Bilgay Duman, Araştırmacı, ORSAM
Buradan hareketle KDP'nin bu süreçteki performansı
bölgesel denklem açısından belirleyici olacak gibi görünüyor. Mevcut durum
itibariyle KYB ve PKK, KDP karşısında avantajlı konumda. Ancak KYB'nin kontrol
alanları ve gücünün Suriye sınırından uzak olması ve bu bölgede KDP'nin etkin
olması, IŞİD karşısında gerileyen PYD/PKK'yı yeniden KDP ile anlaşmaya
itebilir. Bu anlamıyla PYD, Suriye'de kazandığı avantajı yitirmek
istemeyecektir. Nitekim IKBY'de PYD'nin, Suriye'deki Kürt bölgelerine
peşmergenin yerleşmesini kabul ettiği konuşuluyor. Bu süreçte Türkiye'nin
tavrının belirleyici rol oynayacağını söylemek mümkün. Türkiye, IKBY
Parlamentosu'ndan bir heyetin Kobani'ye (gitmesine) izin verdi. Bu geçişin
üçüncü başvurunun sonunda yapılmış olması, meseleye ilişkin Türkiye'nin kilit
rolünü ortaya koyuyor. Kobani'deki durumun devam etmesi ve IŞİD'in önünün
kesilmemesi durumunda, KYB ve PYD/PKK'yı da Türkiye'ye karşı en azından söylem
yumuşatmaya zorlayabilir.
***
IŞİD'in Eylül ayında Kobani'ye başlatmış olduğu saldırı
hem Suriye meselesinde hem de bölgedeki Kürt siyasetinde dengeleri değiştirecek
gibi görünüyor. IŞİD'in Irak topraklarında Kürtlerin kontrol ettiği Sincar ve
Mahmur'daki operasyonları sonrası başlayan süreçte ABD'nin öncülüğünde izlenen
yeni stratejiyle birlikte, meselenin aktörleri arasında kartlar yeniden
dağıtılırken, oyun masasındaki oyuncular gittikçe artıyor. Aktörlerin masa
üzerindeki ağırlıkları da yeniden belirleniyor.
Ancak aktörlerin masa üzerinde yer değiştirmesi ve masaya yeni
aktörlerin eklenmesi nedeniyle kısa vadede dengelerin oturması pek mümkün
gözükmüyor. Bu süreçte Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bütüncül bir politika
sergileme yönünden algı oluşturmaya çalışsa da KDP ve KYB'nin farklı hareket
ettiği açık. IŞİD'in Sincar ve Mahmur'daki saldırılarından sonra bu bölgenin
hakim gücü olan Mesut Barzani liderliğindeki KDP peşmergelerinin geri
çekilmesiyle birlikte peşmergelerin "kağıttan kaplan" olarak
nitelendirilmesi ve PKK militanlarının esas savaşan güç olarak gösterilmesi,
PKK'ya ilişkin bölgedeki algıyı değiştirirken, bu durum PKK'yı meşrulaştırma çabalarını
da beraberinde getirmişti. PKK'nın Suriye'deki kolu olarak bilinen PYD'nin
Suriye'deki Kürt bölgelerinde kurduğu hakimiyet ve düzen de PKK'nın bu konumunu
pekiştirir bir nitelik almıştı. Ancak IŞİD'in Kobani saldırısı sonucu PYD'nin
silahlı kanadı olan YPG'nin her geçen gün IŞİD karşısındaki gerilemesi, Kürt
siyasi dengelerini yeniden değiştiriyor gibi görünüyor. IŞİD'in Kobani
saldırısını geri püskürtemeyen YPG'nin, ABD Başkanı Barack Obama'nın 10
Eylül'de açıkladığı ABD'nin yeni IŞİD strajisi kapsamında oluşturulan koalisyon
gücünün 28 Eylül itibariyle Kobani çevresinde mevzilenen IŞİD güçlerine yönelik
olarak başlattığı hava saldırılarıyla rahatlayacağı düşünülse de IŞİD'in
ilerleyişinin devam etmesi nedeniyle tampon bölge, güvenli bölge ya da kara
harekatı gibi seçenekler gündeme getirildi. Ancak halen IŞİD'in durdurulamamış
olması ve PYD'nin tavrı bütün bu seçeneklerin gerçekleşme ihtimalini şimdilik
geride bırakıyor. Bu konuda özellikle Kürtler arasındaki ayrışmanın gün yüzüne
çıktığı görülüyor. PYD herhangi bir yabancı askerin ya da silahlı gücün PYD'nin
kontrol ettiği alanlara girmesini istemezken, KDP'nin peşmergeleri Kobani ve
Suriye'deki diğer Kürt bölgelerine göndermek istediği net olarak biliniyor.
Diğer taraftan KYB'nin Suriye'deki meseleye ilişkin tavrında ise bir kesinlik
görünmüyor. Ancak KYB, KDP'nin gerisinde kalmak istemiyor. Bu nedenle KYB
Kobani konusunda Kürtlerin birlikte hareket ettiğine yönelik bir algı ortaya
koyuyor. Ancak KYB tabanı ise KYB'nin Kobani meselesinde daha etkin bir pozisyon
alması için bastırıyor. Geçtiğimiz günlerde KYB'nin kontrolündeki
Süleymaniye'de Kobani'ye yardım edilmesi yönünde yapılan büyük gösterilerden
sonra KYB daha güçlü bir söylem geliştirmeye başladı. Hatta KYB'nin en önemli
isimlerinden Molla Bahtiyar bir açıklama yaparak, IKBY'nin Kobani için her
türlü fedekarlıktan kaçınmayacağını gerekirse peşmergelerin başında savaşmaya
kendisinin gideceğini söyledi. KYB iç
siyaseti de düşünürek KDP karşısında avantaj sağlamaya çalışıyor ve sorumluluğu
KDP'nin üzerine atarak KDP'ye karşı hamle üstünlüğünü ele geçirmeye çalışıyor.
İşbirliği mi Çekişme mi?
Irak Kürt iç siyasetinde 2009'dan sonra çoğulcu siyasete
doğru yol alınsa da halen bölgenin iki yürütücü gücü KDP ve KYB. Genel siyaset
bu iki parti etrafında şekilleniyor. KDP ve KYB dışındaki Kürt partilerinin
Kobani ve Suriye Kürtlüğü meselesinde çok etkin olduklarını söylemek mümkün
değil. Ancak buradaki ana aktörlerden biri de PKK/PYD. Bu süreçte PKK ve PYD'yi
birbirinden ayırmak olanaksız. Iraklı Kürtler Kobani için ortak söylemler
geliştirmeye çalışsa da KDP'ye karşı bir cephe ortaya çıktığı gözlemleniyor. Bu
ayrışmanın PYD lideri Salih Müslim’in 12 Ekim’de Erbil’I ziyaretinde Iraklı
Kürt partiler ile yapılan toplantıda da Iraklı Kürt partiler arasında belirginleştiği
söyleniyor. Her ne kadar Salih Müslim, Erbil Anlaşmasının ardından 2 yıl sonra
yaptığı Erbil ziyareti son derece önemli olsa da KDP’nin Suriye Kürtlüğü
üzerinde etkinlik kurma çabası PYD tarafından olumlu karşılanmıyor. İki gün
süren toplantının ardından yapılan açıklamalarda Kürt birlikteliğine yönelik
açıklamalar yapılmasına rağmen daha çok KYB ve PYD uzlaşma içerisinde
görünüyor. KYB’nin Irak’ta kontrol ettiği alanların coğrafi olarak Suriye’deki
Kürt coğrafyasına uzak olması KYB’nin Suriye Kürtleri üzerindeki etkisini
sınırlıyor.
Diğer taraftan PKK ve KDP arasındaki mücadele de
geçmişten bu yana devam ediyor. Zira her iki tarafın da doğal etki alanları
örtüşüyor. Bu durum hem Türkiye hem de Irak için geçerli. PKK ve KDP arasındaki mücadele tarihsel
süreçte de kendini göstermiş. İdeolojik ve siyasi açıdan da bakıldığında PKK ve
KPD ayrı saflarda. KDP güçlü bir aşiretsel yapının getirdiği sert bir
muhafazakarlığa sahip. KYB ve PKK açısından ise zaten bir yakınlık olduğu
biliniyor. KYB ve PKK/PYD'nin de sol çizgiden geldiği öncelikle her iki tarafın
yakınlaşmasındaki ana noktalardan biri. Nitekim PKK'nin KYB'nin kontrol ettiği
alanlarda daha rahat hareket ettiği bilinen bir gerçek. Zaten KYB ve PKK
arasındaki işbirliği KYB'nin Irak'ta IŞİD'le savaşında da görünüyor. Bilindiği
gibi KDP'nin Irak'taki ana etkinlik alanı Erbil, Duhok ve Musul vilayetinin
doğusu ve batısı. KYB'nin ise Süleymaniye, Kerkük, Diyala ve Selahattin'in bir
kısmında kontrolü var. Her ne kadar KDP peşmergelerinin Sincar ve Mahmur'da
IŞİD'e karşı direnişinde PKK'nın rolünün büyük olduğu bilinse de bölgede bunun
amacının KDP'ye yardım etmek olmadığı, aksine KDP'nin eksikliklerinin ortaya
çıkarılmasına çalışıldığı ve bu bölgelerde KDP'nin yerinin alınmasına
çalışıldığı konuşuluyor. Bu durum
özellikle IKBY'nin iç siyasetinde taban kaybeden KYB'nin de işine yarıyor. KYB
her ne kadar KDP ile Irak Kürt siyasetini yürütse de halen bir liderlik
mücadelesi söz konusu ve KYB, KDP'nin IKBY'deki gücünde de rahatsız. Bu yüzden
KDP'nin zemin kaybetmesi KYB'yi güçlendiriyor. Halen KYB ve PKK'nın Kerkük
çevresinde IŞİD'e karşı mücadelesi de iki taraf arasındaki işbirliğinin açık
bir göstergesi. Bu nedenle Kobani konusunda da aynı işbirliğini görmek mümkün.
Bölgede KYB ve PKK açısından genel kanı, KDP'nin Kobani'ye yardım etme
isteğinin PYD'ye destek olmak için değil, Suriye'de Kürt bölgesinde etkinlik
sağlamak amacından kaynaklandığı yönünde. Bu nedenle KDP'ye karşı bir tereddüt
var. Bu durum KYB ve PKK arasındaki safların daha a sıklaşmasına sebebiyet
veriyor. 9 Ekim'de Kerkük'te Kobani için yapılan gösteri de bunun açık bir
göstergesi. Kobani için yapılan gösteride KDP'nin yer almaması dikkat çekici.
Aynı kamplaşmanın bölge aktörleri üzerinden de yürütüldüğü görülüyor.
Türkiye Üzerinden Kobani Çekişmesi
Türkiye'nin bu konuda itidalli davrandığı bir gerçek.
Kobani meselesine doğrudan müdahil olmadan sınırların ve ülkenin güvenliğinin
korunmasına çalışılıyor. Ancak olayların hemen sınırın öteki tarafından
yaşanması ve ülke içi karışıklığa da yol açması Türkiye açısından oldukça
tedirgin edici. Türkiye'nin bölge denklemi açısından statükonun tarafında
olduğunu söylemek mümkün. Zira Türkiye'nin mevcut politikası son beş yıldır
IKBY ve daha özelinde KDP ile geliştirilen ilişkilerde görülüyor. Ancak Türkiye'nin
bu tavrı hem KDP hem de KYB'den eleştiri alıyor. Nitekim KDP'li IKBY Başbakanı
Neçirvan Barzani, IŞİD'le mücadelede Kürtlere yapılacak silah yardımına
Türkiye'nin karşı çıkmasını eleştirdi ve Türkiye'den yeterli desteği
görmedikleri yönünde sitemde bulundu. Bu bölgede Türkiye açısında bir güven
kırıklığına yol açmış gibi görünüyor. Özellikle KYB ve PKK'ya yakın medyanın
Türkiye ile ilişkileri nedeniyle KDP'ye ağır eleştiriler yönelttikleri
biliniyor. Hatta KYB'li yetkililer KDP'yi açık bir dille eleştirerek, KDP ile
ilişkilerin gözden geçirilmesine yönelik söylemler dahi konuşuluyor. IKBY'nin
Türkiye üzerinden Kobani'ye peşmerge göndermeye yönelik resmi talepte bulunmuş
olması Türkiye ile ilişkilere sahip olan KDP sorumluluk altında bırakılıyor. Nitekim
Molla Bahtiyar daha önce bahsedilen açıklamasında Türkiye'nin peşmergelere izin
vermesi gerektiğini belirterek, kendilerinin coğrafi ve siyasi zorluk çektiğini
belirtiyor. Bahtiyar, Türkiye'yi sessiz tavrından dolayı eleştiriyor ve
Türkiye'nin bu konudaki durumundan KDP'yi sorumlu kılacak ifadeler kullanıyor.
Burada mesaj açık bir biçimde Türkiye ve KDP'ye veriliyor.Bu noktada KDP'nin
gittikçe köşeye sıkıştığını söylemek mümkün. Zira KDP, Türkiye ile kurduğu
ilişkileri uzun vadeli ekonomik ve siyasi yatırımlara dönüştürmüş durumda. Bu
nedenle KDP bunu tersine çevirmek istemiyor. Ancak iç politika açısından
tabandan gelen bir baskı söz konusu. Buradan hareketle KDP'nin bu süreçteki
performansı bölgesel denklem açısından belirleyici olacak gibi görünüyor.
Mevcut durum itibariyle KYB ve PKK, KDP karşısında avantajlı konumda. Ancak
KYB'nin kontrol alanları ve gücünün Suriye sınırından uzak olması ve bu bölgede
KDP'nin etkin olması, IŞİD karşısında gerileyen PYD/PKK'yı yeniden KDP ile
anlaşmaya itebilir. Bu anlamıyla PYD, Suriye'de kazandığı avantajı yitirmek
istemeyecektir. Nitekim IKBY'de PYD'nin, Suriye'deki Kürt bölgelerine
peşmergenin yerleşmesini kabul ettiği konuşuluyor. Bu süreçte Türkiye'nin
tavrının belirleyici rol oynayacağını söylemek mümkün. Türkiye, IKBY
Parlamentosu'ndan bir heyetin Kobani'ye izin verdi. Bu geçişin üçüncü
başvurunun sonunda yapılmış olması, meseleye ilişkin Türkiye'nin kilit rolünü
ortaya koyuyor. Kobani'deki durumun devam etmesi ve IŞİD'in önünün kesilmemesi
durumunda, KYB ve PYD/PKK'yı da Türkiye'ye karşı en azından söylem yumuşatmaya
zorlayabilir.
Bu yazı 17 Ekim 2014 tarihinde Al -Jazeera Turk'de
yayınlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.