Kemal Arıkan, California’da aracının içinde kırmızı
ışıkta beklerken yakalandı Ermeni şiddetine.
28 Ocak 1982.
Saldırganlardan birinin adı Hampig Sasunyan (19), diğeri
de Krikor Saliba’ydı (20).
Amerika’ya Lübnan’dan göç eden iki ailenin Ermeni asıllı
oğulları.
Silahla vurdular Arıkan’ı.
Olayın hemen sonrasında da Los Angeles’taki Birleşik Uluslararası
Basın (UIP) ajansına bir telefon geldi.
Ermeni Soykırımı’na Karşı Adalet Komandoları (JCAG)
cinayeti üstlendiğini söylüyordu.
Saliba Lübnan’a kaçtı.
Ama Los Angeles polisi Sasunyan’ı birkaç saat sonra
evinde yakaladı.
Aramada da otomobilinde .357 kalibrelik bir mermi ve Los
Angeles’tan Beyrut’a tek yön bir uçak bileti çıktı.
Evindeki aramada da bir silah faturası, atış hedefleri ve
o dönem ASALA, JCAG gibi örgütlere insan kaynağı sağladığı anlaşılan Ermeni
Gençlik Federasyonu’nun bir manifestosu.
“Suçsuzum” dedi mahkemede Sasunyan.
Arıkan’ın öldürmediğini iddia etti.
Ama yargılama sonunda jüri Sasunyan’ı suçlu buldu.
Ve Arıkan’ı sırf etnik aidiyetinden dolayı öldürdüğüne
hükmedip bu yüzden şartlı tahliye imkânını da elinden aldı.
Ömür boyu hapis cezası verdiler Sasunyan’a. Sene 1984.
Olayın başından
beri Amerika’daki Ermeni örgütler tarafından sahiplenilen ve “kahraman”
muamelesi gören Sasunyan vakasındaki kritik değişiklik ise 2002’de yaşandı.
Bir anlaşma yaptı yargıyla Sasunyan.
Ve 20 yıl sonra Arıkan’ı öldürdüğünü kabul edip özür
diledi.
Mahkeme de bunun karşılığında Sasunyan’a şartlı tahliye
hakkı verdi.
Arıkan’ı sırf etnik kökeni nedeniyle öldürdüğü yönündeki
hükmü iptal edip Sasunyan’a her dört yılda bir Şartlı Tahliye Kurulu’nun
karşısına geçme olanağı tanıdı.
Olmadı.
Kararın ardından 2006’daki ilk oturumda, topluma yönelik
oluşturduğu tehlike ve halk güvenliği açısından Sasunyan’ın tahliye
edilmemesine karar verildi.
2010’da ikinci şartlı tahliye duruşması oldu.
Ama aynı sebeplerle yine içeride tutulması istendi.
İşte Sasunyan’ın 3 Temmuz’daki duruşması da önceki iki
oturumun devamı özelliği kazandı.
Ve Arıkan cinayetinin ardından hapiste geçirdiği 31 yılın
ardından, o gün kurukldan artık şartlı biçimde salıverilmesini isteyeceğini
açıkladı.
Amerika’daki Türk Derneği ATAA ve Türk gönüllüler,
duruşma öncesi Sasunyan’ın neden bırakılmaması gerektiğini anlatan kapsamlı bir
dosya hazırlayıp kararı verecek olan kurula sundular.
Ermeniler de Sasunyan’ın çıkacağı beklentisiyle şimdiden
hazırlıklara başladı.
Karar ne olur, kim kazanır bilmiyorum.
Ama bildiğim ve artık emin olduğum, bitmeyen, bu haliyle
bitecek gibi de durmayan bir mücadele bu.
1915 Olayları’nın 100. yıldönümüne hazırlanan bir taraf
için kendi geçmişindeki şiddetin hukuk önünde cezasını doldurduğunu göstermek
için bir fırsat.
Ermeni grupların lobi faaliyetlerine karşı çalışan diğer
taraf için de kaybedilmemesi gereken bir cephe.
Bir tarafın geçmişinde bir milyonun üzerinde insanın
hayatını kaybettiği bir trajedi.
Diğer tarafın geçmişinde ise 1973’den günümüze 524 masum
insanın canını alan kör bir şiddet.
Dediğim gibi kim kazanır, kimin istediği olur bilmiyorum.
Ama 2002’de Sasunyan’ın şartlı tahliyeden yararlanmak
için yazdığı mektubun bazı bölümlerini okudum.
Bir yerde şöyle diyordu:
“Kemal Arıkan’ın öldürülmesine katıldım. Siyasi bir
hedefe ulaşmak için terörist taktikleri kullanmaktan vazgeçiyorum. Arıkan
Ailesi’nin yaşadığı acıdan üzüntü duyuyorum.”
Eğer Sasunyan o satırlarında samimiyse…
Demek istediğim… Çıkmak için değil de gerçekten o ailenin
acısını hissederek yazdıysa bunları…
İyi bir şey değil mi…
Ve hapisten kurtulmak için illa bir mektup gerekiyorsa,
herkes için bir mektup yazma vakti gelmedi mi?..
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=23596353

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.