Tabii ki, anayasa bu hakların korunması için yeterli bir
çerçeve oluşturmalı. Fakat dillendirilen talepler ayrı bir İnanç Özgürlüğü Yasası’nda
korunup düzenlenebilir. İnanç gruplarının bazı talepleri yasalarda yeni
düzenlemeler gerektiriyor. Kimliklerde din hanesinin kaldırılması, vicdani ret
hakkının tanınması, cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınması, ibadet
yerlerinin kurulmasının engellenmemesi, dini grup ve/veya grupların tüzel
kişilik kazanmasına ilişkin düzenleme yapılması, kişilerin kendi inançlarına
göre özgürce ibadet etme hakkı, din görevlisi yetiştirmek amaçlı okul açma
hakkı, din görevlilerini seçme ve atama hakkı, kamu ve özel sektörde çalışma
hayatında din veya inanç özgürlüğüne saygı duyulması, dini aidiyet temelinde
ayrımcılık yapılmaması gibi talepler ve daha fazlası, doğrudan anayasa yerine
İnanç Özgürlüğü Yasası’nda korunabilir… Dünyaya baktığımızda nispeten yakın bir
zamanda yasalaşan Portekiz Din Özgürlüğü Yasası (2001) iyi bir örnek olarak gösterilebilir.
***
Yeni anayasa yapım sürecine hazırlanıp en iyi şekilde
katılmaya çalışan toplum kesimlerinden biri inanç grupları oldu; ancak çoğu
zaman yeni anayasadan beklentileri, aslında anayasada ifadesini bulabilecek
taleplerin ötesinde talepleri de içerdi. Tabii ki, anayasa bu hakların
korunması için yeterli bir çerçeve oluşturmalı. Fakat dillendirilen talepler
ayrı bir İnanç Özgürlüğü Yasası’nda korunup düzenlenebilir. Dünyada da anayasalarında din veya inanç
özgürlüğüne ilişkin hükümlerin yanı sıra dini özgürlükleri yasalaştıran ülkeler
var.
İnanç gruplarının bazı talepleri yasalarda yeni
düzenlemeler gerektiriyor. Kimliklerde din hanesinin kaldırılması, vicdani ret
hakkının tanınması, cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınması, ibadet
yerlerinin kurulmasının engellenmemesi, dini grup ve/veya grupların tüzel
kişilik kazanmasına ilişkin düzenleme yapılması, kişilerin kendi inançlarına
göre özgürce ibadet etme hakkı, din görevlisi yetiştirmek amaçlı okul açma
hakkı, din görevlilerini seçme ve atama hakkı, kamu ve özel sektörde çalışma
hayatında din veya inanç özgürlüğüne saygı duyulması, dini aidiyet temelinde
ayrımcılık yapılmaması gibi talepler ve daha fazlası, doğrudan anayasa yerine
İnanç Özgürlüğü Yasası’nda korunabilir.
İnanmayanlar- ateist ve agnostikler- resmi olarak anayasa
yapım sürecine katılmamış olsalar da bu süreçten beklentileri var. Kısa bir
süre önce yayınlanan bir röportajda ifade edildiği gibi aslında Türkiye’deki
ateist ve agnostikler inanmama hakkının etkili bir şekilde korunmadığını dile
getiriyorlar. Ateistler veya agnostikler olarak örgütlenemediklerini çünkü
hedef olmaktan çekindiklerini söylüyorlar. İnanmama hakkı da düşünce, din veya
inanç özgürlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır. Dinin eleştirisi veya dine karşı
söylemlerin cezai kovuşturma konusu olması (TCK Madde 216) bu bağlamda kaygı
verici. Bir ülkede şiddeti desteklemeyen
bir grubun hedef olacağını düşünerek örgütlenememesi ülkenin tümü için
tehlikeyi haber veren bir işaret olarak görülmelidir.
Anayasa yapım sürecinde, inanç gruplarının sürece aktif
bir şekilde dahil olmalarının sonucunda medyada taleplerinin yer alması ve
tartışılmasıyla güçlenen bu dinamik sürecin devam etmesinde yarar vardır. Bu
süreçte de görüldüğü gibi öğrenilecek, konuşulacak, analiz edilecek,
tartışılacak ve çözüm üretilecek pek çok konu var. İnanç Özgürlüğü Yasası,
düşünce, din veya inanç özgürlüğüne ilişkin bu dinamik sürecin kaybedilmemesi
ve ileri götürülmesi için bir araç ve bunun bir ürünü olabilir.
İnanç gibi toplumu kolayca kutuplaştırabilen bir konuda
sorunların ilgili taraflarca ifade edilmesi hem devlet görevlilerinin hem de
toplumun bunları duyması, yani iletişim, bir noktada dönüşüme yol açmalıdır ve
açacaktır. Dönüşüm kuşkusuz tek yönlü
bir yolda, yani özgürlüklerin daha da genişlemesi yönünde, olmalıdır. Dönüşüm
için de diyalog ve işbirliği devam etmelidir.
Dünyaya baktığımızda nispeten yakın bir zamanda yasalaşan
Portekiz Din Özgürlüğü Yasası (2001) iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Bu
yasa neleri kapsıyor? Düşünce, din veya inanç özgürlüğünü herkesin hakkı olarak
tanıyor. Kimseye dini veya inancı nedeniyle ayrıcalık tanınamayacağı veya
inancından ötürü herhangi bir hakkının kullanımında mağdur olamayacağı
belirtildikten sonra devletin herhangi bir din veya mezhebe ayrıcalıklı bir
şekilde davranamayacağı ifade ediliyor. Yasada devlet ve dini kurum veya
gruplar arasında ayrılık olacağı ve devletin herhangi bir inançla bağı
olmayacağı ilkesine, dini konularda fikir beyan etmeyeceği, eğitime ve kültüre
ilişkin planlamaları herhangi bir dine göre yapamayacağı kurallarına yer
veriliyor. Ayrıca, devlet ve dini gruplar arasında insan hakları, barış ve
hoşgörü gibi değerler ile ilgili olarak işbirliği yapılacağına dair bir ilke de
var. Kişilerin din veya vicdan özgürlüğü hakları arasında yaşanan çatışmaların
hoşgörü ilkesi ışığında çözüleceği belirtiliyor. Vicdani ret hakkı tanınıyor.
Muafiyet düzenleniyor, kamu kurumlarında çalışan görevlilerin dini bayramlarını
kutlayacakları gün ve dinsel gereklilikleri yerine getirecekleri saatlerde izin
isteme hakkı güvence altına alınıyor. Bu taleplere göre esnek çalışma koşulları
oluşturulacağı ve görevliye bu saatlerin ücreti ödeneceği hükmüne yer
veriliyor. Benzer şekilde öğrencilere de esnek bir şekilde dinlerinin
gereklerini yerine getirme konusunda şartlar sağlanması kuralı getiriliyor.
Kilise veya diğer dini grupların kendi dini kurumlarının hakları güvence altına
alınıp düzenleniyor. Tüzel kişilik edinme hakkı tanınıyor. Yasaya göre din veya
ahlak eğitimi isteğe bağlı olarak devlet tarafından, dini gruplarla işbirliği
içinde sağlanır. Kamu televizyon ve radyo hizmetlerinde dini gruplara belirli
sürelerde program yapma hakkı tanınır. Şehir planlama süreçlerinde dini
grupların dinlenmesi gerekliliğine yer verilir. Dini kurallara göre hayvan
kesimi, vergi muafiyeti ve devlet yardımı da dahil olmak üzere çok kapsamlı bir
yasa Portekiz’in Dini Özgülük Yasası. Bu yasa sadece inanç özgürlüğü kapsamında
değerlendirilmesi gereken meselelerin çeşitliliğini gözler önüne sermesi
açısından bile kayda değer.
Türkiye’nin düşünce, din veya inanç özgürlüğü alanında,
üzerinde toplumsal uzlaşma sağlaması gereken ve uluslararası insan hakları
yükümlülükleriyle uyumlu çözümler üretmesi gereken pek çok mesele var. Yeni
anayasanın çizeceği sağlam bir koruma çerçevesinden sonra İnanç Özgürlüğü
Yasası’na yönelik bir çalışma tüm bu meselelerle ilgili yol alınması için iyi
bir araç/hedef olabilir.
Summary
In the process of contributing to the drafting of
Turkey’s new Constitution representatives of various belief communities in
Turkey have expressed many demands related to the protection of freedom of
religion or belief in Turkey. It is however not possible to address all of them
in the Constitution as they would require the inclusion of many detailed rules
in the Constitution. Mine Yıldırım argues that these demands should not be left
aside because they are not going to be the enshrined in the new Constitution,
instead they should be the basis of a new work on drafting a Law on Religious
Freedom in Turkey.
1 yorum:
All these things mentioned at this artical abose should 've been nice to have in Turkey but we don't have a high expectations from neither any Turkish Government (administration) or Sunni Muslim or Alevite Muslim Turks oh we should also include the so-called socialist minded Turks because their history of being in charge also proved to the whole world about how they used the Secularism to put the Jewish/Christian minoritiesin Turkey on the spot(took away their rights which was recognized in Lousanne/CH.
It is unfortunate that no matter what they do and say ,we minorities as Turkish citizen Jews and Christians would still not totaly feel secure enough untill all the minority rights recognized in EU will be equally recognized for us in Turkey.
Turkiyede yapilmasi istenen bu yeni gelismeler Tum TC vatandaslari icin Muslum Gayrimuslum herkes icin guzel adimlardir.
Fakat malesef biz azinliklar icin gecmisde Turkiyede yasadigimiz tecrubelerden dolayi basta kim hakim olursaolsun ister Laik ister dindar ,ister milliyetci veya Sosyalis gecinen sozde gruplara guvenmek pek de kolay degildir.
Avrupa Birligindeki insan haklari ve Azinliklara taninan ayni esit Haklara sahip tum gruplar nasil bugun AB icinde ve disinda birer vatandas olarak haklara sahipse ,Turkiyede de ayni bu esit haklarin. Bizazinliklara kesintisiz verilmis olmasi Anayasada verilecek ve taninacak en temel hakkimidir ve bu Basa kim gelirse gelsin dokunulmadan surekliligi garantilenmelidir yoksa bugun Bir adim ileri atacak Turkiye ve Turklerin yarin iki adim geriye atmayacagini bize kim Garanti Edebilir?
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.