Osmanlı Nüfus Sayımı’na göre 17 bin Ermeni’nin yaşadığı
“Adapazarı Kazası”. Adapazarı şehrini 1400’lü yıllarda Timurlenk’in
saldırılarından kaçabilmek için Sivas’tan gelen bir grup Ermeni kurmuşlardı.
Ondan önce bu sadece bataklıkların bulunduğu dümdüz bölgede, ne herhangi bir
yerleşim yeri, ne de kullanılıp, sürülmeye elverişli topraklar vardı.
Ermeniler, inanılmaz inat, azim ve çalışkanlıklarıyla coğrafyanın şiddetli ve
yabani karakterli bu yerinin doğasını değiştirmeyi başararak, buraları
yaşanılır hale getirdiler.
***
Başta Adapazarı olmak üzere çevre coğrafyasında bulunan
en meşhur binaları Bedros Muradyan ve Hovhannes Cırgayan’ın
Konstantinopolis’teki müstakil evlere benzeyen yüksekçe ve pek güzel evleriydi.
Şehrin en göze çarpan devlet ve özel mülkiyete ait tüm binalarıyla kiliseleri
ve kare şeklinde döşeme taşlı yolları Ermeni mimar Varteres Efendi tarafından
inşa edilmişti. Karasu’nun o günkü adı ile “Aram Köyü”nde yani Kızılcık’ta
yapılan kilise ile “Keğam Köyü”nde yani Yassıgeçit’te de bulunan kilise aynı
mimarın eserleri arasında sayılmaktadır. Yine aynı şekilde “Hoviv” adı ile
bilinen Çobanyatağı ve “Çukurköy”de de yapılan Ermeni Kiliseleri ahşaptı ve
Ermeni mimarisinin önemli binaları arasında yer alıyordu.
KARASU, KOCAALİ VE ADAPAZARI ERMENİ KİLİSELERİ
Osmanlı Nüfus Sayımı’na göre 17 bin Ermeni’nin yaşadığı
“Adapazarı Kazası”.
Adapazarı şehrini 1400’lü yıllarda Timurlenk’in
saldırılarından kaçabilmek için Sivas’tan gelen bir grup Ermeni kurmuşlardı.
Ondan önce bu sadece bataklıkların bulunduğu dümdüz bölgede, ne herhangi bir
yerleşim yeri, ne de kullanılıp, sürülmeye elverişli topraklar vardı.
Ermeniler, inanılmaz inat, azim ve çalışkanlıklarıyla coğrafyanın şiddetli ve
yabani karakterli bu yerinin doğasını değiştirmeyi başararak, buraları
yaşanılır hale getirdiler.
2012 yılında bugünkü Ermenistan’da bulunan Yerevan
kentinde “Khaçadur Dadayan” isimli yazar tarafından kaleme alınan Ermenice
kaynakta (XV. Yüzyıldan 1915’e Günümüz
Türkiye’sinde Ermenilerin Ticari-Ekonomik Faaliyeti Toplu belgeler, derleyen:
Khaçadur Dadayan, «Gasprint» Yayıncılık, Yerevan, 2012) yazılı bilgilere
göre 1400-1461 yılları arasında şehir
“Donigaşen” olarak isimlendiriliyordu, ondan sonra Türklerin kararıyla Ada veya
Adacık olarak değiştirildi. Daha da sonraları, şehrin gelişmesine paralel
ticari anlamda önemliliği nedeniyle bu bölgenin bir pazar yerine dönüşmesi
sonucu, Adapazarı olarak adlandırıldı. Başta Adapazarı olmak üzere çevre
coğrafyasında bulunan en meşhur binaları Bedros
Muradyan ve Hovhannes Cırgayan’ın Konstantinopolis’teki
müstakil evlere benzeyen yüksekçe ve pek güzel evleriydi. Şehrin en göze çarpan
devlet ve özel mülkiyete ait tüm binalarıyla kiliseleri ve kare şeklinde döşeme
taşlı yolları Ermeni mimar Varteres Efendi tarafından inşa edilmişti.
Karasu’nun o günkü adı ile “Aram Köyü”nde yani Kızılcık’ta yapılan kilise ile
Yassıgeçitte bulunan kilise de aynı mimarın eserleri arasında sayılmaktadır.
Ermeni, Türk, Boşnak, Elen ve Yahudiler biribirinden olabildiğince belirgin sınırlarla
ayrışan mahallelerde yaşamaktaydılar. Çarşı, güney ucunda Boşnakların oturduğu
dört yanı Türk mahalleleriyle çevrili şehir merkezinde bulunuyordu. Çarşının
kuzey ucundan kuzey¬doğusuna yay şeklinde serili olan mahalleler Ermenilere
aitti. Çarşı, merkezinde satışı yasak olan maddelerin, yolun sağ ve sol
tarafında, balıkçı, şarapçı, domuz eti kasabı, tütüncü, ve hatta meyve ve başka
türden yiyeceklerin satıldığı dükkânlarıyla Kargıç altında adı verilen uzunca
sokakla devam ediyordu. Bu sokaktaki 100-120 dükkândan sadece birkaç tanesi
Elenlere aitti, geriye kalan tüm dükkânlar Ermenilerindi, Türklere ait bir tek
dükkân bile yoktu. Ama çarşıdaki asıl resim yaklaşık olarak şöyleydi: % 80
Ermeni, % 10 Türk, % 5 Elen, % 2 Yahudi ve % 3 diğer halktan insanlar. İpek
böcekçiliğiyle, tütün üretimi Adapazarı’nın en parlak ve başarılı işleriydi,
Bunlardan ilki halka üç milyon, ikincisi ise bir milyon kuruş miktar
getiriyordu.
1879 yılında şehrin Ermenilere ait olan sekiz ipek üretim
merkezinde çalışan yüzlerce kadın ve kızlara iş alanı sağlanmıştı.
Adapazarı’nda genellikle buğday, keten, tütün, ipek, soğan, sarmısak, patates,
ve meyve çeşitleri üretilirken, yerel atölyelerde hazırlanan ender deri yabancı
pazarların renkli derileri ve kürkleriyle rahatlıkla rekabet etme kalitesine
sahipti. 1905 yılında, perakende keten satın alan tüccarlar topu topu 6-7
kişilerdi, ağustos başından ekim ayı sonuna kadar, okkasını 2-3 kuruşa satın
aldıkları keteni İzmit’te toptancılara 2,5-3,5 kuruşa satıyor, onlar da malları
Marsilya, Londra ve Hamburg’a ihraç ediyorlardı. 1915’e kadar Adapazarı’nda
ipek üretimiyle ilgili fabrikalar aşağıdaki şahıs ve şirketlere aitlerdi:
Bedros Muradyan, Boğos Muradyan, «Antranik Çarıkçıyan kardeşler» Şirketi,
«Artaki Medaryan – Arapzade Sait şirketi», «Hagop Dayleryan – Hamit Bey
şirketi», «Suren Kuyumcuyan kardeşler» Şirketi, «Mıgırdiç Cırgayan şirketi»,
«Şahinyan kardeşler», Anbarlıyan, Garabet Topuzyan.Ermeni nüfus kaza merkezi
olan “Adapazarı”nda yoğunlaşmıştı. Toplam 24 bin kadar olan şehir nüfusunun
yarısına yakınını Ermeniler oluşturmaktaydı
“Ermeniler; o dönemin şehir merkezini oluşturan
mahallelerin içinde “Nemçeler” ( bir başka isimlendirme ile Necişler ) başta
olmak üzere,”Kurtuluş”, “Malacılar”ve “Gazeller”de yoğun olarak ikamet
ediyorlardı. 1902’de şehir merkezinde dört Ermeni Kilisesi bulunuyordu.Tabii
ki; her kilisenin bağlı bölgesindeki kızlar ve erkekler için birer okul
bulunuyordu.Örneğin; “Nemçeler Mahallesi”nde bulunan “Surp Garabed Kilisesi”nin
etrafında yaşayan Ermeni nüfusun fazlalığı nedeni ile “Nersesyan Mektebi” ve
“Santukhdyan Mektebi” adı ile iki okul bulunuyordu. “Malacılar Mahallesi”nde
ibadetlerine açık bulunan “Surp Hıreşdagabed Kilisesi” ve “Aramyam Mektebi” ile
“Kayianyan Mektebi” kurulu idi. Müslüman yerleşik halkın yanı sıra ağırlıklı
Gregoryen Ermenilerin de yaşadığı “Kurtuluş Mahallesi”nde kurulu “Surp Kirkor
Lusavoriç Kilisesi” yakınlarında da “Rupinyan Mektebi” ve hemen birkaç sokak
arkasında da “Hıripsimyan Mektebi bulunuyordu”.
Gazeller’deki kilise, dönemin “Adapazarı’nın en büyük
kilisesiydi”. Ermenilerin “pazar ayini”nde tercih ettikleri kilise durumunda ,
“Surp İstepanos Kilisesi”.
Bu kilisenin kurulu bulunduğu Gazeller Mahallesi’nde ki
Ermeni nüfusun çokluğundan olsa gerektir ki; “Mesrobyan Mektebi” en büyük okuldur,
yanında bulunan “Nunyan Mektebi” de onun büyüklüğünde eğitim merkezi olarak
faaliyetini yapmaktadır. Adapazarı kazasının şehir merkezini oluşturan
“Adapazarı”ndan sonra Ermeniler’in en fazla ve yoğun olarak yaşadığı yer
Sapanca idi. Sapanca, kendi adı ile anılan gölün kıyısında kurulu bir “nahiye
merkezi” olup burada bin kadar Ermeni yaşıyordu. Nahiye merkezinin bulunduğu
bugünkü terminal binasının bulunduğu arka mahallede “Surp Asdvaadzadzin
Kilisesi” bulunurken burada yaşayan eğitim çağındaki öğrencileri devam
ettikleri okulun adı “Aramyam Mektebi” olurken nahiyedeki Ermenilerin
ipekböcekçiliği başta olmak üzere el zanaat işleri dökümcülük, demircilik ile
meyve üretimi ile geçimlerini sağlıyorlardı.
Ermenilerin bir başka yaşadığı Adapazarı kazası bağlısı
nahiye “Hendek”te kurulu “Hayots Küğ”(-Türkçe karşılığı Ermeniköy olan bu köyün
günümüzde neresi olduğu tespit edilememiştir)’de “Surp Kirkor Lusavoriç
Kilisesi” ve bir ilkokul bulunurken bağlı köylerden “Hoviv”(-Türkçe karşılığı
Çobanyatağı’nda “Surp Garabed Kilisesi” ve hemen yanı başında “Vahanyan
Mektebi”; Çukurköy’de “Surp Asdvaadzadzin Kilisesi”, “Keğam” ( bu köyün
günümüzde Yassıgeçit Köyü olduğu tahmin edilmektedir)’da “Surp Hovhannes
Kilisesi” ve “Hovhannes Mektebi”; “Aram” (-Türkçe karşılığı Kızılcık Köyü’nde )
“Surp İstepanos Kilisesi” yanında da “Aramyam Mektebi”; Fındıklı’da “Surp
Kirkor Lusavoriç Kilisesi” ve “Mesrobyan Mektebi”; Ferizli’de “Surp
Asdvaadzadzin Kilisesi” ile “Rupinyan Mektebi”; Damlık’ta “Surp İstepanos
Kilisesi” yanında da “İstepannosyan Mektebi”; elliye yakın “Poşa” namı ile
bilinen ve tanımlanan Çingene Ermenilerinin yaşadığı belirtilen Damlık
Yeniköy’ünde “Surp Garabed Kilisesi” ve hemen yanı başında “Yeğiyayan Mektebi”;
Elmalı Köyü’nde “Surp Kirkor Lusavoriç Kilisesi” ve “Lusavoriçyan Mektebi”;
Koğukpelit’te “Surp Keğamyan Kilisesi” ve “Keğamyan Mektebi”; Bıçkıköy’de
“Zakaryan Kilisesi” yanında da “Zakaryanyan Mektebi” . 1902–1912 yılları
arasında 18 Ermeni Kilisesi ve 21 Ermeni Okulu.
Kiliselerin çoğunun adı ya “Surp Asdvaadzadzin Kilisesi”,
ya “Surp Hıreşdagabed Kilisesi”,ya “Surp İstepanos Kilisesi” ya da “Surp Kirkor
Lusavoriç Kilisesi”.
Şimdilik yazacaklarımız bu konuda bukadar.Önümüzdeki
haftalarda yeni yazılarda görüşmek üzere….Şen ve esen kalın….

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.