Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr.
Ceren Sözeri, Hrant Dink'in katledilme sürecinde medyanın rolünü anlattı.
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ceren Sözeri, Hrant
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in,katledilme sürecinde medyanın
rolüne dikkat çekti. Sözeri, Hrant Dink'in Sabiha Gökçen’in Ermeni olduğuna
dair haberi yapmasının ardından birden 'kötü' Ermeni ilan edildiğini
hatırlattı. Medyanın, haberleştirirken Dink'ten bahsediş şekli ve Dink'le
ilgili manşetlerde kullanılan ifadelerin cinayette doğrudan olmasa da önemli
bir rol oynadığına dikkat çeken Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi
öğretim üyesi Doç. Dr. Ceren Sözeri, Dink'in ölümüne giden süreçte medyanın
rolünü ve daha sonra bu medyanın neden birden Dink'i sahiplendiğini söyledi.
Ceren Sözeri, 19 0cak 2007 tarihinde katledilmesinin
üzerinden 8 yıl geçen Hrant Dink'in nasıl birden ana akım medyanın
"kötü" Ermeni'si olduğunu Dicle Haber Ajansı’ndan (DİHA), Zuhal
Atlan’a anlattı. 'SABİHA GÖKÇEN HABERİNİ
YAPMASININ ARDINDAN KIYAMET KOPTU' Dink katledildikten sonra 2009 yılında
kurulan Hrant Dink Vakfı’nın, ulusal medyanın nefret söylemi raporunu
yayınlamaya başladığını ve bu raporlardan anlaşıldığı kadarıyla, daha
muhafazakar, milliyetçi, dini değerleri ön plana tutan medyada nefret söylemi
örneklerine çok daha fazla rastlandığını söyleyen Sözeri, bunun ana akım
medyada daha az olsa da mevcut olduğunu dile getirdi. Sözeri, "Hrant Dink,
aslında ana akım medya için ılımlı ve hatta iyi Ermeni kategorisindeydi. Çünkü
diasporada yaşayan Ermenileri eleştiriyor, Türkiye'nin soykırımı kabul etmesini
şu etapta zorlamak yerine iki halk arasında diyalogun kurulmasına çaba sarf
etmenin öneminden bahsediyordu. Dolayısıyla medya için Hrant Dink, daha ılımlı
ve iyi bir Ermeni'ydi. Ancak Sabiha Gökçen haberini yapmasının ardından kıyamet
koptu. Çünkü birdenbire ılımlı ve iyi Ermeni olan Hrant Dink, ‘kötü’, ‘vatan
haini’ gibi ifadelerle anılmaya başlandı" diye konuştu. 'BU SÜREÇTE
MEDYAYI DA SORGULAMAK LAZIM' Sabiha Gökçen haberinden sonra muhafazakar ve
milliyetçi medyada, "Ya sev ya terk et", "Hrant'ın
hırlayışı" gibi nefret söyleminin en uç ifadelerinin kullanıldığını
hatırlatan Sözeri, “Bazı gazetelerde Agos gazetesinin adresi gösterildi. Bu
önemli bir şeydi. Hrant Dink'in ölümünden devletin sorumluluğu olsa da böyle söylemlerden
tahrik olacak ve o kurşunu sıkmaya hazır birtakım insanlar da yetişiyor. Bu
insanlar da nefret suçlarında kullanılabiliyorlar. Bu süreçte medyayı da
sorgulamak lazım" ifadelerini kullandı. 'HRANT DİNK'E VE ERMENİLERE KARŞI
NEFRETİ ARTIRICI ZİHNİYETİN OLUŞMASINA YARDIMCI OLDULAR' Muhafazakar ve
milliyetçi medyanın yanında ana akımın da buna su taşıdığına vurgu yapan
Sözeri, “Muhafazakar medyada bu tür söylemler olurken ana akım medya ne
yapıyor? Ana akım medya için eskiden 'iyi', 'ılımlı' Ermeni olan Hrant Dink, birdenbire
değişmeye başlıyor ve 'kötü' Ermeni olmaya başlıyor. Nasıl oluyor? Evet ana
akım medya, muhafazakar medya gibi manşetler atmadı ama 'Hrant yine rahat
durmadı?', 'Bu sefer de İstiklal marşımıza laf etti?' manşetlerini kullandı.
Böyle okuduğunuz zaman aslında bugün nefret söylemi dediğimiz ifadeleri
kullanmadan yine de o zihniyetin, Hrant Dink'e ve Ermenilere karşı nefreti
artırıcı zihniyetin oluşmasına yardımcı oldular. Ve bu ifadelerin sonucunda,
2007 yılında toplum tarafından çok sevilen bir gazeteci sadece Ermeni olduğu
için öldürüldü" dedi. 'DİNK'İN ÖLÜMÜNDEN SONRA MEDYA SÖYLEM DEĞİŞTİRDİ'
Dink öldürüldükten sonra toplumda büyük bir tepkinin oluştuğunu söyleyen
Sözeri, "Dink'in öldürüldüğünü duyulduğu andan itibaren insanlar Taksim'de
toplanmaya başladı. Dolayısıyla medya da buna tepkisiz kalamadı. Birdenbire
söylemlerini değiştirdi" dedi. 'ANA AKIM MEDYADAKİ NEFRET SÖYLEMİNİ TEŞHİR
ETMEK GEREKİYOR' "O kadar büyük bir kamuoyu tepkisi karşısında medya da
tabii ki sahiplenmeyi tercih etti" diyen Sözeri sözlerine şöyle devam
etti: “Ama bu sahiplenme hangi anlamda sahiplenme? Sadece Hrant Dink kişiliği
üzerinden bir sahiplenme olduğunda o zaman biz dönüp medyanın aslında bu işten
bir ders çıkarmadığını fark ediyoruz. Çünkü başka ölümler de var. Ve medya bu
ölümlere ne kadar duyarlı yaklaşıyor? Bunları da tartışmak lazım. Bu
gazeteciler, gazeteciliklerini bir gözden geçirsinler. Daha iyi bir gazetecilik
yapabilirlerdi bu süreç içerisinde. Bunu düşünmeliler. Ana akım medya da nefret
söylemi yapıyor. Bunları teşhir etmek gerekiyor." HRANT DİNK'E YÖNELİK
NEFRET SÖYLEMİ Hrant Dink, Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'in Ermeni
asıllı olduğuna ilişkin haberi yapmasının ardından hedef haline getirilmişti.
Haber, 21 Şubat 2004'te Hürriyet gazetesinin manşetine taşınmış, 22 Şubat 2004
tarihinde ise Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinde Dink'i hedef
gösteren, "Ulusal birlik ve beraberliğimizin en güçlü olması gereken bu
dönemde, milli birlik ve beraberliğimize ve milli değerlerimize yönelik bu tip
yayımların ne amaçla yapıldığı, Türk toplumunun büyük bir kesimince artık
anlaşılmakta ve endişe ile izlenmektedir" açıklamasında bulunmuştu. Bu
açıklamadan bir gün sonra Hrant Dink, 23 Şubat 2004 tarihinde İstanbul
Valiliği'nde görüşmeye çağrıldı. Hakkında 25 Şubat'ta suç duyurusunda bulunulan
Hrant Dink'e karşı Agos gazetesinin önünde bir grup ülkücü tarafından tehditler
içeren pankartlar açılarak eylem yapıldı. Bu tarihten sonra da çeşitli
basın-yayın organlarında Dink aleyhine haber ve yorumlar yapıldı. 16 Nisan 2005
tarihinde hakkında “Türklüğü Neşren Tahkir ve tezyif” suçlaması ile dava açılan
Dink, artık medyanın 'kötü' Ermeni’siydi. Nefret suçu cinayetine kurban giden
Dink hakkında muhafazakar ve sağ çizgide yayın yapan Yeni Çağ, Önce Vatan,
Vakit, Ortadoğu gibi basın organları, gazete manşetlerinde, "Hrant'ın
hırlayışı", "Ermeni Vatandaşın Densizliği", "Hrant
Kaşıyor" gibi ifadeler kullanılırken, ana akım medya organları da buna
benzer manşetler atmaktan geri durmadı. Cumhuriyet gazetesinden Deniz Som,
"Damardan" başlıklı yazısında, Dink'in 13 Şubat 2004 tarihli
"Ermeni kimliği üzerine" başlıklı yazısını ve Dink'in o dönem
301'inci maddeden yargılanmasına neden olacak olan "Türk'ten boşalacak o
zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin Ermenistan'la kuracağı
asil damarında mevcuttur, yeter ki bu mevcudiyetin farkında olunsun"
yazılarını karşılaştırdı. Milliyet'te Hasan Pulur ise, "Sabiha Gökçen'in
Ermeniliği nereden mi çıktı?" başlıklı yazısında Gökçen'le ilgili
iddiaları "ipe sapa gelmez laflar" olarak tanımlıyordu. Hrant Dink
Vakfı'nın 2004-2007 arasında medyada nefret söylemi raporuna göre, Dink,
İstiklal Marşı'ndaki 'kahraman ırkım' sözlerinin kendisine ırkçılığı
çağrıştırdığını söylemesi üzerine muhafazakar ve ana akım medyanın hedefi
haline geldi. Dink'in sözleri milliyetçi-muhafazakar çizgideki hemen tüm
gazetelerde "Şimdi de İstiklal Marşımıza dil uzattı" şeklinde
verilirken 18 Şubat tarihli Vatan gazetesindeki haberin "Hrant Dink hem
özür diledi hem de İstiklal Marşı gafı yaptı", Hürriyet gazetesinin
Antalya muhabirinin kaleme aldığı haberin manşetinde ise "Dink, bu kez
İstiklal Marşı'nı bölücü bulduğunu söylemiştir" ifadeleri kullanıldı. 1
Kaynak ==>
http://www.demokrathaber.net/guncel/ceren-sozeri-hrant-dink-sabiha-gokcen-haberinden-sonra-kotu-ermeni-oldu-h43572.html
Demokrat Haber
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.