Sarkis Hatspanian
Sardarapat Zaferi
olmasaydı, dünya haritasında Ermeni Devleti de olmayacaktı kuşkusuz! 1917 Ekim’inde
Rusya’da gerçekleştirilen devrim sonrası iktidara gelen Sovyet hükümetinin
çağrısıyla Birinci Dünya Savaşı’nın Güney Kafkasya Cephesi’ndeki Rus askeri
birlikleri bulundukları yerlerden geri çekilirler. 1915’te soykırıma uğramış
Ermeni ulusu için bu geri çekilme çağrısı, halkının Ermenistan’ın doğusunda
kalmayı başaran az sayıda insanlarının da katledilerek, yok olmasına eşdeğerdi
ve Vladimir Ilyich Lenin bu durumun Ermeniler için ne kadar yaşamsal öneme
sahip olduğunu herkesten çok iyi bildiği halde, olası yeni bir soykırıma göz
yumar.
Geri çekilen Rus
ordusu içerisinde az sayıdaki Ermeni gönüllüler birliğinin ciddi bir saldırıya
karşı koyamayacağını gören askeri Türk birlikleri Erzincan’da imzalanmış olan
ateşkes anlaşmasını ihlal ederek, 1918 Şubat’ında Batı ve Doğu Ermenistan’ın
tüm şehir ve köylerindeki halka karşı saldırıya geçerler. Erzurum ve Kars’ın
işgalinin ardından 15 Mayıs 1918’de Doğu Ermenistan’ın Aleksandropol (şimdi
Gümri) şehrine girerler. Burada ikiye ayrılan Türk birliklerinden Yakub Şevki
Paşa komutasındaki Yerevan’a, Esad Paşa’nın başında olduğu birlik ise -bu
birlik kendi içerisinde ikiye ayrılarak- birisi Karakilise (şimdi Vanadzor),
diğeri (Baş) Aparan’a doğru yönelir.
Böylece şimdiki
Ermenistan Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde varolan topraklar Türk
ordularınca abluka altına alınır. Bu vahim durumda Yerevan Vilayeti Diktatörü
olarak kabul edilen Aram Manukyan (1915’te Van Ermenilerinin direnişini yöneten
kişidir) askeri saldırıya karşı ulusal savunma görevini gönüllü olarak
üstlenerek acilen General Movses Silikyan’ı Yerevan /Sardarapat/ yönü
komutanlığı, General Tovmas Nazarbekyan’ı Karakilise /Vanadzor/, Dro Drastamat
Kanayan’ı da (Baş) Aparan yönü komutanlığına atar.
Sayıları 15 bine
yakın düzenli Türk ordu birlikleri Mehmed Vehib, Kâzım Karabekir, Rüşdü Bey ve
Zihni Bey tarafından komuta ediliyordu. Ermenilerin düzenli bir ordusu
bulunmadığından Sardarapat Cephesi’ndeki görülmemiş saldırıya Tsarlık Rusya
Ordusu’nun emektarı Ermeni subayların “komutasındaki” sivil halk güçleri karşı
koymak durumundaydı.
Yerevan şehrini
ele geçirmek amacıyla elli top destekli üç büyük piyade alayı 21 Mayıs sabahı
Sardarapat yönünden saldırıya geçer. 22 Mayıs sabahı tüm dünya Ermeniliğinin
ruhani merkezi kutsal Eçmiadzin Ana Kilisesi’nin çanları gün boyu hiç durmadan
çalar ve böylelikle yurtsever tüm evlatlarını kalan bir avuç toprağını savunmak
için direnişe çağırır. Halkın her kesiminden gönüllüler birliği oluşturulur ve
26 Mayıs’a dek süren savaşta Türk birliklerini geri püskürtürek Sardarapat’da
inanılmaz bir zafere ulaşılır. Bu mücadele esnasında cesaretleriyle en göze
çarpanlar içerisinde General Daniel Bek-Pirumyan, Albay Boğos Bek-Pirumyan,
Yarbay Garo Hasanpaşyan, teğmen /ileride SSCB mareşali/ Hovhannes Bağramyan,
daha sonra Kilikia Ermeniliği Katolikosu olacak olan Karekin I. Hovsepyants,
yazar Aksel Bakunts ve Antranik Ozanyan gibi birçok fedai ve onların
komutasındaki gruplar da vardı.
Sardarapat
Cephesi’nde duyulmamış bir bozguna uğrayarak, 3 bin 500’den fazla ölü bırakıp
geri çekilmeye zorlanan düzenli Türk ordularına karşı zaferi kazanan ise bu
askerlerin öncülüğünde “olmak veya olmamak” şiarıyla kıran kırana döğüşmüş
Ermeni ve Êzidî halklarıydı.
Sardarapat
Cephesi’nde en önemli direnişi gösterenler içerisinde Cihangir Ağa komutasında
Ermeni kardeşleriyle omuz omuza döğüşen Êzidî birliği en göze çarpanıydı.
Hiçbir emir almaksızın, Türk birliklerine karşı saldırıya geçen Êzidîler bu
denli cesur bir saldırıyı hiç beklemeyen Türk tarafının afallamasından
yararlanan iki Ermeni birliğinin ilerlemesi sayesinde iki ateş arasında kalıp,
oldukça büyük kayıp verirler. Oldum olası Ermenilerle aynı kaderi paylaşan
Êzidîlerin gösterdiği cesaret ve yiğitlik sayesinde Sardarapat Cephesi’nde
durum direniş birliklerinin lehine dönüşür. 8.500 Ermeni ve kardeş Êzidî
halkının yaklaşık 500 yiğit evladının omuz omuza mücadelesi sonucunda,onların
neredeyse iki katından da fazla sayıda olan Türk birlikleri, tarihte hiç
unutamayacakları bir ders alacak ve geri çekilmek zorunda kalacaklardı. 27
Mayıs gecesi, Ermenilerle Êzidîler yakılan devasa ateş etrafında birlikte halay
çekerek, omuz omuza elde edilen zaferi kutlayacaklardı.
1915
Soykırımı’ndan sonra mucizeyle hayatta kalmış Ermeni halkının tarif edilemez
derecede kötü durumda olduğu bu en zor döneminde düzenli Türk ordularının
saldırılarının hedefi olmasına, çoluk-çocuk, kız-kızan, genç-ihtiyar demeden
tek vücut ve hep beraber direnmesi sonucu, 21-27 Mayıs 1918 arasında verdiği
varoluş mücadelesi zaferle sonuçlanmasaydı eğer, kadim Ermenistan topraklarının
sadece onda birinde şimdi de özgür ve bağımsızlığını koruyan (Doğu) Ermenistan
Cumhuriyeti devleti olmayacaktı !
28 Mayıs 1918
günü bağımsız Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi…
Eğer Sardarapat
Cephesi zaferi olmasaydı, ne o dönemin Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti, ne de
onun devamı olan Sovyet Ermenistan’ı varolabilecekti vesselam !
Sardarapat, kadim
Ermenistan topraklarının doğusunda bir devletin doğuşunu sağlayan ve ona doğum
belgesi veren onurlu bir kavganın sembolüdür.
“To be or not to
be” ruh halinin eseri olan bu zaferin kıymetini bilen evlatlarının paha
biçilmez bulduğu bu değerli varlığın, yarınlarda gelmesi arzulanan zaferlere de
öncülük edeceği kuşkusuzdur.
Sardarapat’ın çan
seslerini duyanların duymayanlara, “öldü” sanılan Ermeni halkının en zor
gününde bile elde ettiği bu onurlu zaferin hikâyesini bilenlerin de
bilmeyenlere anlatmasını dilerim !..
Sarkis HATSPANIAN
28 Mayıs 2014
P.S.:
2015’e 1 yıl
kala: 28 mayıs 1918’de kurulan Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti’nin 96.ıncı
yıldönümünü kutluyoruz. Ermeni halkının uğratıldığı soykırım esnasında düzenli
Türk ordularını Sardarabat’ta bozguna uğratarak unutulmaz bir zafer kazanan
Ermeni halkının ölüm-kalım mücadelesi sayesinde varedilen Ermenistan’ı sevgi ve
saygıyla selamlıyoruz !
1918’de
Sardarabat’ta varolduk, 1920 sonrası Sovyet Ermenistanı’yla ayağa kalktık.
1991’den beri günümüz Ermenistanı’yla varız, esaret altındaki kutsal dağımız
Ararat’la, işgal altındaki Batı Ermenistan’ın kurtuluşundan sonra yarınların
özgür ve birleşik Ermenistanı’yla da varolacağımızdan hiç kimsenin kuşkusu
olmasın isteriz !
“Dedemle, babam
burada avlanıyorlardı. Şimdi ben burada avlanıyorum ve yarın çocuklarım da
burada avlanacaklar, çünkü burası benim vatanım ! Ben, sadece bana ait
topraklar üzerinde özgürce yaşayabilirim !”
Sarkis HATSPANIAN
28 Mayıs 2014
http://ermenistan.de/sarkis-hatspanian-yazi-28-mayis-1918-olmak-veya-olmamak-sorun-bu-iste/
1 yorum:
Varolasin Haspatian,batida pek sik anilmiyan bu tarihi gercegi gundeme getirdigin icin sana sonsuz minnettarim.Bu arada birinci ve ikinci cumhuriyetin arasinda Sovyet Ermenistanida ,onun milletimizin tarihindeki rolunude vurgulaman takdire sayan,bu gercek inkar edilemez
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.