Fatih Akın ilk önce Ermeniler teşekkür etti.
Kimileri gözyaşları içinde Fatih Akın’ın elini sıktı ve çok etkilendiklerini
söylediler. Fakat filmin Türkiye’de Türk izleyici tarafından nasıl
karşılanacağını tahmin etmek güç. Filmde Osmanlı askeri son derece kötü kalpli
ve acımasız olarak gösterilmiş. Filmdeki tek “İyi Türk” olan karakter
askerilerin emrinde olan Mehmet adındaki bir sivil. Mehmet vicdan azabı ile
karışık olarak Nazaret’in hayatını kurtarıyor ve kaçmasına yardım ediyor.
Mehmet’in bir sahnede Nazaret’den özür dileyişi ise oldukça anlamlı…. Fatih
Akın’a “Bu filme soykırım filmi denilmesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?” diye
sorduğumda, kendisi “Bu bir soykırım filmi değil” diyor… Fatih Akın, “Kesik”
filmi için, “Bu sadece bir film. Sadece bir film size 1915 olaylarını
anlatamaz. Soykırım filmi çekecek olsaydım, çok daha öncesinden başlar, çok
daha uzun bir dönemi kapsayan, belgesel türünde bir film çekerdim” diyor.
***
Kesik (The Cut) filminin gösterimi için Londra Film
Festivali’nde bulunan Fatih Akın, filmin ardından Dipnot Tablet’in sorularını
yanıtladı.
Fatih Akın’ın merakla beklenen filmi “Kesik” (The Cut)
Türkiye’den önce Londra Film Festivali’nde gösterildi. Mayfair’deki Curzon
Cinema’da full dolu bir salonda gösterilen film büyük alkış aldı.
1915 Ermeni olaylarını konu alan ve Mardin’de başlayan
film, hikaye ilerledikçe dünyanın çok farklı köşelerinde devam ediyor. Osmanlı
döneminde Mardin’de yaşayan bir aile, 1915 olayları patlak verince askerlerin
zoruyla birbirlerinden ayrılıyorlar. Baba Nazaret Manukyan esir alınıyor ve
Türk askerleri tarafından öldürüleceği sırada başka bir sivil Türk tarafından
son anda kurtarılıyor. Özgür kalan Nazaret kızlarını aramaya koyuluyor. Nereye
götürüldükleri ya da hayatta olup olmadıkları konusunda hiç bir fikri olmayan
Nazaret yine de vazgeçmiyor ve sadece kızlarını bulmak için yaşamaya başlıyor.
Neredeyse dünyayı bir ucundan diğer ucuna kateden
Nazaret’in hikayesi oldukça alegorik. Nazaret’in sesini kaybetmesi ve kimseye derdini
anlatamaması, yıllar boyu Ermenilerin başlarına gelenleri seslendirememelerini
sembolize ediyor sanki. Nazaret’in kızlarını arayışındaki sebat ve inanç ise
Ermenilerin yaralarını sarmak, yaşadıkları derin travmadan sonra kopan
parçalarını bir araya getirmek istemeleri gibi.
Film festivalindeki gösterimin ardından soruları
yanıtlamak için sahneye gelen Fatih Akın’a ilk önce Ermeniler teşekkür etti.
Kimileri gözyaşları içinde Fatih Akın’ın elini sıktı ve çok etkilendiklerini
söylediler. Fakat filmin Türkiye’de Türk izleyici tarafından nasıl
karşılanacağını tahmin etmek güç. Filmde Osmanlı askeri son derece kötü kalpli
ve acımasız olarak gösterilmiş. Filmdeki tek “İyi Türk” olan karakter
askerilerin emrinde olan Mehmet adındaki bir sivil. Mehmet vicdan azabı ile
karışık olarak Nazaret’in hayatını kurtarıyor ve kaçmasına yardım ediyor.
Mehmet’in bir sahnede Nazaret’den özür dileyişi ise oldukça anlamlı.
Tek parça değil de sanki iki ayrı bölümden oluşan filmin
ilk yarısında baştan sona bir soykırım filmi izleyeceğinizi sanıyorsunuz. Ama
film ilerleyen dakikalarında bu türden ayrılarak daha çok bir insan hikayesine,
hatta yer yer bir gerilim filmine, ama en çok da bir yol filmine dönüşüyor.
Fatih Akın’a “Bu filme soykırım filmi denilmesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?”
diye sorduğumda, kendisi “Bu bir soykırım filmi değil” diyor. Zaten daha önce
de tarihsel ya da politik filmleri ile tanımadığımız Fatih Akın, “Kesik” filmi
için, “Bu sadece bir film. Sadece bir film size 1915 olaylarını anlatamaz.
Soykırım filmi çekecek olsaydım, çok daha öncesinden başlar, çok daha uzun bir
dönemi kapsayan, belgesel türünde bir film çekerdim” diyor. Fatih Akın, “Kesik”
filmi ile izeyicinin en azından düşünmeye teşvikedileceğini, Türkiye’de “Ermeni
soykırımı” konusunun daha çok tartışılacağını umuyor.
Hemen akla gelen ikinci bir soru da Fatih Akın’ın Türk
izleyicisinden gelecek muhtemel tepkilere hazır olup olmadığı. Kendisine Türk
izleyici bu filmi nasıl karşılayacak diye sorduğumda filmi önce Türk sanatçı
dostlarına izlettiğini, onlardan iyi tepkiler aldığını anlatıyor ve “Türk halkı
nasıl bir tepki verecek göreceğiz” diyor. Filme önyargısız ve düşünsel olarak
“çıplak” bir şekilde gidin diyen Akın filmin bir soykırım filmi şablonu
üzerinden değerlendirilmemesini istiyor. Alman eleştirmenlerden aldığı eksi
puanlarını da bu önyargıya bağlıyor. “Alman eleştirmenler “Kesik” filminde bir
Holocaust (Yahudi Katliamı) şablonu beklediler. Holocaust filmlerinde
gördükleri resmi “Kesik”te göremeyince filmi sevmediler. Halbuki 1915 olayları
ve Yahudi Katliamı birbiriden çok farklı” diyor.
Hazırlayan: İldem Wilson

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.