|
Ailesiyle Birlikte Bursa'dan
Suriye çöllerine sürülen on dört yaşındaki Vahram'ın çarpıcı hikâyesi
|
GERİ DÖNÜŞÜ YOK
Bir Babanın Güncesinde ve Kızının Belleğinde Ermeni
Soykırımı
Vahram ve Janine
Altounian
Çeviri:
Renan Akman
Yayına
Hazırlayan: Nıvart Taşçı - Ararat Şekeryan
Güncenin
çevriyazısı: Takuhi Tovmasyan
Düzelti: Bella
Habip
Kapak Tasarımı:
Aret Gıcır
İnceleme, 192
sayfa, 15x21 cm
ISBN
978-605-5753-46-7, Aralık 2014, 20 TL
Geri Dönüşü Yok, 1915 yazında ailesiyle
birlikte Bursa’dan Suriye çöllerine doğru bir ölüm yolculuğuna çıkarılan on
dört yaşındaki Vahram’ın, felaket yıllarının hemen ardından kaleme aldığı güncesinin
üzerine temelleniyor.
Kitap, babasının defterini saklı kaldığı çekmecede onyıllar sonra
keşfederek gün yüzüne çıkaran yazar Janine Altounian ile dilbilim ve psikanaliz
uzmanları Krikor Beledian, Régine Waintrater ve René Kaës’in günceyi
dilbilimsel, tarihsel ve psikanalitik açıdan ele aldıkları beş makaleyi de bir
araya getiriyor.
“Bu
günce bir tür biotexte’dir, bir
yaşam metnidir. [...] Yaşam metni yaşamın metinle geri gelmesidir; yaşanmış bir
hayatın kaleme alınmasına tanık olduğumuz bir otobiyografiden farklıdır bu.
Iskalanmış, yeterince anlam düzeyine taşınamamış, başkalarıyla paylaşılamamış,
sessizlik ve inkârla çevrelenmiş bu soykırım yaşantısı ruhsallığın
ücra bir köşesinde sıkışıp kalmıştır. [...] Pasaportlara vurulan Geri Dönüşü
Yok damgasının soykırımın simgeleşmesi açısından içerdiği olumsuzluğu, yokluğu
ve yasağı aşan bu kitabı soykırım üzerine yazılan ve çekmecelerde hapsolmuş tüm
metinlerin yaşama geri dönmesi için, özellikle de Türkçede geri dönmesi için
bir vesile, umut ve taahhüt olarak da düşünmemiz mümkün müdür?”
(Bella
Habip, Sunuş)
(Vahram Altounian’ın
güncesinden)
6 sahat sonra Hamam’a vardık.
Bide baktık açlıktan çekirge yiyorlar, ölenler ise ölen ölene. Hasılı biz cadırı
kurduk ama hayriim (babam) cok fena oldu, kalkamaz oldu. Tekrar “Hayde
sefkiyat” dediler.
Validem ise: “Hastamız
gayet ağır hastadır aman rica iderim bu seferkinde duralım, gelecek sefer
gideriz” dedi.
Onnar ise: “Vay sen cevap
veriyon” deyip hayriimin kafasına vurmaya başladılar.
Validem ise: “Aman ona
vurma bana vur” dedi.
Ağır bir hastaya sopa
vurursan ne olur. 6 gun sonra, hayriimin vefat etdiyi gun tekrar sefkiyat. Tekrar
mayriimi (annemi) dövmeye başladılar da biz iki kardaş ahliyoruz ama ne fayda
elimizden bir şey gelmes ki, onnar köpek surusu gadar.
Mayriime diyorlar ki: “İşte
hastan öldü.”
Mayriim cevap verdi: “Öluyu
gömelim de öyle gidelim.”
“Yok herkes ne yapiyorsa
siz de onu yapın” dediler.
Herkezin yaptıhı şudur ki bırakıp
gidiyorlar, ertesi gece çakallar parcaliyor...
*
Foto: Berge Arabian.
Janine Altounian
1934 Paris doğumlu çevirmen ve yazar. 1970’ten başlayarak kırk yıl
boyunca Sigmund Freud’un eserlerinin çevirmenliğini yaptı ve yazarın Presses
Universitaires de France tarafından yayımlanan toplu eserleri arasıdaki dil
birliğini sağlamaktan sorumlu uzman olarak çalıştı.
1915 Ermeni soykırımından sağ kurtulmayı başararak Fransa’ya sığınan bir
ailede yetişen Altounian, aynı zamanda kolektif travmanın sağ kalanların dili üzerindeki
etkisi ve aktarımı üzerine çalışıyor. Altounian, insanlığa karşı işlenen suçlar
ve soykırımlarla ilgili araştırmalar yapan uluslararası AIRCRIGE birliğinin
kurucularındandır.
ARAS
YAYINCILIK
İstiklal
Cad. Hıdivyal Palas 231/Z
Tünel
– Beyoğlu İstanbul
Tel:
(212) 252 65 18



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.