Alevi Vakıfları
Federasyonu 2. Başkanı Doğan Bermek, Ayasofya Müzesi'nin cami olarak ibadete
açılması tartışmalarının yaşandığını belirterek, "Ayasofya'da yılda 2 kere
bayram namazı kılınmasının iyi bir şey olacağını düşünüyorum. Ama Ayasofya'yı
kullanmadan önce, 1000 sene Ortodoks Kilisesi kullandı. Ayasofya'da patrikhane
önce bir ayin yapar, ondan sonra gider bayram namazı kılınır" dedi...Cemaat
Vakıfları Temsilcisi Laki Vingas, gayrimüslim cemaatlerin tüzel kişilik
haklarının ihlal edildiğini savunarak, "Çözüm tek değil. Bu saygın
toplumlar sadece vatandaş olma, eşit haklara sahip olma konusunda aynı
olabilirler. Aynı ve aslında eşit olmalılar da... Çünkü hukuk, Türkiye'nin
taraf olduğu temel insan hakları sözleşmeleri bunu gerektiriyor" dedi. Vingas,
cemaatlerine ait 60'a yakın mazbut vakfın tüzel kişiliğe sahip olunma açısından
ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade etti. (Konuşulanlar bunlarsa dağ fare
doğrurdu demektir. HYETERT)
***
Alevi Vakıfları
Federasyonu 2. Başkanı Doğan Bermek, Ayasofya Müzesi'nin cami olarak ibadete
açılması tartışmalarının yaşandığını belirterek, "Ayasofya'da yılda 2 kere
bayram namazı kılınmasının iyi bir şey olacağını düşünüyorum. Ama Ayasofya'yı
kullanmadan önce, 1000 sene Ortodoks Kilisesi kullandı. Ayasofya'da patrikhane
önce bir ayin yapar, ondan sonra gider bayram namazı kılınır" dedi.
İstanbul Bilgi
Üniversitesi ile Norveç Helsinki Komitesi İnanç Özgürlüğü Girişimi'nce
düzenlenen "Türkiye'de İnanç Gruplarının Tüzel Kişiliği: Bir Yol
Arayışı" konferansında konuşan Bermek, Türkiye'de inanç özgürlükleri
konusunda en ağır bedelleri ödeyen kesimden geldiğini söyledi.
Tüzel kişilik olmadığı
için inanç görevinin de yapılamayacağını ifade eden Bermek, "Türkiye'deki
3 bine yakın cemevi ibadethane kabul edilmiyor. Sadece bir cemevi binasının
iskan ruhsatı var. Diğer cemevlerimiz herhangi bir yerel otorite tarafından
ruhsatları olmadığı için istenilmesi durumunda kapatılabilir" diye
konuştu.
Bermek, toplum
hayatında var olmalarına rağmen otorite tarafından görülmediklerini savundu.
Ayasofya Müzesi'nin
cami olarak kullanıma açılması yönündeki tartışmaları hatırlatan Bermek, şöyle
devam etti:
"Ayasofya'nın o
inancı temsil edecek ayinlerde, ritüellerde değerlendirilmesinin faydalı
olduğunu düşünüyorum. Hem insani hem kültürel hem de inanç mirası açısından bu
çok önemli bir şey. Ayasofya'da yılda 2 kere bayram namazı kılınmasının iyi bir
şey olacağını düşünüyorum. Ama Ayasofya'yı kullanmadan önce, 1000 sene Ortodoks
Kilisesi kullandı. Ayasofya'da patrikhane önce bir ayin yapar, ondan sonra
gider bayram namazı kılınır. Ben de gider Hacı Bektaşi'de cemimi yaparım.
Mevleviler de mevlevihanede şeb-i arus törenini yapar. Biz o zaman vatandaş
olduğumuzu anlarız. Türkiye de o zaman inanç özgürlüğüne kavuşmuş bir ülke
olabilir."
- "Her grup
kendi adıyla örgütlenmeli"
Mazlum-Der Genel
Başkan Yardımcısı Mehmet Arif Koçer, Cumhuriyet'le birlikte ulus devlet projesi
kapsamında farklı diller, dinler ve kültürlerin tek bir potada eritilmeye
çalışıldığını ileri sürdü.
Tekke ve zaviyelerin
kapatılmasıyla sünni kesimin örgütlenme imkanlarının engellendiğini, İstiklal
Mahkemeleri'nde 55 bin kişinin yargılandığını ve binden fazlasının idam
edildiğini anlatan Koçer, yasal tüzel kişilikleri yok edilen bu cemaatlerin
2000'li yıllardan itibaren AB uyum sürecinde kolaylaştırılan mevzuatla dernek
kurmaya başladıklarını kaydetti.
Koçer, bunlara da
ancak kendi adlarıyla değil, eğitim ve kültür derneği gibi isimlerle örgütlenme
imkanının verildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Mevzuat kendi
adlarıyla dernek kurmalarına müsaade etmiyor. Nakşileri koruma derneği kursanız
yasa buna müsaade etmiyor. Bir ırkın, tarikatın adını kullanarak dernek
kuramazsınız. Devlet bunu azınlık oluşturmaya çalışmak olarak görüyor ve
'azınlık oluşturacak böyle bir örgütlenmeye gidemezsiniz' diyor. Yani her
farklı olanı büyük bir tehlike gibi algılayan bir devlet zihniyeti var. Bunun
değişmesi lazım. Ayrımcı söylemde bulunmamak koşuluyla toplumdaki her grup
kendi adıyla örgütlenmeli ve bu devlet tarafından olduğu gibi tanınmalıdır.
Varlığını devam ettirebilmesi ve kendi kolektif haklarını savunabilmesi de bu
şekilde mümkün olur. Osmanlı da olduğu gibi çok dilli, dinli ve sesli barış
toplumu ancak böyle inşa edilebilir."
Cemaat Vakıfları
Temsilcisi Laki Vingas, gayrimüslim cemaatlerin tüzel kişilik haklarının ihlal
edildiğini savunarak, "Çözüm tek değil. Bu saygın toplumlar sadece
vatandaş olma, eşit haklara sahip olma konusunda aynı olabilirler. Aynı ve
aslında eşit olmalılar da... Çünkü hukuk, Türkiye'nin taraf olduğu temel insan
hakları sözleşmeleri bunu gerektiriyor" dedi.
Vingas, cemaatlerine
ait 60'a yakın mazbut vakfın tüzel kişiliğe sahip olunma açısından ciddi
sıkıntılar yaşandığını ifade etti.
http://www.timeturk.com/tr/2014/05/29/turkiye-de-inanc-gruplarinin-tuzel-kisiligi-konferansi.html#.U4jfqPl_vC0
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.