Abdulbaki Günışığı
"Yukarıda bizimkilerin pekaka dediği, sahiplerinin ise
pekeke dediği ve asıl garip olan ise doğru söylemin pekeke olduğunu bildiğimiz
bu vatan hainlerine karşı verilen tavizlerin acı neticelerini almaya
başladığımız günleri yaşıyoruz. On yılın üstündeki hükümet programı ile başta Ermeniler
olmak üzere kanımıza ekmek doğrayan ne kadar Türk düşmanı var ise onlar ile
görüşmek ve onları bütün itirazlarımıza rağmen muhatap olarak almak yapılan en
büyük yanlışlardan birisi idi. (Bir hezeyan örneği. HYETERT)
Yapılan bütün görüşmeler Türk milletinden gizlenir iken,
görüşme kasetleri teröristleri arkalayan taraf devletler tarafından piyasaya
sunulmuş ve Türkiye’nin kahvehanelerinde seyredilen diziler haline gelmiştir.
Bütün bu rezilliklerin ortaya çıkması başta Azerbaycan olmak üzere konunun
muhatabı olan herkesi üzmüş ve Türkiyeye olan güveni sarsmıştır.
Karşınızda bir düşman olur ve size kast ile savaş açar ve bu
savaşın neticesinde bir sulh olur ve görüşmeler ya direkt veya dolaylı
yollardan yapılır. Ermeniler ile görüşüldü. Ermenistan’a maça gidildi. Büyük
acı diyerek taziye mesajı yayınlandı. Elimize ne geçti. Neden bu dış politikadaki
büyük başarınızı ve ermeni meselesinde yaptığınız çalışmaların güzel semeresini
millet ile paylaşmıyorsunuz. Sanki bu hadiseler hiç olmamış gibi. Yaptığınız
her çıkışın Ermeniler tarafından aleyhimize kullandığını görmememiz mümkün mü.
Sizleri uyaranları dinlememek için geçerli sebepleriniz ne idi ve ne kazandık
cevap bekliyoruz. Oysa karşımızda iç hainler ve onları destekleyen gerçek
düşmanlarımız, nerede ise yüzyıldır kanımıza başkasının niyeti ve parası ile
ekmek doğrayan Ermeniler, yanında bizden yüreği soğumayan bütün Hristiyan
dünyası var ve bütün bu yapılanların gerçek sahipleri Avrupa ve Amerika
olmasına rağmen maşaların muhatap alınması gaflet kelimesi ile izah
edilemeyecek kadar ağırdır. Bu vahim hataların ısrarla yapıldığı, bütün doğu ve
güneydoğumuza kürt diyenlerin muhatap alınıp, kanını ve canını devlet ve millet
için seve seve veren Türkmenlerin ihmali ve hatta inkarı artık dönülmez bir yol
başlangıcına getirmiştir bizi. Kürtleri inkar etmiyoruz. Biz asimilasyonu
kaldırıyoruz diyerek önce kendini sonra aziz Türk milletini kandıranlar, kürtçe
konuştuğu için milyonlarca Türkmeni; inkar ile onların asimilasyonunu
hızlandırmışlar ve kendi vatanımızda kendimize düşman bir neslin yetişmesine
hız verdirmişlerdir. Bu vahim hal kürtleri değil Türkmenleri inkar politikasına
dönüşmüştür. Bu hataların sonucunda Kürt kardeşlerim diyerek inkar ettikleri
Türkmenler sonunda devletin kendilerine sahip çıkmayıp değer vermemesi üzerine
pkk ve onun temsilcisi partiye oy vermişlerdir. Bunun en acı örneği; Osmanlı
devletini kuran kayı boyu Karakeçili oymağı mensuplarının nerede ise tamamının
pkk partisine oy vermesidir. Kürtlerin değil Türkmenlerin inkarı işte bu
bölücüleri cesaretlendiren bir neticeyi hasıl etmiştir. Bir kişi düşünün ki
temizlik yaptığını devamlı söylemektedir. Bu kişinin evinin bahçesi ve hatta
evinin içi pislik ve çöp içindedir. Fakat bu pisliği temizlemek için kılını
bile kıpırdatmayan bu kişi etrafına temizlik yaptığını göstermek için asfalt
yola saçılmış bir kaç tozu ve çöpü; topluyor ve kimseyi aldatamadığı halde
kendi kendisini kandırıyor ve temizlik yaptığını iddia ediyor.. Fakat vatandaş
onun kendi evini bırakıp etrafı temizler görünmesinden sadece onun kendilerini
kandırmaya çalıştığını ve asla temizlik yapmak niyetinde olmadığını gayet iyi
biliyor
Şimdi bizim hükümetimiz de yıllardır ya pkklı veya ermeni
sevdalısı ve hatta bizzat; ermeni; asıllı gizli niyetlileri ve solun her
çeşidinden islam düşmanlarını akil adamlar diye dinledi ve muhatap aldı. Ermeni
ile görüş , pkk ile görüş, bütün bunlar diyarbekir hapishanesinin eseridir
diyenleri dinledi. Nerede ise yüzelli yıllık fitne ve bölücüğün arkasındaki;
ingilizi ve yahudiyi; gösterenleri ciddiye almadı. Fakat 1980senesinde zulüm
gördük diye nerede ise otuz yıldır askerimizi ve polisimizi şehit edenleri ve
onların başı görünün adam bozuntusunu muhatap aldı. Gelinen bu noktada ;ise muhatap
alınan kişinin maşa olduğunu fark eder gibi yapıyorlar. Ceddimizin saraylarında
pkk ile mutabakat yapanlar şimdi pkk başının televizyonlarda ki sorularına
cevap verememektedirler. Demirtaş denen hain soruyor. Hangi hususta anlaştık ve
biz ne yaptık ve siz ne yaptınız diyor. Kimleri muhatap aldığını bilmeyen
ğafiller şimdi bunlara cevap verimiyorlar. Nereden baksan iki ucu çamurlu bir
sopa. Görüştünüz ve mutabakat zaptını sarayda imzaladınız. Fakat bile bile bu
yaptığınız bu gün ayağınıza dolanmaya başladı. Çünkü muhatap aldığınız teşkilat
sizin kanınıza ve canınıza düşman. Baktılar ki olacak gibi değil. Bu hükümette
bunda önceki hükümetlerin yaptığını yapmaya karar verdi. Çünkü bu bombalama
tiyatrosunu bundan önceki hükümetler çok oynamış ve maalesef Türk milletide
bunlara inanmıştı. Şimdi bir de biz deneyelim dediler. Fakat maymunun gözü
açılmıştı bir kere ve hiç kimse bu bombalama numarasını yutmuyor artık.
İstanbulun göbeğinde çoğunluğu Türkmen alevilerinden
müteşekkil olduğu gayet açık olan bir aşırı sol teşkilat nerede ise bütün
gazetecilerin davet edildiği otobüs ve araç yakma tiyatrosunu ;hemen hemen aynı
şekilde oynuyor. Bu tiyatroda polisler yok. Herşey olup bitiyor ve arkasından
polis geliyor.; Keşke gelmese daha iyi demek zorundayım. Bizim polisimiz ile
başka devletlerin polisi arasındaki fark o kadar eksi yönden ;fazlaki
,bizimkilere polis demek mümkün değil. Hadiseyi lütfen duyuyorlar ve
geliyorlar. Başlarından aşağıya,; meclisin çıkarttığı son kanunlar ile bomba
olarak kabul edildiği bütün Türkiye ye ilan edilen Molotoflar atılıyor ve bizim
polisler ya yanıyorlar veya araçları yanıyor ve ardından son gaz kaçıyorlar.
Madem kaçacak ve müdahale etmeyeceksin. o zaman ne diye gelirler ve bütün
millete bu acı hadiseleri seyrettirirler. Televizyon karşısında kalbimiz
sinirimizden şişiyor. Kadın erkek, çoluk çocuk ellerinde sopalar, ateşler,
silahlar ve taşlar polisimizi, etrafı yakıp yıkıyorlar ve karşılığında hiçbir
işe yaramadığı ayan beyan olan milyonlarca liralar ödeyerek alınan gaz
sıkılıyor. Yahu adamlar artık kurşun atıp memurlarımızı şehit ediyorlar ve
yakalananlarıda kuş sütü ile besliyoruz. Bütün bunlara bakınca polis ne
demektir diyen çocuklarımıza bizler de diyeceğiz ki. Polis devletin maaşlı
dayak yiyen, mümkünse kurşun yiyip ölen, her hadiseyi en geç duyan veya hiç
duymayan, daima gazetecilerin ardından hadiseye müdahil olan ve hiçbir şey
yapmayan memurudur. Doğuda ve batıda eline Molotof alan, devletin ve özel
şahısların milyonluk araçlarını yakmakta ve polisimiz bunların bir kısmının
iskelet kalan kısmına su tutmaktadır. Artık o sıkılan suyun neye yaradığını da
anlamış değiliz. Hiçbir Allahınkuluda bu gazeteci denen mahluklara sizlerin
nasıl haberi oluyor da, bütün bunlarda bizden önce buradasınız demiyor. İkincisi
bu hadiseler aynı meydanda oluyor da bizim mit denen kurum ne yapıyor. Bu insanların
sayısı yüz kişiyi geçmez iken bu insanlar bu meydana nasıl ellerini kollarını
sallayarak gelebiliyor ve her defasında ara sokaklara kaçıp kaybolabiliyorlar.
Bunlar bizim japon filmlerinde seyrettiğimiz kaybolan ve uçan ninjalarmı yahu.
Sıradan vatandaşı serbest bırak bu it takımını bir kaşık suda boğar da siz o
zaman bunları adamdan sayarsınız diye seyrediyor. Fakat insanı yaşatki devlet
yaşasın diyen şeyh edabali dedemizin dediği gibi yaşayamadığımız ve ;burnumuzdan
gelen bu hayat , evlatlarımızın katillerinin beslendiği bu ülkede devlet daha
ne kadar yaşar şüpheliyim. Çünkü bu devlete vergi veren namuslu vatandaşı
yaşatmaz edenleri koruyorsunuz diyecek kadar devlet erki hadiseleri seyrediyor.
Gelelim kuzey ırak ve daeş bombalamasına. Çocuk dahi
kandıramazsınız. Ülke içinde istanbulun, izmirin, adananın göbeğinde askerimizi,
polisimizi vuranlar, ortalığı ateşe boğanları buldunuz ve yok ettinizde kuzey
ırakmı kaldı. Orada ne yaptığınızı veya ne yapamadığınızı gören mi var. Artık
bu yalanlara inanmıyoruz. Senpkk ile mücadele ettiğini anlatacaksın ,adam
Akçakale ilçemizin karşısında bayrağını sallayacak. Hemde devletimizin
tankının, topunun karşısında. Arapları ve Türkmenleri öldürüp sürerek eline
geçirdiği yurt parçasında. Dört bölgeli kürt devletine onay vermiyorsanız,
carabulusa kadar gelene kadar nerede idiniz. Pkkyı kuzey ırakta bombalıyorsunuz
da hemen yüz metre ileride ve dağda değil düzde olan pyd hainlerini neden
vurmuyorsunuz. Açık açık bu bölgeyi pyd ye verip buraya kadarmı demiş
oluyorsunuz diye sorarım. Güneşli ilçemizin adını rojava koydular ve aldılar.
Kuman yurdu kuban ilçemizi kobani diye sanki bizden bir yer değilmiş gibi bizim
yardımımız ile aldılar seyrettik. Aradaki yüzlerce kilometrelik Türkmen ve arap
yurtlarını işid ve amerikanın yardımı ile aldılar ve carabulusa kadar geldiler.
Şimdi soruyorum bırakınız buraları da alsınlar. Şimdimi aklınıza geldi bu
adamlara dur demek. Türkmen nüfusunun onda biri ;kadarolan bu hainler nerede
ise suriye sırımızın yüzde altmışını kontrol ediyorlar ve sen pkk ile savaşmak
için sadece kuzey ırakın taşlarını vurarak kimi kandırıyorsun. Eğer samimi
iseniz sadece güneşli ve kubanlı ilçelerini bırakarak diğer bütün yerlerden pyd
denen hainleri çıkartınız da görelim. Ne olduğu kuranlarca malum bir cinayet
şebekesi olan daeş ile mücadele güzel. Fakat pkk kandırmacası hiç tutmadı. Bu
meselede samimiyet içeride pkk sizi tükürüğü ile boğar diyecek kadar
devletimize ve milletimize düşman bu hainleri meclisten ve yurttan atmaktır.
Pkkyı kandilde aramaktan vazgeçiniz. Sayenizde artık mecliste ve yurdun her
yerinde açıkça havlamaktadırlar. Türkmenleri inkar ve ihmal ile her doğuluyu
kürt diye muhatap almanızı söyleyen güya Müslüman kılıklı bölücüleri kendinize
önder almanızı ve Türkmenleri kuzu gibi bu insanların önüne atmanızı ne tarih
ne biz afv etmeyeceğiz. Bu bombalama yalanlarınızı şehit analarının gözyaşları
ortaya çıkaracaktır. Hodri meydan halep orada ise arşın tam akçakalenin ve
kilisin ve urfamızın ve kuzey ırakta sınırımız olan Türkmen köyü ovacıkın
yanındadır. İstanbulda söndüremediğiniz ateş yanmaya devam ederken kuzey ıraktakı
ateşi söndürür gibi yapmanız çok ama çok ayıp. Bu millet sizlere Müslüman
kimliğiniz dolayısı ile oy verdi.; Polisimizin ve askerimizin elini tutup vatan
hainlerini serbest bırakınız diye vermedi.; Yaptığınız yollar ve diğer
hizmetler bu kanı durdurmuyor. Kürt kardeşlerimiz sözünüz hiç durdurmuyor.
Kardeşin kardeşe bunu yapamayacağını burada bir kardeşliğin olmadığını anlamak
için daha ne kadar bekleyeceğiz.
Türk milleti sabırlıdır. Fakat sabrında bir sınırı vardır.
Gelecegimize göz koyan bu hain şebekelerinin anladığı dilden konuşmak gerekir.
Bunu yapamayacaksanız orayı terk ediniz. Tarih aptal milletlerin üzerinde aynı
hatayı tekrarlar. Yunanistanın kuruluşunda 2.Mahmudun rum vahşetini Müslüman
Türk milletinden gizlemesinin büyük vebali vardır. Şimdi bu kadar elim
hadiseleri işleyenlere gereken ceza verilmez ise toplumun büyük kısmını teşkil
eden insanlar kendi acılarının peşine düşerler ise güya sizin engellemeye
çalıştığınız,; kan akmasın dediğiniz hadisenin yüz misli kan akacaktır. Bu kan
davasının müsebbibi siz olursunuz. Fitne küçük iken söndürülür. Aksi halde ilk
önce sizi ve sonra Allah göstermesin bütün vatanı ve milleti yakar. Rabbimin
emri olan öldüren öldürülür düsturu gereği gerekli kanunları çıkartınız. Avrupa
birliğinizde, bu birliğin sağlayacağını zan ettiğiniz menfaatlarınız da yerin
dibine batsın. Türkiye yıkıldıktan sonra Avrupa birliğinizin ne işe
yarayacağını zan ediyorsunuz. Kendi akıbetimizi üç; kuruşluk geçici menfaatlara
peşkeş çekenler milletin milli vicdanının kanadığını görmezden gelebilirler mi.
Onlarca adi ve siyasi cinayeti işleyenler hala yaşıyorlar ve öldürdükleri
insanları paraları ile beslenmeye devam ediliyorlar ise orada devlet uzun
yaşamaz.
Artık ya devlet başa ya kuzgun leşe vakti gelmiştir. Devlet
yaşamalıdır. Bunun içinde bu devlet için canını verenler değil, bu devlete
kurşun sıkanlar yok edilmelidir. Selamlarımla
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.