdeden bir başkasına lütufta bulunuyor gibi bir üslupla
konuşması doğru değil. Anayasa Komisyonu
şu anda 60 civarında maddede uzlaşmıştır, temenni ediyorumki daha fazla maddede
uzlaşılır, ayrıca yargının hızlandırılması açısından ve demokratik açılım açısından
4. Yargı Paketinin yasalaşması hedef olarak konulmuştu, bu gerçekleştirildi.
Nefret suçlarıyla ilgili düzenleme maddesi vardı ki, şu anda hazırladığımız
paket içinde buna dönük düzenlemeler var. Yurtdışında adli müşavirliklerin
oluşturulmasına dair bir taahhüdümüz vardı, biz bu taahhüdümüzü yerine
getirdik. Şu anda Türkiye'nin New York'ta, Washington'da, Paris'te, Londra'da,
Berlin'de, Lahey'de adli müşavirleri var. Vatandaşlarımızın oradaki haklarını
takip ediyorlar. Şu anda çözüm süreci devam ediyor diye biz bunları yapıyor
değiliz, biz zaten 10 yıldır insanımızın daha özgür, daha mutlu, daha güvenilir
olması için atılması gereken adımları atıyoruz. Biz bunları 76 milyonun huzuru
için yapıyoruz."
-Çözüm süreci-
Çözüm süreciyle ilgili bir yol haritası konuştuklarında
herkesin kendi üzerine düşeni öncelikle yapması gerektiğini belirten Bakan
Ergin, şunları söyledi: "Siz kendi üzerinize düşeni yerine getirmeden
hükümetin 'şunu yapmadı, bunu yapmadığını' söyleme durumunda olmazsınız, 9 ay
önce bu süreç başlarken çizilen çerçeveye herkesin uyması lazım. Süreç
başladığında belli bir yol haritası konulmuştu ancak burada bir takvimlendirme
söz konusu değil. O açıdan biz bunları aşamalar olarak değerlendiriyoruz.
Sürecin aşamalarında atılması gereken adımların tereddütsüz atılması lazım.
Hakikaten arzu edilen netice elde edilirse bundan 76 milyonun her bireyi
kazanacaktır, Türkiye ve coğrafyamız kazanacaktır." Sürecin yavaş
ilerlediği ve eylül ayının kritik olduğuyla ilgili soru üzerine ise Ergin,
"Bu süreç başladığı günden beri toplumsal desteği her geçen gün artan bir
süreç. Toplumsal desteği bu kadar yüksek olan bir olayda süreci sabote etmek
isteyenlerin işini zorlaştıran bir faktördür bu. Bu süreci sabote etmek isteyen
iç ve dış dinamiklerin olduğunu da biliyoruz" ifadesini kullandı. Ergin,
Türkiye'yi evrensel hukukun öngördüğü noktalara getirmenin gayreti içinde
olduklarını anlatarak, "Sürecin belki psikolojisinin yönetilmesi, toplum
pisikolojine yönelik yapılabilecek şeyler belki tam olarak yapılmamıştır,
tespiti kısmen kabul edilebilir" dedi.
Ergin, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından olması gereken çalışmaların
yapılmaya devam ettiğini kaydetti.
Avrupa Birliği'nden vizelerin tamamen kaldırılmasını istediklerini,
bunun için sınır güvenliği çalışmalarının gerekli olduğunu belirten Ergin,
"AB, 'biz vize muafiyetini sağladığımızda AB'nin sınırı Hakkari
Yüksekova'ya, Şemdinli'ye gidecek, Hatay'ın Reyhanlı'ya, Urfa'nın Ceylanpınar'a
gidecek. Dolayısıyla sizin bu sınırlarda belli standartlarda güvenliği
sağlamanız lazım aksi halde ben size vize muafiyeti sağlamam' diyor. Çok da
haksız değil'' yorumunda bulundu.
-Öcalan'ın oda değişikliği-
Abdullah Öcalan'ın odasının değiştirilmesine ilişkin
Ergin, "Oda değişikliği dün gerçekleşti, 1999 yılında Türkiye'ye
getirildiğinde ilk konulduğu yaklaşık 10 yıl kaldığı odadır, olağanüstü bir
mekan filan değil, netice itibarıyla aynı çatı altında bir başka oda. Ben hiç
gitmedim ama gitmiş gibi biliyorum orayı, bu stüdyonun dışına çıkıyorsunuz
yandaki başka stüdyoya giriyorsunuz, öyle düşünün" dedi. Karayılan'ın "profesyonel
orduya geçiş" gibi açıklamalarına ilişkin soruya da Ergin, "Hiç kimse
bu süreci akamete uğratacak bir yaklaşım içinde olmamalı. Bu süreç gerçekten
taraftarlarına ve neticede bu ülkeye yarar sağlayacak bir süreç, buna inanıyoruz.
Bu süreci sabote eden taraf, kişi olsun, kurum olsun, bunun vebalini üstlenmek
zorunda kalacaktır" diye yanıt verdi. Ergin, dağa çıkanların sayısının
arttığına ilişkin değerlendirmelerin sorulması üzerine, "Bunlar bana göre
maksatı aşan değerlendirmeler. Önceki yıllardan çok garipsenecek bir rakam
olduğunu düşünmüyoruz" yorumunda bulundu. Türkiye'de daha fazla özgürlüğe
ihtiyaç duyan kesimlerin olduğunu ifade eden Ergin, "Kılık kıyafet
açısından hakları engellenen kesimler var. Kendini, kimliğini ifade etmekten
alıkonulduğunu düşünen kesimler var. Öteki olduğunu düşünenler var. Bütün
bunların bu çekincelerini gidermek, bu saydığım olumsuzlukları giderecek,
herkesin kendini bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı sayacağı bir zemini
oluşturmamız gerekiyor. Onun için çabamız" ifadesini kullandı.
-Demokratikleşme paketi-
Demokratikleşme paketiyle ilgili Adalet Bakanı Ergin,
şöyle konuştu: "Türkiye'de ileri uygulamaları saydığınız zaman kamu
denetçiliği hayata geçti, bu başlı başına Türkiye'de yeni bir hak arama yolu,
Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı geldi, bu başlı başına bir hak
arama yolu, ayrımcılıkla mücadele kurumunun oluşturulmasıyla ilgili çalışmalar
son noktaya geldi, paketle beraber inşallah bunlar hayat bulacak. Bağımsız
kolluk denetim mekanizmasının hayata geçirilmesi gibi birtakım düzenlemeler
hayata geçirilicek. Nefret suçlarıyla ilgili şikayetler belki bu düzenlemeden
sonra azalacak. Bütün bunlar Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu düzenlemeler.
Gayrimüslimler, Müslümanlar, liberaller, Aleviler, Kürtler vs. geçmişten bu
yana sıkıntı çektiğini, yaşadığını düşünen kim varsa 76 milyonun içinde kim ki;
'ben şu husustan dolayı rahatsızım' diyorsa, bunların cevabını bulabilecekleri
unsurları bu paketin içine yerleştirmeye gayret ettik." Terörle mücadeleye
ilişkin pakette bir düzenleme olup olmadığı yönündeki soru üzerine Ergin,
"Bizim Türk Ceza Yasamızın altyapısı terör eylemlerini de karşılayabilecek
donanıma sahip. Terörün çözüm süreci sonrasında bitirilmesiyle beraber,
inşallah bu neticeyi alırsak, Terörle Mücadele Konunu'na bu ülkede ihtiyaç
kalmayabilir. Bizim amacımız zaten bu ülkede Terörle Mücadele Kanunu'na
ihtiyacın kalmayacağı bir iklimi oluşturabilmek" diye konuştu. Ergin,
toplumun güvenlik ihtiyacını karşılamakla yükümlü bir devletin olduğunu
belirterek, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'a yapılan saldırıya ilişkin,
"Adli kontrolle saldırgan salıverildi. Burada 2005 yılında yeni bir yasa
yaptık, o zaman ceza yasasını yeniledik. Yargılandığınız maddenin ceza üst
sınırı 1 yıla kadardı, 2012'de biz bunu 2 yıla çıkarttık. 2005 ve 2012
değişiminden kaynaklı olarak o saldırgan tutuklu yargılanamayacak konuma geldi.
Toplumda ciddi bir reaksiyon var, insan bedeninin bütünlüğüne yapılan
saldırılarda saldırganın bu eylemin karşılığını görmesi lazım" yorumunda
bulundu. Yargılamanın hızlandırılması ve tutukluluk sürelerine ilişkin
düzenlemelere ilişkin soru üzerine Ergin, "Bugün Türkiye'de cezaevlerinde
bulunanların 27 bini tutuklu, bu oran da AB ortalamasının altında, AB'den daha
iyi durumdayız şu anda. Türkiye'de 5 yılın üzerinde tutuklu olan kaç kişi var?
Toplam 58 kişi var. Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu süre içinde bu dosyalar
karara bağlanabilirse belki böyle bir ihtiyaca gerek olmayacak, bu süreci takip
edeceğiz" dedi. Adalet Bakanı Ergin, demokratikleşme paketiyle ilgili
çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Şu aşamada detayları paylaşabilecek
durumda değilim, heyetle beraber Sayın Başbakanımızın değerlendirmesinden sonra
açıklamaya bizzat kendisinin yapmasını daha doğru buluyoruz'' diye konuştu.
-"Bir hafta, 10 gün içinde inşallah bir mesafe
almayı umuyoruz"-
Demokratikleşme paketinin açıklanmasının tarihine ilişkin
de Ergin, "Gecikmez, diye düşünüyorum. Yani bir hafta, 10 gün içinde
inşallah bir mesafe almayı umuyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Ergin,
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasıyla ilgili soru üzerine de
"Demokratikleşme paketinin içine parça parça girmeyeceğim. Bugüne kadar
Türkiye'de özellikle azınlık vakıflarının mal edinmesinin önündeki engeller
kaldırıldı. Azınlık cemaatlerine ait olup da daha sonradan belediyelere ya da
Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmiş vakıf mülkleri var. Bunlar da iade
edildi, ciddi miktarda mal iadeleri yapıldı. Yeni mal iktisap etmelerinin önü
açıldı" ifadesini kullandı. Masanın üzerinde çok sayıda konu başlığı olduğunu
anlatan Ergin, "Hangisi hangi dozda paket içinde yer alacak Türkiye'nin
siyasi realiteleri, gelişmeler, imkan ve kabiliyetler bütün bunlar bir arada
değerlendirilerek karara varılacak" dedi. Ergin, anadilde eğitim konusunda
anayasaya göre birtakım sınırlamaların olduğunu bildirerek, "Türkiye'de
anayasadaki o sınırlayıcı çerçevenin sınırını aşmadan yapılan önemli çalışmalar
oldu. Kişilerin kullandıkları mahalli dillerin öğrenilmesine dönük kurslar
serbest bırakıldı. Seçimlik ders olarak Kürtçe'nin okullarda okutulması imkanı
getirildi. Savunma yapma imkanı getirildi, cezaevlerinde farklı dil ve
lehçelerde görüşme imkanı getirildi. Türkiye önemli mesafeleri kat etti
aslında" diye konuştu. Pakette Alevilerle ilgli bir düzenleme olup
olmadığına ilişkin soruya da Ergin, "Aleviler de bu ülkenin vatandaşları,
geçmişten bu yana birligimizin, bütünlüğümüzün, ülke huzuru için çok katkı
sunmuş bir kesim. Sorun olarak gördükleri meselelerde birtakım açılım yapma
arzumuz var. Buna ilişkin çalıştay raporları elimizde" diye yanıt verdi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.