17 Ağustos’taki bir ayin sırasında yaptığı açıklamada Kardinal Mario Poli, Papa Francesco’nun sözde Ermeni soykırımı kurbanlarını anmak için Aziz Petrus Bazilikası’nda bir ayin düzenleyeceğini iddia etmişti. Kilise yetkilileri de idiayı yineleyerek Papa’nın bir yıl öncesinden Ermeni Katolikleri Patriği Nerses Petros’un sözde Ermeni soykırımının tanınmasına ilişkin bir ayin tertiplenmesi konusundaki davetine cevap verdiğini ileri sürmüştü. Papa seçilmeden önce de 1915 olaylarına ilişkin Ermeni tezlerini benimseyen açıklamalar yapan, geçtiğimiz yıl da sözde Ermeni soykırımından kurtulduğu öne sürülen bir Ermeninin kızını kabul eden Papa Francesco'nun kıza “Bu, 20. asrın ilk soykırımıydı” şeklinde konuşması basına yansımıştı.
Buones Aires Başpikoposu Kardinal Mario Poli, Papa
Francesco’nun sözde Ermeni soykırımının 100. yılı vesilesiyle 12 Nisan 2015’te
Vatikan’da bir ayin düzenleyeceğini iddia etmişti.
Kasım ayı sonunda Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirmeyi
planlanan Papa Francesco ve Vatikan ise bu iddiayı resmi olarak doğrulamış
değil.
17 Ağustos’taki bir ayin sırasında yaptığı açıklamada
Kardinal Mario Poli, Papa Francesco’nun sözde Ermeni soykırımı kurbanlarını
anmak için Aziz Petrus Bazilikası’nda bir ayin düzenleyeceğini iddia etmişti.
Kilise yetkilileri de idiayı yineleyerek Papa’nın bir yıl öncesinden Ermeni
Katolikleri Patriği Nerses Petros’un sözde Ermeni soykırımının tanınmasına
ilişkin bir ayin tertiplenmesi konusundaki davetine cevap verdiğini ileri sürmüştü.
Papa seçilmeden önce de 1915 olaylarına ilişkin Ermeni
tezlerini benimseyen açıklamalar yapan, geçtiğimiz yıl da sözde Ermeni
soykırımından kurtulduğu öne sürülen bir Ermeninin kızını kabul eden Papa
Francesco'nun kıza “Bu, 20. asrın ilk soykırımıydı” şeklinde konuşması basına
yansımıştı.
Konunun Papa’nın Türkiye ziyareti sırasında gündeme
gelebilecek meseleler arasında yer alabileceğine inanılıyor.
Türkiye Tek Taraflı İtham ve Yakıştırmalara Karşı Çıkıyor
Hıristiyan olan ilk ulus oldukları ve Hıristiyan
oldukları için Müslümanlar tarafından soykırıma tabi tutuldukları iddialarıyla
tarihi gerçekleri çarpıtarak dini ve vicdani istismar politikası izleyen
Ermenistan ve Ermeni diasporasının Türkiye’ye yönelik iddiaları, Türkiye’yi
tanımayan ve İslamofobik akımların etkisi altında kalan Batılı liderlerin
manipüle edilmesiyle sonuçlanıyor.
Ermenistan Türkiye’nin Çağrılarına Cevap Vermiyor
Türkiye’nin 1915 olaylarına ilişkin iddiaların
araştırılması için Ermenistan’a yaptığı arşivlerin açılması ve iki tarafın
belirleyeceği uluslararası tarihçi, hukukçu ve uzmanların konuyu araştırmaları
için ortak bir komisyon kurulmasına yönelik çağrıları Ermenistan tarafından
reddediliyor.
Hiçbir uluslararası mahkemenin 1915 olaylarını jenosit
olarak tanımlayan bir kararı olmadığı halde Türkiye’yi uluslararası alanda
“soykırım”la itham eden Ermeni diasporası ve Ermenistan, İslamofobi ve Türkiye
karşıtlığının zemin sahibi olduğu Batı ülkelerinin parlamentolarında birkaç
Türk karşıtı vekilin katıldığı geceyarısı oturumlarında alınan cılız kararlarla
Türkiye’yi sıkıştırarak Soykırım iddialarını tanımaya, sözde soykırım nedeniyle
tazminat elde etmeye ve Ermenistan’a ve Ermenilere toprak vermeye zorlama
politikası izliyor.
Davutoğlu: Nerede Bir Ermeni Varsa Gidip Konuşacağız
Batı’da çeşitli ülkelerde kabul edilen Ermeni
tasarılarına tepki gösteren Başbakan Davutoğlu, “Bu bağnaz tutuma karşı nerede
bir Ermeni varsa gidip konuşacağız” demişti.
Ermeni diasporasına seslenen Davutoğlu, “"Anadolu
topraklarından göçmüş, dini ve mezhebi ne olursa olsun her birey, bizim
diasporamızdır. Bağnaz tutumlara ve Ermenistan ve bazılarının sürekli tahrik
etmeye çalıştığı tarihe dayalı nefret duygularına karşı nerede bir Ermeni varsa
gideceğiz ve konuşacağız. Önce Ermeni dostlarımızın da kalbini tek tek
kazanacağız. Nasıl içerde muhtemel ve mutlak tehdit tanımını yıktık, dışarda da
bütün Ermeniler bütün Ortodokslar veya başkaları muhtemel tehdittir algısını
yıkacağız. Her bir Ermeni ile, Türkiye'den göç etmiş her bir Rum ile
konuşacağız. Ortak geçmişimizin parıltılı yüzyıllarını da konuşacağız.” diye
konuşmuştu.
Türkiye, Uzlaşı İçin Büyük Gayret Gösteriyor
Başbakanlığının ilk yıllarından itibaren Ermenistan’ın
işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi halinde diplomatik ilişkilerin
tesis edileceğini ifade ederek Ermenistan’ı dev bölgesel projelerin dışında
kalarak halkını yoksulluğa mahkum etmemeye davet eden Cumhurbakanı Erdoğan, iki
ülke arasındaki tarihi husumetlerin halli için birçok defa tarihçiler komisyonu
kurulmasını teklif etmiş, bu amaçla Ermenistan idarecilerine mektup da
yazmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl da 1915'te hayatını
kaybeden Ermenilerle ilgili bir açıklama yayınlamış ve "1915'te ölen
Ermenilerin torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz. Birinci Dünya Savaşı
sırasında yaşanan hadiseler hepimizin ortak acısıdır." diye yazmıştı.
Açıklamasında Erdoğan, “Ermeni vatandaşlarımız ve
dünyadaki tüm Ermeniler için özel bir anlam taşıyan 24 Nisan, tarihi bir
meseleye ilişkin düşüncelerin özgürce paylaşılması için değerli bir fırsat sunmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve
etnik kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca
Osmanlı vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz.
Adil bir insani ve vicdani duruş, din ve etnik köken
gözetmeden bu dönemde yaşanmış tüm acıları anlamayı gerekli kılar.
Tabiatıyla ne bir acılar hiyerarşisi kurulması ne de
acıların birbiriyle mukayese edilmesi ve yarıştırılması acının öznesi için bir anlam ifade eder.
Atalarımızın dediği gibi ‘ateş düştüğü yeri yakar’.
Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı herkes gibi Ermenilerin
de o dönemde yaşadıkları acıların hatıralarını anmalarını anlamak ve paylaşmak
bir insanlık vazifesidir.
1915 olaylarına ilişkin farklı görüş ve düşüncelerin
serbestçe ifade edilmesi; çoğulcu bir bakış açısının, demokrasi kültürünün ve
çağdaşlığın gereğidir.
Türkiye’deki bu özgür ortamı, suçlayıcı, incitici, hatta
bazen kışkırtıcı söylem ve iddiaları seslendirmek için vesile olarak görenler
de bulunabilir.
Ne var ki, tarihi meseleleri hukuki boyutlarıyla birlikte
daha iyi anlamamız, kırgınlıkları yeniden dostluklara dönüştürmemiz mümkün
olacaksa, farklı söylemlerin empati ve hoşgörüyle karşılanması ve bütün taraflardan
benzer bir anlayışın beklenmesi tabiidir.
Türkiye Cumhuriyeti hukukun evrensel değerleriyle uyumlu
her düşünceye olgunlukla yaklaşmaya devam edecektir.
Fakat 1915 olaylarının Türkiye karşıtlığı için bir bahane
olarak kullanılması ve siyasi çatışma konusu haline getirilmesi de kabul
edilemez.
Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşanan hadiseler,
hepimizin ortak acısıdır. Bu acılı tarihe adil hafıza perspektifinden
bakılması, insani ve ilmi bir sorumluluktur.
Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını
kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar
doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık
kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel
olmamalıdır.
Bugünün dünyasında tarihten husumet çıkarmak ve yeni
kavgalar üretmek kabul edilebilir olmadığı gibi ortak geleceğimizin inşası
bakımından hiçbir şekilde yararlı da değildir.
Zamanın ruhu, anlaşmazlıklara rağmen konuşabilmeyi;
karşıdakini dinleyerek anlamaya çalışmayı;
uzlaşı yolları arayışlarını değerlendirmeyi; nefreti ayıplayıp saygı ve
hoşgörüyü yüceltmeyi gerektirmektedir.
Bu anlayışla biz Türkiye Cumhuriyeti olarak 1915
olaylarının bilimsel bir şekilde incelenmesi için ortak tarih komisyonu
kurulması çağrısında bulunduk. Bu çağrı geçerliliğini korumaktadır. Türk,
Ermeni ve uluslararası tarihçilerin yapacağı çalışma, 1915 olaylarının
aydınlatılmasında ve tarihin doğru anlaşılmasında önemli bir rol oynayacaktır.
Bu çerçevede arşivlerimizi bütün araştırmacıların
kullanımına açtık. Bugün arşivlerimizde bulunan yüzbinlerce belge, bütün
tarihçilerin hizmetine sunulmaktadır.
Türkiye, geleceğe güvenle bakan bir ülke olarak tarihin
de doğru anlaşılması için ilmi ve kapsamlı
çalışmaları her zaman desteklemiştir. Etnik ve dini kökeni ne olursa olsun
yüzlerce yıl bir arada yaşamış, sanattan diplomasiye, devlet idaresinden
ticarete kadar her alanda ortak değerler üretmiş Anadolu insanları, yeni bir
gelecek inşa edebilecek imkân ve kabiliyetlere bugün de sahiptir.
Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve
göreneklere sahip halklarının, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine,
kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut
ve inançla, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin
huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.
Aynı dönemde benzer koşullarda yaşamını yitiren, etnik ve
dini kökeni ne olursa olsun tüm Osmanlı vatandaşlarını da rahmetle ve saygıyla
anıyoruz.” diye yazmıştı.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.