Fehim
Taştekin
Türk
Dışişleri, BMye iltica talebinde bulunabilecek Suriyeli Ermeniler için
Mardin'de 2 bin kişilik kampın hazır olduğunu bildirmiş. Dışişleri,
BM'ye 'iltica talebinde bulunabilecek Suriyeli Ermeniler 'in Mardin'de 2 bin
kişilik kampın hazır olduğunu' bildirmiş. Ne kadar rahatladım bilemezsiniz!
Hemen öncesinde beni arayıp "24 Nisan geliyor, 1915'in yıldönümünde yine
mi Ermeniler" diye soran Hıristiyan dostuma "Ne alakası var"
dedim. Bir paylamadığım kaldı. Ardından Dışişleri'nin 'zinhar olmaz' diyen
açıklaması geldi: "Keseb'te çatışmalar sırasında Türkiye'nin muhalif
güçlere topraklarını kullandırmak suretiyle veya diğer şekillerde destek
sağladığı yönündeki iddialar bütünüyle mesnetsizdir." 'Böyle buyurduysa
devlet' demeye ramak kala devletin lafının üstüne laf kondururcasına adresime
bir e-posta, internete de bir 'tape' düştü.
TBMM
Dışişleri Komisyonu üyesi Mehmet Ali Ediboğlu günlerdir Hatay'daydı, olup
bitenlerin peşindeydi. Gönderdiği e-postada şunları paylaştı:
"Gözlekçiler
Köyü, çandır Köyü ve Teknecik Karakolu'na gittik. önümüz askerler tarafından
kesildi. Kendi vatanımızda 'Can güvenliğiniz yok' diye aldığımız uyarılar
canımızı acıttı...
Bizi
sokmak istemedikleri yerlerde hatta askerlerin kullandığı alanlarda Suriye
plakalı araçlar cirit atıyordu...
Köylülerden
aldığımız bilgilere göre en az 5 ayrı noktadan aynı anda binlerce silahlı,
Türkiye topraklarından sınırı geçerek saldırıyı başlattı...
Görüntülediğimiz
bir konu da Gözlekçiler ile Kayapınar Bölüğü arasındaki 'Askeri Hat Yolu'ndan
onlarca Suriye plakalı aracın sürekli 'terörist' taşıdığı ve topraklarımızdan
Suriye karakoluna mermi yağdırdıklarıdır."
İddialar
arasında doçka uçaksavar monte edilmiş kamyonetlerin yanısıra 2 tank ve 30
kadar TIR'ın sınırdan geçtiği de var. El Alem muhabirinin inanılması zor
iddiasına göre de, "Türk ordusu Keseb yakınlarındaki askeri üssü
bombaladı...Nusra, Keseb'te Türk tanklarına kendi bayrağını astı." Yaygın
kanaat ise TSK'nın Suriye jetini düşürerek Keseb'i ele geçiren silahlı gruplara
karşı ordunun hava operasyonlarına engel olduğu yönünde.
Tapeler
de bunlar varsa...
Tam
da Keseb'e odaklanmışken Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Müsteşarı
Feridun Sinirlioğlu, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve MİT
Başkanı Hakan Fidan'ın katıldığı toplantının tapesi çıktı. Kayıt gerçekse
Irak-Şam İslam Devleti'nin tehdit ettiği Süleyman Şah Türbesi ile ilgili
alınabilecek önlemler, Suriye senaryoları, Suriye'de savaşan grupların silah ve
mühimmat sorunu, daha önce bölgeye gönderilen mühimmat ve elde edilen sonuçtan
bahsediliyor. Konuşmalar Türkiye'nin Suriye'ye ne kadar battığını gösteriyor.
ürkütücü. Akıl devredışı. Hal böyle olunca Keseb'le ilgili iddialar beni
şaşırtmıyor. Lübnan sınırından Şam kırsalına uzanan bölgede yürütülen Kalamun
Savaşı'nda darbe alan silahlı grupların kuzeye çekildiği ve yabancı
savaşçıların ülkelerine dönmeye başladığı bir süreçte Keseb, Nusra ve müttefiki
İslami Cephe'nin inancını tazeleyen bir kazanım oldu. En azından hayal
ettikleri Akdeniz'e inip poz verdiler. 3 yıldır Lazkiye'den Tartus'a uzanan
Akdeniz hattını yaramamışlardı. Bu, Türkiye'nin lojistik ve askeri desteği
olmadan mümkün değil. Lübnan'da yayımlanan Sefir gazetesi, Keseb taarruzunda
yabancı istihbaratçıların rolüne değinirken şu iddiayı dillendirdi:
"özellikle Türk istihbaratı saldırının hazırlığı ve planlamasında belirgin
bir rol oynadı, uygulamasına da destek verdi." Saldırada yer alan Yıldırım
Tugayı'nın lideri İbrahim İdlibi de, 'Türkiye'den kendilerine uçaksavar ve
roket ulaştığını' gururla anlattı.
Ermeniler
teyakkuzda
Bunların
ne kadarı doğru bilemiyoruz. Ama çizilen resimde kritik aktör Türkiye, hedef de
Ermeni kasabası olunca Keseb bambaşka bir sonuç doğuruyor. Militanlar Keseb'te
kiliseyi koruduklarını belirtse de Mısırlı Ebu Katede, Facebook'ta kiliseden
paylaştığı fotoğrafa, "Haçları söktük. Kardeşlerimiz kiliseyi camiye
dönüştürecek” notunu düştü. Tüm Ermeni diasporası haliyle bunu
konuşuyor.
Amerikan
Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Ermenilerin bir kez daha sürgüne zorlandığını
iddia edip Kongre ve Beyaz Saray'dan Türkiye'ye baskı istedi. Ermenistan Devlet
Başkanı Serj Sarkisyan, Türk birliklerinin biri 1909, diğeri 1915'te olmak
üzere iki kez Hıristiyanları Keseb'ten sürmeye kalkıştığını ve şimdi tarihin
tekerrür ettiğini öne sürdü.
Politika
neden değişti?
Keseb,
bölgede Ermenilerin topluca yaşadığı nadir yerlerden biri. Hataydaki Vakıflı
Köyü gibi simgesel. Türkiye'nin onlara kucak açan pozu inandırıcı gelmiyor.
Dürüst olmak gerekirse ne Türkiye Ermenilerin gelmesini istiyor ne de Ermeniler
Türkiye'ye güveniyor. Zaten kaçanlar ordunun kontrolündeki bölgelere gidiyor.
Kritik bir eşikteyiz ve Keseb'te olası bir facianın faturasının kesileceği ülke
de maalesef belli. 24 Nisan yaklaşırken bu mesele yer yerde Türkiye'nin önüne
konulacak. Korkarım hesapsız kitapsız işler sonunda
Türkiye'yi
Lahey'lik hale getirecek. Birileri Rober Koptaş'ın, "Düne kadar Keseb'e
saldırıları bizzat engelleyen Türkiye ne oldu da İslamcı gruplara en hafif
tabirle göz yumdu?" sorusuna yanıt vermeli, tapeli ya da tapesiz
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/fehim_tastekin/keseb_surgunu_30-1183619
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.