Nihat Ali Özcan / naozcan@milliyet.com.tr
Hükümet, şehirlerde “hendek” operasyonlarını sürdürüyor. PKK, kesin sonuçlu bir çatışmaya girmesinin mümkün olmadığını biliyor. Bu nedenle hükümeti geri adım atmaya zorlamak, provoke etmek için terör eylemlerini derinleştirmeye, geniş alanlara yaymaya çalışıyor. Tam bu noktada olup bitenler bize 1992-93 yıllarını hatırlatıyor. Soğuk Savaş’ın sona erdiği, Türkiye karşıtı, Rusya, İran, Suriye ve Ermenistan ekseninin inşa edildiği günlerden söz ediyoruz. Hatırlatmak gerekirse, o yıllarda boru hatları/enerji politikaları yeniden şekilleniyor, bağımsızlığını kazanan Azerbaycan Ermenistan’la savaşıyor, Türkiye Kafkasya ve Orta Asya’da etkinlik kazanmaya çalışıyordu. Suriye ise tereddütlü politikaların ardından 1992 Eylül’ünde Rusya ve İran blokunu tercih ediyordu...Bu günlerde yine Azerbaycan-Ermenistan arasında tansiyon yükseliyor, Rusya bölgede askeri varlığını tahkim ediyor. Tıpkı 1990’larda olduğu gibi.
***
PKK’nın neyi neden yaptığını anlamak için şunların mercek
altına alınması gerekir. İlki, siyasi hedef ve stratejisi ile kapasitesi
bakımından devlet. İkincisi halk desteği, silahlı militanları ve uluslararası
koşulları okuma kapasitesi açısından örgüt. Üçüncüsü de her iki aktörü kuşatan
küresel ve bölgesel eko sistemde görülen önemli değişiklikler ve çıkar
mücadeleleri.
Bu gün en dikkati çekeni eko sistemdeki değişim. Değişim
PKK’nın uzun tarihinde bazen krizden çıkış bazen de yeni fırsatlar anlamına
gelir. İran-Irak savaşı, Soğuk Savaş’ın bitmesi, Birinci Körfez savaşı, 11
Eylül saldırısı, Irak’ın işgali, Arap Baharı, Ukrayna krizi ve Kırım’ın işgali
gibi. Bugünlerde yine önemli değişimler yaşanıyor.
Hükümet, şehirlerde “hendek” operasyonlarını sürdürüyor.
PKK, kesin sonuçlu bir çatışmaya girmesinin mümkün olmadığını biliyor. Bu
nedenle hükümeti geri adım atmaya zorlamak, provoke etmek için terör eylemlerini
derinleştirmeye, geniş alanlara yaymaya çalışıyor.
Tam bu noktada olup bitenler bize 1992-93 yıllarını
hatırlatıyor. Soğuk Savaş’ın sona erdiği, Türkiye karşıtı, Rusya, İran, Suriye
ve Ermenistan ekseninin inşa edildiği günlerden söz ediyoruz. Hatırlatmak
gerekirse, o yıllarda boru hatları/enerji politikaları yeniden şekilleniyor,
bağımsızlığını kazanan Azerbaycan Ermenistan’la savaşıyor, Türkiye Kafkasya ve
Orta Asya’da etkinlik kazanmaya çalışıyordu.
Suriye ise tereddütlü politikaların ardından 1992 Eylül’ünde Rusya ve
İran blokunu tercih ediyordu.
PKK, 1992 Eylül’ünde Kuzey Irak’ta giriştiği “köylü
savaşının” ağır sonuçlarından Talabani’nin yardımıyla kurtulmuştu. Aldığı
hasarı telafi etmek için, geleneksel “ateşkes”lerinden birini ilan etti. Ancak 1993 Mayıs’ında Bingöl’de otuz üç erin
şehit edilmesiyle yeniden eylemlere başladı. Bunu Sivas ve Başbağlar
saldırıları, Gazi olayları, Kırıkkale patlamaları takip etti. Hiçbir askeri
gereklilik yokken, PKK saldırılarını Kuzey Doğu Anadolu’ya taşıdı.
Türkiye içeride bu konuyla “meşgul” edilirken, dışarıda da
ilginç gelişmeler yaşandı. Ermenistan, Rusya’nın yardımıyla Azerbaycan
topraklarını işgal etti. Yine Rusya, Mavi Akımı inşa ederken, İran doğal gazını
uygun koşullarda Türkiye’ye pazarlamıştı. Bakü-Ceyhan boru hattı ise on yıl
ötelenirken, güzergâhı muhayyel “Kürdistan’ın” dışına çıkarılmıştı. Suriye eski
günlerdeki gibi, Rusya ve İran ekseninde kalmıştı.
Bu günlerde yine Azerbaycan-Ermenistan arasında tansiyon
yükseliyor, Rusya bölgede askeri varlığını tahkim ediyor. Tıpkı 1990’larda
olduğu gibi. Yine Rusya, İran, Suriye, Ermenistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ekseni
güçleniyor. Türkiye ise içeride “hendek savaşları” ile meşgul. Resmi tamamlamak
için geriye çökertilecek “boru hattı” ve ülkenin çeşitli yerlerinin yangın
yerine çevrilmesi kalıyor. Tarihi hafıza, PKK’nın eylem çağrısının ardındaki
nedenin bu olduğunu söylüyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.