Aleksander Movsesi (Moiseevich) Atabekyan 2 Şubat 1868’de
Çarlık Rusyası’nın Dağlık Karabağ Bölgesinin Suşi şehrinde doğdu. Baba, doktor
Movses Atabekyan soyluluk ünvanına sahip olan varlıklı biri. Babası gibi doktor
olan kızkardeşi, Suşi’de Taşnaksutyun Partisi’nin kurucu üyelerinden. A.
Atabekyan da babası ve kız kardeşinden sonra ailenin üçüncü doktoru olmak
üzere, 1886’da Suşi’deki lise mezuniyetinden sonra tıp okumak için Cenevre’ye
geliyor.
Alexander-Atabekian1889 yılında Cenevre’de sosyal demokrat
“Hınçak” partisine katılır ve Ermeni sosyalist Avedis Nazarbekyan[1] tarafından
çıkartılan aynı isimli “Hınçak” (Çan) gazetesinde gönüllü dizgici olarak
çalışır ve bir sosyalist olarak, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ve Kafkasya’daki
Ermenilere yapılan katliam, baskı ve sürgünlere karşı etkin bir mücadele
sürdürür.
Peter Kropotkin’in 1879’da ‘Le Revolté’ gazetesinde yazdığı,
bireysel ve kollektif isyan eylemlerini teşvik eden, grevlerin ayaklanmaya
dönüştürmedeki önemini vurguluyan makaleleri, Elisée Reclus tarafından
derlenerek 1885’te Paris’te ‘Bir Asinin Sözleri’ olarak yayınlanır. Bu risale,
dönemin genç anarşistlerinin ellerinden düşmemekteydi. Aleksander Atabekyan da
1890’da ‘Bir Asinin Sözleri’ni okuduktan sonra anarşist-komünist hareketle
yoğun bir ilişkiye geçecektir. Max Nettlau, Ermenice anarşist yayınların
tanınmasının (1891-1894), Atabekyan’nın özverili çalışmasıyla gerçekleştiğini
yazıyor.
Atabekyan Rusya, Paris ve İtalya’daki anarşistlerle ilişki
kuruyor. Malatesta, Merlino, Galleani, Schicchi ve Ettore Molinari ilk tanıdığı
anarşistler olacak. Daha sonra uzun süre mektuplaşacağı Kropotkin, Max Nettlau,
Stoianoff, Jaques Grave, J. Gross’la tanışacaktır. 1 Mayıs 1890’da Paris’teki
eylemlerinden dolayı polis takibatına uğrayan Luigi Galleani, P. Stoianoff,
Elisée Reclus, Cenevre’ye gelerek Atabekyan’la buluşuyorlar.
Atabekyan, dönemin anarşistlerinin merakla tanışmak
istedikleri Kropotkin’le, 1891’de Londra’da buluşarak, Güney Rusya’da oluşan
ilk anarşist gruba Rusça risaleleri basma ve ulaştırmayı üstleniyor. Cenevre’ye
döner dönmez Bakunin’in, Rusça ‘Paris Komünü’ ve ‘Devlet Düşüncesi’nin birinci
cildini, Rusya’ya göndermek üzere basıyor.
Atabekyan’ın yayınladığı broşürlerin, Ermeni göçmenler
içinde yaygın bir dolaşımı oluyor. Güney Kafkasya ve Balkanlardaki dağıtımı,
Paris’ten sürgün edildikten sonra Bulgaristan’a gelen Stoianoff tarafından
organize ediliyor. Jason Adams da, Atabekyan’ın risalelerinin Türkiye’deki
Ermeni devrimci hareketleri içinde yaygın bir dağıtımının olduğunu yazıyor.
Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni katliamlarının (Sason,
Samsun, Zeytun…) sürekli ve kitlesel bir hal alması Atabekyan’ı çok
etkileyecektir. Max Netlau “…1895’lerde yaşananlar Atabekyan’ı o kadar huzursuz
etmişti ki, bildiğim kadarıyla anarşist faaliyetlerine devam edemeyecek duruma
gelmişti ”der.
Atabekyan, Ermeni liberterlerin kendi adlarına ilk defa
yazdıkları bir bildiriyi, 1896’da Londra’daki Sosyalist Enternasyonal’e
gönderiyor (Liberterlerin hâlâ EDF içinde mi, yoksa bağımsız bir anarşist grup
olarak mı örgütlendikleri bilinmiyor. Liberterlerin bu bildirisiyle aynı zamana
denk gelen, benzer söylemler içeren EDF’nin bildirisi de Amsterdam Kongresi’ne
gönderiliyor).
Atabekyan, tıp öğrenimini Lyon ve Paris’te devam ettirerek,
1896’da Cenevre’de anjin üzerine yazdığı doktora teziyle mezun oluyor. Daha
önce Paris’teki anarşist faaliyetlerinden dolayı verilmiş olan sürgün kararının
tebliğ edilmesiyle Avrupa’yı terk ederek, önce Bulgaristan’a daha sonra da
onaltı yıl kalacağı İran’ın Reşt bölgesine gidiyor.
1896 ve 1917 yılları arasında Kuzey İran’da bir doktor
olarak çalıştı; İmparatorluk Rus Ordusu [2] 1914 dan 1917. Rus Sivil
Savaşı’ndan sonra ordunun dağılması üzerine, yine Kropotkin’in araya geldi ve
Şubat Devrimi’nden sonra Moskova aktif bir anarşist olmuştur. O liberter
hareketin anarko-kooperatif eğilimi temsil eden 1919-1923, anarşist dergi Pocin
editörü olarak görev yaptı. [2] Atabekian sosyal-devrimciler ve Bolşevikler
eleştirdi ve Ekim devrimine karşı makaleler yayınladı. Kropotkin’in ölümünden
sonra diğer kıdemli anarşistler ile Kropotkin’in Müzesi kuruldu. Atabekian 1930’larda
tutuklandı ve 1940 yılında bir çalışma kampında öldüğü sanılmaktadır.
Bulgaristan’da, mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla bir
veya iki sene kalıyor. Jason Adams, Atabekyan’ın İstanbul ve İzmir’de kaldığını
yazıyor. Atabekyan’a ait daha bir çok belge henüz kamuoyuna açık değil.
Atabekyan’a ait belgelerin önemli bir kısmının bulunduğu Amsterdam’daki
“Uluslararası Sosyal Tarih Enstitüsü” (IISG) Atabekyan’a ilişkin yeni belgeleri
kamuoyuna açacak ve bu belgelerin içinde Türkiye’den Max Nettlau’ya (Atabekyan’a
ait belgelerin bir kısmı Max Nettlau Papers arşivi içinde toplanmış) gelen
mektup ve metinler gibi Atabekyan’la mektuplaşmalar yer alacak.
Atabekyan isminin asıl önemi, Ermeni bir anarşist olarak
Osmanlı İmparatorluğu’ndaki “Ermeni Devrimci Hareketi”yle ilişkisi, özellikle
de bu hareketin içindeki anarşist ve liberterlerle ilişkisinin olması ve bu
coğrafyada yaşamış olmasıdır.
Atabekyan uzun yıllar doktorluk yaptığı Kuzey İran’ın Reşt
şehrinden 1917’de ayrılarak, Moskova’ya geliyor. İran’daki yıllarına ilişkin,
1984’de IISG’ye gönderilen ‘Iran Socialist and Communist Parties, Organization
and Groups 1917-1991’ adlı raporda, Ermeni komünist Ardeshir Avanesiyan’ın
Reşt’te Atabekyan’la tanıştığı, hatta uzun süre Atabekyan’ın eczanesinde
çalıştığı ve A. Bükov’un, Atabekyan’ın 1914 yılının sonlarında Rus ordusuna
katılıp, Kafkas cephesinde sahra hastanesi şefi olarak çalıştığını yazdığı,
ansiklopedik bilgilerin dışında -şimdilik- başka belge bulunmamaktadır.
Atabekyan, Moskova’da anarşist federasyonun gazetesi
‘Anarxia’da Ekim devrimine ilişkin tartışmalara katılır. Ekim devrimini
anarşist bir devrime dönüştürme umudunu ve daha sonra Bolşeviklerin iktidar
hakimiyetine karşı mücadeleyi içeren 30 makalesi yayınlanır. Kasım 1917’de
Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesiyle, Kropotkin “Bu devrimi gömer” sözünü
ilk kez, yakın dostu Atabekyan’a söylüyor. Atabekyan 1918’de G. Sandomirsku’yla
birlikte, kooperatif tarzı örgütlenmiş, Moskova’nın ilk anarko-kooperatif
matbaası ‘Poçin’i kurar. Dizgi ve mizanpajını Atabekyan’ın yaptığı Poçin
yayınevinden, daha çok kendisinin yazdığı 24 kitap ve risale yayınlarlar.
1919’da da aynı isimli Poçin (İnisiyatif) dergisi yayınlanır. 11 sayı çıkan
Poçin daha çok, Atabekyan’ın her zaman büyük bir hayranlık duyduğu Kropotkin’in
mektupları, anıları ve kendisinin Ortadoğu ve Kafkasya’da kaldığı dönemlerdeki
gözlemlerini içermektedir.
Ocak 1921’de Dimitrov’daki evinde ağır hasta olan
Kropotkin’in yanında dostu ve doktoru Atabekyan vardır. Son nefesine kadar baş
ucunda ayrılmaz. Durumu gün geçtikçe ağırlaşan Kropotkin, 13 Şubat 1921’de
vefat eder. Bolşeviklerin resmi devlet töreni önerisi ailesi tarafından
reddedilir. Cenaze töreni, Atabekyan’ın da içinde olduğu, Rusya çapında kurulan
anarşist komite tarafından yapılır. Kropotkin’in cenaze töreni, Rusya’da
yapılan en büyük ve son anarşist gösteri olur. Bolşevik diktatörlük,
Kropotkin’in ölümünden bir ay sonra Kronştad denizcilerinin isyanını kanla
bastırır. Rusya genelinde, geleceğin Stalin’inini aratmayacak şekilde
anarşistlere karşı temizlik hareketi başlatılır. Çeka’nın (Bolşevik gizli
servisi) özel hapishanelerinde onlarca anarşist kurşuna dizilir. Yüzlerce
anarşist hapsedilir, Çeçenistan ve Kırgızistan’a sürgün edilir.
Aleksander Atabekyan da bolşevik zulmünden “nasibini” alır.
1920’de Çeka tarafından, basın yasasına muhalefetten dolayı tutuklanır ve altı
ay toplama kampı cezası verilir. 1921’de tekrar tutuklandığında, bu defa
Kafkasya’ya sürgün cezası alır. Kropotkin’in ailesinin girişimi sonucu sürgün
durdurulur. Daha sonra Atabekyan’ın akıbeti ne oldu? Tam bir muamma… Atie van
der Horst ve Elly Koen, IISG için hazırladıkları ‘Atabekyan Papers’
çalışmalarında, Atabekyan’ın 1940’da Sovyet Rusya’da işçi kamplarında öldüğünü;
A. Burkov Moskova’da 1933’de öldüğünü; Fransa’daki kaynaklar (Editions de la
Librairie Sociale a.g.e) ve Paul Avrich ‘Rus Devriminde Anarşistler’ kitabında
sürgünde kaybolduğunu; G. P. Maximoff ise sürgünde öldüğünü yazıyorlar.
04.12.1933
[1] AVEDIS NAZARBEGYAN, (1866 Tiflis – i 939 Moskova) siyasi
kişilik, aktivist Hinçak partisi kurucularından. Tahsilini Tiflis ve Petersburg
da tamamladıktan sonra Sorbon üniversitesinden mezun oldu. 1886-87 senelerinde
Mıgırdiç Portukalyan’ın [Portukalyan 1876'da kurulan Araratyan Cemiyetinin
kurucularındandır].Armenya dergisinde görev aldı, sonrasında fikirleri
uyuşmadığı için ayrıldı ve Cenevre’de sosyalist fikirleri on planda olan
kuruluşlarda görev aldı. 1887 senesinde Kafkasyalı Ermeni gençlerle beraber
“Hınçak isminde bir gazete ve partisini kurdu. Ermenistan’ın kurtuluşu ve
Osmanlı baskısına son vermeyi ve özgür bir Ermenistan kurmayı hedefledi.
Marksist düşünceyi yaymak için “Sosyalist kütüphane” baslığı altında kitaplar
yayınladı. K. Marx,F Engels, G.Plekhanov ve diğerlerinin kitaplarını neşretti.
O tarihlerde Kağapar (Fikir), Abdag (Tokat) dergilerini Atina’da
ve sonrasında da yayınları Londra’da sürdürdü. Kitaplarını neşrettiği ünlü
kişilerle salisen tanıştı. Bunlardan, Lafarkin, Şahumyan ve Lenin gibi
isimlerle görüştü. 1923 de Paris ten ABD ne geçti ve taraftarlarıyla ilgilendi,
çalışmalarım devam ettirdi ve 1934 senesinde Sovyetler Birliğine döndü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.