Ragıp Zarakolu
Washington. Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Komitesi 25
yıldır ilk kez Ermeni Soykırımının Türkiye tarafından tanınması doğrultusunda
bir karara imza attı. Komitenin evet diyen 12 üyesinden 10’u Demokrat, 2’si ise
Cumhuriyetçi idi. Hayır diyenlerin 5’i de Cumhuriyetçi. Her zaman Ankara’dan
yana oy kullanan senatör Mccain’in tavrı değişmişti artık. O da evet dedi. Bu
kararın alınmasında en etkili olaylardan biri de; Türkiye/Suriye sınırında
yaşanan ve birbirini izleyen şüpheli olaylardı.
Ankara. Amerikan yönetimini Suriye bataklığına çekmeye
çok heveslendi. Ama Washington Bush yönetiminin başına sardığı Afganistan ve
Irak belasından henüz yeni kurtulmuş iken yeniden Ortadoğu bataklığına saplanıp
kalma heveslisi değildi. Erdoğan yönetiminin varsayımı ABD’nin kendilerine
mecbur olduğu yolundaydı. Ama gelen cevap evet ‘Biz Irak ve Afgan batağında
iken; doğru size ihtiyacımız vardı; ama şimdi size sandığınız kadar mecbur
değiliz’.
ABD’nin kırmızı çizgisi zehirli gaz kullanımı idi. Geçen
yıl sivillere yönelik gaz kullanımı Ankara’da hayli umut yarattı. Artık Obama
harekete geçmekten kaçınamazdı. Ama sonra kimyevi maddenin Türkiye sınırı
üzerinden geçtiği ve Cihatistlere ulaştığı haberi geldi. Aslında bu ilerde bir
savaş suçu olarak gündeme gelebilirdi. Ardından cihatçıların Ortodoks ve
Süryani dini liderleri kaçırması olayı geldi.
Türkiye sınırında cihatçılara adeta hareket serbestisi
tanınmıştı; her türlü donanım ile; görece en güvenli bölge olan Rojava hedef
alınıyordu. Halep’in Ermeni mahallesi de iç savaştan nasibini alıyordu.
Edebiyat kitaplarına konu olan Süryanilerin tarihi Malula kenti ateş
altındaydı. Ve en son Süleyman Şah Türbesi olayı ile birlikte gündeme gelen
Kessab olayı; Ankara’nın tüm ‘güvenirliğine’ tüy dikti. Kessab kenti; hemen
Samandağ’ın altında son derece güzel bir Ermeni ağırlıklı bir kentti. 1909
Adana olaylarından ve 1915’ten nasibini almıştı. Derken 1939’da Hatay
Cumhuriyeti’nin Türkiye’ye ilhak olmasından sonra; sınır hemen Kessab’ın
kuzeyinden geçmiş ve kasaba Antakya’yı terkeden Ermenilerin yeni göç dalgası
ile yüzyüze kalmıştı. 1916’da nihai kitlesel Ermeni kıyımlarının yaşandığı El
Cezire çölü kenarındaki Der Zor yeniden ateş altındaydı/Sanki 1915-16’nın
kabusu Suriye’ye geri dönmüştü.
Aslında Suriye eski Osmanlı toplum tarzının bazı özelliklerinin
hala devam etmekte olduğu ender yerlerden biri idi.Farklı inanç gruplarının bir
arada yaşaması bakımından... Ama Ankara’da hortlatılan Yeni Osmanlıcılık son
artakalmış Osmanlı dünyası tarzını yok etmek için harekete geçmişti. Başbakan
Erdoğan adeta gençlik yıllarının idollerini yeniden yaşıyordu. Hasan Kutub o
İslamist kuşağın Che Guevarası idi adeta/ Müslüman Kardeşler’den çok ilham
almıştı o MTTB kuşağı/Artık hayallerin gerçekleşmesi momentinin geldiğine
inanıyordu ki... Her şey paramparça oldu. Mısır’da akıl verdikleri Mursi
devrildi. Suudi Arabistan yeni maceralar istemiyordu. ABD; nasıl olsa İran’a
dalacak diye; sözde ‘Şii aksına’ karşı hayal edilen ‘Sünni aksı’ daha oluşmadan
dağıldı. Elde kala kala Hamas kaldı. Irak Sünnileri de artık Bağdat ile anlaşma
yoluna yöneldi. Amerikan Senatosunun aldığı karar aslında bütünüyle değişen
Ortadoğu dengelerinin bir yansımasından başka bir şey değildi. Artık Erdoğan’ın
portföyünde kalan tek olumlu dosya; Kürt Sorununun barışçıl çözümü... Dileriz
Bay Erdoğan bu şansı da bozuk para gibi harcamaz; bu süreci; daha önceki
süreçler gibi boşa cıkarmaz. Herkesten çok kendisinin barışa ihtiyacı var.
Dileriz; demokratikleşmenin önünü kesmekten; onu
geciktirmekten vazgeçer. Çünkü artık herkesten çok onun ihtiyacı olacak
demokratikleşmeye.
Yaratmadığı ama mükemmelleştirdiği mekanizma, onu avlamak
için çalışıyor artık. Ve dileriz Ermeni soykırımının 100. yılına gidilirken;
İnsanlık karşısındaki vicdani özür yükümlülüğünü o yerine
getirir. Nazım’ın deyimi ile; ‘alnımıza sürülen lekenin’ hiç olmaz ise
hafiflemesi için harekete geçer. Ama nerede? Senato komisyonuna Dışişleri
bakanlığımız yine o alışıldık agresif bir söylem ile yanıt verdi!
http://www.ozgur-gundem.com/?haberID=104204&haberBaslik=De%C3%84?i%C3%85?en%20r%C3%83%C2%BCzgarlar&categoryName=K%C3%83%C2%B6%C3%85?e%20Yaz%C3%84%C2%B1lar%C3%84%C2%B1&categoryID=17&authorName=Rag%C3%84%C2%B1p%20ZARAKOLU&authorID=139&action=haber_detay&module=nuce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.