Süryanilerin
anayurdu olarak bilinen Turabdin bölgesinin kalbi konumundaki Mor Gabriel
Manastırı, Midyat ilçesi'nin 23 km. güneydoğusunda, meşe ağaçlarıyla örtülü
tepelerin doruk noktalarından birinde, 1616 yıllık uzun tarihi boyunca
yaşadıklarını sergileyerek kendisine gelen konukları büyüleyerek karşılar.
Süryanilerin
anayurdu olarak bilinen Turabdin bölgesinin kalbi konumundaki Mor Gabriel
Manastırı, Midyat ilçesi'nin 23 km. güneydoğusunda, meşe ağaçlarıyla örtülü
tepelerin doruk noktalarından birinde, 1616 yıllık uzun tarihi boyunca
yaşadıklarını sergileyerek kendisine gelen konukları büyüleyerek karşılar.
Manastır, 397 yılında Mor Şmuel (ö.409) ve Mor Şemun ( ö. 433 ) tarafından
kurulmuştur. Ancak, kısa zamanda Manastır o kadar ünlenmiş ki, ünü o dönemde
İstanbul ve Roma'da oturan imparatorların kulağına kadar gitmiş. Roma
İmparatorları Arcadius (395-408) ve Honorius'un (395-423) bağışlarından sonra
II. Theodosios (408-450) ve Anastasius'un (491-518) bağışlarıyla Manastır'da
yapılan bazı önemli yapılar günümüzde halen ayaktadır.
Manastır'ın 5
ve 6. yüzyıldan kalan muhteşem yapıları, Bizan dönemi nadir mozaikleri,
kubbeleri, abbaraları, çan kuleleri, hareketli terasları, kapıları ve Midyat
kesme taşlarından yapılan kapı ve yapılardaki motif ve süsleri ile herkesi
büyüleyen Manastır, aynı zamanda Süryani Kilisesi'nin en önemli dini
merkezlerinden biridir.
Kilise
tarafından "İkinci Kudüs'' olarak ilan edilen Mor Gabriel Manastırı,
manastırlarıyla ünlü Yunanistan'daki Athos Dağı'nda kurulu herhangi bir
manastırdan en az 400 yıl daha eskidir. Kuruluşu, Filistin'deki Mor Saba
Manastırı'ndan yaklaşık 80 yıl; Mısır, Sinai bölgesindeki Mort Katherina
Manastırı'ndan da bir buçuk asır öncedir. Dolayısıyla dünyanın en eski ve faal
Hıristiyan manastırlarından biri olma özelliğine sahip olan Mor Gabriel
Manastırı aynı zamanda 16 asırdır (zaman zaman savaş ve karışıklıklar nedeniyle
boş kaldığı dönemler hariç) manastır yaşam tarzı ve geleneğini yaşatabilen
ender manastırlardandır. Bu nedenle Mor Gabriel Manastırı, hem Türkiye'miz hem
de dünya tarih ve kültür mirasının en değerli ve görkemli yapıtlarından biridir
demek mümkündür. Manastır, tarihsel süreçte dönem dönem farklı isimlerle
anıldı. İlk dönemlerinde, kurucularının isimlerine izafeten Mor Şmuel ve Mor
Şemun Manastırı olarak tanınmıştır. "Rahiplerin Meskeni" anlamına
gelen ve Süryanice'de "Dayro d'Umro" isminden türetilen Deyr-el-Umur
veya bunun da Türkçeye uyarlanmasıyla oluşturulan Deyrulumur ismiyle de
bilinmektedir. Aynı zamanda, Kartmin (bugünkü Yayvantepe) Köyü'ne olan
yakınlığı nedeniyle, zaman zaman Kartmin Manastırı ismiyle de karşımıza
çıkmaktadır. Ancak,bugün de kullandığımız Mor Gabriel Manastır adlandırması, 7.
yüzyılda yaşamış ve aralarında dört ölüyü de dirilttiği birçok mucize
gerçekleştiren, sade yaşamıyla azizlik mertebesine yükselen, iyi ve dirayetli
yönetimi ile Manastır'ın gelişmesinde çok önemli rol oynayan Manastır ve
Turabdin Metropoliti Mor Gabriel'in (634-668) adından gelmektedir. Manastır'ın
farklı mimari tarzları içinde barındıran yapılara sahip olmasının nedeni,
yapılarının farklı dönemlerde yapılmış olmasından kaynaklanır. Manastır'ın
birinci katını oluşturan, tarihsel değeri büyük ve gelen konukların da ziyaret
ettiği yapıların çoğu 5 ve 6. yüzyıldan kalmadır. Manastır'ın ikinci ve
özellikle üçüncü katını oluşturan ve idari bölümleri barındıran yapılar ise 20.
yüzyılın ikinci yarısından sonraki dönemlerde, duyulan ihtiyaçların
karşılanması için yapılan yeni binalardır.
aykiridogrular.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.