Yaşar Üniversitesi Film Tasarımı Bölümü Araştırma
Görevlisi Dilara Balcı, ilk kitabı "Yeşilçam'da Öteki Olmak"ın
ardından Yeşilçam'ın en ünlü yönetmenlerinin bilinmeyen yönlerini kaleme aldı.
Balcı, seri halinde çıkacak söyleşilere Sökeli yönetmen Feyzi Tuna ile başladı... Balcı, Aslında kitap, "Yeşilçam Sinemasında Gayrimüslim Temsilleri" isimli
tez çalışmamın genişletilmiş hali. Kitapta incelediğim 100'e yakın filmde
Osmanlı Devleti'nde ve Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan Rum, Ermeni ve
Yahudilerin nasıl temsil edildikleri üzerinde durdum. Bunun için kitabın ilk
bölümünü gayrimüslimlerin tarihine ayırdım.
***
Yaşar Üniversitesi Film Tasarımı Bölümü Araştırma
Görevlisi Dilara Balcı, ilk kitabı "Yeşilçam'da Öteki Olmak"ın
ardından Yeşilçam'ın en ünlü yönetmenlerinin bilinmeyen yönlerini kaleme aldı.
Balcı, seri halinde çıkacak söyleşilere Sökeli yönetmen Feyzi Tuna ile başladı
ŞAFAK İNCE (HABER MERKEZİ)
Küçükken gözlerini televizyona diken ve Yeşilçam'ın tüm
filmlerini tekrar tekrar izleyen Dilara Balcı, bu yaz piyasaya çıkardığı
"Yeşilçam'da Öteki Olmak" kitabıyla büyük ses getirdi. Türk
sinemasında gayrimüslim vatandaşların nasıl temsil edildiklerini ve
ötekileştirmeyi analiz ettiği kitabının dumanı üzerinde tüterken ikincisini de
tamamladı. Balcı, Türkiye'nin Hollywood'u olarak bilinen Yeşilçam'ın en ünlü
yönetmenlerinin bilinmeyen yönlerini kaleme aldı. Yaşar Üniversitesi Film
Tasarımı Bölümü Araştırma Görevlisi Dilara Balcı, seri halinde çıkacak
söyleşiler tadındaki eserlerine ilk olarak da Sökeli ünlü yönetmen Feyzi Tuna
ile başladı. Tuna ile yaptığı söyleşiyi "Her Film Bir İmtihandır"
adıyla kaleme alan Dilara Balcı ile ilk kitabı ve henüz baskıya bile girmeyen
ikinci kitabını konuştuk. "Yeşilçam"ın hem öteki yüzünü hem
yönetmenlerini anlattı.
- Yeşilçam'da Öteki Olmak kitabı, aslında halen
yüzleşmediğimiz bir konu. Bu yüzden de ses getirdi. Kitabın ön çalışması nasıl
gerçekleşti?
Aslında kitap, "Yeşilçam Sinemasında Gayrimüslim
Temsilleri" isimli tez çalışmamın genişletilmiş hali. Kitapta incelediğim
100'e yakın filmde Osmanlı Devleti'nde ve Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan Rum,
Ermeni ve Yahudilerin nasıl temsil edildikleri üzerinde durdum. Bunun için
kitabın ilk bölümünü gayrimüslimlerin tarihine ayırdım.
RUMLAR ŞEYTANİ ROLLERDE
- Kitabı özetlersek?
İlk bölümde özellikle Cumhuriyet'in ilan edilmesinin
ardından azınlıkların tehdit uyandırıcı unsurlar olarak görülmelerine dikkat
çektim. Yaşantılarının oldukça güç olduğunu gördüm. Memur olamıyorlardı, ana
dillerinde konuşmalarına olumsuz yaklaşılıyordu, 6/7 Eylül Olayları gibi şiddet
eylemlerine maruz kalıyorlardı. Kitabın ikinci bölümünde gayrimüslim
sinemacıların Yeşilçam'daki önemlerinin altını çizdim. Türkiye'ye sinemayı
getirenler, ilk gösterimciler, dağıtımcılar azınlıklar ve yabancı uyruklulardı.
- Yeşilçam'ın emektarları aslında kimdi?
İlk oyuncuların neredeyse tamamı Ermenilerden; teknik
ekip çoğunlukla Rumlardan oluşuyordu. Filmleri finanse edenler arasında
Yahudiler dikkat çekiyordu. Öte yandan zaman içinde Türk milliyetçiliğinin
yükselişe geçmesi, Kıbrıs sorunu gibi sebeplerle gayrimüslimler göçe
zorlandılar ve tüm iş kollarından olduğu gibi sinemadan da çekildiler. Bazı
oyuncular, gerçek ismi Kirkor Cezveciyan olan Kenan Pars örneğindeki gibi
gayrimüslim kimliklerini geride bırakarak Türkçe isimler altında mesleklerini
sürdürdüler.
- Kitapta Türk Sineması'nda gayrimüslim vatandaşların
nasıl temsil edildiklerini, yaratılan tiplemelerin arkasındaki ötekileştirmeyi
çarpıcı bir dille ortaya koymuşsunuz. Rumların şeytani, Ermenilerin ağzı bozuk,
Yahudilerin paragöz olarak gösterildiği bir Yeşilçam ile büyümüşüz.
Kitabın bir bölümünde filmlerde gayrimüslimlerin nasıl
sunulduklarını açıklamaya çalıştım. 100'e yakın filmi incelediğimde Rumların,
Ermenilerin ve Yahudilerin temsil edilme biçimlerinde birtakım farklılıklarla
karşılaştım. Rumlar, Türk milletine en uzak gayrimüslim gruptu. Yeşilçam'ın
altın çağında Kıbrıs sorunuyla alevlenen Rum düşmanlığı İstanbullu Rumlara da
sıçramıştı. Bu sebeple Rum film kişilerine şeytani özellikler yüklenmişti.
- Nasıl şeytani özellikler?
Rum kadınlar Türk kadınının iffetini gözler önüne sermek
amacıyla para karşılığı erkeklerle ilişkiler kuran, yuvaları dağıtan, tehlikeli
kadınlar olarak betimlenmişti. Rum erkekler ise çete üyesi, katil, uyuşturucu
kaçakçısıydılar.
- Ermeniler farklı bir durumdaydı sanırım.
Ermenilere gelince temsiller bir miktar değişime
uğruyordu. Ermeni film kişileri karikatürize tiplemelerdi. En çok kullanılan
Ermeni tipleme olan pansiyoncu Madam Surpik, orta yaşlı, bencil, paragöz, ağzı
bozuk, patavatsız biri olarak sunulmaktaydı. Rumlar kadar olumsuzlanmamakla
birlikte Ermeni tiplemelerin Müslüman/ Türk kadınların vasıflarından yoksun
oldukları görülüyordu. Yahudi tiplemeler ise neredeyse yalnızca para ile
ilişkilendirilmişti. Yüzlerce yıllık paragöz ve korkak Yahudi imgesi
sürdürülüyordu.
FEYZİ TUNA SÖYLEŞİSİ
- Sırada ikinci kitap var. İzmirli bir akademisyen ve
yazar olarak Yeşilçam'ın ünlü yönetmenlerinin bilinmeyenlerini kaleme
alıyorsunuz. Yeşilçam'ın üzerinde bir sis perdesi mi var?
Yeşilçam üzerine çalışmayı seviyorum ve pek çok kişinin
söylediğinin aksine Yeşilçam'a ilişkin araştırmaların yetersiz olduğu
kanısındayım. Sinema tarihçileri, akademisyenler ve eleştirmenler Türkiye'de
daima güncel konuları tartışıyor ancak aynı durum Hollywood'ta söz konusu
değil. Bugün Hollywood'ta hala sessiz dönemde çekilen filmler üzerine tez ve
makaleler yazılabiliyor. Özellikle biyografi ve otobiyografi çalışmaları
dikkatimi çekiyor. Türkiye'de bu alanda neredeyse hiç çalışma olmadığını
söyleyebilirim. Bu yüzden şu an yayımlanma aşamasında olan Her Film Bir
İmtihandır adlı kitabım Yeşilçam'ın önemli yönetmenlerinden Feyzi Tuna ile
yaptığım bir söyleşiden oluşuyor.
- Son dönemlerde kayıplar da yaşadık
Evet Türk Sineması'ndan Halit Refiğ, Lütfi Akad, Metin
Erksan gibi çok sayıda kayıp vermemiz de beni bu çalışmayı gerçekleştirmeye
itti. Yeşilçam'da şu an hayatta olan az sayıdaki değerin yaşadıklarını,
Yeşilçam endüstrisine yönelik görüşlerini yazılı kayıt altına almanın, klasik
Türk Sineması'nın unutulmaması adına son derece önemli olduğunu düşünüyorum.
- Yeşilçam'ın kitabında sıra neden Feyzi Tuna'da?
Feyzi Tuna'yı Mimar Sinan Üniversitesi'ndeki öğrencilik
yıllarımdan tanıyorum, ilk öğrencilerinden biriyim. Feyzi Tuna'nın Türk
Sineması'na kattıklarına tezat olarak yeterince ilgi görmediğini düşündüğüm
için ilk söyleşi çalışmamı kendisiyle yapmak istedim.
- Kitap hangi aşamada?
Ne yazık ki yayınevleri söyleşi çalışmalarına fazla sıcak
bakmıyorlar. Bu sebeple bir yıldan uzun süredir kitap yayın aşamasında.
- Kendisi bunu nasıl karşıladı?
Feyzi Hoca'ya kendisiyle kitap boyutunda bir söyleşi
yapmak istediğimi söylediğimde beni kırmadı. Teşvikiye'deki evinde yaşamı,
sinema ve televizyon çalışmaları üzerine sohbet ettik. Yeşilçam'da film
yapmanın zorluklarını, yaşadığı tüm güçlüklere rağmen 50 yıldır sinemacı olmayı
sürdüren bir ustanın ağzından dinlemek benim için heyecan vericiydi.
- Söyleşide hangi soruların peşindeydiniz?
Bu söyleşiyi gerçekleştirirken ilk amacım Feyzi Tuna'nın
sinemacı kimliğini vurgulamak oldu. Feyzi Tuna nasıl bir yönetmendi, Türk
Sineması'nın diğer ustalarından farkı neydi? Mesleğe başladığı dönemde
Yeşilçam'ın yapısı nasıldı? Yeşilçam'da sinemacı olmanın zorlukları neydi? Bu
sorulara yanıt aradım. Bununla birlikte Feyzi Tuna'nın birlikte çalıştığı diğer
sinemacılara dair de sorular sordum. Bugün aramızda olmayan bu sinemacılar,
değerli hocamın paylaştığı anılarla bir parça da olsa hayat buldu.
Kötü filmleri de inceleyeceğim
- Sıradaki yönetmenler kim?
Yeşilçam'a dair sonraki çalışmalarımda da bir zamanlar
dünya çapında olmuş bu endüstrinin bilinmeyen yüzlerini gün ışığına çıkarmaya
çalışacağım. Öncelikli hedefim Tunç Başaran, Ertem Göreç, Yavuz Özkan gibi
önemli yönetmenlerle söyleşi çalışmaları gerçekleştirerek onların belleklerini
kayıt altına almak. Bunun dışında sinema araştırmalarında sadece belli başlı
filmlerin üzerinde durulduğunu düşünüyorum. Bu filmlerin dışında kalanlara
burun kıvrılıyor. Benim amacım Türkiye sinemasını daha geniş bir yelpazeden ele
almak ve iyi filmlerin dışında kötüleri de incelemek olacak. Bunun bize ve
sinema literatürüne çok şey katacağına inanıyorum.
Dilara Balcı kimdir?
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema- TV
Bölümü'ndeki eğitimi boyunca Metin Erksan, Memduh Ün, Duygu Sağıroğlu, Feyzi
Tuna, Serdar Akar, Nedim Otyam, İlhan Arakon gibi sinemacılardan dersler alan
Dilara Balcı, çeşitli festivallerde gösterimleri gerçekleşen 6 kısa film
çalışması gerçekleştirdi. Marmara Üniversitesi Sinema Bilim Dalı'nda tezli
yüksek lisans eğitimini tamamlayıp doktoraya başlayan Balcı, aynı zamanda Yaşar
Üniversitesi Film Tasarımı Bölümü'nün araştırma görevlisi kadrosuna dahil oldu.

1 yorum:
Dilara Hanim, aman Ingiliz Kemal filminden "hain Bedros" sahnesini unutmayalim.
Komik tiplemeler de var tabii Sami Hazinses, Muruvvet Sim. Bir de seslendirmede Marx kardeslerden birini Ermeni digerlerini ise "Torik" ve "Kivircik" yapmak fikri galiba bunlar Tek Parti doneminden sonraki "acilim"a denk geliyor ( Bendeniz Arshak Palabiyikyan evladis iki gozum dayma aciktir, majesteleri kralicemizin en kiymetli elmaslari calinmistir, filim bitinces sinemadan kimse cikmasin arama yapoorum ).
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.