Muş Belediye Meclisi’nce bir yıl önce onaylanan Ermeni
evlerinin yıkımına başlandı. “Kentsel dönüşüm” projesi kapsamında yıkımına
başlanan evlerin yerine TOKİ yeni apartmanlar yapacak. Yıkılan evlerin
sahiplerine ise evlerinin değerine göre daireler verilecek. Kale
Mahallesi’ndeki tarihi evlerden birinde oturan ve evinin yıkılmasına karşı
çıkan 39 yaşındaki Ercan Çete’nin evine gidiyoruz. Çete bu mahallede doğup
büyümüş. Oturdukları evin 148 yıllık bir geçmişi olduğunu söylüyor. “Evlerimizi
‘Gecekondu’ diyerek yıkmak istiyorlar. Benim Osmanlı’ya dayanan bir tapum var.
Gecekondunun tapusu olur mu hiç?”
***
Muş’taki tarihi Ermeni evleri “kentsel dönüşüm” projesi
kapsamında yıkılıyor. Mahalle sakinlerinden Ercan Çete evinin yıkılmaması için
direniyor.
Serhat Korkmaz / korkmazserhat7@gmail.com
Muş’taki tarihi
Ermeni evlerinin yıkıldığı Kale Mahallesi’ndeyiz. Her sokak bir enkazı
andırıyor adeta. Çok değil bir ay öncesine kadar enkaz yerine tarih vardı
orada. Çocuklar vardı. Şimdi ise sessizlik… Muş Belediye Meclisi’nce bir yıl
önce onaylanan Ermeni evlerinin yıkımına başlandı. “Kentsel dönüşüm” projesi
kapsamında yıkımına başlanan evlerin yerine TOKİ yeni apartmanlar yapacak.
Yıkılan evlerin sahiplerine ise evlerinin değerine göre daireler verilecek.
“Gecekondunun tapusu olur mu?”
Kale Mahallesi’ndeki tarihi evlerden birinde oturan ve
evinin yıkılmasına karşı çıkan 39 yaşındaki Ercan Çete’nin evine gidiyoruz.
Çete bu mahallede doğup büyümüş. Oturdukları evin 148 yıllık bir geçmişi
olduğunu söylüyor.
“Evlerimizi ‘Gecekondu’ diyerek yıkmak istiyorlar. Benim
Osmanlı’ya dayanan bir tapum var. Gecekondunun tapusu olur mu hiç?”
Evinin yıkılmaması için büyük bir çaba sarf ettiğini dile
getiriyor Çete ve ekliyor: “Evimin tarihi eser olduğunu söyledim ve
yıkılmamasını talep ettim. TOKİ ve Belediye birbirini adres gösteriyor.
Valiliğe de başvurdum fakat bir sonuç alamadım.”
Çete yıkılan evlerin altında ve avlusunda altın arayan
insanların olduğunu söylüyor. Hatta ona göre kimi evler sırf bundan dolayı da
yıkılmış olabilir.
Mahallede 350 civarında ev varmış. “Yıkılmayan kaç ev
kaldı?” diye soruyorum “19” diyor.
“Eskiden her şey çok daha güzeldi”
“Bizim ev için iki daire vereceklermiş. Her iki ev içinde
135 bin lira borçlanacağımızı söylediler. Daireler yapılana kadar da her ay 300
liralık kira yardımında bulunacaklarmış. Muş’ta 300 liraya kiralık ev bulmak
çok zor.”
Yıkımlar başlayınca Muş’ta kira fiyatları da
yükselmiş.Çete anlatmaya devam ediyor:
“Kardeşimin üçü engelli olmak üzere yedi çocuğu var.
Kiralık ev bulması zor. Zaten ev sahipleri çok çocuklu ailelere evlerini vermek
istemiyor.”
Çete konuşurken tandırda ekmek pişiren eşi Hacire Çete
giriyor araya. “Evlerinin yıkılmasına izin veren komşularımız buraya gelip
ağlıyorlar. Çok pişmanlar. Eskiden her şey çok daha güzeldi” diyor.
Ercan Çete’yle konuşuyoruz tekrar. “Bundan sonra ne
yapmayı düşünüyorsunuz?” diye soruyorum. “Ellerime kelepçe vurulana dek evimin
yıkılmaması için mücadele edeceğim” diyor.
“‘Evlerinizi vermezseniz hesabınıza 20 bin lira yatırır
evinizi yıkarız. Mahkemeye de verseniz 20 yıl bir sonuç alamazsınız’ dediler
bize. Birçok insanı da böyle kandırdılar.”
Sohbete ara verip evini geziyoruz Çete ailesinin.
Dolaplar, kapılar ve merdivenleriyle tarihi dokusu bozulmamış evin. Balkona
açılan kapıyı aralayınca Ermeni mezarlığını görüyoruz karşı tepede. Yıkılan
yapılar ve Ermeni mezarlığı ile Kale Mahallesi gerçeğin yalın haliyle duruyor
karşımızda. (SK/HK)
* Fotoğraflar: Serhat Korkmaz
1915 Öncesi Muş
299 kilise, 94 manastır, 53 hac yeri ve 5,669 öğrencili
135 okulun bulunduğu 339 köyde, 140,555
Ermeni’yi barındıran (16.927 hane) Muş sancağı, Ermenilerin yaşadığı en
kalabalık ve etnik açıdan en homojen yapıya sahip bölgeydi. Daronlu antik
Mamigonyan Prensliği’nin bulunduğu bölgede yer akan sancak, beş kazaya
bölünmüştü: Muş, Sasun, Manazgerd, Pulaneğ/Bulanık ve Varto/Gumgum.
Kuzeydoğu-güneybatı yönünde akan Doğu Fırat’ın (Murat
Suyu) suladığı, dağların arasına sıkışmış olan Muş Ovası, tarihi ve coğrafi
açıdan bölgenin merkezi konumundaydı. Doğuda Nemrut Dağı, kuzeyde Bingöl/Püragn
Dağı, güneyinde ise Sasun’u da kapsayan Toros Sıradağları uzanıyordu.
Muş; güneye, doğuya ve batıya açılan aynı adlı büyük
ovanın sınırındaki bir tepenin üstünde aşağıdan yukarıya doğru basamaklar
halinde yayılmıştı. 20. yüzyılın başlarında, Muş evleri genellikle moloz taşı
ve kerpiçten inşa edilmişti; hatta taş duvarlar örülerek yapılmış olanları
vardı, çoğunlukla ahşap oymalı balkonları bulunan bu evler iki ya da üç
katlıydı. Muş, Sasun’un hemen yakınındaki dağlık bölgenin habercisi olan
Dzirnagadar Dağı ve Gortuk Dağları’yla kuşatılmıştı. Taraça şeklince ve
bostanlarla kapalı olan, sağda-solda kavak ağaçlarının salındığı civardaki
bütün tepecikler; buğday, arpa, çavdar, pamuk ve tütün tarlalarının uzandığı
vadiye kadar ulaşıyordu.
* Kaynak: 1915 Öncesinde Ermeniler, İstanbul, Aras Yay.
2012,. Aktaran: Emre Ertani - Agos


2 yorum:
Gözü paradan baska birsey görmiyenlerin,yikilacak evlerin ermeni yapisi olusunu duyunca,bu firsati kacirmiyarak bir tasla iki kus vurduk misali hicbir engelle karsilasmiyacagindan emin olarak ise basladilar,para icin kendi tarihi eserlerini
koruyamiyanlardan,ermeninin evini korumasini beklemek,iyimserlik degil,aptalliktir,kasikla verdiklerini,catal,bicakla cikariyorlar.Yabanci medyada Achtamar adasindaki Surp hacin onarimini, acilisini gösterenler,bu evler gibi daha nice tarihi kilise ve manastirlarin talan edildigi gösterilirse acaba ne derler?
Ben size hemen cevabini vereyim,"Nankör,vatan haini,ermeni dölü" bunlardan sadece birkacidir
Yine de gösteris icin bile olsa restore edilen kilise ve diger eserler icin tesekkür etmek zorunlugunu duyuyorum.
Sn Giryan sizin soz ve dusuncelerinize katiliyor ve bir baska mevzuyu da eklemek istiyorum o da bugune kadar daima akillarinda tuttuklari Ermenilerden kalan Kup altinli definelerin de bu evlerin belki de ortaya cikarilabilmesi ihtimalidir oyle ki bu yikimi gerceklestirenler oyle kepceyle falan degil ellerine birer kazma kurek alarak ozenli bir sekilde bizzat sahsen yikim islemini gerceklestirseler belki de hayatlarinda goremeyecekleri kadar biz Ermenilerin vaktiyle bu civarda yanimizda goturemeyip de belki de geri doneriz diyerek gomdugumuz kuplerle Altinlari,Kirmizi Liralari bulup ihya olurlardi ama varsin O da Kara Topraga Kalsin deriz.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.